KOSDER tarafından düzenlenen “KOSDER Üyeleri Kahvaltıda Buluşuyor” etkinliği kapsamında gerçekleştirilen 2025–2026 Değerlendirmesi Panelinde konuşan Türk P&I Genel Müdürü Kaptan Ufuk Teker, küresel belirsizliklerin deniz ticareti ve sigortacılık üzerindeki etkilerini kapsamlı biçimde değerlendirdi.
Teker, Türkiye’nin deniz sigortacılığı alanında önemli bir eşiği aştığını belirterek, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez Dünya Deniz Sigortacıları Birliği’nin hukuk komitesinde temsil hakkı elde edildiğini söyledi. Bu gelişmenin, Türkiye’nin uluslararası deniz sigortacılığı arenasındaki konumunu güçlendirdiğine dikkat çekti.
“Sivil ticaret filoları hiç olmadığı kadar doğrudan hedefte”
Konuşmasında küresel risk ortamının sertleştiğine vurgu yapan Teker, belirsizliğin artık sigortacılar için temel risk unsuru hâline geldiğini belirtti. İran’ın gemilere el koyması, Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle limanlarda mahsur kalan ticari gemiler, Kızıldeniz’de yaşanan saldırılar, drone tehditleri ve GPS manipülasyonlarının sivil deniz ticaretini doğrudan etkilediğini ifade etti.
Bu gelişmelerin, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana sivil ticaret filolarının en kırılgan dönemlerinden birinin yaşandığını gösterdiğini kaydeden Teker, denizcilerin artık klasik denizcilik risklerinin ötesinde harp benzeri tehditlerle karşı karşıya kaldığını dile getirdi.
Teker ayrıca ABD’nin artan gümrük tarifeleriyle küresel ticarette yeni bir dönemin başladığını belirterek, geçmişte benzer tarife artışlarının dünya ticaretinde ciddi durgunluklara yol açtığını hatırlattı. Bu sürecin özellikle konteyner taşımacılığı ve büyük tonajlı filolar üzerinde baskı yaratabileceğine dikkat çekti.
“Savaş ve grev teminatı artık lüks değil zorunluluk”
Türk P&I Genel Müdürü Teker, son yıllarda yaşanan büyük çevre felaketlerine de değinerek, Prestige tanker kazası, Baltimore Köprüsü’ne çarpan gemi olayı ve Sri Lanka açıklarında plastik granül yüklü geminin batması gibi vakaların, deniz sigortalarında hasar boyutlarının milyar dolarlarla ifade edilir hale geldiğini söyledi.
Özellikle plastik granül kirliliğinin petrolden dahi daha tehlikeli sonuçlar doğurabildiğini vurgulayan Teker, bazı ülkelerin temizlik için 1 milyar dolar depozito talep edecek noktaya geldiğini ifade etti. Bu durumun P&I kulüpleri üzerindeki baskıyı artırdığını, prim artışlarının da kaçınılmaz hâle geldiğini belirtti.
Türkiye özelinde koster filosuna dikkat çeken Teker, Türk armatörlerinin Doğu Akdeniz’de güçlü bir varlığa sahip olduğunu ve Çin’den alınan koster tonajıyla filonun hızla büyüdüğünü söyledi. Ancak gemi alımlarında teknik inceleme ve doğru survey yapılmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.
Konuşmasının son bölümünde savaş ve grev riskleri teminatının artık teorik bir konu olmaktan çıktığını belirten Teker, drone saldırıları, başıboş mayınlar ve harp benzeri olayların sigorta kapsamı açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu ifade etti. Bu nedenle armatörlere, özellikle riskli bölgelerde sefer yapan gemiler için savaş-grev sigortalarının mutlaka eksiksiz şekilde yaptırılması çağrısında bulundu.
Teker, “Türk armatörünün en büyük avantajı, hasar yönetimini kendi dilinde ve kendi ülkesinde yapabilmesidir. Önümüzdeki dönemde bu avantaj daha da belirginleşecek” diyerek sözlerini tamamladı.
Yorumlar
Kalan Karakter: