banner246

banner176

banner242

banner184

banner191

banner148

banner179

banner145

banner182

banner263

16.02.2007, 14:18 20260

Sivil Toplum Kuruluşları

Demokrasi, çok sesli bir yönetim biçimidir.

Demokratik toplumlarda her türlü düşünce ya da öneri ortaya konmalı, avaz avaz tartışılmalı, düşünsel bir tepkiye dönüşebilmelidir.

Ulusal irade, sadece seçim sandığında oluşmaz.

STÖ’lerin gösterdikleri toplumsal tepkiler de ulusal iradenin göstergeleridir.

Unutulmamalıdır ki suskun toplumlar her zaman, seçimle de gelmiş olsalar bile bir egemen gücün altında ezilmeye mahkumdurlar.

Bu nedenle, insanlarımız bir araya gelerek, kendi mutlulukları için, aydınlık yarınlar için rahatça tepkileri sergilemelidirler.

Değişik düşünceler üreterek özgürce söyleşip tartışmalıdırlar.

Birlik ve beraberliğimiz, tartışıla tartışıla tavlanan düşünceler etrafında oluşmalıdır.

Düşünen, duyan, anlayan, gören kişi konuşacaktır, yazacaktır.

İçinden doğan bir aydınlığı çevresine yayacaktır.

Yanlışlıkları kötülükleri görecek, gösterecektir.

Sivil toplum kuruluşlarında çalışanların ve aydın olanların görevidir bu…

Bir konunun altını çizerek yazmak istiyorum.

Yıllar yılı tartışılan “yetkin birey, örgütlü toplum” hedefleri,ilköğretim, orta öğretim, yüksek öğrenimin sayıp dökülen amaçları, sivil toplum kuruluşlarına gösterilen duyarsızlıkla yıkılıp gitmektedir.

Bu duyarsızlık bu kadar önemli midir? Evet, bu duyarsızlık bu kadar önemlidir.

Bir toplumda kurumlar ne için vardır? Devlet, hükümet, parlamento, siyasal partiler, meslek kuruluşları, birlikler, odalar, sendikalar, dernekler, okullar ne için vardır?

İnsanı yetiştirmek, toplumun bir üyesi yapmak, var etmek için vardır.

Eğer sonuçta böyle duyarsız insanlar yaratmışsa, bir toplumun insanla ilgili bütün kurumları “insanı insan yapma” amacında işe yaramıyor demektir.

Bu durum sorumluluktan kaçmak olarak da tanımlanabilir.

O zaman, toplum böyle bir toplum olmaktan çıkıp topluluk olmaktadır.

Sosyal güven aşınmasının, giderek yok olması budur.

Kişinin, ancak kanuni bir durum karşısında bağlı olduğu kuruluşu kullanması, sonrasında o kuruluşu aklına bile getirememesi böyle bir durumdur.

Zamanla kişi, hiç kimse için, sonunda da kendisi için de bir şey yapmayacaktır.

Bu durum giderek insanların yardım etme isteklerini de köreltecektir.

Bence toplumsal bir afet budur.

Sorumlusunun kendimiz olduğu bir toplumsal felaket.

“Birileri yapsın” düşüncesinin doğurduğu bir sonuç.

İlgisizlik sonucu sivil toplum kuruluşlarının gelişememesinin doğurduğu bir sonuç.

Bazıları da vardır, Derneğimiz, Odamız ya da Vakfımız benim için ne yaptı der.

Ne bekliyorlardı ki? Merak ediyorum.

Bakın, o düşüncede olanlara kalın harflerle yazıyorum.

Örgütlerin dolayısı ile yönetimlerin işleri şudur;

Üyelerin güçlerini birleştirebileceği bir ortam hazırlamaktır. Bir programı hayata geçirmektir.

Yani, örgütlerin bir şeyler yapabilmesi için önce güçlerin birleşmesi gerekir.

Bu akıldan çıkarılmamalıdır.

Yorumlar (4)
Turhan Esin 15 yıl önce
Sivil toplum kuruluşlarının toplumdaki önemini vurgulayan, düşünen, fikir üreten ve sorgulayan toplum olabilmek için bireysel sorumluluklarımız olduğunu bize hatırlatan çok güzel bir yazı.

Toplum olarak çocuklarımıza nasıl bir gelecek bırakıyoruzu bir kez daha düşünmeliyiz, biz örnek olmazsak çocuklarımız nasıl sorgulayacak, birileri nasıl olsa yapar zihniyeti ile yetişen nesillere müsaade etmemeliyiz ve onlara gerçekten örnek olmalıyız, toplumsal sorumluluk duygusunu yeni nesillere mutlaka aşılamalıyız.



Turhan Esin
Mehmet Recep İNAN 15 yıl önce
BU ÖNEMLİ KONULARI DİLE GETİRDİĞİNİZ VE S.T.K 'LARIN ÖNEMİ VE HASSASİYETİ DOĞRULTUSUNDA GEREKLİ FİKİR VE GÖRÜŞLERİ BİRBİRLERİ İÇİNDE GÜÇLENMESİ ADINA SEVİNDİRİCİ BİR ADIM OLARAK GÖRÜYOR VE TEŞEKKÜR EDİYORUM.

SAYGILARIMLA;



BODER

BOĞAZLARI VE ESERLERİNİ

YAŞATMA DERNEĞİ

YÖNETİM KURULU BŞK.

Mehmet Recep İNAN









Hasan Çaylak 15 yıl önce
Sivil Toplum Kuruluşları başlıklı yazıyı tekrar tekrar okudum.Anladığım kadarı ile yazıda örgütlülüğün ve örgütlülüğe duyarlı bireylerin çoğalarak açığa çıkaracağı düşünsel yada uygulamalı verimlerin topluma ve Ülkeye sağlayacağı faydalar tarif edilmeye çalışılmış ama ifadelerin dağınıklığı tarifi anlaşılmaz duruma sokmuş.

Umarım Demokratik Kitle Örgütlerinde görev alanlar bireyselliği değil örgütlerini ön plana çıkarırlar. Çünkü kuvvetli örgütlülük bir toplumun kalkınmasında en önemli unsurdur.
Metin Solak 15 yıl önce
Birey ve toplum ilişkisinde bireysel katılımın gerekliliğine inanıyor ve yazarın düşüncelerine katılıyorum.

25
az bulutlu
banner102
banner93
Namaz Vakti 13 Ağustos 2022
İmsak 04:26
Güneş 06:04
Öğle 13:14
İkindi 17:04
Akşam 20:14
Yatsı 21:45
Günün Karikatürü Tümü