banner191

banner148

banner179

banner176

"Navlun Fiyatları Düştü, Gemiler Boş Bekliyor"

DTO İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Geza Dologh "Ticaret olmayınca gemiler iş yapamıyor. Şu anda İstanbul'da 150 gemi boş bekliyor. Rusya'da 120, .."

GÜNCEL 10.02.2009, 08:16

Navlun fiyatları yüzde 95 düştü, gemiler boş bekliyor

Denizcilik sektöründe yaşanan krizin tahmin edilemeyecek boyutlara ulaştığını belirten Deniz Ticaret Odası (DTO) İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Geza Dologh, "Gemi kiralarında yüzde 95'lik düşüşler var. Ticaret olmayınca gemiler iş yapamıyor. Şu anda İstanbul'da 150 gemi boş bekliyor. Rusya'da 120, Yunanistan'da ise 100'ün üzerinde gemi beklemede. Bu beklemenin ne kadar süreceğini, ticaretin yeniden ne zaman canlanacağını ise kimse bilemiyor" diye konuştu.

Referans Ege Bölge Temsilciliği'ni ziyaret eden DTO İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Geza Dologh ve yönetim kurulu üyeleri, denizcilik sektöründe çok büyük bir krizin olduğunu dile getirdi. Yaklaşan yerel seçimlerde denizcilik konusuna duyarlı bir başkanın seçilmesini istediklerini söyleyen Dologh ve yönetim kurulu üyeleri, belediye başkanının mutlaka sektörü iyi bilen bir denizcilik danışmanının olması gerektiğini ifade etti.

İstanbul'da kent içi ulaşımda denizden önemli ölçüde yararlanılmasına rağmen İzmir'de ulaşımda denizin payının çok az olduğuna dikkat çeken üyeler, Urla ya da Güzelbahçe'den şehir merkezine konacak gemi seferlerinin, hem kent içi trafiğin hafiflemesine hem de otopark sorununun çözümüne önemli katkılarda bulunacağına işaret ettiler.

Kaptan Bülent Onural ise Körfezin iki yakasının Urla ve Güzelbahçe ile Çiğli arasında düzenlenecek seferler ile bir araya geleceğine dikkat çekti.

Geza Dologh, Başkan Yardımcısı Özden Çokdeğer ve Kaptan Bülent Onural ile birlikte yaptığı ziyaret sırasında, DTO İzmir Şubesi'nin 2005-2009 görev dönemini tamamlamak üzere olduğunu belirtti. Dologh, bu dönemde denizcilik sektörünün sesini kamuoyuna daha fazla duyurmak için çaba sarf ettiklerini belirterek Referans'ın bu konuda verdiği destekten dolayı da teşekkür etti.
 
Dologh yeniden aday

Görevleri sırasında deniz ticareti ile ilgili konular dışında insanlara deniz sevgisi ve kültürü aşılamak amacıyla da çalışmalar yaptıklarını dile getiren Dologh, 12 Şubat'ta yapılacak seçimlerde göreve tekrar aday olduğunu anlattı.

Dologh, gelecek dönemde İzmir'de oluşturulan Denizcilik Üst Konseyi çalışmalarına ağırlık vereceklerini, İzmir'in tüm yönleriyle denizden daha fazla yararlanması için projeler üreteceklerini bildirdi. İzmir'de bir ay sürecek bir denizcilik festivali düzenlenmesinin projeleri arasında olduğunu anlatan Dologh, "Bu festival sırasında örneğin Konak Pier ile Pasaport İskelesi arasındaki alan kapatılabilir. Bu alanda sadece deniz ürünlerinin alınıp satıldığı, deniz mahsulleri servis eden restoran ve lokanta gibi mekânların hizmet verdiği pek çok etkinlikle İzmir'in denizci yönü öne çıkarılıp, sadece Türkiye'nin değil dünyanın ilgisini çekecek bir festival haline dönüştürülebilir" dedi.

 

Yorumlar (1)
yıldırım DELİDUMAN 12 yıl önce
Güney Amerikalı devlet başkanları Belem’deki Dünya Sosyal Forumu’ndan Davos’ta toplanan Dünya Ekonomik Forumu’na meydan okudular. Bu yıl Brezilya’nın Belem kentinde düzenlenen Dünya Sosyal Forumu (DSF), ardında canlı tartışmalar ve soru işaretleri bıraktı. Rekor düzeyde katılımın yaşandığı forumda, 6 bine yakın sosyal hareket ve sivil toplum kuruluşu (STK), 2600 civarında etkinlik gerçekleştirdi. Sosyal forumlarda bir temanın öne çıktığını söylemek zor. Dört-beş gün içerisinde biribirinden farklı hareketler, onlarca konu etrafında yüzlerce toplantı yapar. Bunun bir istisnasını, belki, ABD’nin Irak’ı işgal etmesinin öncesinde yaşamıştık. 2002 yılının sonundaki forumlarda ABD’nin savaş tehdidine karşı güçlü bir mesaj verilmişti.

Toplanma yeri olarak dünyanın akciğeri kabul edilen Yağmur Ormanları’nın içindeki bir kenti seçen alternatif küreselleşmeciler, benzer bir gelişme için umutlanmamıza neden olacak önemli veriler sundu. Birçok seminerde, neoliberal kapitalist küreselleşmeyi aşacak yeni bir ekonomik ve sosyal düzen için arayışlar masaya yatırıldı. Yaşanan küresel kriz, sosyal hareketlerin ana teması haline geldi.



Sosyal hareketler radikalleşiyor mu?

Belem’de dikkat çekici bir unsur, sosyal hareketlerdeki ortak mücadele eğilimiydi. Foruma bugüne kadar ‘tek konulu kampanya’ anlayışıyla, yani kendi kampanyası dışındaki işlerle pek de ilgilenmeyerek katılan hareketler, dünyanın başka sorunlarına da el atmaya başladılar. Örneğin İklim Değişikliği Ağı’nın yaptığı asamble (meclis) toplantısının sonuç metninde “Bizce, iklim adaleti ve sosyal adalet için yürütülen mücadele bir ve aynıdır. Bu mücadele, toprak ve tarım reformu, gıda ve enerji egemenliği için, kadınların ve işçilerin hakları içindir” deniliyordu. Bu durum kuşkusuz ki, tabandaki aktivistlerin birlikte mücadele etme isteğinden kaynaklanıyor ve yeni bir dinamik ortaya çıkarıyor.

Bir başka önemli unsur ise giderek yaygınlaşan antikapitalizm vurgusu. Su, iklim değişikliği gibi, antikapitalist söylemi geliştirmesi pek de kolay olmayan ağlarda eleştirinin dozajı artmıştı. Su ile ilgili bir toplantıda konuşan Jose Martin, “Su bir medeniyet sorunu. Kapitalizm artık medeniyeti geliştirmiyor. Sosyal ve ekonomik barbarlığı geliştiren sistem, doğadan ve toplumdan yabancılaştı, gezegeni yok olma noktasına getirdi” diyerek, kapitalizmi aşacak katılımcı alternatifleri oluşturmanın önemine dikkat çekiyordu.

İklim değişikliği ağının asamblesindeki taslak sonuç bildirgesi metnindeki şu cümlelerde de benzer bir çizgi görülebilir: “Kapitalizm öldürüyor. Yüzlerce yıldır kapitalizm kültürlerimizi yok ediyor, emeğimizi sömürüyor, çevremizi zehirliyor. Şimdi, iklim krizi ile birlikte, dünya yeter diyor, ya basta.”



Krize karşı mücadele

Bu birleşme ve radikalleşme eğilimlerinin somut olarak görüldüğü bir yer de forumun düzenleyicisi olan DSF Uluslararası Konseyi idi. Konsey toplantısında, Belem ile birlikte alternatif küreselleşme hareketinin yeni bir aşamaya girdiği tespiti yapıldı. Sendikalar ise, üretim ve tüketim sistemlerinde ekonomiyi radikal değişimlere tabi tutacak acil bir sosyal mücadele yürütülmesi gerektiğini söyledi ve küresel düzeyde kamusal demokratik kontrol istedi.

Konsey toplantısına “Küresel Krizin Yarattığı Tehlikeler ve Fırsatlar” başlıklı bir rapor sunan Gusteve Messiah, “Bugüne kadar dominant karakteri olan bir sistemle mücadele ediyorduk. Ancak krizle birlikte bu durum değişti. Dominant olan sistem üç ayaklı bir krizle sarsıldı: Küresel ekolojik kriz, neoliberalizmin krizi ve ABD’nin hegemonyasının sona ermesiyle ortaya çıkan jeopolitik kriz” diyerek, neoliberaller ve neokeynesyenler arasındaki olası ittifaka karşı mücadelenin özgürlük ve demokrasi ekseninde, kapitalizmi aşacak dönüşümlerle sürmesi gerektiğini söyledi. Uluslararası Konsey ve sosyal forumlar, önümüzdeki dönemde krize karşı mücadelenin önemli merkezlerinden biri olacak.



Chavez Davos’un karizmasını çizdi

Forumun bir diğer önemli gelişmesi ise devlet başkanlarının ziyareti idi. Hatta kendi ülkesindeki muhalefetle arası pek iyi olmayan Lula, buna rağmen Davos’a gitmemeyi tercih edip diğer başkanlarla birlikte Belem’e gelerek önemli bir mesaj vermiş oldu. Foruma Brezilya Devlet Başkanı Lula Da Silva ile Devlet Başkanları Hugo Chavez (Venezüella), Evo Morales (Bolivya), Rafael Correa (Ekvador) ve Fernando Lugo (Paraguay) katıldı. Liderler Davos’ta toplanan Dünya Ekonomik Forumu’na meydan okudular.

Lula, konuşmasında, Brezilya’da sosyal politikaları öne çıkarıp devletin ekonomik rolünü artıracağının ipuçlarını verdi. Brezilya hükümeti, 2010 yılına kadar 1 milyon yeni konut inşa edecek ve 2013 yılına kadar Brazilya’nın yarı kamu şirketi olan enerji tekeli Petrobras, 170 milyar dolar yatırım yapacak. Ekvador Devlet Başkanı Correa ise krize ve dünyanın efendilerine karşı, muhaliflerin iktidarda olduğu Latin Amerika ülkeleri arasındaki birliğin önemine değindi ve merkezi planlama ile sosyalist modeli savundu. Correa’ya göre, sosyal forumlar “içinde yaşadığımız akıl dışı sistemin açgözlülüğüne karşı” önemli bir işlev görüyor. Chavez ise, “ömrünü doldurmakta olan dünya Davos’ta toplanırken, Belem’de yeni bir dünya, yeni bir çağ doğuyor” diyerek, forumun özetini çarpıcı biçimde yapmış oldu.

Latin Amerika liderlerinin foruma gelmesinin sembolik önemi büyük. Kendi ülkelerinde sosyal hareketlerin desteğiyle iktidara gelen bu liderlerin, muhalefet ile güçlü bağlarını koruması ve neoliberal kapitalist küreselleşmeye sosyal politikalar ile karşı durması, uluslararası arenada, en azından argümanlar anlamında farklı rüzgarlar esmesine sebep olabiliyor. Liderlerin, önemli bir buluşma gerçekleştirmelerine rağmen, forumu bir ‘şov’ alanı gibi kullanmamaları ve forumun dokusunu korumaları da ayrıca takdir topladı sanırım.

9. Dünya Sosyal Forumu’nun etkileri önümüzdeki mücadele döneminde daha net görülecek. Belem en azından, Wallerstein’ın 2007’de dediği gibi, sosyal hareketlerin ‘savumadan hücuma’ geçtiklerinin yeni bir kanıtı oldu. Kendine güveni azalmış, geleceğini göremeyen bir küresel sistem ve Davos karşısında, sosyal forumlar ezilenlerin ve muhaliflerin büyüyen sesi oluyor.

ERKİN ERDOĞAN / RADİKAL 2 /08.02.2009
23°
açık
Günün Anketi Tümü
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?