banner246

banner176

banner242

banner184

banner191

banner148

banner179

banner145

banner182

banner263

Kardak Civarında Türk Ve Yunan Botları Çarpıştı

Ege'deki Kardak kayalıkları civarında Türk ve Yunan sahil güvenlik botlarının çarpıştığı bildirildi.

GÜNCEL 14.01.2010, 09:58
1811
Kardak Civarında Türk Ve Yunan Botları Çarpıştı

Kardak civarında Türk ve Yunan botları çarpıştı
 
Ege'deki Kardak kayalıkları civarında Türk ve Yunan sahil güvenlik botlarının çarpıştığı bildirildi.

Yunan Devlet Televizyonu ERT, Kardak (İmia) kayalıkları bölgesinde, bugün öğle saatlerinde, henüz belirlenemeyen bir nedenle meydana gelen olayda, gerek Türk gerekse Yunan teknesinde herhangi bir maddi hasar meydana gelmediğini, ölü ve yaralı olmadığını duyurdu.

ERT, çarpışmanın her ne kadar Yunan tarafınca “önemsiz” olarak nitelendirilse bile Yunan Sahil Güvenlik Müdürlüğünün Türk yetkililer ile olay hakkında irtibata geçtiğini belirtti.

Öte yandan, Yunanistan Kamu Güvenliği Bakanlığı, Ege, Deniz Ticaret ve Sahil Güvenlik Birimi yetkilileri, AA muhabirine, “konuya ilişkin bir bilginin ellerine ulaşmadığını” söylediler.

Yorumlar (1)
yıldırım DELİDUMAN 12 yıl önce
Napolyon’un deyişiyle: “Tanrı büyük taburların yanındadır.” Mao Zedung da iktidarın top namlusunun ucunda olduğunu savunmuştur.

Askeri gücün amacı da değişti. Ancak bugün askeri kaynaklar taburlardan, kaba güç tavrı da savaşmak veya savaş tehdidinde bulunmaktan başka anlamlar içerebiliyor. Askeri güç müttefikler için koruma ve dostlar için destek sağlamak amacıyla da kullanılıyor. Askeri kaynakların böyle zorlayıcı olmayan kullanımı politikalar tayin etmek, hükümetleri ikna etmek ve destek toplamak açısından önemli bir yumuşak güç kaynağı olabilir.

Birçok yorumcu salt devletler arası savaşa ve devletin örgütleyip donattığı üniformalı askerlere odaklanıyor. Fakat 21. asırda ‘savaşların’ çoğu devletler arasında değil dahilinde gerçekleşiyor ve birçok

savaşçı üniforma giymiyor. 1945-2002 arasındaki 226 mühim çatışmanın yarısından azı, 1950’lerde devletlerle silahlı gruplar arasında meydana geldi. 1990’lara gelindiğinde bu tür çatışmalar hâkim durumdaydı. Bugün yeni olan şey, düzensiz savaşın artışı ve teknolojik değişimlerin, yıkıcı gücün küçük grupların eline geçme ihtimalini artırması. Bu gruplar eskiden geniş çaplı yıkım için gereken silahları elde edemezdi. Bugün teknoloji savaşa yeni bir boyut getirdi: Bir düşmanın, başka bir ülkeye giren bir ordunun yokluğunda muazzam hasar yaratabildiği veya yaratmakla tehdit edebildiği saldırılar.

Savaş ve güç azalıyor olabilir, fakat sahneden çekilmediler. Aksine, güç kullanımı yeni biçimler alıyor. Askeri teorisyenler bazen ‘tarif edilebilir bir savaş alanı veya cephesi’ bulunmayan ‘dördüncü nesil savaş’tan söz ediyor; belki de sivil ve asker arasındaki ayrım ortadan kalkıyor.

Modern savaşın ilk nesli, Fransız Devrimi’nin akabinde muharebe hattına dayalı taktikleri yansıtıyordu. İkinci nesil yoğunlaştırılmış ateş gücüne dayalıydı ve 1. Dünya Savaşı’nda doruğuna ulaştı;

sloganı ‘topçu alt eder, piyade işgal eder’di. Üçüncü nesil Almanların 1918’de siper savaşı kördüğümünü kırmak için geliştirdiği taktiklerden doğdu.



‘Melez savaş’lar artıyor

Bu değişikliklerin itici gücü hem fikirler hem de teknolojiydi. Aynısı bugünün dördüncü nesil modern savaşı için de geçerli. Silahlı gruplar savaşı, yerel nüfuslar üzerinde kontrol sağlayacak olan uzun süreli, siyasi ve şiddetli düzensiz operasyonlar olarak görüyor. Birçok zayıf devletin kendi topraklarını kontrol

edecek meşruiyet veya kapasiteden yoksun olmasından yararlanıyorlar. Sonuç, Britanya’nın Kuzey İrlanda ve Balkanlar’daki eski komutanı General Rupert Smith’in ‘halklar arasındaki savaş’ dediği durum oluyor. Bu tür melez savaşlarda konvansiyonel ve düzensiz güçler, savaşçılar ve siviller, fiziksel yıkım ve enformasyon savaşı, birbirine karışıyor.

Devletler arasında güç kullanma ihtimali veya tehdidi daha az olası hale gelmiş olsa da, önemli etkiler yaratmaya devam edecek ve rasyonel aktörlerin pahalı güvenceler satın almasına yol açan da böyle durumlar. ABD muhtemelen bu tür güvence politikalarının başlıca tedarikçisi olacak. O zaman dünya siyasetinde askeri gücün rolü ne? Askeri güç hâlâ önemli, çünkü dünya siyasetinin yapısını belirliyor. Birçok meselede gücün devletler için kullanması zor veya pahalı hale geldiği doğru. Fakat askeri gücün bazen yeterli olmaması gerçeği, beklentileri yapılandırma ve siyasi hesapları şekillendirme yeteneğini kaybettiği anlamına gelmiyor.

Piyasalar ve ekonomik güç siyasi çerçevelere dayanır: Siyasi belirsizliğin kaotik koşullarında piyasalar çuvallar. Karşılığında siyasi çerçeveler normlara, kurumlara ve zorlayıcı gücün idaresine dayanır. İyi düzenlenmiş modern bir devlet meşru güç kullanımı üzerinde tekele sahip olmasıyla tanımlanır ve bu da iç piyasaların işlemesine imkân tanır. Askeri güç, normlar ve kurumlarla birlikte, asgari bir düzenin sağlanmasına yardımcı olur. Metaforik olarak askeri güç, siyasi ve ekonomik düzenin soluyacağı oksijen mahiyetinde bir güvenlik düzeyi sağlar: Oksijen azalmaya başlayana kadar da bunun böyle olduğuna pek dikkat edilmez. Bir kez azaldığındaysa herkes altında kalır. Bu açıdan askeri gücün dünya siyasetini yapılandırmaktaki rolü muhtemelen 21. asırda da sürecek. Joseph S. Nye(Harvard Üniversitesi’nde profesör, neoliberal teorinin ve yumuşak güç teorisinin mimarlarından)
17
parçalı bulutlu
banner260
banner102
banner93
Namaz Vakti 25 Mayıs 2022
İmsak 03:39
Güneş 05:31
Öğle 13:06
İkindi 17:04
Akşam 20:31
Yatsı 22:14
Günün Karikatürü Tümü