DENİZ NAKLIYAT T.A.Ş VE M/V AMASYA ŞİLEBİ VE HÜZÜNLÜ SONU
16 Ağustos 1951 tarih ve 5812 sayılı kanunla DENİZCİLİK BANKASI T.A.O ve 1 MART 1952
Tarihinde fiilen göreve başlayan Denizcilik Bankası gelişen ekonomik konjonktürün gereksinimine cevap verecek olanaklara yeterince sahip olmadığından çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalmıştı. Bunlar içinde en önemlisi İstanbul Liman’ındaki sıkışıklık nedeniyle yabancı armatörlerin navlunlarını artıran tehditlerini ve artmış olan ithalat karşısında milli filo yetersizliği dolayısıyla görünmeyen giderler de ödenen ve dış ticaret açığımızın önemli bölümünü teşkil eden yabancı bayraklı gemilere ödenen navlunlardı.
Bu olumsuzlukları gidermesi amacıyla Denizcilik Bankası Yöneticileri liman vasıtalarını artırmak için tersanelerde Liman içinde kullanılacak deniz vasıtalarının inşasına hız verdi. Ayrıca Salıpazarı ve Haydarpaşa Limanlarını geliştirecek çalışmalara hız vererek bu limanları günün şartlarına uygun bir hale getirerek navlun zararlarını asgari seviyeye indirmişti.
Denizyolu ile yapılmakta olan ithalat ve ihracatın yapılması amacıyla yeni gemilere ihtiyaç vardı. Armatörlere ait gemilerin pek azı ithalat ve ihracatın yapılmasında görev alıyorlardı. Büyük bir kısmı ise dış hatlarda çalışmayacak durumda olması nedeniyle iç hatlarda Kömür ve tuz nakliyatında kullanılıyordu. Denizyolları İşletmesi ise, iç yolcu ve yük nakliyatını karşılama çabası içinde şilepleriyle yeterince ilgilenemiyordu. Esasen elindeki şilep adet ve tonajı da buna cevap verecek durumdan uzak bulunuyordu. Bu olumsuzluğun giderilmesi amacıyla düzenli seferler yapmak amacıyla yeni bir teşkilatın kurulması ve filonun arttırılmasını zorunlu hale getirdi.
Bu maksatla Banka 1954 yılında, 5842 sayılı Kanun’un verdiği yetkiye dayanılarak Denizcilik Bankası T.A.O. bünyesindeki “Şilepçilik İşletmesi” kurulur. İşletmenin başına Müdür olarak Kaptan Asım Alnıak getirilir, Fadıl Sarımsakcı ise Müdür Yardımcısı olarak görev alır. Bu işletme Denizcilik
Bankasına bağlı olarak faaliyetini sürdüren "Şilepçilik İşletmesi’nden beklenenden daha iyi sonuç alınması amacıyla 14 Mayıs 1955 tarihinde %51 Hissesi Denizcilik Bankası T.A.O nın %48’i Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü’nün %1 hissesi de Petrol Ofisi, Etibank, Türkiye İş Bankası, Türkiye Emlak Bankası, Türk Ticaret Bankası arasında paylaşılan konsorsiyumun ortaklığında 110.000.000(Yüzonmilyon) Türk Lirası sermayeli D.B. DENİZ NAKLİYATI TÜRK ANONİM ORTAKLIĞI kurulmuştur.
İlk Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Atatürk’ün Dış İşleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras getirildi. İlk Genel Müdür Kaptan Asım Alnıak Genel Müdür yardımcıları Fadıl Sarımsakçı ve Y.Müh. Şekip Özgener getirildi. Kadrosundaki personel sayısı da 56 Yönetici ve memur olarak karada 848 denizde olmak üzere toplam 904 personeli bulunmakta idi.
Şilepcilik İşletmesi’nin kurulması ile Denizyollarından Ardahan, Bakır, Demir, Hopa, Malatya. Kars, Kastamonu, Rize, Yozgat, Çoruh, Eskişehir, Kırşehir, Aydın, Manisa, Kütahya, Seyhan, Nevşehir Şilepleri ile Kocaeli ve Sivas tankerleri önce Şilepcilik 1955 tarihinden sonra da D.B Deniz Nakliyat T.A.Ş. filosunda görev aldı. Bu gemiler ikinci el olarak satın alınmıştı. 1955 yılında Deniz Nakliyat T.A.Ş. kurulduktan sonra filoyu gençleştirmek ve ihtiyaç duyulan gemi alınması amacıyla Japonya’da
Amasya, Denizli, Kayseri, Sakarya, Bolu Şilepleri ile Batman Tankeri. Yeni inşa olarak satın alınmıştır.
Bu yeni inşa edile Şileplerden M/V AMASYA Şilebi 17 Şubat 1970 tarihinde Biscay körfezinde seyir halinde iken yük kayması nedeniyle yan yatmış şiddetli fırtınanın da etkili olması nedeniyle de batmıştır. 5 Mart 1970 tarihli Hayat Mecmuasının 10. Sayfasında “Amasya’nın Son Dakikaları” başlığı ile olayı anlatırken Amasya şilebinin sulara gömülürken resimleri ile kazadan kurtulanların söyledikleri yer almakta bunlar içerisinde Ahçı Fahri Sabuncu “Bayram yemeği olarak çoban kavurması yapmıştım tam tuzuna baktığım sırada gemi yan yattı. Elimde kepçe dışarı fırladım ortalık bir anda ana-baba gününe dönmüştü. Gemici Şerafettin Aslan “Lastik botla yanaştığımız İngiliz gemisine teker teker iple çıkıyorduk. Sıra bana gelmişti, birden elem kaydı, sulara gömüldüm. Tekrar gemiye çekmeselerdi şimdi yoktum “Usta Gemici Mehmet Yıldırım “Kaptanla ambara inmiştik sulara nasıl mâni olacağımızı düşünüyorduk tam o sırada gemi şiddetle sarsıldı ve batmaya başladı dışarı fırladık. Fakat kaptanı bir daha görmedim”.
Çarkçıbaşı Mehmet Özdöl iki defa öldü
Facia kurbanlarından çarkçıbaşı Mehmet Özdöl’ün bu kazada iki defa öldüğü söylenebilir. Önce kıl payı farkla Azrail’den yakasını sıyırmış ve arkadaşları ile bindikleri lastik bot, yardıma gelen İngiliz gemisine yanaşmaya muvaffak olmuştu. Diğer kazazedeler gibi o da yukarı çekilmek için sırasını bekledi, ipe tutundu. İşte ne olduysa o anda oldu. Eli kaydı ve sulara gömülen çarkçıbaşı kabarmış dalgaların köpükleri arasında kayboldu.
5 Mart 1970 tarihli Hayat Mecmuasının 11. Sayfasında Koray Güney’in kazazede gemicilerle yaptığı konuşma sonrasında yazdığı yazı;

UGURSUZ BAYRAM SABAHI
«GEMİYİ en son ben terk ettim. Sulara gömülmek üzere olan Amasya'nın güvertesinden denize atlarken, elimde geminin bayrağını sımsıkı tutuyordum. Su buz gibiydi. Sonradan- 4 derece olduğunu söylediler. Beynim âdeta donmuş, adalelerim kasılıp kalmıştı. Fakat ölmemek için yüzmek zorundaydım. Elimden Türk bayrağını bırakmadan tek kolla dalgalara karşı tam iki saat karşı koydum.
Nihayet bir gemi yaklaştı kaza mahalline. İngilizlerin «North Prince» şilebiymiş. Attıkları ince halata tutunup hayatımı kurtardım.» Bütün bunları Amasya gemisini en son terk eden ve hâlâ yaşadığı maceranın korkusundan, kendisini kurtaramamış olan 23 yıllık gemici İbrahim Turan anlatıyordu.
Yalnız, o mu? Diğer arkadaşlarının da Okyanusun azgın dalgalarıyla yaptıkları ölüm kalım mücadelesi bütün dehşetiyle hafızalarında canlılığını muhafaza ediyordu.
İYİ BAŞLADI KÖTÜ BİTTİ
Her şey, iyi başlamıştı 17 Şubat Salı günü sabahı ... Bayramın ilk günü olduğu için mürettebat, zabitan salonunda toplanmış ve birbirini kutlamıştı ... Kurban Bayramı’nda gemiciler mutlu görünmeye çalışıyor, bir yandan da ailelerini düşünüyorlardı. Yuvalarından ayrı geçirdikleri bayramların, yılbaşların ilki değildi bu. Meslekleriydi onları bu hayata zorlayan. Bayramlaşmadan sonra, görevli olanlar işlerinin başına, diğerleri de istirahate çekilmişlerdi. Köprü üstünde, 4. kaptan Asaf Altuğ ve serdümen Mehmet Bilici görevliydi. Her şey yolunda giderken 10.30 sularında, gemi birden iskeleye şiddetle yatmaya başlamıştı. Derhal Kaptan Burhan Işım'a durum bildirilmiş ve başta o olmak üzere, görevliler su aldığı tahmin edilen 2 numaralı ambarın kapağını açmışlardı. Kapak açıldığı zaman, 30 kadar çuvalın geminin yatmasıyla sola kaydığı, dip ambardaki çinko cevherinin de üzerini suların örttüğü görülmüştü. Kaptan Burhan Işım, derhal suların pompa edilmesini emretmişti. Oysa, geminin küpeşteleri suya girecek şekilde sola yatmıştı ve meyil her an artıyordu. Bu sırada ana makinenin de stop ettiği haberi geldi. Yapılacak bir şey kalmamıştı. Kaptan, beklenen tahliye emrini verdi. Şimdi gemiciler, filikaları, botları indirmeye başlamıştı. Oysa indirilen filika, dalgaların şiddetiyle gemiye çarpıp parçalanıyordu. Nihayet bir lastik bot ile bir filika parçalanmadan su yüzünde kalmış, atik davrananlar içine doluşmaya başlamıştı. Şimdi, bayram günü başlarına gelen felâketle bütün keyifleri kaçan ve can derdine düşenleri dinleyelim. Dinleyelim de onlar gibi «Bayram günü de bu olur mu? diyelim. Sanki Azrail bayramı kollamıştı. - Gemici Arif Köse, bir elinin parmaklarını açarak: Beş çocuk beyim, diyor, tam beş çocuk babasıyım. Güç belâ canımı kurtarıp sala bindikten sonra iki saat boyunca ölümle pençeleştik. Ve o iki saat boyunca hep yavrularımı düşündüm. Erkekliğimden utanmasam, ağlayacaktım. Ama serde erkeklik var ...
Ya, kamara amiri Osman Selimoğlu'na ne dersiniz? Bayramın birinci günü, mutfağı denetlemeye gitmiş, ocakta pişen çoban kavurmasını, pilavı ve tatlıyı tek tek tatmıştı:
-Arkadaşlara hazırladığımız bayram yemeğinin tadına diyecek yoktu. Tam ağız tadı ile yiyelim derken, neler geldi başımıza!... Demek ki, kısmet değilmiş birlikte bayram yemeği yemek.
Gemici Niyazi Sarı, kürk paltosuna sarılmış. Hâlâ o buz gibi deniz suyunun soğuğunu hissediyor.
Konuşurken tutuk tutuk:
-Ağabey, diyor, iki saat süren mücadeleyi ve soğuğu hayatımın sonuna kadar unutmayacağım.

KAPTANI SON GÖREN
Kamarot İbrahim Kul, ikinci olarak bota atlamış. Oysa, denize düşmüş ve sonunda bir hamleyle bota çıkabilmiş.
- Bota çıkarken Kaptan Burhan Işım’ı son defa gördüm. Kıç üst güvertede duruyor tahliye çalışmasını kontrol ediyordu. Şimdi, «Amasya» dan canlarını kurtaran gemiciler bir ay denizden uzakta, ayakları karada istirahat edecekler. Bildirilmiş ve başta o olmak üzere, görevliler bayram gününü unutabilirlerse ...

DÖRDÜNCÜ KAPTANIN HEYECANI
“Amasya “gemisinin dördüncü kaptanı Asaf Altuğ İstanbul’a geldiği zaman hala facianın tesirindeydi.
Hele kaptan köprüsü üzerinde son nöbeti tutması onu daha da yıkıp perişan etmiş, hayatının sonuna kadar da bu olayı konuşmamaya gayret etmiştir.
Cumhuriyet Senatosu İstanbul Üyesi Ekrem Özden’inin 26 Şubat 1970 tarihinde Cumhuriyet Senatosu Başkanlığına verdiği dilekçede; Aşağıdaki soruların Ulaştırma Bakanlığı tarafından yazılı olarak cevap vermesine delaletlerinize saygı ile rica ederim
Sorular:
1. Bundan bir müddet evvel (Amasya Şilebi batmıştır. Sebep nedir? Mesulleri kimlerdir.
2. Gemide kurtarma levazımı tam olarak bulunuyor mu idi?
3. Bu geminin sigortası hangi tarihte ne kadar navlunla kaç liraya sigorta yapılmıştır.
Dönemin Ulaştırma Bakanı Nahit Menteşe’nin Cumhuriyet Senatosu İstanbul Üyesi Sayın Ekrem Özden’in batan Amasya Şilebine dair yazılı soru önergesinin cevabı 3 suret halinde ilişikte sunulmuştur. Arz ederim
Cumhuriyet Senatosu İstanbul Üyesi Sayın Ekrem Özden’in, batan Amasya Şilebine dair 26. 2. 1970 tarihli yazılı soru önergesinin cevapları,
Atlantik’te Biscay Körfezinde 17. 2. 1970 gününde batan D. B. Deniz Nakliyatı T. A. Ş. Genel Müdürlüğüne ait Amasya adlı geminin batış sebebini tahkik ve tesbit etmek üzere, 4770 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin (c) bendinin 6 ncı fıkrası ve aynı Kanunun 26 ncı maddesi hükmilerine göre, Marmara Bölgesi Liman ve Denilişleri Müdürünün Başkanlığında, bir gemi İnşaiye, iki güverte, iki makina uzmanından teşekkül eden Tahkik Komisyonu tarafından yapılan idari tahkikat neticesinde düzenlenen rapora göre;
1. Amasya adlı geminin kontinant seferi için kaptan ve birinci zâbit tarafından yapılmış olan kargo plânına göre Mudanya iskelesinde iki numaralı dip ambarına sıvı çamur halinde alınan 1524 ton dökme «Çinko kurşun konsantre» yükün, Atlantik'te Biscay Körfezinde 17. 2. 1970 tarihinde büyük denizlerin tesiriyle, geminin yalpaya düşmesinden iskele tarafına kayması neticesinde muvazenesi bozularak alabora olup battığı ve kaptan dâhil dokuz denizcimizin hayatlarını kaybetmiş oldukları anlaşılmıştır.
2. Hâdisede kusurlu görülenler Ceza Muhakemeleri Usulu Kanunu uyarınca takibat yapılmak üzere idari tahkikat dosyası İstanbul Cumhuriyet Savcılığına tevdi edilmiş bulunmaktadır.
3. Gemi, Milletlerarası tanınmış «Amerıcan Bureau of Shipping» klâs Müessesesinden verilmiş geçerli belgeyi haizdir. Ayrıca Marmara Bölgesi Liman ve Denizişleri Müdürlüğünden verilmiş;
a) 8. 3. 1970 tarihine kadar geçerli denize elverişlilik,
b) 30. 9. 1970 tarihine kadar geçerli fribord,
c) 5. 7. 1970 tarihine kadar geçerli teçhizat emniyet,
ç) 31. 3. 1970 tarihine kadar geçerli yük gemisi inşa emniyeti,
d) 15. 5. 1970 tarihine kadar geçerli tel-siz telgraf emniyet,
Belgelerine haizdir.
Gemide kurtarma levazımatı yeterli olup olay esnasında bir kısmının kullanılmasına imkân bulunamamış olduğu anlaşılmaktadır.
D. B. Deniz Nakliyatı T. A. Ş. Genel Müdürlüğünce hazırlanmış olan rapora göre; Amasya Gemisinin 12 Şubat 1955 tarihin de filoya katılmış olduğu, geminin halen müemmen kıymet olarak 4 500 000 Tl.
Artan kıymet, çoğalmış mesuliyet için 700 000 Tl. Ve P. P. I. poliçeleriyle 300 000 Tl. Olmak üzere cem‘an 5,5 milyon Tl. Ya sigortalı bulunduğuna, Dünya gemi şirketlerinin ekserisinde olduğu üzere, D. B. Deniz Nakliyatı T. A. Şirketinde de tatbik edilmekte bulunan, Konşimentonun 4 ncü maddesi, yükün yüklenmek üzere teslim alınmasıyla, taşıyan peşin veya ödenmemiş navlunun tamamına mutlak olarak istihkak kesbeder.
Gemi veya yük zıyaa uğrasın uğramasın, peşin ödenen navlun iade edilemeyeceği gibi, ödenmemiş navlunun tamamının ödenmesi iktiza eder kaydını ihtiva ettiğinden, idare konşimentosunun kullanılmadığı ve aksine bir hüküm taşıyan kiracı konşimentolarının kullanıldığı ahvalde, navlunun ayrıca sigorta ettirileceğine işaret olunmaktadır.
Bu itibarla, Amasya Gemisinin bir seferinde taşıdığı yüklerin navlunu olan 273 989,70 Tl. da tahsil edilmiş bulunduğu cihetle, şirketin navlun kaybı olmadığı gibi, yük sahiplerinin de kendi mal sigortalarına rücu edebilecekleri anlaşılmaktadır.
Geminin batma nedeni konusunda çeşitli kişilerden alınan duyumlara şöyle “Mudanya’da kurşun madeni yüklemiştik o zam geminin kaptanına bu madenin tehlikeli bir yük olduğunu maden sulandığı için ambar üstünden dökülüyordu acentedeki Allah rahmet eylesin Rıza Bey vardı oda durumu izahat ediyor ambarı bölünmesini söylüyorlar fakat kot uzun işi diye ambarları böldürmedi Ahçı başı güvertede düşerek ayağın kırdı bir tek onun kurtulduğunu biliyorum.” Farkı bir duyumda şöyle “1974 yılında Zodiac maritimede ben 3. Müh. Olarak çalışırken bize Amasya gemisinin 2.Mühendisi gelmişti
Burhanettin Kodaman’dı adı gemi battığında gemide imiş Biscay’da fırtına esnasında bir tane yelkenli kotra fırtınaya maruz kalmış gemi kaptanı yelkenliye yardıma gidiyor ve insanları kurtarabilmek için gemiyi yelkenliye saçak altı yaparken yükü kaydırıyor ve orada batıyor.
Cevabını bulamadığımız bir soru aklımıza takılıyor ikinci duyum doğru ise acaba kaptan suçun kendisinde olduğunu kabul edip, personelin gemiyi terk etme talimatını verdikten sonra. Tahliye işlerini kontrol ediyor. (Kamarot İbrahim Kul bunu teyit ediyor “Bota çıkarken Kaptan Burhan Işım’ı son defa gördüm. Kıç üst güvertede duruyor tahliye çalışmasını kontrol ediyordu”) Bir başka duyum ise kendisine hizmet eden kamarot Şerif Özcan gemiyi terk etmek için kaptana yalvarıp yakarmasına rağmen kaptanı ikna edememiş gemi batmak üzeredir Kamarot Şerif Özcan denize atlar ancak -4 derecede olan suda hipotermi nedeniyle vefat ediyor.
M/V Amasya şilebi batışı ile ilgili olarak Kaptan Gazanfer Akar ile yaptığım bir görüşmede, gemiyi Samsun’dan İtalya’ ya bakır madeni götürü olan Çeliktrans II adlı gemi Kaptan’ının rahatsızlığı nedeniyle İstanbul’a getirmemi talep edildi. Samsun’dan İstanbul’a gelinceye kadar gemininambarında biriken suları ellerimizde kovalar ile boşalttık. Ben İstanbul’da gemiyi bir başka kaptana emenet ettim ve gemiden indim. Madenden çıkan ve ambarın üzerinde biriken sulara Herhalde bizim gösterdiğimiz özeni göstermemiş olacaklar ki maalesef gemi Sicilya açıklarında battı. O dönemde bu tür olaydan dolayı çok gemi battı şimdi ise maden gemilere fırınlardan kurutularak yüklendiği için böyle bir olaydan dolayı da gemiler artık batmıyor, demişti.
17 Şubat 1970 günlerden salı. Türk şilebi Amasya Biscay körfezinde azgın dalgalara daha fazla mukavemet edememiş sulara gömülüyor. 23 kişilik mürettebattan bir kısmı gemiden ümidi kesen Kaptan Burhan Işım'ın emriyle kurtarma botuna binmiş, meçhul bir yöne doğru yol alıyor. O andan itibaren lastik bottaki 17 gemicinin iki saat süren ölüm kalım mücadelesi başlamış olacak. Azgın dalgalarla boğuşacaklar, çırpınacaklar. Ta ki kurtarıcı gemiler görününceye kadar.
Bu 17 kişininhayatının öylesine korkunç bir safhası ki, şimdi yukarıdaki manzarayı hayatta kalanlar hatırlamaktan dahi korkuyorlar. Yandaki haritada ise Amasya'nın Fransa açıklarında battığı yer görülüyor. Dünya denizcilerinin dilinde burası gemi mezarlığı... Cehennem körfezi son olarak 8 Türk'ün de canını aldı
...
Kurban Bayramının 1. Günüde -4 derece olan suya atlayarak vefat edenlerle kazadan kurtulup halen hayatta olmayanlara Allahtan rahmet diliyor cennet mekanları olsun sağ olanlar var ise de onlara da sağlıklı ve mutlu günler diliyorum
Deniz Nakliyat’a ait olup, 11 Şubat 1958 tarihinde bir Fransız gemisi ile çarpışarak batan S/S Aydın Şilebi ’nin Fransız gemisiyle çatışarak batması neticesinde bu geminin sigortasın dan alınan parasıyla İngiltere’de inşa edilen Empire sınıfından üç şilep alındı bu Şileplere S/S Aydın, S/S Sinop ve S/S Zonguldak’tı. Ayrıca bu para ile de 1960 yılında Fındıklı’da bulunan Genel Müdürlük Binası satın alındı.
17. 2. 1970 tarihinde Biscay körfezinde batan M/V Amasya şilebinin sigorta şirketinden alınan 5 ,5 Milyon, lirada kuvvetle muhtemel ki o dönemde Yugoslavya’ya sipariş verilen Fırat, Dicle, Meriç, Aras, Gediz, Keban alımlarında kullanılmıştır.
Yorumlar
Kalan Karakter: