Akademinin ve Denizciliğin Buluştuğu Bir Etkinlik
Pîrî Reis Üniversitesi Hukuk Fakültesi ile Denizcilik Fakültesi'nin birlikte ev sahipliği yaptığı "Ticaret Gemilerinin Türk Boğazlarından Geçiş Statüsü ve Uygulama" konferansı, 27 Nisan 2026 Pazartesi günü saat 15.00'te Tuzla Deniz Kampüsü Seminer 2 Salonu'nda akademisyenlerin, denizcilik sektörü temsilcilerinin ve hukuk camiasının yoğun ilgisiyle gerçekleştirildi. Türkiye'nin yalnızca denizcilik alanında uzmanlaşmış tek yükseköğretim kurumu olan Pîrî Reis Üniversitesi'nde düzenlenen toplantı, Türk Boğazları'nın hukuki statüsüne ilişkin sorunların disiplinler arası bir yaklaşımla ele alındığı önemli bir bilim platformu niteliği taşıdı.
Konferansın açılış konuşmaları, sırasıyla Pîrî Reis Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ceyda Süral Efeçınar ile Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cüneyt Ezgi tarafından yapıldı. Dekanlar açılış konuşmalarında, Türk Boğazları'nın yalnız ülkemiz için değil, dünya deniz ticareti açısından da hayati bir kavşak noktası oluşturduğunu; bu nedenle konunun uluslararası hukuk, deniz hukuku ve seyir güvenliği boyutlarıyla bütüncül bir biçimde incelenmesi gerektiğini vurguladılar.
Oturum Başkanlığı ve Konuşmacının Tanıtımı
Saat 15.30'da başlayan I. Oturumun başkanlığını, denizcilik literatürüne değerli eserler kazandırmış bilim insanlarımızdan Prof. Dr. Sezer Ilgın üstlendi. Oturum Başkanı, tanıtım konuşmasında konferansın konuğu Sayın Saim Oğuzülgen'in Türk denizcilik tarihindeki seçkin konumuna dikkat çekerek; kendisinin yalnızca uygulama alanından gelen deneyimli bir uzakyol kaptanı değil, aynı zamanda Türk Boğazları'nın hukuki rejimi üzerine en yetkin kalemlerden biri olduğunu vurguladı.
Konferansın baş konuşmacısı olarak kürsüye davet edilen Uzm. Yük. Kpt. Saim Oğuzülgen; Kıdemli Baş Kılavuz Kaptan, Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği eski Başkanı ve Bahçeşehir Üniversitesi Türk Boğazları Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin Kurucu Müdürü olarak tanıtıldı. Saim Kaptan, on yılları aşan saha deneyimini akademik birikimle harmanlayan denizci kimliğiyle, konunun en yetkili isimlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Konferansın Esasları: Hukuki Statü ve Uygulama
Saim Oğuzülgen, sunumunda öncelikle terminolojik bir düzeltme yaparak; "Boğazlar" ve "Türk Boğazları" kavramlarının doğru kullanımının, Türk egemenlik haklarının uluslararası alanda savunulması açısından kritik bir mesele olduğunu belirtti. Ardından ticaret gemilerinin İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı'ndan geçişlerine ilişkin hukuki çerçevenin temelini oluşturan 20 Temmuz 1936 tarihli Montrö Türk Boğazları Sözleşmesi'nin maddi hükümleri, saha deneyimleriyle desteklenerek çözümlendi.
Konuşmacı, Sözleşme'nin "barış zamanı", "Türkiye'nin savaşan taraf olduğu hâl" ve "Türkiye'nin kendisini yakın bir savaş tehlikesi karşısında gördüğü hâl" şeklindeki üçlü ayrımını hatırlatarak; ticaret gemilerinin geçiş serbestisine ilişkin 2 ila 7. maddelerle getirilen istisnaları ayrıntılı biçimde açıkladı. Bunun yanı sıra 1994 tarihli Türk Boğazları Deniz Trafik Düzeni Tüzüğü ile 1998'de yenilenen ve hâlen yürürlükte bulunan tüzük hükümlerinin, Sözleşme'nin öngördüğü "geçiş serbestisi" ilkesini ihlal etmeksizin yalnızca can, mal, seyir ve çevre güvenliğini sağlamak amacıyla oluşturulmuş düzenlemeler olduğunun altı özellikle çizildi.
Uygulamadan Gelen Gözlemler
Saim Kaptan kürsüden yaptığı konuşmada, kılavuz kaptanlık kurumunun Türk Boğazları'nın seyir güvenliği bakımından taşıdığı vazgeçilmez öneme değindi; Boğazlar'dan geçen gemilerin tonaj, boy ve yük cinsi açısından son otuz yılda yaşanan artışın, Sözleşme'nin imzalandığı 1936 yılındaki teknik ve teknolojik koşullarla kıyaslanamayacak ölçüde ağır bir trafik yükü doğurduğunu istatistiklere dayanarak ortaya koydu. Bu çerçevede Boğazlar'ın fiziksel özellikleriyle uyumlu "İstanbulmax" tipi gemi tasarım ölçütlerine vurgu yapıldı; gemi boyunun en fazla 199,9 metre ile sınırlı tutulması gerektiği, biriken deneyime dayanılarak ifade edildi.
Konuşmacı, kılavuzluk hizmetlerinin isteğe bağlılığı ile zorunluluğu meselesini uluslararası deniz hukukuyla karşılaştırmalı olarak ele aldı; Türkiye'nin kıyıdaş devlet sıfatıyla üstlendiği seyir güvenliği yükümlülüklerinin, Sözleşme'nin geçiş serbestisi ilkesiyle çelişmediğini, tam tersine bu yükümlülüğün aynı Sözleşme'nin ruhunun bir gereği olduğunu vurguladı.
"Türk Boğazları, hukuki statüsü itibarıyla dünyanın hiçbir su yoluna benzemeyen, kendine özgü bir rejime tabi olan ve Türkiye'nin egemenlik haklarını teyit eden Montrö Türk Boğazları Sözleşmesi düzeni içinde, hem geçiş serbestisini hem de seyir güvenliğini bağdaştıran özel bir hukuki alandır."
Tartışma ve Soru-Cevap Bölümü
Saat 16.15'te başlayan II. Oturumda, Oturum Başkanı Prof. Dr. Sezer Ilgın'ın yönetiminde tartışma, soru-cevap ve kapanış bölümüne geçildi. Salonda bulunan akademisyenler, hukuk fakültesi ile denizcilik fakültesi öğrencileri, kılavuz kaptanlar ve sektör temsilcileri tarafından yöneltilen sorular; özellikle Karadeniz havzasındaki güncel jeopolitik gelişmeler karşısında Sözleşme'nin uygulanabilirliği, alternatif su yolu projelerinin Sözleşme rejimine olası etkileri ve çevre güvenliği konuları çevresinde yoğunlaştı.
Saim Kaptan sorulara verdiği yanıtlarda, Montrö Türk Boğazları Sözleşmesi'nin Türkiye'nin diplomatik kazanımları arasındaki seçkin yerini koruduğunu; Sözleşme rejiminin esnek yapısının, yüzyıla yaklaşan ömrüne karşın işlerliğini sürdürdüğünü dile getirdi. Konuşmacı, hukuki rejimin korunmasının yalnız diplomatik bir mesele olmadığını; gemi adamları, kılavuz kaptanlar ve liman idarelerinin günlük uygulamalarıyla da güvence altına alınması gereken ortak bir görev olduğunu ifade etti.
Kapanış
Konferans, saat 16.45'te Oturum Başkanı'nın kapanış konuşması ve katılımcılara sunulan plaket töreniyle sona erdi. Pîrî Reis Üniversitesi'nin Türk denizciliği ile hukuk camiasını bir araya getiren bu tür etkinliklerinin sürmesi temennisiyle kapanan toplantı; gerek uygulamacılara gerekse akademisyenlere değerli bir başvuru çerçevesi sundu ve Türk Boğazları'nın hukuki rejimine ilişkin birikimin genç hukukçu ve denizci kuşaklara aktarılması bakımından da önemli bir fırsat oluşturdu.
Konferansın, Pîrî Reis Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nin yayın organı olan Deniz Hukuku Dergisi'nde bildiri metni olarak yayımlanması yönündeki temenniler de dile getirildi; böylece bilim camiasının istifadesine sunulması amacı vurgulandı.
Yorumlar
Kalan Karakter: