banner191

banner148

banner179

banner176

08.04.2008, 13:28

Şanghay'dan İstanbul'a IMPA Maceramız

1998 yılının Kasım ayının 8'inde İstanbul-Şanghay yolculuğunda Singapur'dan aktarmalı olarak bindiğimiz Singapur Havayolları'nın Boeing 777 uçağı bizi Şanghay Havaalanı'na indirdi. IMPA Genel Kurulu'nun yapılacağı Hua Ting Oteli'nin adını taksi şoförüne verdik. Yeni gökdelenlerle bezenmiş şehirde dev viyadüklerin altından geçerek bir yandan da çamaşırların iplerle evlerin dışına asılı olduğu geleneksel Çin evleri ile modern mimarinin iç içe geçerek oluşturduğu tezatı ilgiyle izleyerek otelimize vardık. Çin'e o zaman yeni üye olduğumuz Uluslararası Kılavuz Kaptanlar Birliği'nin (IMPA) 14. Genel Kurulu'na katılmak üzere gelmiştik. O zamanlar Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği Başkanlığını yürütmekte olan Aykut Erol ve ben; ilk kez bir IMPA toplantısına katılıyorduk. Aykut Kaptanın IMO tecrübesi vardı; ama ben ilk kez bir  uluslararası toplantıya katılacaktım. Hiç kimseyi tanımıyorduk. Otele gelenler daha önceki toplantılardan birbirlerini tanıyorlardı; gruplar ve arkadaşlıklar oluşmuştu. Bu ortamda iki kişilik delegasyonumuzla toplantılara katılmaya başladık.

Şanghay'da yapılan 14. IMPA Genel Kurulunda Aykut Erol, Michel Pouliot ve Cahit İstikbal.

Genel Kurulda vermek istediğimiz mesajlar vardı. Ama bunu nasıl yapacaktık? Aykut Kaptan'dan da notlar alarak; 12 Kasım akşamı geç saatlere kadar oteldeki odamda oturup bir bildiri metni hazırladım. Metnin başlığı "Türk Kılavuz Kaptanların Güvenli ve Kaliteli Kılavuzluk Hizmetleri Hakkında Görüşleri" (The view of Turkish Pilots on safety and quality in pilotage) idi. Metni otelin fotokopi makinesinde çoğaltıp broşürlerin konulduğu deske bıraktık. Çok geçmeden IMPA Başkanı Kaptan Michel Pouliot yanımıza geldi. "Bu bildirinizi beğendim, neden kürsüden sunmuyorsunuz?" dedi. Kabul ettik. Ülkeler raporlarını sunup sıra bize geldiğinde; Aykut Kaptan ile birbirimize baktık. Ben bildirinin sunumunu onun yapmasını istiyordum. O da görevi bana verdi, "Sen sun" dedi. İlk kez katıldığım bir uluslararası toplantıda ilk kez bir bildiri sundum böylece. Ve çok değil 4 yıl sonra Başkan Yardımcılığına kadar gidecek olan maceram da başlamış oldu.

IMPA 2004 Kongresi bitiminde 2 Temmuz akşamı Esma Sultan Yalısı'nda verdiğimiz gala yemeğinden hemen önce yaptığım veda konuşmasında plaket sunmak üzere sahneye çağırdığım kişilerden birisi de; 6 yıl önce Şanghay'da bizi bildiri sunmamız için teşvik eden ve 8 yıl süren IMPA Başkanlığından ayrıldıktan sonra  Kanada Üstün Hizmet Nişanı ile ödüllendirilmiş olan Kaptan Michel Pouliot idi. Onu "Önceki dönem IMPA Başkanı" olarak anons ettim; o dinleyiciler arasından kalkıp yanıma gelirken 6 yıl bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti. 6 yıl önce hiç kimsenin tanımadığı iki kişi Şanghay kongresine katılmıştık. Şimdi durum çok farklıydı. O zamanlar bize "6 yıl sonra bu Kongreyi İstanbul'da yapacaksınız; ve biriniz de başkan yardımcısı olacaksınız" deselerdi; sanırım ne Aykut kaptan; ne de ben inanırdık. Oysa ki inanılan bir amaç uğrunda özveriyle çalışınca başarı kendiliğinden geliyor.

6 yıl önce Şanghay'da 14. süne katıldığımız IMPA Kongresi'nin 17. sini 28 Haziran-2 Temmuz tarihleri arasında İstanbul The Marmara Oteli'nde başarıyla gerçekleştirdik. Kongre; pek çok açıdan "ilk"leri içeriyordu. Bugüne kadar gerçekleştirilmiş 17 IMPA Kongresi içerisinde en başarılılarından birini, belki de en başarılısını gerçekleştirmiş olduk. Bu başarıda Kongrenin turistik ve sosyal organizasyonunu düzenleyen ZED Turizm'in de büyük payı var. Bu nedenle; Mark Deichmann ve Bülent Baş başta olmak üzere büyük özveriyle çalışan ve gerekli olan her zaman ve yerde hazır olan bütün ZED Turizm görevlilerine teşekkür etmek istiyorum. Kongre turizminin, turizm faaliyetleri içerisinde özel bir yeri vardır. Ülkemizde başarılı kongre organizasyonları gerçekleştirmek, yeni organizasyonların ülkemize alınması için de en iyi referans olacaktır. Bu nedenle Sayın Cengiz Yazanel'e  ZED Turizm gibi bir kuruluşu ülkemiz turizmine kazandırdığı için hem IMPA Kongre organizasyonu komitesi başkanı olarak; hem de bir turist rehberi ve Rehberler Odası Yönetim Kurulu üyesi olarak teşekkür ediyorum.

******************

Burada İstanbul'da gerçekleştirdiğimiz 17. IMPA Kongresi ile ilgili bazı gözlemlerimi ve yorumlarımı da sizlere aktarmak istiyorum.

Kongremizin ilk iki günü NATO Zirvesi ile çakıştı. NATO Zirvesi çerçevesinde ABD Hükümetinin yayınladığı "Türkiye'ye gitmeyin" çağrısı yüzünden pek çok iptaller yaşadık. Buna rağmen yine de katılımcı sayısı az değildi. Hatta yerli katılımcılar yabancılardan daha fazla çekimser kaldılar diyebilirim kongreye katılmak için.

Kongre İstiklal Marşımızla başladı; daha sonra; mehter takımı kısa bir gösteri yaptı. Mehter takımının gösterisinden sonra Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği Başkanı Kaptan Timur İldeniz; konuklara hitaben hoşgeldiniz konuşmasını yaptı. (Başkan İldeniz'in konuşma metni tarafımdan kaleme alınmıştı)

Başkan; konuşmasında 1968 yılında kurulan Türk kılavuz Kaptanlar Derneği'nin deniz güvenliği ve kılavuzluk hizmetlerinin geliştirilmesine adanmış bir mazisi bulunduğunu anımsattı. IMPA üyesi olarak çalışmaları uluslararası boyuta taşıdıklarını; ancak uluslararası boyuttaki çalışmaların IMPA ile de sınırlı kalmadığını anlatan İldeniz; IMO Genel Sekreteri Mitropoulos'a hitaben de "Sizi yıllarınızı deniz güvenliği ile ilgili konulara vakfettikten sonra şimdi bizzat geminin dümeninde görmekten mutluyuz. Antik çağlarda Jason; İstanbul Boğazından geçerken dümene usta bir denizciyi koymuştu. Biz de biliyoruz ki IMO'da dümen, usta bir denizcinin ellerindedir." dedi ve ekledi "Ancak, Sayın Mitropoulos; zor sulardan geçerken siz de bir kılavuz kaptana ihtiyaç duyarsanız bilin ki kılavuz kaptanlar IMO'dadır ve her zaman yanınızdadırlar."

Kongrenin açılış konuşmasını Ulaştırma Başkanı Sayın Binali Yıldırım yaptı. Ulaştırma Bakanı; İngilizce olarak yaptığı konuşmasında; kılavuzluk konusunda bakanlığının düşüncelerini de ilk kez açıkladı. Bakan konuşmasında deniz taşımacılığında "sürdürülebilirliğin" önemine dikkatleri çekerken; kılavuz kaptanların; deniz taşımacılığının sürdürülebilirliği açısından kilit rol üstlendiklerini vurguladı. Bakan; "Ekonomik çıkarlar ile güvenlik arasında bir denge kurmak zorundayız" dedi; bunun devamında da donatanların ve deniz ticareti ile uğraşanların büyük çoğunluğunun standart altı taşımacılığa meyletmeyen düzgün insanlar olduklarını ve bu kişilerin deniz güvenliğine hak ettiği değeri vereceklerine inandığını özellikle vurguladı. Bakan Binali Yıldırım'ın konuşmasında altını çizdiğim diğer cümleler şunlardı:

"Daha büyük gemiler, daha az mürettebat sayısı ve gemide çalışmak isteyenlerin giderek azalması ile karşı karşıyayız. "

"Güvenliğin bir maliyeti vardır"

"Uluslararası Denizcilik Örgütü de; Türkiye Cumhuriyeti hükümeti de; güvenlikle ilgili gerekli önlemleri alma konusunda üzerine düşeni yapmıştır. Biz bu politikayı sürdüreceğiz. Güvenlik bizim için hep birinci öncelik olacaktır".

"Kılavuzlukla ilgili Yönetmelikleri yeniden düzenlerken; AB ülkelerindeki uygulamaları ve IMO'nun 960 sayılı kararını rehber alacağız"

"Türkiye'de kamu kuruluşları, özel kuruluşlar ve limanlar kılavuzluk hizmetlerini veriyorlar. Hükümetimizin politikası bu hizmetlerin uyum içerisinde, düzen içerisinde ve yüksek standartta verilmesinin sağlanmasıdır."

Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım'ın düzgün İngilizcesi ve İngilizceye hakimiyeti özellikle dikkatimi çekti. Tabii karşılaştırma yapmak hiç doğru bir şey değil ama; en azından aynı panelde konuştuğu bütün diğer konuşmacılardan çok daha iyi ve anlaşılır bir aksanla konuştuğunu söylemem gerekir. Bu da tabii bizim için ayrı bir gurur vesilesi oldu.

******************

Ulaştırma Bakanının konuşmasından sonra IMPA Onursal Başkanı olan İspanya Kralı Juan Carlos'un mesajı okundu. Mesajı İspanya'nın IMO'daki daimi temsilcisi Esteban Pacha Vicente okudu. Mesajı okuduktan sonra İspanya Kralı tarafından imzalanmış ve mühürlenmiş olan orijinal mesajı IMPA Başkanı Hein Mehrkens'e teslim etti.

Kongre açılış konuşmacılarının sunumumu yapan IMPA Genel Sekreteri Nick Cutmore'un Amiral Mitropoulos'dan önce kürsüye davet ettiği son konuşmacı IMPA Başkanı Hein Mehrkens oldu. Hein Mehrkens; IMPA Başkanlığını 2002 yılından bu yana yürütüyor. 2002 Yılında Hamburg'da yapılan ve benim de başkan yardımcılığına seçildiğim genel kurulda Kaptan Michel Pouliot başkanlık görevini Mehrkens'e devretmişti. Hein Mehrkens; aynı zamanda Almanya Kılavuz kaptanlar Federasyonu Bundeslotsenkammer'in de başkanlığını yürütüyor.

IMPA Başkanı Hein Mehrkens; konuşmasında özellikle kongre organizasyonunun hem program hem de sosyal içerik açısından uluslararası standartlarda olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve kongre organizasyon komitesine teşekkür etti.

Kaptan Mehrkens; Türk Boğazlarındaki yoğun gemi trafiğine işaret ettiği konuşmasında; bu gibi zor suyollarında gemi seyrinin özel yetenekler gerektirdiğini söyledi. Kılavuz kaptanın çıktığı gemide bir yandan yabancısı olduğu geminin manevra karakteristiğini kısa sürede kavraması gerektiğini, öte yandan da akıntı, rüzgar ve diğer meteorolojik koşulları hesaba katarak gemiyi güvenle seyrettirmesi gerektiğini vurgulayan Mehrkens; Türk Boğazlarının "Yüksek riskli deniz alanları olduğunu ve bu nedenle de yüksek kalitede kılavuzluk hizmetlerine ihtiyaç gösterdiğini" belirtti.

Hein Mehrkens'in konuşmasında not aldığım diğer bölümler şunlar:

"Kılavuz kaptanların birinci yükümlülüğü; trafiğin güvenli akışını temin etmek ve çevreyi korumaktır; hizmetin operasyonel ve ticari yönü de önemli olmakla birlikte ikinci plandadır. Kılavuz kaptanın birincil görevini yerine getirmesi ise ancak ticari baskı altında bırakılmaması ile mümkün olabilir"

"Hamburg'da düzenli ve zorunlu Kılavuzluk hizmetlerine 1639 yılında geçilmiştir ve bu sistem bugün de devam etmektedir."

"İçinden böylesine yoğun bir trafik geçen bir başka büyük şehir yok. Bu nedenle trafiği ve şehri birbirinden korumak için gerekli önlemler alınmalıdır. G8 zirvesinde dar su yollarında kılavuzluğun zorunlu kılınması yönünde alınan kararı IMPA olarak biz de destekliyoruz."

******************

The Marmara Panorama Restaurant'ta öğle yemeği: Sol taraf camdan itibaren: Denizcilik Müsteşarı İsmet Yılmaz; İstanbul Boğaz Komutanı Tümamiral Kadir Sağdıç; Kapt. Cahit İstikbal; Kapt. Timur İldeniz ve eşi Hatice İldeniz; Fulya İstikbal;

Sağ Taraf camdan itibaren: Capt. Pacha Vicente; Bayan Mitropoulos; Amiral Mitropoulos; Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım; Impa Başkanı Hein Mehrkens ve Bayan Mehrkens.

IMPA Başkanı Hein Mehrkens'den sonra kongrenin keynote konuşmasını yapmak üzere IMO Genel Sekreteri Efthimios Mitropoulos kürsüye davet edildi.

Mitropoulos'u yaklaşık altı yıldır tanıyorum. Aslında bundan birkaç yıl öncesine kadar Mitropoulos'un böylesine Türk dostu olacağını tahmin etmiyordum. Ancak Mitropoulos gerçekten de Türk dostu olmuş. IMPA Kongresi ve bu Kongre vesilesiyle Türk Hükümetinin kendisine yapmış olduğu resmi davet de bunu perçinlemiş oldu.

Mitropoulos'un görevi devraldığı önceki genel sekreter William O'Neil; Kanadalıydı. 14 Yıl IMO Genel Sekreterliği yapan O'Neil ile 8 yıl IMPA Başkanlığı yapan yine Kanadalı Michel Pouliot'un yakın dostlukları;  IMPA-IMO ilişkilerine de yansımaktaydı. O'Neil; bütün IMPA Genel Kurullarına konuşmacı olarak katılır; ayrıca bütün hafta sosyal programlara da katılarak dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen kılavuz kaptanlarla birlikte olurdu.

Mitropoulos konuşmasında bu konuya değinirken; "Benden önceki genel sekreteri bütün toplantılarınıza davet ettiğinizi biliyorum; ben de burada bulunup bu geleneği devam ettirmekten dolayı mutluyum" dedi.

Mitropoulos, ayrıca konuşmasında "Türk Boğazları" ndan sık sık "Turkish Straits" diye bahsetti. Okuyucular arasında konuyu bilenler olduğu kadar, "Türk Boğazları'na Türk Boğazları demeyecekti de ya ne diyecekti" diyenler de olabilir; o yüzden hatırlatalım: Türkiye,  Yunanistan başta olmak üzere bir kaç ülkenin itirazı yüzünden "Türk Boğazları" ibaresini bugüne kadar IMO'nun toplantı sonuç raporlarına koydurtamadı. IMO resmi kayıtlarında Türk Boğazları hep "İstanbul Boğazı, Marmara Denizi ve Çanakkale Boğazı" uzun tanımlamasıyla yer aldı. Bugün IMO'nun Yunanistan'dan bir Genel Sekreterin yani IMO'nun 1 numaralı adamının "Türk Boğazları" tanımlamasını kullanması bu yüzden ayrıca çok önemli.

Mitropoulos; "Türk Boğazlarının kılavuzluğun ruhani vatanı olduğu söylenebilir, çünkü, mitolojiye göre Argonotların lideri Jason; Altın post'un peşinde Colchis'e giderken; yolculuğunun en zorlu kısmını oluşturan İstanbul Boğazı'nı geçmek için yerel bir kılavuz kaptandan yararlandı" derken, benim de yıllardır Türk Boğazları ile ilgili verdiğim konferanslarda ve sunumlarda yararlandığım bir efsaneyi bugüne taşıyordu. İlginçtir ki; Mitropoulos'tan sonra yapacağım Türk Boğazları sunumunda ben de "tarihte ilk kılavuzluk İstanbul Boğazında yapıldı; çünkü Jason; Tiphys  adlı kılavuz kaptanın-ki mitolojik kayıtlarda gerçekten de Tiphys'ten kılavuz diye bahsedilir- ustalığı sayesinde İstanbul Boğazını geçebilmiştir" şeklinde bir metin hazırlamıştım. Daha sonra yemekte bu konuyu Mitropoulos'la konuştuk ve ona bahsettiği kılavuz kaptanın adının Tiphys olduğunu ve İstanbul Boğazının akıntılarında gemiyi yönettiğini, geminin akıntılı suları ancak dümene geçen Tiphys'in ustalığı sayesinde yenebildiğini anlattım. Onun da Mitolojiye meraklı olduğu ve bu konuları araştırmış olduğu belliydi.

Mitropoulos'un konuşmasından not aldığım bölümler şunlar:

"Benzersiz güzelliği, tarihsel ilgi merkezi olması ve stratejik konumuyla büyük İstanbul; bu toplantı için en uygun yerdir; yoğun trafiğe sahip dar ve dönüşleri olan bir deniz ticaret yolu ile ikiye ayrılması kesinlikle dünyada gemi seyrine en büyük zorluklardan birini oluşturmaktadır"

"Bu şehirde hangi pencereden dışarı baksanız; dev gemilerin kıyılara adeta dokunarak geçtiğini görürsünüz; bu da kılavuz kaptanların uzman yerel bilgisi, deneyimi ve ustalığının güvenli deniz taşımacılığı için ve bunun bir uzantısı olarak da deniz çevresinin korunma ve muhafaza edilmesi için neden bu kadar önemli olduğunun yeterli kanıtıdır."

 "Kılavuz kaptan köprüüstüne geldiğinde, köprüüstünde bulunanların omuzlarından büyük bir yük kalkar ve rahatlarlar"

"Köprüüstüne gelip kaptanla merhabalaştıktan ve çevreye göz gezdirdikten sonra kılavuz kaptan göreve başlar ve köprüüstündeki herkes onun tavsiyelerine tereddütsüz uyar. Serdümenin kılavuz kaptanın kumandasına uyması; makine telgrafına kumanda edenlerin kılavuz kaptanın verdiği kumandaları anında yerine getirmesi hep doğal karşılanır."

"Türk Boğazlarından geçen gemilerin %60'ının Jason'un yolunu izlemektense geçişi yerel bir kılavuz kaptanın yardımını almadan yapmaya çalışmaları, üstelik bu zor geçiş için kılavuz kaptan alınması IMO tarafından şiddetle tavsiye edilmişken, şaşırtıcıdır."

"Türk Hükümetinin IMO Deniz Güvenliği Komitesi'ne VTS deneyimi ile ilgili ayrıntılı bir rapor vermesinden memnunluk duydum"

"Kılavuz kaptanlar ile karada konumlu gemi trafik hizmetlerinin birlikte nasıl çalışabilecekleri konusu kılavuzluk camiasının tartıştığı bir konudur ve bu konuya bu Kongrenizde de eğilmekle doğru bir iş yapıyorsunuz. Dünyanın bazı bölgelerinde VTS'nin kılavuzluğa bir tehdit gibi algılandığını biliyorum. Bana sorarsanız ben kılavuzluk ve VTS'nin birbirini tamamlayıcı hizmetler olduğunu söyleyebilirim."

 "Kılavuz kaptan VTS'i başka şekilde elde edemeyeceği bilgileri edindiği ek bir araç olarak kullanabilmelidir; benzer şekilde VTS de; gemiye bizzat kumanda eden kişilerin gemi üzerinde yaptıkları değerlendirme ve aldıkları kararlara her zaman hakim şartları dikkate alarak güvenmelidir."

"Havacılıkta tanık olduğumuz uzaktan karar verme işleminin denizciliğe uygulanabileceğini ihtimal dışı buluyorum; en azından bunu görmeye benim ömrüm yetmez."

"Kılavuz kaptanları temsil eden kuruluş olarak IMPA;  IMO'daki tartışmalara düzenli katılımıyla pek çok konunun çözümünde özel teknik uzmanlığı ile sürekli katkıda bulunmuştur. Teknik bir kurum olarak IMO endüstrinin bu şekilde yapacağı katkıya muhtaçtır ve IMPA'nın yaptığı katkı bu bağlamda takdir görmekte ve büyük değer bulmaktadır."

"Son dönemde IMPA, kılavuz kaptanların eğitimi ve sertifikalandırılmaları hakkındaki A.485 satılı IMO Kararının revize edilmesi konusuyla yakından ilgilendi. Deniz Güvenliği Komitesinin, Seyir Güvenliği Alt Komitesinin, Eğitim ve Vardiya Standartları Alt Komitesinin ve hatta bizzat Genel Kurul'un  5 yıl süren çalışmalarının sonucunda; revizyon işlemi geçtiğimiz Aralık ayında tamamlanabildi ve yeni Karar; A.960 sayısıyla 23. IMO Genel Kurulunda kabul edildi. Bu konuda IMPA'nın kararın bir kitapçığını hazırlattığını öğendim ve bunu da takdirle karşılıyorum"

"Bu Kongrenizde pratik ve teknik konuların yanı sıra; günümüzde kılavuzluk hizmetlerinin yapısını etkilemeye ve değiştirmeye yönelik pek çok farklı etken arasındaki orta yolu bulma  ve kabul edilebilir dengeyi  sağlama arayışını sezdiğim konuları da gündeminize aldığınızı görüyorum. Bu konularda Kongre süresince yapılacak pek çok sunum var; örneğin "Güvenlik ve ticari gereksinimler arasındaki dengenin sağlanması" "Limanlar ve kılavuz kaptanlar arasındaki işbirliği" "Çevre ve ticari anlayış arasındaki bağ" gibi başlıklar; sizlerin kılavuzluk hizmetlerinin yapısı ve verilişi konularında temel olması gereken hususları iyi yakaladığınızı gösteriyor"

"Günümüz dünyasında değişim için, evrim için, diğerlerinden bir adım önde olmak için  ya da en azından çevremizdekilerin hızına ayak uydurmak için sürekli bir baskı hissetmekteyiz. Fakat kılavuzluk gibi temel bir hizmet söz konusu olduğunda; üstelik de bu hizmet mesleki uzmanlığa ve yerel bilgiye dayanıyorsa; uzun deneyimler sonucu ulaşılmış geleneksel yapılanmalarda herhangi bir değişikliğe gitme taraftarı olanlara çok dikkatli olmaları gerektiği uyarısını yapmak istiyorum"

"Denizcilikte kılavuz kaptanların piramidin en tepesinde oldukları kabul edilir. Çalışma sahalarının doğası gereği onlardan büyük şeyler beklenmektedir. Kılavuz kaptanların görev aldığı yerler olan kalabalık deniz taşımacılık hatları, trafiğin birleştiği ve dağıldığı alanlar; liman yaklaşımları; dar, sığ yahut kısıtlı suyolları; ilave risk unsurları içermektedirler; bu yüzden de özel ustalık gerektirmektedirler. Hatta; kılavuz kaptanlar bu ustalıklarını pek çok değişik gemi tipinde hatta yabancısı oldukları gemi dizaynlarında dahi göstermek zorundadırlar. Buna bir de kılavuz kaptanların yerel coğrafya, hidrografi, rüzgar, akıntı, gel-git ve diğer koşulları eklerseniz; deniz güvenliğine ne büyük katkı yapan bir meslekle karşı karşıya olduğunuzu daha iyi anlayabilirsiniz."

"IMO; IMPA'nın mükemmel çalışmalarını büyük takdirle karşılıyor ve bu kuruluşun deniz güvenliği ve çevre korunması konularında çok değerli katkılar yaptığına inanıyor"

Mitropoulos; konuşmasını bitirirken; Ege denizinin iki ülkeyi ve iki halkı birbirine bağlayan bir köprü olarak niteledi. Kendi çocuklarını da Ege'nin doğu yakası ile dost yetiştirdiğini ve bundan mutluluk duyduğunu söyleyen Mitropoulos; Türkiye'yi evi gibi gördüğünü ve evine geldiği için de mutlu olduğunu söyleyerek sözlerini noktaladı. Mitropoulos'un konuşmasının son bölümü aynen şu şekildeydi:

"Bildiğiniz gibi ben komşu ülkeden, denizin öbür yakasından geliyorum ve bu denizi iki ülkeyi ve iki halkı birleştiren bir köprü olarak görüyorum. Buna inanıyorum, gücüm yettiğince bu fikri yaygınlaştırmaya çalışıyorum ve kendi çocuklarımın da Doğudaki komşularımızla gönül  bağı ile bağlanmalarını başardım ve bundan mutluyum. Bu yüzden de ne zaman bu ülkeye gelsem, kendimi evime geri dönmüş gibi hissediyorum-ve bu yüzden de sizlere, ve Türk Hükümetindeki beni misafir edenlere, bana evime gelme fırsatı verdiğiniz için müteşekkirim"

Mitropoulos'un bu duygusal sözlerine, hele son söylediklerine ne eklenebilir ki? Biz de Ege'nin Batı yakasına dostluk mesajlarımızı, selamlarımızı ve sevgilerimizi gönderiyoruz; Mitropoulos'u tekrar tekrar alkışlıyoruz; ve ona IMO Genel Sekreterliği görevinde başarılar diliyoruz.

*******************

Bu yazımda yer vermek istediğim pek çok konuşma ve konuşmacı vardı. Bütün konuşmacılar, denizcilik ve kılavuzlukla ilgili önemli konularda önemli tebliğler sundular. Örneğin ünlü römorkör teknolojileri uzmanı Robert G. Allan tebliğ sunmak için Kanada'dan gelerek  bizler için de büyük önem taşıyan "Eskort römorkörcülüğü" konusunu anlattı. Yine Kanada'dan gelen Malcolm Armstrong "Kılavuz kaptan transfer düzenekleri" ni anlattı.  Denizcilik Müsteşar Yardımcısı Sıtkı Ustaoğlu; kılavuz kaptanların kamusal görevleri konusu ve Denizcilik Müsteşarlığı'nın konuya bakışı konusunda son derece önemli bir tebliğ sundu. İstanbul VTS Müdürü Tuncay Çehreli bir yıla yaklaşan VTS deneyimlerini dünya denizcilik camiasına anlattı ve sorulan soruları cevaplandırdı. ARPAŞ Genel Müdürü Oğuz Cebeci teknolojideki gelişmelerin insan unsurunun önemini azaltmadığını, tam aksine insan unsurunda  kalitenin önemini arttırdığını tarihsel perspektif içerisinde iyi hazırlanmış bir powerpoint sunumu eşliğinde anlattı. Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi  Nilüfer Oral; Türk boğazları ile ilgili hukuksal konulara değindi. Ömür Öztaşkın Türk Boğazlarında yapılan eskort römorkörcülüğünü anlattı. Lloyds List gazetesi başyazarı Michael Grey, yaptığı konuşmada kılavuz kaptanların güvenliğe yaptığı katkıları anlattı. IMPA Başkan yardımcısı Steve Pelecanos, insan unsurunun risk yönetimi içerisindeki yerini ve etkinliğini değerlendirdiği başarılı bir sunum gerçekleştirdi. Daha sonra aşağıda değineceğimiz kitapta bütün sunumlar bir araya getirildiğinde görülecek ki akademik açıdan da son derece yararlı bir genel kurul gerçekleştirildi.

Kongrede ayrıca "3 önemli IMPA Kararı" alındı. Bu kararlar özetle şöyle:

  • Bu kararlardan birincisi dar suyollarından geçen tankerlerin kılavuz kaptan almalarının zorunlu hale getirilmesini öngören 2003 G8 zirvesi kararını destekleyen IMPA Kararı.

  • İkincisi VTS hizmetlerinin kılavuzluğu destekleyen hizmetler olduğunu kabul eden ancak hükümetleri VTS'nin var olduğu yerlerde bile gemi üzerinde görev yapan kılavuz kaptanların deniz güvenliği için temel unsurlar olmaya  devam edeceği yönünde uyaran IMPA Kararı.

  • İstanbul Kongresinde alınan üçüncü IMPA Kararı ise hükümetleri, idareleri, kılavuzluk kuruluşlarını ve kılavuz kaptanları; IMO'nun 2003 genel kurulunda kabul ettiği a960 sayılı "Kılavuz kaptanların eğitimi, sertifikalandırılması ve çalışma usulleri" başlıklı kararına tam uyum sağlamaları yönünde uyaran ve bu Kararın hükümlerinin uygulandığını kendi ülkeleri ve otoriteleri nezdinde takip etmeye davet eden IMPA Kararı.

Bütün konuşmalar ve alınan kararlar, bir "Proceedings Book" da toplanarak çok kısa zaman içerisinde Türk ve Dünya denizciliğinin hizmetine sunulacak. Bu yüzden bütün konuşmalara şimdilik burada yer vermedim.Ancak daha sonra bunlara sitemizde geniş ölçüde yer vereceğiz tabii.

Yine Kongre süresince denizciliğimize katkıda bulunabilecek, denizcilerimizin her alanda ufkunu açabilecek girişimlere öncelik vermeye çalıştık. Çeşitli yemekler ve küçük toplantılar düzenleyerek Türkiye'deki sektör temsilcilerinin dünyadaki partnerleriyle bir araya gelmelerini ve bağlantılar kurmalarını sağlamaya çalıştık. IMPA Genel Kurulu sanırım bu açıdan da çok başarılı oldu. Denizciliğimize önemli katkıları oldu.

Kongrenin son günü; 2 Temmuz Cuma günü; IMPA Başkanı Hein Mehrkens ve IMPA Yönetim Kurulu olarak bir basın toplantısı düzenledik. Basın toplantısına geniş bir katılım oldu. Basın mensupları daha çok türk boğazlarındaki kılavuzluk hizmetlerine yönelik sorular sordular. Burada dikkatimi çeken bir soru; Hein Mehrkens'e -sanıyorum NTV Muhabiri Nazlı Çelik tarafından sorulan "Türkiye'de kılavuzlukla ilgili yönetmeliklerin yeniden gözden geçirilmesi gündemde. IMPA ve IMO kararlarına uygun olmayan düzenlemeler olursa sizin tepkiniz ne olur?" şeklindeki soruydu. Hein Mehrkens bu soruya cevaben şöyle dedi:

"Sayın Ulaştırma Bakanın açılışta yaptığı konuşmayı dinledim. Sayın Bakan konuşmasında güvenliğe ne kadar önem verdiklerini anlattı. Bunları duyduktan sonra aksi bir uygulamaya ihtimal veremem, büyük hayal kırıklığı olur benim için"

Basın toplantısında Türkçeden İngilizceye ve İngilizceden Türkçeye simültane çeviriyi ben yapmak zorunda kaldım. Benim yıllar öncesinden deneyimim olduğu için çok kötü olmadı sanıyorum ama; Allah simültane çeviri yapanların yardımcısı olsun demek zorundayım; çünkü çok zor. Türkçe ya da İngilizce hatırlayamadığınız bir kelime olduğunda dursanız olmuyor, gitseniz olmuyor, öylece kalıyorsunuz.

Basın toplantısının tamamına yakında sitemizde yer vereceğiz.

Ayrıca; yapılan mükemmel kongre organizasyonu; denizcilik alanında Türkiye için önemli bir referans oldu. Bundan sonra bu tür kongrelerin ülkemizde yapılması daha kolaylaşacaktır. Denizcilik alanında IALA gibi diğer önemli kuruluşlar da kongrelerini Türkiye'de yapmak konusunda karar verieken bu kongreyi referans alacaklardır. Biz daha şimdiden 2 yılda bir yapılan Avrupa Kılavuz Kaptanlar Birliği (EMPA) Kongresini Türkiye'de yapmak için çalışmalar yaptık bile.

******************

 

IMPA GENEL KURULLARI

1971 (Founding) Amsterdam (Netherlands)

1973 (02)........Houston (USA)

1976 (03)........Middlesbrough (UK)

1978 (04)........Kyoto (Japan)

1980 (05)........Mexico City (Mexico)

1982 (06).........Quebec (Canada)

1984 (07).........Hong Kong

1986 (08).........Paris (France)

1988 (09)........Melbourne (Australia)

1990 (10)........Tel-Aviv (Israel)

1992 (11)........Madrid (Spain)

1994 (12)........Vancouver (Canada)

1996 (13)........Rio de Janerio (Brasil)

1998 (14)........Shanghai (China)

2000 (15)........Honolulu (Hawaii/USA)

2002 (16)........Hamburg (Germany)

2004 (17)......İstanbul (TURKEY)

2006 (18)........Havana (Cuba)

2008 (19)........Bangkok (Thailand)

2010 (20)........Sydney (Australia)

Bir sonraki IMPA Genel Kurulu 2006 yılında Havana'da (Küba) yapılacak. Bu Genel Kurulda benim de başkan yardımcılığı görev sürem dolacak ve aday olursam-ki başkanlık için de aday olma hakkım bulunuyor- Küba'da seçimlere yeniden aday olarak katılacağım. Sanırım bu kongrenin başarısı orada benim için de önemli bir referans olacak. Ancak asıl önemli referans tabii ki dört yıllık süre içerisinde yapılan çalışmalar olacaktır.

IMPA Genel Kurulları Havana 2006 dan sonra 2008 yılında Bangkok'da (Tayland) yapılacak. 2010 için Sidney (Avustralya) en önemli aday konumunda ve büyük ihtimalle Ocak ayı içerisinde yapacağımız Yönetim Kurulu toplantısında Sidney'i 2010 yılı için seçeceğiz. İstanbul'da bir daha IMPA Kongresi yapılması imkansız değil ama önümüzdeki 20 yıl için de olası değil. Dolayısıyla bu kongreye davetli olup da katılamayanlar çok önemli bir tarihsel fırsatı da kaçırmış oldular.

******************

IMPA Kongresinin önemli bir katkısı da; bu tür toplantılar düzenlemek konusundaki know-how birikimi sağlamamız oldu. Önümüzdeki dönemde önemli bölgesel toplantılar düzenlemek üzere kafamda geliştirdiğim bazı projeler var. Şimdilik Rize'de; Güneysu/Ortaköy'de doğup büyüdüğüm yerlerde IMPA Kongresinin yorgunluğunu atmaya çalışıyorum. Dönüşümde gerekli ortamı bulabilirsem; denizciliğimize önemli ufuklar açabilecek diğer projeleri de uygulamaya koymaya çalışacağım.

Not: Yazarın 14 Temmuz 2004 Tarihinde yazdığı bu yazı; Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği'nin web sitesinden alıntıdır. http://www.turkishpilots.org

Yorumlar (0)
29°
açık
Günün Anketi Tümü
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?