banner246

banner176

banner242

banner184

banner191

banner148

banner179

banner145

banner182

banner263

06.08.2009, 13:46 29689

Deniz Kızı mı yoksa Deniz İneği mi?

Masallara konu olan denizkızları gerçekte var mıydı yok muydu bunu bilmek zor ama biz insanoğulları onların var olduğunu düşünüp haklarında çeşitli söylenceleri dilden dile dolaştırmaktan müthiş keyif alırız.

Christoph Colomb dünyayı keşfetmek üzere yola çıkmışken onları gördüğünü iddia ededursun bilim adamları her konuda olduğu gibi bunda da ciddiyetlerinden asla ödün vermez. Görülenin gerçekte denizkızları değil de yavrularını tutabilmek adına kolları evrimleşmiş ve gelişmiş bir tür memeli hayvan olan deniz inekleri olduğunu savunup dururlar. Peki, o uzun saçlarına nasıl bir açıklama getirilmiş diyecek olursanız bilim adamları bunun da deniz ineklerinin kafalarına tesadüfen takılmış yosunların yarattığı yanılsama olduğunda da ısrarcıdırlar.  

Onlar denizkızlarının varlığını kabul etmese de bu güzel yaratıklar öyle sevilir öyle benimsenir ki efsaneleri bir yana denize yakın yerlere heykelleri bile dikilir. Tıpkı Akdeniz sahillerinin minik ve sempatik bir liman kenti olan Taşucu’nda olduğu gibi. Mekân Akdeniz, konu da efsanelerden açılmışsa yolumuzun mitoloji ile kesişmemesi tuhaf olacaktır. O halde mitolojik versiyonlu bir deniz kızı söylencesi ile günü tatlandırmaya ne dersiniz?

Efsane bu ya Tanrılar Tanrısı Zeus’un kızı Artemis annesinin doğumuna tanık olup da onun çektiği acıyı görünce gözü korkarak bundan böyle evlenmeyeceğine yemin etmiş. Kızının hiçbir erkekle beraber olmamaya ant içtiğini gören Tanrı Zeus da onun bu kararını memnuniyetle tescil etmiş. Artık kızı Bekâret Tanrıçası Artemis olacakmış.

Genç kız verdiği bu yeni karar ile hiç mi hiç zorlanmamıştır. Zaten avlanmayı sevip elinde oku ve yayı ile dere tepe dolaştığından vaktin nasıl geçtiğini bile anlamamaktaymış. Ancak kader ağlarını örmüş ve Artemis’i sözünden döndürmek üzere harekete geçmiş. Günlerden bir gün yine gezinip dururken birden İdas adında genç ve yakışıklı bir ölümlüye denk gelmiş. İlk görüşte ona tutulduğundan da verdiği sözü tamamen unutarak aşkını nasıl elde edeceğini düşünmeye başlamış. Bunun için de hemen parlak bir plan yaparak Deniz Kızı kılığına bürünüp balıkçı İdas’ın ağına Taşucu açıklarında takılıvermiş. Delikanlı bulduğu bu güzeller güzeli yaratık karşısında şaşkına dönmekle beraber mutlu olmuştur. Ona kendisini ‘Marpessa’ olarak tanıtan Deniz Kızını alarak mağarasına götürmüş ve beraberce mutluluk içinde yaşamaya başlamışlar.

Her şey taze bir balayı tadında devam ederken dedikodu kazanı kaynamış ve bu durum da denizler hâkimi olan amcası Posseidon’un kulağına gitmiş. (Demek o vakitlerde de dedi kodu vardı ki millet durumu tanrılara bile yetiştirmekten geri durmuyordu.) Zaten Artemis’ten pek de hoşlanmayan Posseidon amca ona sözünü hatırlatarak bir erkek üstelik de ölümlü birisi ile beraber olduğunu babasına bildireceğini söyleyince işler birden karışıvermiş. 

Genç kız ağlayıp amcasını vazgeçirmek için sızlansa da Posseidon ikna olmamış. Sonunda Artemis boynunu büküp kabul etmiş ama denizler tanrısına birde şartı varmış. Kendisini balığa çevirmesini ve hiç olmazsa senede bir gün gelip sevgilisi ile beraber olması için izin vermesini istemiş. Posseidon da insafa gelip razı olmuş. O günden sonra da her yıl İdas ölene dek bir tek gün için dahi olsa sevdiğinin kollarına koşmuş.
Aslına bakarsanız mitolojideki tüm söylencelerin her zaman birkaç değişik çeşidine rastlamak mümkündür. Hem renkli hem de önemli bazı dersleri içinde barındırdığından sizlerle bu versiyonun belirli bir kısmını paylaştık. Kıssadan hisse; kim olursanız olun dedikoduya kurban gidebilir, aşık olabilir, acı çekebilirsiniz. Mutluluk, mutsuzluk ya da aşk yaşamaktan kaçınamayacağımız duygulardır.  Güzel duyguların ön planda olduğu mutlu bir hayat sürmeniz dileğiyle.
Sevgiyle kalın.

Temmuz 2009 tarihli Marine&Commerce dergisinde yayınlanmıştır.

Yorumlar (5)
ünal BUKREK 13 yıl önce
dedikodu için mitolojiden güzel bir örnek
SELİM BAKAY 13 yıl önce
Yeter artık krizden kimse bahsetmesin. Bu gibi masallar dinlemek istiyoruz. Hayatımıza bu şekilde renk kattığın için teşakkürler Patricia. You ara great. Best regards
Demet Yerli 13 yıl önce
denizden yeni mi çıkmıştı, neydi;

saçları, dudakları

deniz koktu sabaha kadar;

yükselip alçalan göğsü deniz gibiydi.



yoksuldu, biliyorum

-ama boyna da yoksulluk sözü edilmez ya-

kulağımın dibinde, yavaş yavaş,

aşk türküleri söyledi.



neler görmüş, neler öğrenmişti kim bilir.

denizle boğaz boğaza geçen hayatında!

ağ yamamak, ağ atmak, ağ toplamak,

olta yapmak, yem çıkarmak, kayık temizlemek...

dikenli balıkları hatırlatmak için

elleri ellerime değdi.



o gece gördüm, onun gözlerinde gördüm;

gün ne güzel doğarmış meğer açık denizde!

onun saçları öğretti bana dalgayı;

çalkalandım durdum rüyalar içinde.

ALPER TUNGA ANIKER 13 yıl önce
Patricia hanımın aktardığı bu güzel öyküde Artemis'in annesinin doğum acısına şahit olmasının fırsat buldukça yaz aylarını geçirmekte olduğum Antalya'nın Kaş ilçesiyle oldukça yakından ilgisi var.



Leto Zeus'un sevgililerinden biridir ve bir süre sonra ondan hamile kalır.İkizleri Artemis ve Apollon'u hiç bir yardım almadan doğururken acıyla toprağa tırnaklarını geçirir ve toprakta bu nedenle oluşan tırnak izleri mitolojideki ismiyle Xanthos nehrinin yatağını oluşturur.Artemis ve Apollon bu nedenle Anadolulu bir anneden doğma Anadolulu tanrılardır ve Troya savaşında da Troyalılara yardım etmişlerdir.

Xanthos nehrinin bugünkü ismi Kınık,Eşen ve Patara ilçelerinden geçen Eşen çayıdır.Kınık ilçesi sınırları içinde bulunan Likya başkenti de ismini buradan almıştır ve Xanthos olarak anılır.Aynı isimli nehir bu antik şehrin hemen kıyısından geçer,şehir ise nehirden yukarı doğru bir tepe üzerine kuruludur.Likya medeniyeti özünde Anadolu kökenli bir medeniyettir ve İon uygarlıkları ile ilgisi yoktur.Likyalılar Troya savaşına da liderleri Sarpedon'un yanında katılmışlar ve canla başla savaşmışlardır.Bu gururlu halkın mücadelesi İlyada destanında eşsiz güzellikte övgü cümleleriyle anlatılır.

İ.ö.42 senesinde meşhur Brütüs Likya başkentini kuşatır ve yenileceklerini anlayan Likyalılar kadınlarını öldürüp ateşe attıktan sonra ölümüne bir savaşa girerler.Hemen hepsi ölen erkeklerin kalanları da sağ ele geçmemek için kendini öldürür,bir kısmı da uçurumdan kendini Eşen (Xanthos) nehrine atar.Bu yiğit direniş karşısında Brütüs duygulanarak ağlamış ve sağ kurtarılan her bir Likyalı için askerlerine mükafat sözü vermiştir.
Ömer CİNALİOĞLU 13 yıl önce
Tarihi yazmaya çalışmak ,tarih yazmak farklı bir şey. Öyle Hızlandırıcılar var ki insanlar arasında ...Quickeners for Mankind......hiç tarihle meşgul değiller.Çünkü onlar içselleştirmişler gerçek yaşamın etkinliklerinde.Etkileşimlerin etkinliğine çağırıyor kapleri.

Deniz Haber de severek okuduğumuz kalplerden birine daha kolay gelsin ,başarılar diliyorum.



19
açık
banner102
banner85
Namaz Vakti 27 Haziran 2022
İmsak 03:26
Güneş 05:27
Öğle 13:12
İkindi 17:12
Akşam 20:47
Yatsı 22:39
Günün Karikatürü Tümü