banner191

banner148

banner179

banner176

"Yat Kaçakçılığı Gittikçe Artıyor!"

Muğla Milletvekili Prof. Dr. Nurettin Demir teknelerin yabancı bayrak çekmelerinin ülke ekonomisine zarar verdiğini belirtti.

GÜNCEL 27.11.2012, 12:07
Chp muğla milletvekili prof. dr. nurettin demir, limanların yetersiz gelmesi ve teknelerden alınan yüksek vergi nedeniyle teknelerin yabancı bayrak çekmelerinin ülke ekonomisine zarar verdiğini belirtti. CHP Muğla Milletvekili Prof. Dr. Nurettin Demir, Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının bütçesi görüşmelerinde Muğla'nın sorunlarını gündeme taşıdı.

CHP'li Demir, Yeni ihracat limanları, tren yolu, yat ve tekne imalatlarının arttırılması, yabancı bandrollü tekneler ve tekne kaçakçılığı konularında adımların atılması gerektiğini ifade etti. Muğla'nın ihracatta çok daha iyi yerlerde olması gerekirken, 14'üncü sırada olduğuna dikkat çeken Muğla Milletvekili Demir, "Muğla, iki havaalanı, 1124 kilometre sahili, koyları, denizleri ve Batıya en yakın yer olması karşın, maalesef hak ettiği yeri sağlayamamıştır. Bu deniz kıyılarından, 1124 kilometrelik denizden yeterince yararlanamamaktadır. Sizlerin de bildiği gibi, Muğla'da en önemli ihracat merkezimiz sadece Güllük'tür ve çevreye, turizme de dikkat ederek Güllük dışında mutlaka ihracatı artıracak yeni limanların tahsis edilmesi gerekmektedir. Çünkü bugün Muğla, madencilikte -mermer olmak üzere- Türkiye'nin önde gelen illerinden bir tanesidir. Bu eksiklik giderildiği takdirde Türk ihracatına, Türk sanayisine, Türk madenciliğine büyük katkı sağlayacaktır. Güllük'le ilgili olarak Güllük limanına, Çine bölgesi, Menderes Ovası da eğer demir yoluyla bağlanacak olursa ki Sayın Bakan bir sohbetimizde ya da plan bütçe görüşmelerinde buna yönelik bir planlama yaptıklarını, ileriki dönemlerde planlama olarak düşündüklerini söylediler. Bu özellikle Yatağan yöresinde 'Jeopark' dediğimiz bölgeyle birlikte değerlendirildiğinde, Turizm Bakanlığıyla, o bölgenin, bizim ülkemizin, bölgemizin kalkınmasında çok büyük katkı sağlayacaktır diye düşünüyorum" diye konuştu.

YAT VE TEKNE ÜRETİMİ ARTTIRILMALI

Demir, Plan ve Bütçe Komisyonu'nda yaptığı konuşmada, "Teknecilik ve yatçılık ülkemiz açısından oldukça yavaş gelişen bir sanayi türüdür. Bunun da en büyük nedenlerinden birisi bu sanayinin devlet tarafından belki de biraz uzak görülmesidir. Ama bugün İspanya'ya, Fransa'ya, İtalya'ya baktığımız zaman oralar hem doğal güzellikleri hem de limanların dolması nedeniyle Batı'nın, sermayenin ilgisi bizim bölgelerimize, Yunan adalarına doğru artmış durumda. Hükûmetin bu konuda yoğun çalışması gerektiği düşüncesindeyim" dedi.

YABANCI BANDROLLÜ TEKNELER

Ülkemizdeki yabancı bandrollü teknelerin sayısının arttığına dikkat çeken Milletvekili Demir, "Limanlarımıza baktığımız zaman, yüzde 70'lere yaklaşan ama sahipleri Türk olan yabancı bandrollü tekneleri görüyoruz. Bu teknelerin yıllık kayıpları oldukça yüksektir. Bunun sebebi de vergilerin çok ağır ve yüksek olmasıdır. Bugün, 100 bin liralık bir tekne aldığı zaman yüzde 33'lere varan vergi nedeniyle yabancı bayrak dikmek durumunda kalıyoruz. Bu durumu, Türkiye açısından da çok büyük bir kayıp ve ayıp olarak ben değerlendiriyorum. Çünkü yüzde 30'lara varan bu vergi kaybı oluyor. 100 bin liralık bir teknede 2 bin lira gibi bir vergi de yurtdışına, Amerika'ya gidebiliyor ve ülkemizde hem vergi kaybı oluyor ve hem de bayrak yönünden eksikliğimiz oluyor. Bu konuda önemli adımlar atılması gerekiyor. Çünkü Türkiye, girişimcilikte ve iş bitiricilikte maalesef dünyada bu kadar gelişmelere rağmen 71'inci sırada, oldukça gerideyiz, yapılacak pek çok konu olduğu düşüncesindeyim" dedi.

"MARİNALAR ÇOK PAHALI, YAT KAÇAKÇILIĞI ARTTI"

Milletvekili Demir, "tekneciliğin" gelişmesindeki engellerden birisinin marinaların oldukça pahalı olması, uygun marinaların bulunamaması ve tekelleşmeye doğru gidilmesi olduğunu belirti. "Küçük marinaların, yeşil limanların oluşturulması ve insanların buralara daha uygun, daha ucuz, daha ekonomik marinaların çevreyi de, insanlarımızı da, bölgemizi de koruyacak şekilde yeşil marina gibi yeni çalışmalar gerekiyor" diyen Milletvekili Demir, "Yatçılık konusunda geçtiğimiz yıllarda hükûmet yeterince önlem almamıştır. İçişleri Bakanlığı, Sahil Güvenlik, Denizcilik Bakanlığı ve Turizm Bakanlığının arasında koordinasyon eksiliği nedeniyle, maalesef, Türkiye'den yoğun bir şekilde yat kaçakçılığı vardır. Bu yat kaçakçılığı 2010 yılında 69, 2011 yılında 38 ve bu sene, 2012'de de ilk dokuz ayda 56 tekne kaçırılmıştır ve bu kaçırılan teknelerle, maalesef insan kaçakçılığı yoğun bir şekilde yapılmakta, uyuşturucu kaçakçılığı, silah kaçakçılığı bunun da sonucu teröre yaramaktadır. Maalesef, Türkiye'de sınır güvenliğimiz çok zayıf durumdadır" dedi.
Yorumlar (1)
Deniz Sevdalısı 7 yıl önce
Türk bayrağından korkan Türkler...
Başlıkta ki cümle yanlış değil,
çarpıtılmış değil,
dolaylı değil...
Bazı Türkler, kendi mülkünde Türk Bayrağı dalgalandırmaktan korkuyor, kaçınıyor..
Dahası Türk Bayrağı yerine, ABD bayrağını tercih ediyor...
Öyle açılımla filan ilgisi yok bu korkunun, kaçınmanın...
'Canın yongasıyla' ilgisi var.
Yani, para yitirme korkusuyla.
Bir de 'huzur' yitirme korkusuyla:

Türk Bayrağı'ndan korkanlar;
üç tarafı denizlerle çevrili yurdumun denizci tayfasının, tayfalıktan kurtulup büyük gemi sahibi olanları ile
bir şekilde parayı bulup lüks motoryat ve yelkenli türü oyuncaklar edinen Denizci Türkler.

"Türkiye'de ağır vergiler var" gerekçesiyle bu Türkler,
kendi mülkü olan bu kocaman gemilerine, lüks yelkenli ve motoryatlarına Türk bayrağı yerine yabancı bayrak çekiyorlardı, yıllardır...

Çünkü, Panama, ABD ve Yunanistan gibi bazı ülkelerde vergi adeta sıfır düzeyindeydi. Yıllık vergiler 200 ABD doları civarındaydı. Üstelik bürokrasi de yoktu. Sadece bir posta kutusu hesabına, yılda 200 dolar havale edince; tüm dertleri bitiyordu. Ve de o ülkenin bayrağını taşıyordu. Türk karasularında; marinalarında yabancı ülke gemisi olarak vergi ödemeden, baş ağrısı yaşamadan keyif sürülüyordu...

Am a bu durum Türkiye için bir sorundu.
Denizciliği gelişemiyordu.
Verg i ve gelir kaybı bir yana,
bu gemilerde çalışan ve 30 bin civarında olduğu tahmin edilen personel de sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınamıyordu.
Bir de gemi sahibi öldüğü zaman veraset sorunları ortaya çıkıyordu.

AKP İstanbul Milletvekili Mehmet Domaç ve arkadaşları bir yasa teklifi hazırladılar, geçen dönem. Yasalaştı. Başbakan da bu yasanın amaçladığı hedefe inanmıştı, destek verdi.
Yasanın amacı; deniz ülkesi olması gereken Türkiye'nin 40 bin civarında olduğu düşünülen yabancı bayrak çekmiş, Türklere ait deniz taşıtalarının Türk Bayrağına geçişini sağlamaktı.

Motor lu Taşıtlar Vergisi (MTV) kaldırıldı. Motor gücüne göre alınan vergiden vazgeçilip, tekne boyuna göre vergilendirmeye geçildi. ÖTV ve KDV kolaylığı getirildi. Yasa çıktıktan sonra Yönetmelik ile ayrıntılandırıldı. Ve Kasım 2009'a kadar türk bayrağı'na geçenler için; KDV oranı da yüzde yüzde 18'den yüzde 1'e, ÖTV oranı yüzde 8'den sıfıra indirildi. Boy hesabında da makul bir düzenleme yapıldı. 5 metreye kadar olan tekneler, amatör sayılıp vergi dışı bırakıldı. 9 metreye kadar olanlar yıllık 200, 9-14 metre arası 400 lira gibi bir cüzi vergilendirme yapıldı. Yani kara taşıtlarında alınan yıllık vergilere yakın bir düzenleme oldu. Yıllık artış oranları da Harçlar Kanunu'daki artış oranlarına endekslendi. Geçmişe dönük bir sorgulama yapılmayacağı da yine yasa hükmü oldu. Yapılacak tek iş liman müdürlüklerine bir başvuruydu.

Herşe y yoluna sokulmuştu yani...
Beklersiniz ki, teknesine kendi ülkesinin bayrağını takamamaktan yakınan bu Denizci Türkler, koşarak Türk Bayrağı taksınlar gemilerine...
Ne gezer?
Neredeyse hiç itibar görmedi.

Domaç öfkeli, kızgın, sitemkar...
Denizci lik Müsteşarlığı ise 'Türk Bayrağı'na geçiş yapmayan Türk teknelerini tespit edip; yaptırım uygulama yöntemlerini' düşünmeye başladı bile.

Peki bu kadar imkana rağmen; Denizci Türkler, kendi denizinde, kendi bayrağını, kendi gemisine takmaktan neden kaçınıyor?
Çünkü, korkuyorlar.

--Bi rincisi; hükümete ve de dolayısıyla devlete güvenmiyorlar. Vergilerin ileriki yıllarda aşırı artış göstereceğinden korkuyorlar.
--İkincisi; lüks yatlar, yelkenliler, gemiler ya da gemicikler Türk Bayrağına geçerse; kayıt altına alınırsa yani, servetlerinin ortaya çıkmasından korkuyorlar. Gizli zenginler açık vermekten korkuyor, yani..
--Ve üçüncü korkuları çok ilginç. Sahil Güvenlik'ten korkuyorlar.
Çünkü, yabancı bayraklı teknelere Sahil Güvenlik pek ilişemiyor. Özel bir şikayet ya da şüphe yoksa Sahil Güvenlik yanaşmıyor bile yabancı bayraklı teknelere. Oysa Türk Bayrağı varsa, adeta hedef oluyorlar. Sık sık kontrol ediliyor, Belgeleri, tekneleri kontrolden geçiriliyor.

Türk Bayrağı'na geçmeyi ret eden bir denizci Türk dostum aynen şöyle dedi:

"Tatildeyi m, konuklarım da var teknede. Tam sofraya oturmuşuz, kıç havuzlukta. Aynı koyda bir dostumuz da Türk Bayraklı teknesinde, konuklarıyla yemekte, tıpkı bizim gibi.. Sahil Güvenlik tepemize bindi. Türk Bayraklı tekneyi didik didik etti. Belgeler tek tek dakikalarca kontrol edildi. Yemekleri zehir oldu. Aşağılayıcı ifadeleri, görevlilerin kaptana ve konuklarına küçümseyen tavırları rahatsız ediciydi. Bayanlar da var teknede. Çok üzüldüler, rencide oldular. Ben de ABD bayrağı var. Yaklaşmadılar bile bordamıza. Yaklaşamazlar. Yasalar da, zihniyetleri de izin vermez, buna.
Sıkıysa yaklaşsınlar..."


El cümle; ülkesinin hükümetine güvenmediği için Türk Bayrağını dalgalandırmaktan korkan Denizci Türklerin haklı mı haksız mı olduğuna siz karar verin...
Ama ben;
bu kadar Amerikan hayranı bir ülkenin bayrağınının Amerikan bayrağının gölgesinde kalışına,
Denizci Türklerin Türk Bayrağı'ndan uzak duruşuna
şaşırmadım ...

(ALINTIDIR)
~~
SAYIN VEKIL BUNLARDAN HABERDAR MIDIR NACIZANE ORNEKTIR.
24°
açık
Günün Anketi Tümü
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?