İdeolojik duruş ve son saldırılar
Husi liderliği, İran ve Filistin’e desteklerini açık şekilde ortaya koyarken, 4 Nisan’a kadar İsrail’e yönelik iki insansız hava aracı ve dört füze saldırısı düzenledi. Söz konusu saldırıların tamamı engellendi ve herhangi bir hasar oluşmadı.
Yetkililer, bu saldırıların dayanışma mesajı taşıdığını ve İran’a yönelik savaş sona erene kadar benzer girişimlerin sürebileceğini ifade ediyor. Olası bir İsrail misillemesi ise saldırıların ölçeğini artırabilir.
Kızıldeniz’de yeni tehdit ihtimali
Husiler, İran’dan gelecek destek çağrıları ve kamuoyu tepkisini dikkate alarak, kendi belirleyecekleri bir zamanda Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ndeki gemilere yönelik saldırılara yeniden başlayabileceklerini duyurdu.
Uzmanlara göre bu senaryonun gerçekleşmesi halinde, küresel enerji arzına etkisi Hürmüz Boğazı’nın kapanmasından bile daha ağır olabilir. Yanbu’dan Bab el Mendeb Boğazı üzerinden taşınan günlük 5 milyon varilin üzerindeki Suudi petrol sevkiyatının sekteye uğraması, özellikle Asya piyasalarını zorlayabilir.
Askeri dengeler ve olası müdahale
Hürmüz Boğazı’ndan farklı olarak, güçlü deniz kuvvetleri eşliğinde ticari gemilerin Kızıldeniz’den geçişinin mümkün olduğu daha önce tecrübe edildi.
Ancak tehdit durumunda Suudi Arabistan’ın müdahalesi kaçınılmaz görülüyor. Bu durum, 2022’den bu yana devam eden Suudi Arabistan–Husi ateşkesini de riske atabilir. Suudi Batı Filosu’nun son yıllarda modern korvetlerle güçlendirilmiş olması dikkat çekiyor.
Suudi Arabistan’ın olası müdahalesine, deniz iş birliği anlaşması kapsamında Mısır Donanması’nın da katılabileceği ifade ediliyor.
Avrupa ve uluslararası güçlerin rolü
Avrupa Birliği’nin Aspides Operasyonu kapsamında bölgede konuşlu gemileri halihazırda devriye görevini sürdürüyor. Operasyonun Şubat 2027’ye kadar yetkilendirilmiş olması, hızlı müdahale ihtimalini güçlendiriyor.
Yunan, İtalyan ve muhtemel Fransız unsurların yer aldığı kuvvetin, gerektiğinde Avrupa’daki diğer deniz unsurlarıyla takviye edilebileceği belirtiliyor.
ABD’nin sınırlı kapasitesi
ABD Merkez Komutanlığı’nın destek vermesi beklenirken, görevin ana unsurlarından biri olan 50. Muhrip Filosu’nun (DESRON 50) yoğun operasyonel takvimi nedeniyle sınırlı katkı sağlayabileceği değerlendiriliyor.
Bu durumun özellikle hava savunması, istihbarat ve komuta-kontrol kapasitesinde boşluk yaratabileceği, ancak uygun koordinasyonla bu eksikliğin giderilebileceği ifade ediliyor.
Asya ülkeleri de devreye girebilir
Bab el Mendeb Boğazı’nın kapanmasının, Orta Doğu petrolüne bağımlı Asya ekonomileri üzerinde doğrudan etkiler yaratacağına dikkat çekiliyor. Bu nedenle Asya donanmalarının da olası bir deniz güvenliği operasyonuna katılım gösterebileceği belirtiliyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: