banner191

banner148

banner179

banner176

23.09.2008, 12:02

M/S ORDU Gemisi Hatıraları

ORDULU REFİK KAPTAN, ORDU LİMANINDA, ORDU GEMİSİNDE, ORDULU BİR KIZLA EVLENDİ

 

İkinci Dünya Savaşı nihayet sona ermişti.

Altı yıla yakın süren bu korkunç boğazlaşmanın dışında kalmayı başarmıştık, ama denizciliğimiz de içler acısı hale düşmüştü.

Eldeki eski gemilerle yolcu ve yük taşımacılığı yapmak günden güne biraz daha zorlaşıyordu.

Filodaki gemilerin büyük bir çoğunluğu çoktan tabi ömürlerini tamamlamışlardı, birçoğunun elden çıkartılma vakti gelmişti de geçmişti bile...

Aralarından birkaçı da ancak zoraki bakım ve tamirlerle sefere çıkartılabiliyordu.

Araya giren savaş yıllan, yeni gemilerin alınmasına bir türlü imkân vermemişti İşte bu günlerde 1948 yılında Devlet Denizyolları ve Limanları Genel Müdürlüğü eskiyen filosunu yenilemek savaş sonrası artan yolcu ihtiyaçlarını karşılamak için filoya yeni gemiler almak için araştırmalar yapar Amerika Birleşik Devletleri’nin, Marshall Yardımı faslından vermeyi kabul ettiği fondan, ilk olarak 10 adet kuru yük gemisi ile iki tanker ve yedi adet de yolcu gemisi almak için girişimlerde bulunur.

Yazışmalar, görüşmeler derken, bu girişim meyvesini vermekte gecikmedi.

İlk satın alınanlar Ardahan, Aydın, Çoruh, Hopa, Kars, Kastamonu, Malatya, Manisa, Rize, Yozgat adlı kuru yük gemileri oldu. Alınan 2 adet tankere de Kocaeli ve Sivas adları verildi. Yolcu gemilerine gelince bunlara da Adana, Ankara, İstanbul, Tarsus, Giresun, Trabzon ve Ordu adları verilir.

 

Devlet denizyolları ve Limanları Genel Müdürlüğü Akdeniz limanlan arasında açtığı düzenli seferler kısa zamanda büyük rağbet gördü. 1930'lu yıllarda, Ankara, Ege, İzmir ve Karadeniz’le sürdürülen seferler nasıl tutulup beğenildiyse, 50'li.yılların başlarında da Ankara, Adana, Tarsus, Ordu, Giresun, Trabzon ve İstanbul gemileriyle yapılan düzenli seferler de en azından o seferler kadar rağbet gördü.  Akdeniz'de, yabancılar arasında bu Türk bayraklı gemileri tercih edenler giderek çoğalıyordu. Sevilen süvariler ve personel, düzenli servis, titizlik, temizlik ve nefis bir mutfak, bu rekabeti kısa zamanda lehimize çevirmekte gecikmedi.  Alınan bu yedi geminin içinde M/S ORDU vapuru da vardı.

M/S CAPOAPO adı ile 2 Ekim 1937 Danimarka yapısı, Naskov Skibs AlS Tersanesinden kızaktan indi.10449 groston, 6302 net ton ve azami yük kapasitesi 6200 ton. Boy: 134..20 m., en 17:60.m., derinlik 7.1 m. Yolcu kapasitesi 1155. Ana taban (iskelet) yapıldı. Bu bölüm yakıt ve su balastı taşımak için 6 tanka bölündü. 5 kargo bölümünün 1,2,4 ve 5 numaraları genel kargo, 3 numarası tamamen soğutuculuydu ve 1 ve 2 numaralı güverte arasında soğuk taşınacak yükler için bulunacaktı. Soğutucu makineleri Danimarka’daki Thomas Ths. Sabroe & Co. Aarbus firmasından temin edildi.

Kargo yükleme olanakları çok kapsamlıydı ve Thomas B. Thrige, Odense firmasından alınan 10-3 Demag elektrikli turna (T şeklinde vinç) içeriyordu, ilaveten 2 numara 35 ton,  4 numaralı diğeri 8 ton kaldırma kapasiteli 2 vinç olacaktı. Vinçler ikisi 7 ton ve biri 5 tonluk elektrikli vinçler (bodurgaç), elektrikli çıkrık, eğrilen vinçler ve elektrikli vitesle yön verilerek ortak olarak çalışacak.

4. ve 5. Güvertenin arasında insanların kalacağı koğuş yerleştirilmiş. Banyo ve tuvaletlerin (Umumi), 22 tek kişilik ve çift yataklı odaların bulunduğu B güvertede birinci sınıf yolcular kalacaktı. Aynı güvertede büyük bir yemek salonu mevcuttu, liman tarafında dinlenme odası, sancak tarafında sigara içme odası olacaktı. Üçüncü sınıf konaklama rahat dört yataklı odaların bulunduğu C güvertedeydi. Yemek salonu 3 nolu ambar kapağın ilerisinden geminin ortasına doğru yerleştirilecek ve 121 kişilik pulman koltuk bulunacak. Gemi personeli ön üst güverte ile kıç tarafta konaklarken, mühendisler ve kamara memuru, kâtiplerin konaklaması da bu katta olacaktı.  Kaptan ve Memurlar köprü üstü güvertesinde konaklıyordu.  Doluyken 16 mil hız verecek sürüş makineleri(gemiyi), çift etkili, iki vuruş dönüşlü 7,400 I.H.P Burmeister & Wain marka dizel motorları vardı (1960 yılında motorları S.A. Fiat S.G.M ile değiştirildi)  Gemi Aralık 1937 de teslim edildi.


Sonra. Başlayan 2. Dünya Savaşı nedeniyle Amerika Birleşik Devletlerinin Kara Kuv-vetleri Avrupa da yaralanan askerleri ve ölen askerlerin nakliyesi için Hastahane Gemilerine ihtiyacı olur ve 1940 yılında Amerika Birleşik Devletleri Kara Kuvvetleri Hastane gemisi olur. Hastalar, yaralılar, ameliyatlar, ölüler. Savaşın acılı olaylarını yaşar teslim alındıktan sonra M/S ORDU gemisini Amerika Birleşik Devletlerinden Türkiye’ye Kaptan Sıtkı Baler getirdi.

 

M/S ORDU Gemisi diğer kardeşleri ile birlikte genellikle  Karadeniz ve İzmir hatlarında dönüşümlü olarak çalışmaya başladılar Bunlardan Karadeniz Sürat Postası her hafta salı günü saat 10,00'te İstanbul’dan kalkar Zonguldak, Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon ve Hopa'ya uğrar, yükünü, yolcusunu çıkarır, Hopa' dan dönüşe geç ve aynı limanlardan yük yolcu alıp aynı haftanın pazar günü İstanbul'a dönerdi. Bir diğeri ise İstanbul, Akçakoca, Ereğli, Zonguldak, Amasra, Kurucaşile, Cide, İnebolu, İlişi, Abana, Çatalzeytin, Türkeli, Ayancık, Sinop, Samsun, Ordu, Ünye, Fatsa; Görele, Tirebolu, Rize, Hopa’ya uğrayan Karadeniz Aralık Postası yapardı. Bu Posta 14 gün sürerdi. Bir diğeri ise İstanbul-İzmir Seferi yapardı.

 

Birçok kişinin anısı vardır M/S ORDU gemisinde biriside Demokrat Partisi, Adalet partisi ve Doğruyol Partisinde Belediye Başkanı ve Milletvekili ve Bakanlık yapan İsmet Sezgin’in unutamayacağı anısı vardır. Yıllarca aynı yastığı baş koyduğu ve yakında kaybettiği eşiyle M/ ORDU gemisinde tanışmıştır.

Ve Bu anısını Sabah Gazetesinde Yavuz Donat’a şöyle anlatır:

“55 yıllık eşini, ilk flörtünü, büyük aşkını kaybeden "İsmet abi" derin bir iç geçirdi. Gözündeki yaşı sildi. Ve "öğrenciyken İzmir'de tanışmıştık" diye söze başladı: Saadet, Kız Eğitim Enstitüsü'nde okuyordu, ben İktisadi ve Ticari İlimlerde. Atina'da Türk sporcularına saldırı olmuştu. Onu protesto ediyorduk. İşte o mitingde tanıştık.

ALSANCAK İSKELESİ

O günlerden bir anı...

İsmet Sezgin, Aydın'a gider "1,5 ay sonra döneceğim" diye.

Ama İsmet Abinin işi uzar İzmir'e dönüşü gecikir. Saadet hanım da "demek İsmet gelemeyecek" diye düşünür.Bir arkadaşı ile birlikte, İstanbul'a gezmeye gitmeye karar verir.

Gerisini İsmet abi anlatsın:  Aydın'dan İzmir'e gidip, hemen Saadet'i aradım... Yoktu... Arkadaşları dedi ki, İstanbul'a gidiyor... Hemen Alsancak Vapur İskelesi'ne koştum.

AŞKIN GÖZYAŞLARI

İsmet abi, vapur iskelesine vardığında "Ordu Vapuru" da demir almış, yavaş yavaş uzaklaşmaktadır.Saadet hanım vapurdan inmek ister, inemez. İsmet abi vapura binmek ister, binemez. İki sevgili, yaşlı gözlerle, birbirlerine mendil sallarlar.

Gemi uzaklaşınca İsmet abi günlerce üzgün gezer ve sonra bir gün parka gider, ağacın altına oturur, kâğıt kalemi çıkarır ve başlar yazmaya... Bu sevgilisine yazdığı ilk şiir.”

YALNIZ SOKAKLAR ORDU VAPURU

Bir parça götürüyor benliğimden
Ordu Vapuru
Bütün anılarımla birlikte
Beni de sürüklüyor peşinden
En tatlı tutkularımın
Bir buçuk aylık hasretimin
Ve onun
Ardından bakakalıyorum
Yalnız vücudum dolaşıyor sokaklarda
Yalnız sokaklar benim arkadaşım
Bir onlar anlıyor halimden
Bir ben biliyorum kendimi
Bu yaşanası dünyada
Her gün yeniden ölüyor
Yeniden diriliyorum

İstanbul'da muhasebecilik yapan 52 yaşındaki Mehmet Uzunoğlu'nun bir başkadır M/S ORDU gemisindeki anısı:

“Karadeniz'e sefer yapan Türkiye Denizcilik İşletmeleri'ne ait ''Ordu Vapuru''nda dünyaya gelen Mehmet Uzunoğlu'nun nüfus kâğıdında, doğum yeri ''Ordu Vapuru'' yazıyor.

İstanbul'da muhasebecilik yapan Uzunoğlu, 12 Temmuz 1951'de, Karadeniz seferini yapan ''Ordu Vapuru'' ile Giresun'a giderken, fırtına nedeniyle annesinin kendisini vaktinden birkaç gün önce vapurda dünyaya getirdiğini söyledi.

Doğumunun vapurda olması nedeniyle nüfus cüzdanında doğum yeri kısmına ''Ordu Vapuru'' yazıldığını belirten Uzunoğlu, ''Doğum olan vapurlara beyaz bayrak asılırmış. Giresun Limanı'nda bizi karşılamak için bekleyen amcam, vapurun direğinde beyaz bayrak olduğunu görünce benim dünyaya geldiğimi anlamış'' dedi.

Doğum yeri konusunda çoğu zaman zorluklarla karşılaştığını belirten Uzunoğlu, anısına şöyle devam etti: 

''Askerliğimi yapana kadar doğum yerim ile ilgili bir konuda olumsuzluk yaşamadım ancak, askerliğimi yaptıktan sonra sık sık olumsuzluklarla karşı karşıya kaldım. Bu olumsuzluklar en çok banka ve devlet dairelerinde karşıma çıktı. Bana doğum yerimi sorduklarında (Ordu Vapuru) deyince, bana (hangi ile bağlı, ilçe mi, nahiye mi) diye sordular. Ya da doğum yerimi Ordu olarak yazdılar. Bundan 15 yıl önce Giresun'dan bana bir koli gönderilmişti. PTT memuru, doğum yerinden dolayı bana koliyi vermedi, muhtardan nüfus cüzdanı suretiyle ikametgâh kâğıdı getirmemi istedi. Onları götürerek koliyi alabildim. Bu tür sorunlarla 32 yıldır mücadele ediyorum. Doğum yerim Ordu Vapuru, ama nüfus kütüğüm Giresun'da bulunuyor.''

Mehmet Uzunoğlu, vapurda dünyaya gelmesinin kendisini adeta denizle bütünleştiğini de kaydederek, ''Denize tutkunum. Denizden uzak bir yerde herhalde yaşayamam. Hava rüzgârlı da fırtınalı da olsa İstanbul'da ulaşım için genellikle deniz yolunu kullanıyorum. Çünkü denizde büyük huzur buluyorum. Deniz ürünlerini yemeyi de çok seviyorum'' diyor anılarında.

M/S ORDU gemisini denilince Kaptan Oktay Sönmezin’ Anılarda Gemiler adlı kitabından bir alıntı yapacağım

“ Böyle bir pazartesi günü elimde bavulum, cebimde ordinom gemiye geldiğimde ilk üçüncü kaptanı gördüm. Refik Akdoğan (Pat Refik). Geminin eskilerindendi. Bana gemiyi tanıttı. Köprü üstünü gösterdi. Koskoca gemiydi. Merdivenler; koridorlar kat kat güverteler, salonlar vs. S/S MERSİN'den sonra 'köyden indim şehire gibi bir duyguydu, bir keyifti yaşadığım. Sonra da hemşeri çıktık. Orduluymuş. O gün anlatmıştı. Ev-lenince Ordu'da yayınlanan yerel gazetede "Ordulu Refik Kaptan, Ordu limanında, Ordu gemisinde, Ordulu bir kızla evlendi" d!ye hoş bir haber de çıkmış. Bana kamaramı gösterdi. Yerleştim.”

Sen çok yaşa Refik Kaptan

Denizcilikle ilgili yazdığın sayısız kitaplar seni dünya var oldukça denizlerde gemiler çalıştıkça sonsuza kadar yaşayacaksın size eşinizle birlikte sağlıklı. Huzurlu nice nice yıllar dilerim.

Ayrılışı hüzünlü olmuştur.

M/S ORDU yıllarca hizmet etti Kaptan Muhittin Resan Yönetimindeyken Kurucaşile açıklarında çıkan yangın geminin sonunu getirdi Tamiri mümkün olmadığı için kadro dışı bırakıldı sonra 1970 yılında Marmara Transporta satıldı Aliağa’da söküldü.

 

 

 

 

ORDU VAPURU FOTOĞRAFLARI

 

 

Yorumlar (8)
MUSTAFA YILDIZ 11 yıl önce
ELİNİZE SAGLIK.

İNSANLARIMIZA BU RESİMLERLE DENİZCİLİGİMİZİN TEMEL TASLARINI HATIRLATTINIZ ELİNİZE VE KALEMİNİZE SAGLIK.TÜRKİYENİN İLK LPG AYGAZ TANKERİNİN ESKİ RESİMLERİNİ ARAMAKTAYIM .YARDIMCI OLABİLERİN DESTEGİNİ BEKLİYORUM.



MUSTAFA YILDIZ
kamil kamiloglu 11 yıl önce
Her şeyden önce güzel yazınız için teşekkür ederiz.

Ancak yazınının başında bahsetiğiniz "denizyollar ve limanları genel müdürlüğü"nün derin görüşlü ileri gelenleri ülkemize en büyük kötülüğü yapmışlar... Marshal yardım faslından bize verilecek VIKTORY ve LIBERTY tipindeki 100 geminin sadece 4 evet rakamlada dört tanesini almışlar... neymiş efendim bunlar 10.000 dwt lik gemilermiş de zonguldak ve ereğli limanlarından kömür taşımak için fazla büyükmüşler..bu yüzden almamışlar..geri kalan 96 gemi onasisin helenic lines in nüvesi olmuş... kimin umrundaki ?

saygılarımla
burhan atıcı 11 yıl önce
Ordu'lu ve sektöre hizmet eden biri olarak , denizciliğimizdeki bu değerleri geleceğimize ışık tutabilmesi açısından fotoğrafları ile birlikte sunduğunuz için teşekkür ederim.
Refik Akdoğan 11 yıl önce
Evet ben Ordulu Refk Akdoğan kaptan Ordu gemisinde 3. kaptanken 26 Aralık 1953 tarihinde gemi Ordu limanında demirli iken gemide yapılan düğünle Ordulu Handan Hanımla Ordulular huzurunda evlendim.Çalıştığım gemiler içinde bu nedenle Ordu gemisinin yeri bir başkadır.Bugün evliliğimin 55.yılında Ordu gemisinde başlayan mutluluğum devam etmektedir.Gemi çok güzel,çok denizci bir tekneydi.Mesleğimin çok güzel günleri o gemide geçmiştir.Keşke hurdaya gitmeyip müze olarak kalsaydı.Ne yazıktır ki gemiler hurdaya gittiği gibi şimdi de bu geminin sahibi olan Denizcilinik Bankası TAO'nın kaldırılmasından sonra onun yerine alan TDİ'de yaşamının sonuna geldiğini ve bütün bu denizcilik şirketlerimiz başlangıcı olan ve bir iki gün önce

165.yılını kutladığımız FEVAİDİ OSMANİYE'nin TARİH SAHNESİNDEN SİLİNMESİNE karar verilmesi sivil denizciliğimize indirilmiş büyük darbe ve hatta hiyanet olarak görmekteyim.Geçmişimizle ilgili değerlerimizle bugünün kuşaklarının bağının koparılmasının vebali büyüktür.TDİ'nin evvelce TDİ'ye bağlı olan Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma'ya bağlanması yerine onları TDİ'ye bağlayarak Fevaidi Osmaniye'nin yaşaıltmasının sağlanması vatan borcudur. Bu nedenle tüm sivil toplum kuruluşları TDİ'nin sonsuza dek yaşaması için çalışmalıyız.Haydi Türkiye tarihine sahip çık.Allah selamet versin.
Hüseyin Çakıcı 11 yıl önce
Tesadüfen siteye girdim. Hayatını denizden kazanan ailenin cocuğuyum. Giresun Göreleliyim. Annemin dedesi Selimoğlu Yusuf kaptan Şirket-i Hayriyenin ünlü kaptanlarındanmış. Denizyollarının bana göre ünlü kaptınlarından Şevket kaptan dayım. Şehir hatlarının en eski kaptanlarından Halil Kaptan(Çakıcı) amcam. Tek oğlum Umut da yüksek denizcilikte okuyor kaptan olacak. Yıllarca öğrencilik yılmlarımda ve öğretmenliğimde Giresundan İstanbul'a ve İstanbul'dan Giresun'a yolculuğumu hep gemilerle yaptım. En son yolculuğumu Ankara gemisiyle yaptım. Ankara gemisi mevcut iktidarın çocuklarına kiralanınca Karadenizde gemi seferleri kaldırıldı. Şimdi Karadeniz'e gemi seferi yok. Hep beraber sorguluyalım. Ordu gemisini öğrencilik yıllarımda biliyorum. Hatta Giresun-Trabzon-Akdeniz-Karadeniz-Ege-Marmara gemilerini de çok iyi biliyorum. O yılları özlüyorum. Özlemek bir şey getirmez. Gemi seferlerimizi başlatmak için hep beraber mücadele edelim. Atalarımızın bize bıraktığı güzel denizlerimizi balığı ile ulaşımı ile güzelliği ili çocuklarımıza bırakalım.
Eren ÇAKICI 10 yıl önce
Bu güzel insanların yapmış oldukları ve yaşamış oldukları güzel anıları bizlere sundugunuz ve bilgilendirdiginiz için çok teşekürederiz saygılarımla Ere
osman ozel 7 yıl önce
Yazmis oldugunuz yazilar ve goruntuler cok guzel fakat bu tarihlerde istanbulda yanan bir yolcu gemisinde benim jkj tane halam yanarak can vermis bu insanlar nerede neden isimleri gecmez nasil bulacac eskilerin soyledikleri ilemi kalacak sizden ricam sade ben degil o yanan insanlarin da adlarini yazalim lutfen ta avusturalyadan gelipde canakkalede olen askerlerin yaslarini tutuyoruz bizimkilerin kemikleri sizlamazmi bulun su rahmetlikleri saygilar

NİHAT YASA 4 yıl önce
Sayın Ali Bozoğlu;

Siteniz i google’da “Ordu Vapuru” üzerinde sorgulama yaparken tesadüf eseri gördüm. Ordu Vapuru sizlerin de daha iyi bildiğiniz gibi yılını tam olarak hatırlayamıyorum ama 1969 ya da 1970 yılı olabilir Kurucaşile açıklarında yanmıştı. Kurucaşile o yıllarda her ne kadar Zonguldak iline bağlı bir ilçe merkezi olmasına rağmen köy görünümünde, limanı da olmayan bir yerleşim yeriydi. Ben ise Kurucaşile Ortaokulu’nda öğrenim gören bir öğrenciydim. Ordu Vapuru’nun yanışına bizzat tanık olmuş, kıyıdan bu olayı izlemiştim. Tüm Kurucaşileliler Vapur’dan yolcu kurtarmanın telaşı ile denize açılmışlar ve gemideki yolcuları karaya çıkarmışlardı. Karaya çıkan tüm yolculuları kendi evlerinde misafir etmişlerdi. Hatta anımsayabildiğim kadarı ile gemiden turist olarak seyahat eden yabancı yolcular bile vardı. Yine anımsadığıma göre bir çok basın mensubu Kurucaşile’ye akın etmişti. Sonra Ordu Vapuru’ndaki yangın Alemdar Kurtarma Gemisi tarafından söndürülmüştü.

19°
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?