banner244

banner242

banner176

banner246

banner191

banner184

banner148

banner145

banner179

banner248

banner243

Metin Kalkavan: 'Denizin Günahı Ne?'

Deniz Ticaret Odası mayıs ayı toplantısı 3 Mayıs Perşembe günü Deniz Ticaret Odası'nda gerçekleşti.

GÜNCEL 05.05.2012, 02:21
Metin Kalkavan: 'Denizin Günahı Ne?'

Türkiye Hudut ve Sahiller Genel Müdürlüğü Başkanı Dr. Ahmet Zeki Hürdoğan'ın da katıldığı Deniz Ticaret Odası Meclis Toplantısı 3 Mayıs Perşembe günü yapıldı.

Meclis Başkanı Cengiz Kaptanoğlu meclis toplantısını açmasının ardından 5 Nisan 2012 tarih ve 40 sayılı toplantı tutanaklarını oylamaya sundu. Oylama sonunda tutanaklar kabul edildi ve DTO 2012 mart ayı mizanı Mustafa Muhtaroğlu tarafından okundu.

Faruk okuyucu yapmış olduğu kısa konuşmasında ilgilenenler için bazı duyurularda bulundu.

Faruk Okuyucu'nun ardından Türkiye Hudut ve Sahiller Genel Müdürlüğü Başkanı Dr. Ahmet Zeki Hürdoğan kürsüye çıktı ve konuşmasında; “Yeni çıkan teşkilat kanunu kapsamında    
adımızın başına Türkiye geldi; Hudut ve Sahiller Genel Müdürlüğü artık Türkiye Hudut ve Sahiller Genel Müdürlüğü oldu” dedi.

Çalışmalarını hem en iyi, hem de en pratik şekilde gerçekleştirebilmek için yeni bir yapılanmaya gittiklerini söyleyen Hürdoğan; “Türkiye Hudut ve Sahiller Genel Müdürlüğü olarak daha küçük kuruluşlar halinde ve 5 daire başkanlığı şeklinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” dedi.

İzmir DTO Başkanı'nın Ahmet Zeki Hürdoğan'a  yönelttiği; “kapatılması planlanan hudut sahil ofislerinin ardından çıkabilecek sıkıntılar üzerine nasıl bir düzenleme yapmayı düşünüyorsunuz?” sorusu üzerine Hürdoğan şöyle yanıt verdi; 

“Uluslar arası seyahat ederken ayda 1-2 gemisi olan ve çok aktif olmayan gemi işlemlerini uzak, fazla aktif olanların işlemlerini yakın merkezlerimizde gerçekleştirme kararı aldık. Zaten Dünya Sağlık Örgütü'nün yayınladığı risk listeleri var. Bir de hangi gemi nereden geliyorsa geldiği ülkenin haritaları var elimizde. Bu gemilere çıkarak pratika vermiyoruz artık, pratikalarımızı uygun bir şekilde deklarasyon veren her gemiye uzaktan veriyoruz. Gemilerde denetim gerekiyorsa, denetimleri de belli bir program içerisinde yapıyoruz. O sebeple sıkıntı olacağını düşünmüyorum.”

"48 Saat Uzatılmalı"

Sektör temsilcilerinden Recep Bey'in Denizcilik sektörünün sorunları üzerine sorular yöneltti.  İlk sorusu; bağlama limanı İstanbul olan Türk bayraklı gemilerin boğazda 48 saatten fazla kalmaları durumunda cezaya tabi tutulması üzerine oldu. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama yoktur, diyen sektör temsilcisinin önerisi 48 saatlik sürenin uzatılması yönünde oldu. DTO olarak bu talepte bulunduklarını ve buna bir çözüm bulunmasını istediklerini söyleyen Sektör Temsilcisi Recep Bey Transit Resmi ve Sağlık Resmi vergilerine yapılan zamlara da değindi. 

Ahmet Zeki Hürdoğan ise konulara şöyle açıklık getirdi; “Sağlık Resmi 1866 yılından beri alınan bir vergidir ve bunu hoş karşılamanızı bekliyoruz. Biz 2005 yılından bu yana Sağlık Resmine fazla zam yapmadık. Fakat bu yıl %33’lük bir artış ile Maliye Bakanı’na sunuldu. Maliye Bakanı’nın desteği ile onu da yarıya indirdik.  Eğer biz 2005'ten itibaren bir kuruş, bir kuruş bile arttırsaydık bu şimdiki rakamın bir miktar daha üstünde olacaktı.”

Transit Resmi ise tamamen Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nde belirtilen prensipler doğrultusunda alınmaktadır diyen Hürdoğan; bu konunun çözümlenebilmesi için; Dışişleri Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ile birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.

“48 Saat Büyük Bir Süre”

Ahmet Zeki Hürdoğan, Türk Bayraklı gemilerin İstanbul Limanı’nda 48 saatten daha fazla kalmaları halinde cezalandırılmaları ile ilgili olarak; 48 saatin çok da büyük bir süre olduğunu ifade etti.

Transit geminin tarifini; “; Yurt dışından gelip Türk boğazlarını kullanarak ve sadece sağlığa bilgi vermek ve sağlıkla ilgili kayıt yaptırmak suretiyle, hiçbir yere uğramadan diğer boğazlara geçmek anlamına gelir.” olarak yapan Hürdoğan;” 48 saat 1940’lı yıllarda konulmuş bir kuraldır. O zaman ki gemiler boğazları 17-18 saatte geçiyorlardı, 48 saatten fazlası Montrö’nün kurallarına aykırıdır” dedi.

Hürdoğan’ın ardından GİSBİR Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kıran konuşma yaptı. Kıran’ın geçmiş dönem çalışmaları hakkında bilgilendirme yapmasının ardından konuşma sırası DTO Yönetim Kurulu Başkanı Metin Kalkavan’a geldi.

Kalkavan; konuşmasına; “Bir gemi 48 saat neden beklesin ki; bu zaten mecburiyetten olan bir şey... Ayrıca 48 ya da 128 saat dursun, size ne zararı olabilir ki denizin ortasında duran geminin. Bunun adını değiştirmeliyiz; vergi diyemeyiz, park parası diyelim.” diyerek başladı. 

Kalkavan konuşmasına şu açıklamaları ile devam etti:

"Denizin günahı ne?"

“Ne kadar hazin bir şey ki; binlerce kişi Atatürk Havaalanı’na iner ve hiç kimse sorgulamaz. Karadan arabalar, trenler gelir hiç kimse sorgulamaz. Tamam da bu denizin günahı ne?
Vergi sadece denize mi? Tarafsız olarak bakın ve şöyle bir düşünün;  biz ne suç işledik ki bu cezaya maruz kalıyoruz!”

"En büyük zaafımız; dayanma gücümüz..."

“Türk bayraklı durduğu yerde yaktığı yakıtın vergisini de ödüyor. Mecbur olmasa neden dursun 48 saat...  Bu da yetmez gibi, 48 saat doldu bingo! Bir daha çak... Bir koyundan nasıl bu kadar çıkar hayret ediyoruz. Ama dayanma gücümüz muhteşem. O da en büyük zaafımız... Vuruyorlar vuruyorlar yine de ayaktayız.”

Metin Kalkavan sektördeki sorunların yarattığı sonucu; “Bir insan kendi ülkesinde yabancı bayrağa geç diye zorlanır mı? Kendi bağlama limanı İstanbul yazan bir gemi herhangi bir rakibine karşı dezavantajlı duruma düşürülür mü? Bunun hiç bir izahı yok...” sözleriyle dile getirdi.

"Büyüksen yandın!"

Bir başka meslek sorununun grosa göre çevre kirliliği olduğunu söyleyen Kalkavan: “Büyük gemi 100 metre kirletiyor, büyüksün diye cezası da büyük oluyor. New York’un göbeğinde kirletiyorsun böle ceza yok. Hatta temizlediğinde cezadan muafsın ama İstanbul’da kirletince geçmiş olsun... Büyüksen yandın!” dedi ve ekledi; “vergiyi kabul ediyoruz ama vergi almanın yolu bu olmamalıdır.”

 

Yorumlar (6)
sener guler 9 yıl önce
deniz ticaret odasında bu meclis toplantıları yıllardır yapılır.

fakat ne yazıkkı dogru dürüst bir karar alınmaz. hep aynı kişi-

ler sorularını devlet yetkilileri varsa sorarlar ve netice si

alınmadan dağılırlar.

denizciliğimizde sorunlar artık yumaktan çıkmış dağ haline gelmiş ama deniz ticaret odası meclisi veya yönetim bu konularda

yeterli kararlarını alamamıştır. örneğin

gürcistanda 2 türk bayraklı gemi tutuluyor ama kimse birşeyler

yapmıyor. tutulan gemilerin armatörü kabahat mi işledi gürcistana mal götürmekle.

ondan sonra Türk bayrağı beyaz sayfaya geçti diye millet

kendine pay çıkarıyor.

web sayfanızdan takip ettiğim kadar ile tutulan veya yabancı limanlarda problemi olan gemilere DTO hiçbir desteği olduğunu

okumadım yoksa ben mi yanılıyorum.

o zaman bu armatörler odaya neden kayıtlı yanlızca oda secimlerinde oy kullansınlar diye mi üyeler.

neden DTO bakanlık nezdinde temasa gecip baskı yapıp bu gemileri kurtarmak için caba sarfetmiyor.

yapıyorlarda bizim mi haberimiz yok

eğer yapılıyorsa özür dilerim.

inşallah tutuklu gemiler biran önce kurtulur

teşekkür ederim
hakan cerrahoglu 9 yıl önce
metin bey günaydın,bunları 5 yıldır bağırıyoruz bizler.çevre müdürlüğü gemileri seferden men ediyorlar aynı şeyi kamyonlar yaparsa yalnızca ceza yazıyorlar.bin tane mesajlarımız bütün kurumlarda duruyor.hatta sizin dede ile biten bir geminize izmit limanında ' bir personelin yemek tabağını denize boşaltma görüntüsü vardı ve bende seyrettim' 160.000 tl ceza kestiler sizin geminize ve izmir limanı çalışanı bir arkadaşımız bizlerin gözü önünde sevinç çığlıkları attı ve bu olayı liman başka yardımcısına bildirdiğimizde bizlere anlamsız gözlerle bakmıştı.çevre bakanlığı ilgilileri cezayı yazıp çevre gerçekten kirletilmiş olsa bile olay mahallinden hemen kaçıp gidiyorlar.tedbir almaları onların görevi değilmidir sayın başkanım. saygılar
kpt.şevket özdemir 9 yıl önce
dto yıllardır bu toplantıları yapar.konuşmalar yapılır ama sonuç,ben duymadım.duyan varsa açıklasın bizde öğrenelim.vekil olduğu dönemde sayın kaptanoğlunun denizle ilgili bir yasa çıkmasından sonraki konuşmasını TBMM tv den izlemiştim.sizinde izlemenizi tavsiye ederim.kayıtlarda mevcuttur.ayrıca yıllarca bu sektörde yöneticidir.demekki devlet bu sektörün sorunlarını duymuyor veya duymazlıktan geliyorsa bir yerlerde hata var ve icraata buradan başlamak gerekir.

ankarada işler nasıl yürüyor.her şey örgütlenmeye bağlıdır.çünkü siyasetçiler brokratlar olaya gerçek demokratik güç odaklarından bakar.işte denizde bu hiç olmayandır.sorarım armatör gemilerinde örgütlü bir sendika varmı? yok. yani verilecek destekler bir kişiyi değil birden çok kişiyi ilgilendirmeliki,devlette destek olsun.ben buralardan açık açık arkadaş gelirim-kazancın bu giderlerimde bu personel maaşlarımı ödeyemiyorum diyen bir armatör duymadım.belki seferde olduğum zaman atlamış olabilirim.duyan bilen varsa yazarsa öğrenmiş oluruz.kaç kez yazdım marmarada balast basma konusunu.gittiğim şirketlerde söylüyorum.ama hiç bir denizciilik örgütünün konuyla ilgilendiğine şahit olmadım.

şimdi ise özelliklede 1-2 büyük firma hariç yabancı bayrak çektiğinden bu gemilere destek tabiiki istenemiyor.ama tersanesi olanlar tersanelere destek istiyor.bu sektörün tüketicisi desteklenmeden üreticisi desteklenirse kalkınma nasıl olur.vallahi böyle sihirli bir değeneği olanı görmedim.gören varsa-bilen varsa yazsın.ne zaman konjöktürel olarak navlunlar tavan yapıyorsa herşey güzel.ama düşüncce çaresi belli.

bu sektör örgütlenmesini tamamlamalı ve biz bir deemokratik güç odağıyız demelidir.bu şekilde yetkililerin karşısında çıkınca nasıl karşılanacaklarını hesap etmelidirler.yoksa bireysel olarak sadece ve sadece sorunlar içinde boğulmaya mahkümdür her firma. basit bir 48 saat olayı bakınız nasıl tarif edilmiş.türk devleti kendi gemisine zarüri durumlarda daha fazla süreyi cezasız uygulasa türkiye cumhuriyetini haritadan sileceklermi? yapmayın allah aşkına.bence yetkililerin düşünmesi gereken birinci ve en önemli konu nasıl yabancı büyük şirketlerin gemilerine türk bayrağı çekebilirimin hesabını yapmaktır.bayrağı taşıyan şirketleri öldürmek değil.birde son zamanlarda STCW lerle ilgili yayınlanan yönetmelikler var ve dayandırıldığı manila toplantıları varki,tam bir rezalet.gemi kazalarında gemide yani yerinde verilen eğitimler yetersiz kalıyormuş, ama dersanede belkide hiç bir ticari gemide çalışmamış kimselerin verdiği eğitim yeterli oluyormuş.kargalar bile güler.ayrıca kaptanlarada aynı setifilar sınavla veriliyor.bununda anlamı kaptanların eğitim verme yetkisi yok.peki haftalık eğitimleri kim nasıl verecek? bence limanlardan-kurslardan bir kişi gelip bu eğitimleri verecek.ben şahsen verecek değilim.nede kaptanı bulunduğum gemide verdireceğim.bunu bir yazı olarak BAŞBAKANLIK ŞİKAYETLER BÖLÜMÜNE YAZDIM.ÇÜNKÜ DENİZCİLİK MÜSTEŞARLIĞI BU MEYANDA DAHA ÖNCE YAZDIĞIM YAZILARIMA CEVAP VERMEDİ.HADİ BAKALIM HAYIRLISI BEKLİYORUM.



SORUNSUZ GÜNLERE ALLAH SELAMET VERSİN.





9 yıl önce
GENÇLERİN GELMESİ LAZIM ,BU İŞLER GENÇLERİN İŞİ .
ahmet cavit gür 9 yıl önce
gençlerin gelmesi lazım elbette.bütün ümitlerimiz onlarda.

dto, artık yenilikçi ve değişime ayak uydurabilen kimselerin elinde olmalıdır.muayyen kimselerin tekelinden kurtarılmalıdır.yorum yazan arkadaşlar ne güzel yazmışlar,bugüne kadar dto nun bir çare ürettiği görülmemiş.

armatörlük bundan 25-30 sene önce birkaç ailenin tekelinde idi. bugün çok şükür artık bu tekel yok.ancak dto ya bakın ,yıllardır muayyen kimselerin elinde.navlun piyasası düşünce çözüm üretmek yok.devletten yardım isteriz.ileriye dönük plan,proje,strateji hak getire..

ancak, mevcut seçim sistemi ile dto nun yapısını değiştirmek çok zor.

yeni nesil genç denizcilerimize çok ağır sorumluluk var.

ya mevcut sisteme entegre olup, bizim gibi rüzgara kapılıp havanda su dövecekler.ya da geldikleri kaynakların farklılıklarını çekişme konusu yapmak yerine, hizmet yarışı konusu yapıp türk denizciliğini layık olduğu seviyelere getirecekler.iyi niyetli kimselere ALLAH yar ve yardımcı olsun.
9 yıl önce
48 saat yetmiyor galiba. acenta fazla motor seferı yapamıyor, bırde dunyada hıcbır yerde yok demıssınız. butun dunyada aynıdır.



yerı gelmısken belırteyım, kartal kumcular ıskelesınede el atmıssınız. bır orası kalmıstı. o sahılıde tekellestırın.



buyuk derede buzdolabına et koydugumuz ıcın bızden para alırdın bız unutmadık. senı ıyı tanırız.



sn edıtor lutfen kesmeden yayınlayın. sız yayın oragı ısenız yazın degılsenız o zaman bu sayfaları kapatın. gazetelerde herkes yazar cızer kımse bırsey soylemez ama sız en ufak bırkonuyu tarafınız muhakeme ederek taraf belırlıyorsunuz.
2
açık
banner102