ABD yaptırımlarına tabi devlet kontrolündeki İran İslam Cumhuriyeti Denizcilik Şirketi (IRISL) ve iştiraklerinin hâkim olduğu İran ticaret filosu için mevcut savaş da bir istisna oluşturmadı. Filonun faaliyetleri kesintisiz şekilde sürüyor.
Bu durumun en somut göstergesi İran limanlarındaki yoğunluk. 28 Şubat’ta başlayan savaşın ardından Mart ayı boyunca Bandar Abbas Ticaret Limanı’nda günlük ortalama 20’nin üzerinde kargo gemisi giriş-çıkış yaptı. Örneğin 4 Nisan’da limana yanaşan gemi sayısı 22 olarak kaydedildi. Körfez dışında, Pakistan sınırına yakın Çah Bahar Limanı’nda ise 5 Nisan itibarıyla 10 gemi bulunurken, son haftalarda günlük ortalama 2-3 geminin limana giriş-çıkış yaptığı görüldü.
Savaşın başlamasıyla birlikte petrol ve LNG fiyatlarında yaşanan sert artış, tanker trafiğini de hızlandırdı. İran bayraklı ya da “karanlık filo” olarak adlandırılan tankerlerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerini sürdürdüğü gözlendi. Bu hareketlilikte dikkat çeken gelişmelerden biri ise, Mayıs 2019’dan bu yana ilk kez İran petrolünün Hindistan’a teslimatının yeniden başlaması oldu. Söz konusu sevkiyat, ABD’nin denizde İran petrolü alımına yönelik tanıdığı 30 günlük muafiyet kapsamında gerçekleştirildi. İlk teslimatın, OFAC yaptırımları kapsamındaki Ping Shun (IMO 9231901) tarafından yapılmış olabileceği değerlendiriliyor. Gemi, 4 Mart’ta Harg Adası’ndan 600 bin varil ham petrol yükledi ve varış noktasını Çin olarak bildirdi.
Öte yandan Çin’den roket yakıtı üretiminde kullanılan hammaddelerin İran’a sevkiyatının da sürdüğü belirtiliyor. Açık kaynaklara göre, konteynerler arasında taşınan yüklerin içeriğini kesin olarak tespit etmek zor. Bu durum özellikle, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1929 sayılı kararına aykırı silah sistemleri ya da çift kullanımlı malzemeler söz konusu olduğunda daha da önem kazanıyor.
Çin menşeli sodyum perkloratın, konteynerler içinde sevk edilerek İran’da amonyum perklorat üretiminde kullanıldığı ve bunun da katı yakıtlı balistik füzelerin temel bileşenlerinden biri olduğu biliniyor. Bu sevkiyat modeline, geçen yıl Çin’den yükleme yaparak Mart sonunda Bandar Abbas’ta boşaltma gerçekleştiren IRISL’ye ait Golbon (IMO 9283033) ve Jairan (IMO 9167291) gemileri örnek gösteriliyor. 26 Nisan 2025’te Bandar Abbas’taki Rajaei Limanı’nda meydana gelen büyük patlamanın da bu tür bir yükle bağlantılı olabileceği öne sürülüyor.
Sodyum perkloratın, İran’ın Parchin tesislerinde katı roket yakıtına dönüştürüldüğü ve bu yakıtın Khybar-Shikan, Fattah, Fateh-110 ve Zolfaghar gibi balistik füze sistemlerinde kullanıldığı ifade ediliyor. Aynı maddenin Yemen’de Husilere gönderildiği ve son dönemde kullanılan Filistin-2 füzelerinde de yer aldığı iddia ediliyor.
Bu rotada faaliyet gösteren ve tamamı OFAC yaptırımlarına tabi olan beş IRISL gemisinin Çin’den İran’a ulaştığı bildirildi. Hong Kong bayraklı Barzin (IMO 9820269) 2 Mart’ta Zhuhai’den ayrılarak 22 Mart’ta Çah Bahar’a ulaştı. İran bayraklı Rayen (IMO 9820245) 13 Mart’ta hareket ederek 29 Mart’ta aynı limana yanaştı. Shabdis (IMO 9349588) 2 Mart’ta yola çıkıp 31 Mart’ta Çah Bahar’a vardı. Zardis (IMO 9349679) ise 21 Mart’ta Zhuhai’den ayrıldı ve henüz limana ulaşmadı. Hamouna (IMO 9820271) ise doğrudan Bandar Abbas’a yönelerek 5 Nisan’da açıkta demirledi.
Çah Bahar’dan İran iç bölgelerine demiryolu bağlantısının henüz tamamlanmamış olması nedeniyle, tehlikeli yüklerin karayoluyla taşındığı değerlendiriliyor. Uzmanlara göre, yüksek riskli kargoların doğrudan Bandar Abbas’a getirilmesi yerine Çah Bahar üzerinden taşınması daha düşük riskli bir seçenek olarak görülüyor.
Tüm bu gelişmelere rağmen, söz konusu sevkiyatların balistik füze üretimiyle bağlantısına ilişkin iddialar sürerken, Çin ve İran’ın bu hatta sodyum perklorat taşımaya devam ettiği dikkat çekiyor. Buna karşın, Çin’den Türkmenistan üzerinden İran’a uzanan ve konteyner taşımacılığına uygun demiryolu hatlarının kullanılmaması, tarafların deniz yolundaki risklere rağmen mevcut rotaya duyduğu güveni ortaya koyuyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: