SON PİŞMANLIĞIN ADI YOK..! Gerek denizlerden ve iç sulardan avcılık yolu ile, gerekse çiftliklerden üretim yolu ile elde edilen su ürünlerinin toplam miktarı, genel olarak 4.3 milyar insanın günlük protein ihtiyacının ancak %15 ini karşılayabilmektedi

 SON PİŞMANLIĞIN ADI YOK..!

Gerek denizlerden ve iç sulardan avcılık yolu ile, gerekse çiftliklerden üretim yolu ile elde edilen su ürünlerinin toplam miktarı, genel olarak 4.3 milyar insanın günlük protein ihtiyacının ancak %15 ini karşılayabilmektedir.

Dünya’da deniz balıkçılığı ve su ürünleri yetiştiriciliği, konuyla birincil olarak doğrudan faaliyette olan yaklaşık olarak 54.8 milyon insanın geçim kaynağını oluşturmaktadır. Avcılık ve üretimin dışında faaliyet gösteren ve yine bu sektöre hizmet eden yan kuruluşlar ile birlikte bu rakam 800 milyona ulaşmaktadır.

Dünya genelindeki denizlerde yaklaşık olarak 3.26 milyon balıkçı gemisi ve iç sularda da 1.13 milyon olmak üzere toplam 4.39 milyon teknenin balıkçılık faaliyetlerini sürdürdüğü tahmin edilmektedir. Bu teknelerin %85’ i 12 mt. den küçük olup, filonun %90’ ını oluşturmaktadır.

Dünya genelinde 2011 yılı değerlerine göre su ürünleri yetiştiriciliğinden elde edilen üretim miktarı 63.6 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Bu rakam Dünya nüfus artışına oranla kendi gurubunda protein ihtiyacını karşılamaya katkı bağlamında yeterli değildir. Ülkemizde ise 2011 yılında 477.6 bin tonu denizlerden, 37 bin tonu iç sulardan ve 188.7 bin tonu çiftliklerdeki üretimlerden olmak üzere toplam 703.3 bin ton su ürünü elde edilmiştir. Son 12-15 yıldır ne yazıktır ki büyük Mezgit balığını sofralarımızda göremez olduk.

Bunun nedeni denizlerimizdeki Hamsi’nin azalması ile ilgilidir. Bu aynı zamanda diğer balık türlerinin azalmasıyla da eşdeğerdir. Hamsi görüldüğü üzere denizdeki balık popülasyonu üzerinde belirleyici rol oynamaktadır.

Mezgit, palamut, lüfer, izmarit kalkan ve köpek balığı deniz canlıları ağırlıklı olarak hamsi ile beslenirler. Eğer bu tür balıklar yeterli seviyede beslenemezler ise, büyüyemezler ve üreyemezler. Aynı zamanda birbirlerini tüketmek suretiyle de sayısal olarak azalırlar.

Diğer tarafta ise kıyı balıkçılığı yapan küçük balıkçılar bozulan bu dengelerden gereğinden fazla etkilenerek ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalırlar. Doğanın dengeleri bir bozulmaya görsün.

Geri dönüşümü olanaksız tahribatlar arttıkça sıkıntılarda çoğalacak ve bu sorunların açmazlarında gerçeklerle yüzleşme fırsatı bulan insanoğlunun duyacağı pişmanlığın da hiç bir anlamı ve gerekliliği kalmayacaktır.

Ş.Ünal BENLİALPER

Kaptan-Denizci Yazar