banner209

banner191

banner148

banner179

banner176

SNR Holding'de AR-GE Çalışmalarına Devam

SNR Holding İcra Komitesi Başkanı Atilla Çiftçigüzeli “Türkiye’de yapılmayan bazı şeyleri gerçekleştirmek için Ar-Ge çalışmalarına devam ediyoruz.Türkiye’de ilk kez paslanmaz.

GÜNCEL 14.05.2010, 09:28
SNR Holding'de AR-GE Çalışmalarına Devam

“Akıl diyor ki: Bekle”

Bugüne kadar hep akıl ve bilim ışığında yatırım yaptıklarını söyleyen SNR Holding İcra Komitesi Başkanı Atilla Çiftçigüzeli’nin kriz için yorumu net: “Bugün, akıl diyor ki: bekle” 

“Ben, suyu bardakta görüp denizci olanlardanım…” diyerek sözlerine başlayan Atilla Çiftçigüzeli, daha lise yıllarında Yüksek Denizcilik Okulu’nda okumayı kafasına koymuş. Farklı nedenlerle girememiş olsa da İktisadi ve Ticari Bilimler Akademisi’nde okurken üçüncü senesinde Yüksek Denizcilik Okulu Gemi Makineleri Bölümü’ne geçmeyi başarmış.

1975’te mezun olduğunda o dönemdeki birçok denizci gibi D.B. Deniz Nakliyat’ın gemilerinde makine mühendisliği yapmış. 10 senelik deniz yaşamının ardından meslek hayatına D.B. Deniz Nakliyat’ın kara kısmına geçerek devam etmiş. Uzun yıllar Camialtı ve Pendik tersanelerinde yeni inşa kontrol heyeti başkanlığı yaptığı dönemde D.B Deniz Nakliyat adına 4 adet koster, 5 adet 18.000 dwt’luk gemi ve 8 tane de çok maksatlı konteyner gemisi projelerini hayata geçirmiş.

Bir süre Türk Loydu’nda çalıştıktan sonra özel sektörden gelen teklifle serbest piyasaya girmiş. Şener Denizcilik ailesine katıldıktan sonra yeni gemi inşalarına başladıklarını söyleyen Çiftçigüzeli “Bilim ve akıl ışığında çok güzel yatırımlar yaptık. Ardından da holdingleşme geldi. Esas işimiz kimyasal ve petrol tanker işletmeciliği olsa da tersanelerde yer kiralayarak kendi filomuz için gemiler yapmaya başladık. İstanbul Tersanesi’ni satın alarak gemilerimizi kendi tersanemizde yapmaya başladık. Daha sonra da yan tarafımızdaki Yıldırım Tersanesi’nin yarısını aldık” diyerek şirketin gelişimini anlattı.

42 ülkeye ihracat yapılıyor

Armatörlük ve tersanecilik dışında holding bünyesine bir de yan sanayi üretimini eklediklerini söyleyen Çiftçigüzeli,  Türkiye’de olmayan bir teknoloji üzerinde birkaç yıl Ar-Ge çalışmaları yaptıklarını ve projeyi hayata geçirerek “Pressure Vakum Valf” üretimine başladıklarını belirtti.

Çiftçigüzeli ürün hakkında şu bilgileri verdi: “Pressure Vakum Valfler, ağırlıkla tankerlerdeki tankların içerisindeki basıncı düzenleyen, aşırı basınçta ve vakumda atmosfer basıncına ayarlayan bir teknoloji. İlk uygulamasını kendi gemilerimizde yaptık, fuarlarda tanıtımını ve pazarlamasını yaptık. İlk önce Türk malı diye çekinceli davrandılar. Önce birer tane valf siparişi verdiler. Acaba ürünümüzü mü kopyalayacaklar diye düşündük ve hemen dünya genelinde patentlerini aldık.

Daha sonra birer tane alanlar, yüklü siparişler vermeye başladı. Bu valflerin dünya genelinde 9 üreticisi var ve Türkiye’de sadece bir tek biz varız. Dünya piyasasında kısa zamanda üçüncü sıraya geldik. İç piyasada çok satış olmamasına rağmen 42 ülkeye ihraç yapar hale geldik.Üretimimizin % 85’ini ihraç ediyorduk, iç piyasadan talepler de gelmeye başlamıştı ama o dönemde de kriz patladı. En sevindirici yanı ise sektörde bir kriz varken, bizim bu ürünün ihracatına halen devam ediyor olmamız.”

SNR, ‘antik kent projesi’ ile tarihi mirasa sahip çıkacak

SNR Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ertan Şener başta olmak üzere şirket yönetiminin müteşebbis bir yapıya olduğunu söyleyen Çiftçigüzeli, sosyal sorumluluk projesi kapsamında yaptıkları çalışmayı şöyle anlattı:

“Kriz öncesinde Balat ve Ayvansaray bölgesinde, Dünya Bankası buraya ilgi göstermeden çok önce bir ‘Antik Kent Projesi’ne başladık. Çok ciddi tarihsel boyutu olan bu bölgeye sahip çıkmak istedik.  Eski yapıları alıp, aslına sadık kalarak modernize edelim, tarihe ve turizm sektörüne de hizmet vermiş oluruz dedik. Üniversitelerle çalıştık. Cami, kilise, butik otelleri ve antik tiyatrosuyla ilgili bir proje hazırlandı ve projenin alt yapısıyla ilgili çalışmalar % 99 tamamlandı. Yer alımlarının % 95’i bitti. Ancak kriz nedeniyle yatırımın ikinci kısmında durmak zorunda kaldık. Ayrıca Ertan Bey’in babası rahmetli Niyazi Şener’in kurmuş olduğu zihinsel ve fiziksel engelliler derneğini hala yaşatıyoruz.

‘İstanbul’ tamamen askeri projelere yöneldi

Ticari dalgalanmalardan çok fazla etkilenmemek için 5 sene önce bir karar aldıklarını açıklayan Çiftçigüzeli,

“İstanbul Tersanesi’ni tamamen askeri gemi inşa etmek için tahsis etmeye karar verdik. Bunun için gerekli olan NATO güvenlik belgesi ve Milli Savunma Bakanlığı güvenlik belgesi ile çalışanlar için şahıs güvenlik belgelerini aldık” dedi. İlk askeri projelere, Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın dört tane SAR 35 botunun modernizasyon projesiyle başladıklarını söyleyen Çiftçigüzeli, şöyle devam etti:

“İhale şartnamesinde üç makineyle 11 knot hızı olan botların, 26 mile çıkarılması isteniyordu. Biz, botları 30 knot hız yapabilecek şekilde, çok daha kısa sürede teslim ettik. Şu anda MOSHIP denilen ‘denizaltı kurtarma ana gemisi’ projesi var. Yapılabilirse dünyada bir ilk olacak. Çünkü bu zamana kadar bu tip gemiler 600 metreye kadar müdahale edebiliyordu ancak bu gemimiz 1000 metreye kadar müdahale edebilecek. Çok ileri teknoloji gerektiren bir proje… Bunun yanında iki tane de kurtarma ve yedekleme gemisi dediğimiz Rat Ship projesi var. İhale açıldı ve proje çalışmaları yapıldı. Haziran’da sonuçlanmasını bekliyoruz. Yanımızdaki Yıldırım Tersanesi’nde ise ticari gemi inşalarına devam edeceğiz.”

Milgem hedeflerinin üstüne çıktı”

 “Milgem çok doğru bir projeydi ve amacına ulaştı hatta hedeflerinin üzerine çıktı. Savunma Sanayi Müsteşarlığı, Deniz Kuvvetleri ve Sahil Güvenlik’in bizim sektöre yaptıkları katkılar kesinlikle yadsınamaz” diyen Çiftçigüzeli, şunları söyledi:

“İhtiyaç duydukları deniz araçlarının Ar-Ge çalışmalarını ve gemilerin inşalarını yerli sanayi ile yapma istekleri var. Özel sektör ile Savunma Sanayi Müsteşarlığı arasında çok güzel bir iş birliği var. 1990’lı yılların başında gemilerin yapım aşamasında % 10 yerli sanayi katkısı vardı. 2000’in başlarında işçilikle birlikte % 30’lara çıkmıştı ve bugün bu oran % 70’e kadar çıktı. Askeri gemi inşalarında % 70 yerli sanayi oranını yakaladık, çok müthiş bir başarı bu. Eski devirler geçti artık. Bilim ve akıl ön plana çıktı. Kendi dizayn ofisimizde 17 mühendis çalışıyor ve projeler üretiyorlar. Kendimize özgü projeler üretmeye çalışıyoruz. Bütçemizin % 3’ü Ar-Ge çalışmalarına gidiyor.”

“Kapı kapı dolaşıyoruz”

Türkiye ve dünyanın çeşitli ülkelerinde yapılan fuarlara katıldıklarını ifade eden Çiftçigüzeli “Dünya çapında büyük bir pazarlama faaliyeti içindeyiz ve neticelerini almaya başladık. Romanya’dan 5 tane polis botu ihalesi aldık. Bu botları bu sene tamamlayıp teslim edeceğiz. Bangladeş ile çok güzel çalışmalarımız var ve bir tanker ihaleleri olacak, ihaleyi alabileceğimize inanıyorum. Mısır Suriye, Romanya ve Asya ülkelerindeki ihaleleri takip ediyoruz. Ekonomik krizde önümüzdeki engelleri aşmak için kapı kapı dolaşıyoruz” diye konuştu.

“Mevzuat yüzünden ihale kaybettik”

Avrupa Birliği uyum yasalarının tersaneler için bazı engelleri de beraberinde getirdiğini söyleyen Çiftçigüzeli, “Gümrük Birliği’nin büyük eziyetini çekiyoruz. Bu yüzden Bangladeş’te beş bot ihalesi kaybettik” dedi. Çiftçigüzeli şöyle devam etti:

“İhaleyi maalesef Çinliler aldı hem de benim maliyetimin çok altında. Çünkü kalitesiz ve ucuz Uzakdoğu malları kullanıyorlardı. Ben ithalatlarımı AB’den yaptığım zaman bir sıkıntım yok ama AB dışından yaptığım zaman gümrük artı fon uygulamasına tabi oluyoruz. AB dışından ithal ettiğimiz zaman maliyetlerimiz artıyor ve rekabet gücümüzü kaybediyoruz. Devlet de zaten benim teşviklerimi kesti. Teşvikten amaç ithalat ve vergide kolaylık. Ancak şu an Gümrük Müsteşarlığı’nın son 9 No’lu tebliğinde diyor ki inşa ettiğiniz gemiyi beş yıl içerisinde ihraç edemezsiniz. Dünyada olduğu gibi biz de devletten destek beklerken devlet önümüzü kesiyor. GİSBİR adına Ankara’da görüşmelerimiz oldu. Onlar da durumun farkındalar ve bir çalışma yapıyorlar.

Son yıllarda dünya gemi inşa sanayisinde kazandığımız pozisyonumuzu korumak için kısa zamanda bir şeyler yapacaklarına inanmak istiyorum. Çalışma Bakanlığı’nın sözleri bana umut verdi.”

Çiftçigüzeli, “Askeri gemilerde Körfez ülkeleri gözümüzün içine bakıyor. Çok güçlü rakiplerimiz var. Onların önüne geçmemiz lazım. Devlet de bunun bilincinde” dedi.

“Umudumuz sürüyor”

Bakan Ali Babacan’ın talimatıyla Ziraat Bankası’nın sektöre el attığını ancak henüz bir sonuç çıkmadığını söyleyen Çiftçigüzeli

“Tersanelerde yarım kalan gemilerin tamamlanması için yapılan bir çalışma. Gemisi yarım kalanlar bir dosya ile Bankaya müracat etsin dediler. Başlangıçta 14-15 dosya ile başladı bugün 70 civarında dosya olduğu söyleniyor. Ancak bir de bundan yararlanamayan tersaneler var ki bunların durumu çok vahim. İki büyük tersanemiz iflas ertelemesi yaptı.

İmkânı olmayanların durumu ne olacak? Koster filosunun yenileme projesi yıllardır konuşulur. Koster armatörlerine teşvikler verilebilse tersanelerde 3-4 yıl iş oluşabilir. Şuan ki istihdamı kaybetmemek için bir şeylerin yapılması gerekiyor. Tuzla tersaneleri yaklaşık 50 bin kişiye istihdam yaratıyordu ve yan sanayisi ile birlikte 250 bin civarındaydı. Emek harcayarak yetiştirdiğimiz mesai arkadaşlarımızdan ayrılmak bizleri çok üzdü. Bu kriz bitecek ve bu yetişmiş elemanları kaybedersek zorlanabiliriz” diyerek endişesini dile getirdi.

“Tersaneler ihtisaslaşmalıydı”

Son yıllarda yapılan tersane yatırımlarıyla ilgili de yorumlarda bulunan Atilla Çiftçigüzeli, Türkiye’nin 100 değil 200 tersaneyi de kaldırabileceğini ancak yapılanmanın yanlış yapıldığını vurguladı. “Talep o kadar fazlaydı ki, mevcut tersaneler talebe cevap veremedi ve yeni tersane yatırımları yapıldı. Bizim en büyük eksikliklerimizden biri de butik çalışmamız. Müşteri gemisini bize tanımlıyor ve biz o gemiyi yapıyoruz” diyen Çiftçigüzeli şöyle devam ediyor:

“Böyle olunca deneyim ve tecrübelerimiz kadar maliyetlerimizi de artırıyor. Türkiye’deki tersaneler kendi imkan ve kabiliyetlerine, tonaj ve nevilerine göre sınıflandırılabilirdi. Yani tersaneler kendi kabiliyetlerine göre branşlaşsalar pazarlama araştırmasıyla dünyada oluşacak taleplere yönelebilirdik. Seri üretimle maliyeti azaltabiliriz ancak. Uzakdoğu bunu aştı. Kore bunu yaptığında Türk armatörleri dahi dünya armatörleri sıraya girdi. Ama biz butik üretimi hala aşamadık.

Bu konuda Pendik Tersanesi özel sektöre devredilseydi bir alternatif olabilir miydi?

Pendik Tersanesi Japonların ortaklığıyla kuruldu. Türkiye’nin de o dönemde böyle bir tersaneye ihtiyacı vardı. Özel işletme tarafından işletilmiş olsaydı performansı çok daha yüksek olacaktı. Depremden sonra da Deniz Kuvvetleri’nin böyle bir tersaneye ihtiyacı, daha da arttı. Onlar da öncelikle kendi gemilerine hizmet veriyorlar. Ancak saha ve havuzlarını özel sektöre açtılar ve zaman zaman kullanıyoruz.  Belki daha uygun bir altyapıya sahip tersane yapılıp Deniz Kuvvetleri’ne tahsis edilebilirdi. Pendik Tersanesi özel sektöre devredilse daha güzel işler yapılabilirdi. Çünkü amaç farklılığı, kapasite ve performansı arttırırdı.

Global krizden tersaneler nasıl etkilendi?

Krizden sonra başlayan proje iptallerinden en büyük darbeyi tersanelerin aldığına dikkat çeken Çiftçigüzeli, şu açıklamalarda bulundu: “Kriz öncesi bir Yunanlı armatörle 6400 dwt’luk üç geminin inşası için anlaşma yaptık. İlk gemiyi bitirdiğimiz gibi ekonomik kriz başladı. Yunanlı armatör “gemileri almıyorum”, dedi. Teminatlarını da yakmayı göze aldı. Şöyle bir hesap yapınca almamakta haklı olduğunu düşünüyorum. Geminin o zamanki satış değeri 18,5 milyon dolardı. 16,5 milyon dolar da geminin maliyetiydi. Bu gemiler için 1 milyon dolar da kaparo almıştım. Armatörün kaybı 1 milyon dolar. Ancak 21 milyon dolar olan geminin market değeri krizden sonra 11-12 milyon dolara düştü. Yani 6 milyon dolar kar etti. Ben ne duruma düştüm. Bu gemiyi satmak için köprü kredileri kullandım.

Gemileri satamayınca filomuza kattık. Uzun dönem kredilerini bulamadan bankalar da üstüme geldi. Armatör 1 milyon dolar ile kurtuldu, sıkıntıyı biz çektik. Bu şekilde zor durumda kalan çok tersane var. Ama alt yapımızın kuvvetli olması ve çeşitliliği bizi ayakta tuttu.”

“Akıl bekle diyor”

Holding’e bağlı ticaret filolarında 0-5 yaş aralığında 13 kimyasal tankerleri olduğunu söyleyen Atilla Çiftçigüzeli, bir tankerin inşasının da devam ettiğini belirtiyor. İnşa ettikleri tankerlerin farklı özelliklerinin olduğunu ifade eden Çiftçigüzeli, Holdingin bilimsel yatırımlar yaptığını belirterek şunları söylüyor:

“Türkiye’de yapılmayan bazı şeyleri gerçekleştirmek için Ar-Ge çalışmalarına devam ediyoruz. Türkiye’de ilk kez paslanmaz tankları olan tankerleri inşa ettik ve filomuzda üç tane paslanmaz çelikten yapılmış tankerimiz var. Devam eden projemiz de aynı tip. Şirket bünyesine katıldıktan sonra, önce yatırımları durdurduk ve araştırmalar yaptık. Artık bilim dünyasında çalışıyoruz. Bilimsel çalışmalar yaptık ve dolayısıyla bunu gören yerli yabancı bankalarla çok güzel ilişkiler kurduk, doğru yatırımlar yaptık. Ancak her şeye rağmen bilimin yanında aklın da gelmesi gerekiyor ve şu an akıl diyor ki: bekle…”

Haber: Lumbuz Dergisi

Yorumlar (2)
10 yıl önce
Benim Bildiğim kadarıyla Türkiyede İlk P.V'yi Elektromak Şirketi yapmıştı.Bizlerde tankerlerimize onlardan almıştık.

Atilla bey her halde unutmuş
Ertam Şener 7 yıl önce
İtalyan firmalardan gemi dizaynı alarak yapmak ne zamandır Ar-ge olmuş. Seft firması bu projeleri sıfırdan dizayn etmişlerde bizim haberimiz mi olmamış. Yakında ilk gemiyide biz yaptık derlerse hiç şaşırmıcam . . .
23°
açık
Günün Anketi Tümü
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?