Batı medyasının büyük bir bölümü son günlerde Venezuela’daki gelişmelere ve buna bağlı denizcilik faaliyetlerine odaklanırken, Aralık ayı sonlarında başlayan ve zaman zaman şiddete dönüşen protestolar İran’da devam ediyor. Gösteriler neredeyse ülkenin tamamına yayılmış durumda. Ancak kırsal bölgeler ile başkent Tahran ve Irak sınırındaki İlam ve Lorestan eyaletlerinde protestolar daha yoğun yaşanıyor. 8 Ocak sabahı itibarıyla, güvenlik güçlerinin müdahaleleri sonucu yaklaşık 45 kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.
Protestoların temelinde, halkın karşı karşıya kaldığı ağır ekonomik koşullar yer alıyor. Ancak bu yılki gösterileri önceki protesto dalgalarından ayıran önemli bir unsur dikkat çekiyor. Gösteriler sırasında, Veliaht Prens Rıza Şah’ın yeniden tahta çıkarılmasına yönelik açık destek sloganlarının dile getirilmesi, İran sokaklarında daha önce görülmeyen bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Geçmiş protestolarda tepkiler ağırlıklı olarak ülkenin dini liderliğini hedef alırken, bu kez monarşi yanlısı söylemlerin kamusal alanda daha görünür hale gelmesi dikkat çekiyor.
Güvenlik güçlerinin protestoları tamamen kontrol altına almakta zorlandığı, sert müdahalelerin ise durumu daha da tırmandırabileceği endişesiyle temkinli davranıldığı ifade ediliyor.
Öte yandan, iktidardaki dini elit içerisinde de ciddi bir görüş ayrılığı yaşandığı belirtiliyor. Bir kesim göstericilerle diyalog kurulmasını savunurken, radikal kanat protestoların sert yöntemlerle bastırılmasını talep ediyor. İran İslam Cumhuriyeti’nin Yüksek Lideri (anayasal olarak devletin en üst otoritesi) Ali Hamaney, yaptığı açıklamada her iki tarafa da mesaj vererek, “Göstericilerle konuşuyoruz, ancak isyancılarla konuşmanın bir faydası yok. İsyancılara hadleri bildirilmelidir” ifadelerini kullandı.
Bazı raporlar ise rejim çevresinde artan bir güvensizliğe işaret ediyor. Fransa’ya yapılan vize başvurularındaki artış ve Moskova’ya eklenen uçuşlar, iktidardaki elitin ailelerini ülke dışına çıkarmaya başladığı iddialarını güçlendiriyor. İngiliz Times gazetesi, istihbarat kaynaklarına dayandırdığı haberinde, Ali Hamaney’in oğlunun ve yaklaşık 20 aile üyesinin, Hamaney’in Setad adlı dini vakıf üzerinden kişisel kontrolünde bulunduğu yaklaşık 95 milyar dolarlık likit varlığın bir kısmıyla birlikte Moskova’ya taşınmayı planladığını öne sürdü.
ABD Başkanı Donald Trump ise konuya ilişkin soruya, Yüksek Lider’in “gidecek bir yer aradığını” söyleyerek yanıt verdi.

8 Ocak akşamı ve İran’da hafta sonunun yaklaşmasıyla birlikte, özellikle İsfahan, Tebriz, Gorgan ve Meşhedkentlerinde protesto faaliyetlerinde belirgin bir artış yaşandı. Gösterilerin ilk olarak Kapalı Çarşı’da başladığı Tahran’da, protestocular araçları kullanarak ana arterleri trafiğe kapattı. Muhafazakâr yapısıyla bilinen Kapalı Çarşı, rejime verilen desteğin kritik göstergelerinden biri olarak görülüyor; İran siyasetinde sıkça dile getirilen ifadeyle, “Kapalı Çarşı’daki desteği kaybeden iktidar, sonunu hazırlar.”
Gecenin ilerleyen saatlerinde yetkililer, ülke genelinde şimdiye kadar benzeri görülmemiş ölçekte bir internet kesintisi uyguladı. Ancak binlerce İranlının Starlink üzerinden internete erişim sağladığı, bu nedenle iletişim kısıtlamalarının, bu tür zorluklarla baş etmeye alışkın İranlılar açısından ciddi bir engel oluşturmayacağıdeğerlendiriliyor.
Bu gelişmelerin ardından Türk Hava Yolları, Katar Airways ve Emirates, İran’a yönelik tüm uçuşlarını askıya aldıklarını duyurdu.
Yorumlar
Kalan Karakter: