Denizcilerin Mutluluk Endeksi'nin kurucusu Steven Jones, denizcilik dünyasının üzerine çökmüş gibi görünen gölge duygusu hakkında konuştu.
Denizcilerin Mutluluk Endeksi’nin kurucusu Steven Jones, denizcilik dünyasında artan belirsizlik, çatışmalar ve güven kaybının denizcilerin psikolojisi üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Jones’a göre, sektör genelinde hissedilen kolektif bir yorgunluk ve karamsarlık havası giderek derinleşiyor.
Yakın zamanda bir gemi batışına ilişkin mahkeme belgesinde geçen “doğanın güçleri karşısında çaresiz kalmak” ifadesinin bugünün denizcilerinin durumunu da yansıttığını belirten Jones, denizcilerin artık yalnızca doğa koşullarıyla değil, insan kaynaklı tehditlerle de mücadele ettiğini söyledi.
Jones, Denizcilerin Mutluluk Endeksi’nin yakında açıklanacak yeni sonuçlarının olumlu bir tablo ortaya koymayabileceğini belirterek, denizde çalışanların zor bir dönemden geçtiğini ifade etti.
Jones’a göre denizcilikte “mutluluk”, kurumsal tanıtım videolarındaki yapay görüntülerden farklı bir anlam taşıyor. Denizciler için gerçek mutluluk; korkunun olmaması ve geleceğe dair güven hissinin varlığı anlamına geliyor. Maaşların zamanında ödenmesi, sözleşmelerin planlandığı gibi sona ermesi, dinlenme imkânı, destek ve saygı gibi temel unsurlar bu duygunun temelini oluşturuyor.
Ancak son dönemde bu güven duygusunun zayıfladığına dikkat çeken Jones, küresel gerilimlerin deniz taşımacılığını doğrudan etkilediğini söyledi. Savaşların ticaret rotalarına yeniden yayıldığını belirten Jones, mürettebatın çoğu zaman seçmedikleri çatışma bölgelerinde görev yapmak zorunda kaldığını ifade etti. Füze ve insansız hava aracı saldırılarının gıda, yakıt ve ticari yük taşıyan gemileri hedef aldığını kaydetti.
Bölgede yaşanan gerilimlerin somut sonuçlar doğurduğunu vurgulayan Jones, Hürmüz Boğazı çevresindeki güvenlik riskleri nedeniyle Basra Körfezi’nde veya yakınlarında yaklaşık 20 bin denizcinin gemilerde mahsur kalabileceğine yönelik uyarılar yapıldığını belirtti. Bazı gemilerin saldırıya uğradığını, terk edildiğini veya limanlara ulaşamadığını aktaran Jones, bu durumun denizcilerin ailelerinde de ciddi endişeye yol açtığını ifade etti.
Jones, bu gelişmelerin denizciler üzerinde psikolojik bir bedel yaratmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi. Covid-19 salgını döneminde de zorluklar yaşandığını ancak o dönemde en azından küresel ölçekte insanların hayat kurtarmaya çalıştığı yönünde bir inanç bulunduğunu hatırlatan Jones, bugün ise mürettebatın sebepsiz şiddet ve haksız suçlamalarla karşı karşıya kaldığını dile getirdi.
Denizde çalışanların zihinsel algısının değiştiğini belirten Jones, şirketlere, hükümetlere ve sisteme duyulan güvenin zayıfladığını söyledi. Bir zamanlar güvenli kabul edilen deniz yollarının kapanabildiğini veya gemilerin daha uzun ve riskli rotalara yönelmek zorunda kaldığını belirten Jones, gemi terk etmelerinin arttığını ve denizcilerin sorun yaşandığında kolayca günah keçisi ilan edilebildiğini ifade etti.
Jones’a göre denizciler arasında “harcanabilir olma” hissi giderek güçleniyor. Bu durumun moral üzerinde, sert hava koşullarından bile daha yıpratıcı bir etki yarattığını belirtti.
Bununla birlikte Jones, sektörün umudu tamamen kaybetmemesi gerektiğini vurguladı. Denizciler için yeniden güven ve amaç duygusunun oluşturulabileceğini ifade eden Jones, bunun dinlemek, anlamak ve gerçekten önemsemekle başlayacağını söyledi.
Jones, denizcilerin yalnızca istatistiksel bir veri olarak değil, insan olarak görülmesi gerektiğini belirtti. Gemi sahipleri, kiracılar ve bayrak devletlerinin sorumluluk alarak sektörde güven ortamını yeniden kurması gerektiğini vurguladı.
Denizcilik sektörünün düşük kâr marjlarıyla çalıştığını hatırlatan Jones, buna rağmen denizcilerin psikolojik dayanıklılığının sınırına geldiğini ifade etti. Sürekli belirsizlik ve güvensizliğin umutsuzluğu artırdığını belirten Jones, sektörün yalnızca insanların buna katlanmasıyla sürdürülebilir olmayacağını söyledi.
Jones, iyimserliğin hâlâ mümkün olduğunu ancak bunun şirketlerin çalışanları için doğru olanı yapmaya karar verdiği her durumda ortaya çıkabileceğini ifade etti.
“Doğanın güçleri karşısında ezilmek” ifadesinin bir trajediyi anlatmak için kullanıldığını hatırlatan Jones, bunun aynı zamanda bir uyarı niteliği taşıdığını söyledi. Denizin umursamaz olabileceğini ancak insanların umursamak zorunda olduğunu belirtti.
Jones’a göre bugün asıl tehlike kayıtsızlık. Denizcilerin stres altında bırakıldığı, görünmez hissettirildiği ve yeterince “cesur” olmadıkları gerekçesiyle eleştirildiği bir ortamın kabul edilmesi durumunda sorun daha da derinleşebilir.
Gerçek cesaretin, Jones’a göre, dünyaya yalnızca bir tulum ve baretle karşı koyan denizcilerin gösterdiği cesaret olduğunu vurguladı.
Jones, denizcilerin yalnızca hayatta kalmayı değil, istikrarı, saygıyı ve umut etmeyi hak ettiğini belirtti. Ona göre denizdeki kırmızı bir gökyüzü, ufukta yanan bir tanker değil, huzur ve güvenin simgesi olmalı.
Ancak bu şekilde denizcilik sektörünün üzerindeki karanlığın dağılabileceğini belirten Jones, bunun küçük ama anlamlı adımlarla mümkün olacağını söyledi. Jones, denizde çalışanların bugün karşı karşıya olduğu en tehlikeli tehdidin “insan kaynaklı riskler” olduğuna dikkat çekti.
Yorumlar
Kalan Karakter: