Hürmüz Boğazı'nın Hukuki Statüsü: İran, Boğazı Kapatabilir mi?
İran Devrim Muhafızları'nın, ABD ve İsrail saldırılarına misilleme olarak Hürmüz Boğazı'nı deniz trafiğine kapatması, küresel ticarette ve enerji piyasalarında tarihi bir krize yol açtı. Yasağı ihlal eden gemilere sert müdahale edileceği uyarısının ardından boğaz trafiği adeta dururken, son iki gün içinde sadece yedi geminin geçiş yapabildiği bildirildi. Habertürk ekranlarında gelişmeleri değerlendiren Deniz Emniyet Derneği Başkanı, Avukat ve Kaptan Cahit İstikbal, krizin ekonomik, hukuki ve insani boyutlarına dikkat çekerek, dünya denizcilik tarihinin İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en büyük kırılmasını yaşadığını ifade etti.
Küresel Ticaretin Yüzde 3'ü Boğazda Sıkıştı
Krizin ekonomik bilançosu her geçen gün ağırlaşıyor. Kaptan Cahit İstikbal'in aktardığı verilere göre, an itibarıyla Hürmüz Boğazı ve çevresinde 1900 ticari gemi açıkta demirlemiş durumda. Bu sayı, uluslararası sefer yapan yaklaşık 80 bin gemilik küresel ticaret filosunun yüzde 3 ila 4'üne tekabül ediyor. Bekleyen gemiler arasında dökme yük gemileri ve kimyasal ürün taşıyıcılarının yanı sıra, ağırlıklı olarak petrol tankerleri bulunuyor. Gemilerde mahsur kalan 190 milyon varil petrolün, Bakü-Ceyhan boru hattının bir yılda taşıdığı petrolün yarısına eşit olduğunu vurgulayan İstikbal, bu durumun küresel enerji tedarik zincirinde büyük bir kopuşa ve navlun ile petrol fiyatlarında ciddi sıçramalara neden olduğunu belirtti.
20 Bin Denizci İçin İnsani Kriz Kapıda
Meselenin ekonomik boyutu kadar insani boyutu da endişe verici seviyelere ulaşmış durumda. Uluslararası Denizcilik Örgütü verilerine göre, mahsur kalan gemilerde yaklaşık 20 bin denizci bulunuyor. İstikbal, bölgedeki acentelerden aldığı bilgilere dayanarak, mürettebatın yiyecek ve içecek ihtiyacının şu an Umman'dan römorkörlerle ve normalin iki katı fiyatına karşılanmaya çalışıldığını aktardı. Ancak gemilerdeki yakıt ve su stoklarının en fazla bir ay daha yetebileceği, yakıtın bitmesiyle birlikte jeneratörlerin duracağı ve denizciler için temel insani ihtiyaçların dahi karşılanamayacağı bir felaket senaryosuna doğru gidildiği uyarısı yapıldı.
Uluslararası Hukuk Çıkmazı ve Küresel Güçlerin Pozisyonu
Krizin hukuki zemini de uluslararası arenada tartışma konusu olmaya devam ediyor. İstikbal, İran'ın Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin transit geçiş rejimine başından beri itiraz eden "ısrarlı muhalif devlet" statüsünü kullanarak bölgeyi kendi karasuları ilan ettiğini ve bu noktada hukuki bir argümana sahip olduğunu ifade etti. Krizden en büyük zararı Avrupa'nın gördüğünü belirten İstikbal, ABD'nin kendi enerji kaynakları sayesinde durumdan etkilenmediğini, Rusya ve Çin'in ise mevcut tablodan kârlı çıktığını dile getirdi. İstikbal'e göre Avrupa, Ukrayna savaşında ABD'nin politikalarını koşulsuz desteklemesinin faturasını bugün Hürmüz'de ödüyor. Ayrıca, Birleşmiş Milletler sisteminin ve uluslararası hukukun, tıpkı Gazze'de olduğu gibi bu krizde de işlevsiz kaldığı ve devletlerin kendi çıkarlarına göre hukuk icat ettiği vurgulandı.
Türkiye'den Barış Diplomasisi ve Krizin Geleceği
Bölgedeki yangının sönmesi için Türkiye proaktif bir diplomasi yürütüyor. Yayın sırasında paylaşılan son dakika bilgisine göre, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan; İran, Pakistan ve Mısırlı mevkidaşlarıyla bir telefon görüşmesi gerçekleştirerek barış diplomasisi için düğmeye bastı. Krizin geleceğine dair öngörülerini de paylaşan Kaptan İstikbal, ABD ve Avrupa'nın uğradığı ağır ekonomik zarar nedeniyle mevcut kilitlenmenin çok uzun süremeyeceğini, önümüzdeki günlerde barışçıl bir çözüm bulunmasını umut ettiklerini belirtti. Aksi takdirde, askeri bir müdahalenin bölgede çok daha büyük çevresel ve insani felaketlere yol açabileceği uyarısında bulunuldu.
Yorumlar
Kalan Karakter: