banner191

banner148

banner179

banner176

20.10.2012, 00:10

Doğu Cephesinde Yeni Bir Şey Yok!

Askeri keşif uçağımızın Akdenizin doğu ucunda düşürülmesi ve 2 subayımızın şehit olması sonrası savaşin kapiya dayandigi gunlerde gençlik yıllarında okuduğum "Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok" kitabı aklıma gelmişti nedense..
 
Erich Maria Remarque isimli yazarın bu kitap satmaz bahanesi ile uzun süre eserini basacak bir matbaa  bulamadığı romani  sonuçta 1929 yılında basıldıktan sonra kendi alanında yüzyılın belki de  en çok satan kitabı oldu.
 
Sanırım 1 sene önceydi Yaşar Kemal üstadımız bu kitabın yüzyılın kitabı olması gerektiğini söylemişti..
 
Daha çocuk diyebileceğimiz , 19  yaşında bir askerin gözünden savaşın kötülüklerinin anlatıldığı bu roman Nazi Almanyası zamanında tabii ki yasaklanmış ve toplatılmıştı..
 
Birinci Dünya Savaşına katılan Alman gençlerinin psikolojik, sosyolojik nihayetin de toplumsal trajedisini anlatan  kitap  çocuk yaştaki insanların  savaş denilen melanetin neye hizmet ettiği bilinmeyen tezgahında  yok oluşunu hayatta kalan çok azının ise savaş sonrası nasıl bir toplumsal terk edilişe mahkum edildiğini anlatır..Muhteşem bir kitap..
 
Bu kitab da  Sarıkamış felaketinde şehit olan askerlerimizin, Birinci Dünya Savaşında  hiç uğruna ölen Mehmetçiğin, Yemen çöllerinde şehit olup varlığından bir daha haber alınamayan Anadolu çocuklarının  acılarını da mekanı ve insanları değiştirerek bulabilirsiniz..Vicdanınızın hayal gücünüz ile olan yakınlığına kalmış..
 
Bilirsiniz ki savaşlar hep kutsal değerler ile motive edilmiştir..Oysa savaş meşru müdafa dışında hiç bir kutsal değer ile üstü örtülemeyecek trajedinin ta kendisidir. Anaların cansız bedenlerine dahi erişemediği evlatlarına döktüğü kanlı göz yaşıdır..Küresel sermaye ve para sisteminin kurdugu silah pazarlarında ölümün toptan satışıdır savaş.. Savaş da kaybedenler ; yaşamını cephelerde, sokaklarda, evlerinde , orada burada yitirenler, yaralanip özürlü hale gelenler, bir daha topluma ayak uyduramayıp yaşarken yok olanlar ve bu sayıların on katı kadar geri de kalmış ruhlarına çivilenmiş acıları ölene kadar dinmeyecek milyonlarca insandır..Kazananlar ise savaş sonrası yeni düzende itibarını koruyan ya da siyaset sahnesine yeni cikan bir avuç politikacılar, parasına para katan silah üreticileri, tüccarlar, ölen insanların toprağa karışmış, parçalanmış yok olmuş bedenleri üstüne yol, köprü, bina vesaire diken inşaat şirketleri ve onların tedarikçileridir..Son tahlilde kaybeden insanlık kazanan paranın hakim olduğu sistemdir..Hikaye budur..
 
Esad ve onun gibi diktatörlerin ne bugünün ne de geleceğin dünyasında  yerleri yoktur. Olamaz da..Esad halkina yaptigi zulmun cezasini her diktator gibi günün sonunda  mutlaka  çekecektir..Ama bu süreçe BM kararı ile yapılacak bir müdahale haricinde olası bir savaş ile yön veremeyiz..Böyle bir adım bölgede jeopolitik hesapları olan diğer ülkelerin hadiseye dolaylı ya da direk dahil olması sonucu  daha fazla yıkıma  daha çok acıya yol açacaktır.
 
 
İki buyuk cihan savaşi sonrası Bati Cephesin de  yeni bir şey olmadigini görüp savaşarak olamayacagini anlayan Batı kendi aralarinda savaşmamanin istikrarli yolunda 67 senedir yürürken  Ortadoğu ülkeleri yarım asırdan fazla  her sabah yeni ölümlere yeni acılara uyanmaktadırlar.
 
Erich Maria Remarque 1929 yılında yukarıda adını belirttiğim kitabını yayınladığından bu yana Batı Cephesinde çok şey değişti..Doğu cephesinde ise 60 küsür yıldır  her şey nerdeyse aynı..Savaşlar, ölümler ve acılar..Eğer Allah esirgesin  bölgeyi içine alan büyük bir çatışma başlarsa acıların yeni mecrada yaşanıp tarihin ölüm başlığı altında tekerrür ettiği savaş sonrası  " doğu cephesinde  yeni bir şey olmayacaktır "..
 
 Sonuçta medeniyetin ve gelişmişliğin refahından insanca ve adaletli bir şekilde yararlanmak istiyorsak sadece biz değil tüm dünya Yurt da Sulh Cihan da Sulh ilkesine sıkı sıkıya sarılmalıdır..
Yorumlar (0)
18°
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?