Trabzon'da deniz dolguları ile derelere gelişigüzel atılan çöpler, taşkınlarla sürüklenip ulaştığı Karadeniz'de hem kirliliğe yol açıyor hem de balıkçı ağlarına zarar veriyor.

RTEÜ,Su Ürünleri Fakültesi Deniz Biyolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ülgen Aytan, "Karadeniz'de fırtına sonrası özellikle kontrolsüz kıyı dolguları ile nehirlerden, çoğunluğu plastik olan önemli miktarda çöp denize ulaşmakta" dedi.

Doğu Karadeniz'de deniz dolguları ile derelere gelişigüzel ve kontrolsüz atılan çöpler, taşkınlarla sürüklenip, denize ulaşarak kirliliğe yol açıyor. Bu çöpler, fırtınalı havalarda dalgaların da etkisiyle balıkçı barınakları ile deniz yüzeylerine birikiyor. Biriken çöpler, balıkçı ağlarına takılarak da zarar veriyor. Trabzon'da kıyı balıkçılığının yapıldığı Faroz Limanı'ndan açılan balıkçılar ise denize atılan yüzer ağlardan balık yerine metal, plastik poşet ve moloz gibi çöpler topluyor.

'BALIK YERİNE ÇÖP TUTUYORUZ'

İskenderun Körfezi’nde lodos, Amanos Dağları’nda kartpostallık manzaralar İskenderun Körfezi’nde lodos, Amanos Dağları’nda kartpostallık manzaralar

Balıkçı Cengiz Kavzaoğlu, Gülcemal dolgu sahasına katı atıkların döküldüğünü ve bunların denize yayılıp ağlarına takıldığını belirterek, "Gülcemal'e, şehrin yıkılan inşaat atıkları, tahta parçaları ve çöpler dökülüyor. Her şey denize gelip, bizi buluyor. Yüzer ağ kurduğumuz için ağımız hepsini topluyor. Onlar denize döküyor, biz topluyoruz, o sırada ağlarımız gidiyor. Balık için ağ kuruyoruz, balık yerine çöp tutuyoruz" dedi.

30 yıldır Faroz Limanı'nda balıkçılık yaptığını söyleyen Köksal Yılmaz da "Palamut mevsimi geldi, palamut avında yüzer ağ kullanıyoruz. Denizi üstünde yüzen atıkları palamut ağı topluyor, mezgit ve barbun avında kullanılan dip ağlarıyla kıyıdan 15 metre açıkta avlanıyoruz. Bunlara takılan çöp bize zarar veriyor, aynı sorunu 500 metre açıkta barbun ağı atan arkadaşlarımız yaşıyor. Çevremizi ve denizimi temiz tutsunlar" diye konuştu.

'TEMİZLİYORUZ, ÇÖPLER YİNE BİZE GELİYOR'

Denizden eski günlerdeki gibi balık çıkmadığını belirten Mustafa Çakır ise "Buna 'küresel ısınma' diyorlar. Fakat küresel ısınma kirliğin yanında sınıfta kaldı. En kötü ihtimal ile biraz dalga olduğu zaman, deniz kızıla boyanıyor. Böyle havası bulanık bir yerde sen yaşar mısın? Denizden çöp çıkıyor, ağları biz temizliyoruz. Gidip çöpe veriyoruz, yine bize geliyor. Temizliyoruz yine bize geliyor. Duyarlılık yok. Bir vatandaş olarak insan üzülüyor. Gelecek olan bir nesil var, bu denizden ekmek yiyecek, keyif alacak. Bizi, bu denizden nefret ettirdiler" ifadelerini kullandı.

'ÖNEMLİ MİKTARDA ÇÖP DENİZE ULAŞMAKTA'

RTEÜ Su Ürünleri Fakültesi Deniz Biyolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mikroplastik Araştırma Grubu Lideri Doç. Dr. Ülgen Aytan, denize ulaşan plastiklerin çok ciddi ekolojik ve sosyoekonomik etkileri olduğunu belirterek, "Çok düşük miktarda geri dönüştürülebilen plastiklerin büyük bir kısmı, vahşi depolama alanlarında sonlanıyor. Burada sonlanmaları demek; çeşitli yollar ile nehir ve denizlere ulaşması demek. Denize ulaşan plastikler, çok ciddi ekolojik ve sosyoekonomik etkilere sahip. Özellikle sosyoekonomik etkilerin başında; ülkelerin plastiği denizel ortamdan ve sahil şeridinden uzaklaştırmak için harcadıkları çok büyük bütçeler ile tabii ki navigasyon ve balıkçılığa verdikleri zararlar var. Karadeniz'de fırtına sonrası özellikle kontrolsüz kıyı dolguları ile nehirlerden, çoğunluğu plastik olan önemli miktarda çöp denize ulaşmakta. Karadeniz'de uzun yıllardır özellikle dip bölgesinde akümüle olmuş plastiklerin de karışımlar sonucu üst tabaklara çıkması ile birlikte; bugün balıkçılar balık yerine çöp avlamış durumda" dedi.