Türkiye, 2025 yılı sonu itibarıyla toplam 1 milyon 20 bin ton su ürünleri üretimine ulaşarak sektör tarihinde ilk kez 1 milyon ton barajını aştı. Rekor, hem avcılık hem de yetiştiricilikteki artışla geldi.
Türkiye su ürünleri sektörü, 2025 yılı itibarıyla tarihi bir eşiği geride bıraktı. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre toplam üretim 1 milyon 20 bin ton olarak gerçekleşirken, bu rakam Cumhuriyet tarihinde su ürünlerinde ulaşılan en yüksek seviye oldu.

Yetiştiricilik Lokomotif Oldu
Üretimdeki artışın temel itici gücünü yetiştiricilik faaliyetleri oluşturdu. Toplam üretimin yaklaşık:
-
600 bin tonu yetiştiricilikten,
-
420 bin tonu deniz ve iç su avcılığından sağlandı.
Özellikle çipura, levrek ve alabalık gibi türlerde kapasite artışı ve modern üretim teknikleri rekorun başlıca nedenleri arasında gösterildi.
Avcılıkta Planlı Üretim Etkisi
Deniz ve iç sulardaki avcılıkta ise kota ve stok yönetimi uygulamaları öne çıktı. Yetkililer, sürdürülebilir balıkçılık politikaları sayesinde özellikle hamsi başta olmak üzere birçok türde verimli bir sezon geçirildiğini vurguladı.
İhracata Güçlü Katkı
Rekor üretim, su ürünleri ihracatına da olumlu yansıdı. Türkiye, Avrupa Birliği başta olmak üzere birçok pazara yüksek katma değerli su ürünleri ihraç ederken, sektörün ihracat gelirinin milyar dolar seviyelerine yaklaşması bekleniyor.
Bakanlıktan Değerlendirme
Tarım ve Orman Bakanlığı yetkilileri, elde edilen başarının:
-
Bilimsel stok yönetimi,
-
Kota uygulamaları,
-
Denetimlerin artırılması,
-
Yetiştiricilik yatırımlarının teşviki
sayesinde mümkün olduğunu belirtti. Bakanlık, önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik ve çevresel dengeyi koruyarak üretimi artırma hedefinin süreceğini açıkladı.
Sektör Temsilcileri Umutlu
Sektör temsilcileri ise 1 milyon ton eşiğinin aşılmasını stratejik bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor. Uzmanlara göre bu başarı, Türkiye’yi Akdeniz ve Avrupa’nın en güçlü su ürünleri üreticileri arasına taşıyor.
Sonuç olarak, 2025’te kırılan bu rekor, Türkiye su ürünleri sektörünün hem üretim kapasitesini hem de küresel rekabet gücünü ortaya koyarken, 2026 ve sonrası için ihtiyatlı ama güçlü bir büyüme beklentisini beraberinde getiriyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: