Para Dergisi'nin Denizcilik Müsteşarı İsmet Yılmaz ile yaptığı röportaj...
Denizcilik Müsteşarı İsmet Yılmaz'a göre, liman özelleştirmelerinin gecikmesi ekonomiye zarar veriyor. Yılmaz. "Yeni liman tahsislerinden İspanya'dan kredi sağlamaya kadar özel sektöre birçok fırsat sunmaya hazırlanıyoruz" diyor...
Limanların açılması fayda getirir
AB ile müzakerelerin askıya alınmasına neden olan limanların Rumlara açılması siyasi olarak çok tartışıldı. Ekonomik olarak da özellikle Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının getirişinin Rumlara kazanç olarak akmasından duyulan endişeler dile getirildi. Türk denizciliğinin patronu Denizcilik Müsteşarı İsmet Yılmaz ise bu tartışmalara katılmıyor. Limanların açılmasının Rumları tanımak anlamına gelmeyeceğini vurgulayan Yılmaz, 1987 yılına kadar bu hattın açık olduğunu hatırlatıyor. Yılmaz'a göre bu siyasi bir karar. Ancak açılırsa ekonomik olarak zarar değil fayda getireceğini savunuyor. Para dergisine Türk denizcilik sektörünün kat ettiği mesafeyi de anlatan Yılmaz, "Doğru rotada ilerliyoruz. Denizcilik altın yıllarını yaşıyor" diyor...
Türk denizciliğinin geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ekonomiye 15 milyar dolarlık katkımız var. Bunun yaklaşık 4 milyar dolan gemi inşasından, 3 milyar doları navlundan, kalanı da deniz turizminden. 7.5 milyon GT ton taşıyan Türk bayraklı, Türk sahipliğini de katarsak 12-13 milyon GT tonluk bir filo kapasitemiz var.
Paris Memorandumu Teşkilatı'na göre limanlara gelen gemiler denetlenir, uluslararası standartlara uygun değilse seferine izin verilmez. Türkiye 20O2'de kara listenin en üstündeydi. Buna göre 2002'de 852 gemi denetlenmiş, 160 gemi tutulmuştu. 20O5'te 595 gemi denetlenmiş, 44 gemi tutulmuş. 2005'te orta dereceli kara listedeyiz. 2006 yılı sonuçlan çıkmadı. Bir aksilik olmazsa gri listeye geçeceğiz. Ülkenin itiban yoktu, şimdi o listeden çıkmış oldu.
Özelleştirme kapsamındaki limanlarda gerekli yatırımlar yapılmadığı için yüklerin daha verimli olabilecek komşu ülkelere kaydığı söyleniyor.
Özelleştirmenin gecikmesi çok şey kaybettiriyor. Kamu eliyle yatırım yapmak mümkün değil. Mersin Limanı'na 1998'de Avrupa Yatırım Bankası'nın kredisiyle bir vinç alınmaya çalışılıyordu, halen onun testleri yapılıyor. Bir vinci 8 yılda alırsanız, rakip ülkelerin limanlarıyla nasıl rekabet edeceksiniz? izmir Alsancak Limanı'nıntaranması, Mersin'in de derin liman haline getirilmesi lazım. Kamunun ne bunu yapacak mali gücü var ne de bu kadar seri karar alabilecek durumu, özelleştirme bunun için gerekli. Bir an önce yapılmazsa o zaman bu gemi trafiğini Yunanistan'a, Suriye'ye, Ürdün'e, İsrail'e, Mısır'a kaptıracağız. Bakın Fransızlar, İspanyollar limanla-nnı tanıtmak için buraya geliyorlar. Hizmet vereceğiniz sektörü tanıtmanız lazım. Türk limanları için kamu bunu yapar mı?
Büyük ölçekli limanların nerede yapılacağının tespiti, nerelerde özel sektöre açılacağına yönelik çalışmalarınız ne aşamada?
Japon JICA Türkiye limanlan master planı yaptı. Buna göre Mersin ve İzmir'in yanı sıra Çandarlı daki Kuzey Ege ve Karadeniz'deki Fih/os da büyük liman haline gelirse, Türkiye ihtiyacının 2050'ye kadar karşılanacağı öngörülüyor. Çandarlı ve Filyos limanlarını da YÎD (yap-işlet-devret) yöntemiyle yapmayı düşünüyoruz. Çok acil bir ihtiyaç değil ama, en kısa zamanda çıkacağız ihalesine.
Türk bayrağı taşımayan Türk gemilerinin tekrar filoya kazandırılması yönünde bir çalışma var mı?
2004'ten sonra filodan çıkan gemi yok. Bunlar vergi yüzünden çıkıyorlar tabii. Denizcilik tam rekabete açık bir sektör. Rumlar, Malta. Panama, Liberya, Kamboçya, Vietnam kolay bayraklıdır. Gemide çalışanları sigortalamazlar; adeta kayıt dışı gibi. O yüzden diğerleriyle rekabette bir adım önde olurlar. 4 milyon GT ton, yani filomuzun yüzde 70'i kadar yabancı bayrak altında gemimiz var. Zaten birçok avantaj sağlanıyor. Bu kadar sosyal güvenlik açığı varken bir de sosyal güvenlik primlerinden muaf tutamayız. Bizce sektöre tanınan vergisel alandaki teşvik yeterlidir. En azından gemi sayısı artmaktadır. Tonajda da bir gerileme yoktur. Bundan sonra kaçış da olmaz. Türk bayrağının kara listede olması da Türk bayrağından çıkışı teşvik etmiştir. Bir de birçok şirket gemileri krediyle yapıyor. Krediyi veren yurtdışındaki banka, hangi bayrağı çekmesini de o sözleşmenin bir şartı olarak koyuyor. Bu 4 milyonluk filonun yüzde 99'u bu yabancı Fınansör bankaların yabancı bayrak çekme şartından dolayı oluyor diye düşünüyorum. Daha adil, daha hızlı karar alabilecek, hukukunu bildiği ülkeleri seçiyorlar.
Özel sektörü teşvik edecek neler yapmayı düşünüyorsunuz? ÖTVyi sıfırladık. Liman ücretlerini düşürdük. Coğrafi bilgi sistemiyle, kabotaj taşımacılığı saha etüt çalışmasını yaparak hizmete sunuyoruz. Neredeki yük, hangi gemiyle taşınırsa doğru olur, şu kadar yük nereden nereye taşınır, taşınmaz gibi bilgileri de vereceğiz.
Bir başka projemiz daha var. Kabotajda taşınacak gemilerin tiplerini belirlemek istiyoruz, İspanya'dan kredi olanaklarını araştırdık. Sektörümüze sunacağız. Demek ki yabancı ülkeden kredi bulacağız, geminin tipini vereceğiz, gemiyi yapacaklar, yükleri nerede var, nereye gidebilir onu vereceğiz. Taşıma yap diyeceğiz. Devlet hiçbir zaman gemi alıp da yolcu taşımayacak. Yol gösterecek. Bu konudaki çalışmamız devam ediyor. Ormanlık bölge, SÎT bölge olmadıktan sonra veya turizm bölgesi olmadıktan sonra tersane yapabilirler. Çok yeri teklif ettik, gelmiyorlar. Hepsi Tuzla ve civarını istiyor.
Tersaneleri Türkiye'nin gücü görüyoruz. Çoğalması gerekir, önümüzdeki günlerde tersane kurulması için ilana çıkmayı düşündüğümüz yerler var. Kuzey Ege Çandarlı olabilir. Samsun hala boş. Adapazarı, Karasu olabilir, istedikleri alanı değerlendiririz.
Rumlara limanların açılması Türkiye'yi ne kadar etkiler?
Çok iddialı bir söz ama hiç etkilemez. Hatta bence açılması ekonomik bakımdan faydalı bile olur. Kaç bin gemisi var? Eğer yük bulurlarsa bütün gemileri limanlara gelecek. Senden kumanya alacak, yakıt alacak, liman ücreti ödeyecek. Herkes "Türkiye bunlarla rekabet edemez, yanşamaz, onların filosu daha güçlüdür" diyor. Oysa tam rekabete açık bir sistem bu. Panama, Liberya bayraklı gemiler geliyor mu? Yani adanı senin yükünü almak istese, Rum kesimi bayraklı giremiyor ama Panama bayrağına geçebilir mi, geçer. Bu gemi Türkiye'ye gelebilir mi, gelir. Dolayısıyla yine olur. Yani Liberya bayraklı geminin. Panama bayraklı geminin ülkeye gelmesinden kim ne kadar rahatsız?
Rumlar öyle farklı bayraklarla geliyorlar mı?
Sadece bayrak değil. Burada çok kriter var. Mesela diyelim ki, Fransa bayraklı gemi de Rum'a uğradıktan sonra bize gelemiyor. Biz onu da almıyoruz. Tabii bu durum Avrupa Birliği'nin bu limanlar konusunda biraz daha hassasiyetini artırıyor. Ancak biz bilirsek ki Kıbrıs Rum sahipli gemidir, bir başka ülkenin bayrağı bile olsa yine o gemiyi de almıyoruz. Ancak adamın hiçbir ortağı Rum değil, işletim yeri de Londra ise pekâlâ gelir alır.
Rumları tanımamak yüksek bir ticari kayıp mıdır sizce?
Rum bayraklı gemileri ne zaman limanlarımıza almadık? 1987'den itibaren. Kıbrıs harekatını ne zaman yaptık? 1974'te. 1974'ten 87e kadar bu Rum gemileri geliyordu ne oldu? Kıbrıs Rum kesimini tanımış mı olduk? Yani o zaman gelince tanımadık da şimdi gelince mi tanımış oluyoruz? Hiç de öyle bir durum yok. Tanıma bir iradedir. Güneyde bir devlet var. Siz gözünüzü kapatsa-nız da var. Bizim itirazımız, Kıbrıs'ın tamamını temsil etmediği yönünde. Kuzeyi temsil etme hakkı yok. Dolayısıyla bu tespitleri çok iyi yapmak lazım.
Rakamlarla Türk denizcilik sektörü
Türk deniz ticaret filosu 2006 sonu itibariyle 5 milyon 531 bin GT, 7 milyon 641 bin DVVT'ye ulaştı.
2001'de 39 adet gemi inşa eden tersanelerimiz, 2006'da 100 gemiye ulaştı. İnşa edilen gemi tonajı da 147 bin DWT'den 540 bin 500 DWT'ye yükseldi.
2002'de gemi siparişleri sıralamasında 23'üncü sırada yer Türkiye, 2006'da 8'inci sıraya yükseldi. Dünya gemi inşa sipariş defteri son 3 yılda yüzde 89 büyürken, Türkiye'de yüzde 360 büyüdü.
2001'de gemi inşasında 5 bin 750 kişi istihdam ediliyordu. 2006'da bu sayı 28 bin 580 kişiye ulaştı. 2010'da ise 44 bin 388'e çıkması bekleniyor.
2003’te 6 milyon 267 bin araç/mil olan kabotaj taşımacılığı, 2006'da 7 milyon 322 bine yükseldi. Yolcu sayısı da 98 milyon 890 bin kişiden 141 milyon 365 bin kişiye ulaştı. Sicile kayıtlı ticari yatlar 2003'te bin 520 iken 2006'da bin 834'e yükseldi.
Kruvaziyer turizmiyle 2002'de 821 gemiyle 333 bin yolcu Türkiye'yi ziyaret ederken, 2006'da bin 276 gemiyle 1 milyon 11 bin yolcu geldi. 2002'ye göre gelen gemilerin tonajları da arttı.
Kaynak: PARA Dergisi
Yayın Tarihi: 21 Ocak 2007
Yorumlar
Kalan Karakter: