Bosphorus Boat Show’da konuşan Mavi Vatan kavramının mimarı Prof. Dr. Cihat Yaycı, sivil denizciliğin ülke egemenliğindeki kilit rolüne dikkat çekti. Sivil deniz trafiğinin Mavi Vatan’ın tapusu olduğunu vurgulayan Yaycı, "Yatlar olmadan denizcileşilmez" diyerek, Türk bayraklı tekneler için acil teşvik ve marina indirimi çağrısında bulundu.
İstanbul’da kapılarını açan Bosphorus Boat Show’un dördüncü gününe, Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı’nın çarpıcı "Mavi Vatan ve Yatçılık" konferansı damga vurdu. Deniz egemenliğimizin yalnızca askeri güçle değil, sivil denizcilikle korunabileceğini belirten Yaycı, yat sektörünün sadece bir lüks veya turizm kalemi değil, doğrudan bir "sivil egemenlik meselesi" olduğunu ifade etti.
"Yatlar Olmadan Denizcileşilmez, Sivil Denizcilik Mavi Vatan'ın Tapusudur"
Konuşmasında sivil yatçılığın jeopolitik önemine derinlemesine yer veren Yaycı, "Donanma denizi tutar, yatçılık denizi yaşatır" ifadelerini kullandı. Denizde varlık göstermenin üç temel yolu olduğunu (askeri varlık, ekonomik faaliyet ve sivil deniz trafiği) belirten Yaycı, çok net bir uyarıda bulundu:
"Gitmediğin deniz senin değildir. Yatlar olmadan, sivil teknelerimiz o sularda dolaşmadan denizcileşilmez. Denizde sivil varlığımız varsa karşı tarafın hukuki iddiası zayıflar. Bizim varlığımız yoksa hem kendi hukuki iddiamız zayıflar hem de karşı tarafınki güçlenir. Türk bayraklı yat sayısı arttıkça, Türk limanları kullanıldıkça o deniz yaşayan deniz haline gelir."
Paradoks: Üretimde Dünya Deviyiz, Kullanımda Yokuz
Konferansta Türkiye’nin yatçılıktaki acı tablosu da rakamlarla gözler önüne serildi. Tuzla, Yalova, Antalya ve Bodrum gibi merkezlerdeki tersanelerin yılda yaklaşık 2,5 milyar dolar ihracat yaptığını ve Türkiye'nin süper yat üretiminde dünyada ilk üçte olduğunu hatırlatan Yaycı, kullanım ve altyapıdaki eksikliklere dikkat çekti:
-
Tekne Sayısı: 10 milyon nüfuslu Yunanistan'da 250.000 kayıtlı tekne varken, Türkiye'de bu sayı sadece 90.000.
-
Marina Altyapısı: Yunanistan 150'den fazla marinaya sahipken (bizim 4 katımız), Türkiye'deki marina sayısı yalnızca 28.
-
Bayrak Oranı: Türkiye'nin en önemli yat merkezlerinden Marmaris'te bile Türk bayraklı yat oranı %25 seviyelerinde.
Yaycı, "Küresel ölçekte güçlü bir üreticiyiz ama üretilen yatların büyük çoğunluğuna yabancı bayrak takılıyor. Türk aklıyla üretilen yat, Türk bayrağı taşımıyorsa Mavi Vatan’a değil, başkasının egemenliğine hizmet ediyor" dedi.
Yunanistan'ın 'DEKPA' Silahı: Hedef Türk Yatçısını Adalar Denizi'nden Kovmak
Konuşmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri, Yunanistan'ın Türk teknelerine uyguladığı sistematik dışlama politikasıydı. Yunanistan'ın AB, ABD ve İngiltere bayraklı teknelere serbest dolaşım hakkı tanırken, sadece Türk teknelerinden 'DEKPA' adlı zorunlu seyir kayıt belgesi talep ettiğini hatırlatan Yaycı, kuralların her sezon kasten değiştirilip ceza kesildiğini belirtti.
Yaycı, "Bunun adı ayrımcılık değil, bilinçli bir dışlama politikasıdır. Hedef, Türk bayrağını Adalar Denizi'nden silmektir. Türk yatçı bu baskılar nedeniyle kıyılarımıza sıkışıyor, altyapı yetersizliği nedeniyle tekne alan satmaya kalkıyor. Bu durum askeri bir kriz üretmeyebilir ama uzun vadede diplomasimizi zayıflatır" uyarısında bulundu.
"Bosphorus Değil, Boğaziçi!"
Kelimelerin ve isimlerin egemenlik savaşındaki rolüne de değinen Yaycı, Yunanistan'ın NATO belgelerinde bile "İstanbul Boğazı" ismini yıllarca veto ettiğini ve belgelerde sadece "Strait (Boğaz)" yazabildiğini anımsattı. Fuarın adını da eleştiren Yaycı, "Özel isimlerin İngilizcesi yoktur. Boğaziçi’nin İngilizcesi Bosphorus değildir" dedi.
"Ege" yerine ısrarla "Adalar Denizi" tanımını kullanan Yaycı, Lozan ve Montrö Sözleşmesi'nin orijinal metinlerinde de bu ismin geçtiğini belirterek, "Samos deme Sisam de, Kos deme İstanköy de. Mekan isimlerinin hafızası vardır" dedi. Ayrıca, "Türklere denizcileşin demek hakarettir. Biz 15 bin yıllık denizci bir milletiz; Karadeniz, Akdeniz, Kızıldeniz isimlerini yönlere göre renk veren Türkler koymuştur" diyerek denizcilik tarihimize vurgu yaptı.
Çözüm Reçetesi: Yerli Yatçıya Acil Destek Paketi
Devletin ilgili kurumlarına somut bir eylem planı sunan Prof. Dr. Cihat Yaycı'nın çözüm önerileri ise şu maddelerden oluştu:
-
Marina ve Bağlama İndirimi: Türk bayraklı yatlara özel, devlet destekli marina ve bağlama indirimleri ivedilikle hayata geçirilmeli.
-
Tam Dijitalleşme: Türk bayraklı yat sicil işlemleri tamamen dijitalleşmeli ve bürokrasi sıfıra indirilmeli.
-
Mütekabiliyet: Yunanistan'ın DEKPA gibi kısıtlamalarına karşı eşdeğer diplomatik yanıtlar verilmeli.
-
Vergi Teşviki: Yerli alıcıya yönelik finansman teşviki sağlanmalı ve yerliye satışta üreticiye sıfır vergi uygulanmalı.
-
Deniz Kültürü Seferberliği: Bodrum–Göcek–Marmaris–Çeşme hattında teşvik rotaları oluşturulmalı ve gençlere yönelik amatör tekne paketleriyle denizcilik toplumsallaştırılmalı.
Yorumlar
Kalan Karakter: