‘Dedem acemi kaptan değildi’

Atatürk'ü Milli Mücadele için Samsun'a götüren Bandırma Vapuru'nun kaptanı İsmail Hakkı Durusu'nun torunu konuştu.

‘Dedem acemi kaptan değildi’

‘Dedem acemi kaptan değildi’

Başkenti işgal edilmiş bir ulusu küllerinden var etmek isteyen Mustafa Kemal Atatürk’ü, İstanbul’dan Samsun’a götüren Bandırma Vapuru’nun kaptanı İsmail Hakkı Durusu’ydu. Tarihi yolculuğun 100’üncü yılında Kaptan Durusu’nun torunu Nejat Ulugöl, duygularını Milliyet’e anlattı. Ulugöl, “Dedem söylenenin aksine Karadeniz’i çok iyi biliyordu. Her vatan kahramanı gibi para ödülünü kabul etmedi ve Kasımpaşa’da mütevazi bir yaşam sürdü” dedi.

100. yıla davet edilmemesine tepkili

Birinci Dünya Savaşı’nı kaybeden Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti 13 Kasım 1918’den itibaren İngiliz, Fransız ve Yunan kuvvetlerinin işgaline uğramıştı. 7. Ordu Komutanlığı’nda görevli Mirliva(Tümgeneral) Mustafa Kemal, Adana’dan 13 Kasım 1918 de geldiği İstanbul’da Kartal istimbotunda “Geldikleri Gibi Giderler” diyerek Kurtuluş Savaşı’nın ilk işaretini vermişti. Çaresizlik ve umutsuzluk içinde bekleyen Türk halkını bağımsızlığa kavuşturmayı amaçlayan Mustafa Kemal Atatürk, 30 Nisan 1919 da 9. Ordu Müfettişi olarak Anadolu’da ki orduların silahlarının toplanması için atanmıştı. Türk ulusunu bağımsızlığa kavuşturmayı amaçlayan Mustafa Kemal ve 18 silah arkadaşını Samsun’a ulaştıran Bandırma Vapuru’nun kaptanı İsmail Hakkı Bey(Durusu), Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında aldığı rol ile tarihe geçmişti. Kaptan Durusu’nun torunu Nejat Ulugöl, ulusal kurtuluş mücadelemizin 100’üncü yılında duygularını ve dedesinin hatıralarını Milliyet’ten Gökhan Karakaş’a anlattı.

“Samsun’a vardık telgrafı anneannemi mutlu etmiş”

Bandırma Vapuru kaptanlığına 1 Mayıs 1919’da atanan dedesi İsmail Hakkı Durusu’nun yola çıkmadan bir gün önce 15 Mayıs’ta Atatürk ile görüştüğünü söyleyen Nejat Ulugöl, dedesinin kendisini övmekten hoşlanmayan gerçek bir vatan kahramanı olduğunu söyledi. Ulugöl, “ Dedem ve anneannem Fatma hanımın tek çocuğu annem Safiye Durusu. Subay olan babam Fehmi Ulugöl ile annem(Safiye Ulugöl) evlenmiş. Anneannemin, ‘Dedeniz Samsun’a varınca bana telgraf çekti, bende çok rahatladım’ sözlerini hatırlıyorum. 3 kardeştik, çocukluğumuz babamın görevleri nedeniyle farklı şehirlerde geçti. Dedem İstanbul’da olduğundan yaz tatillerinde Kasımpaşa’da ki evine gittiğimizde Bandırma Vapuru’nu sorardık. Çok fazla konuşmak istemez, ‘Ben sadece görevimi yaptım’ demekle yetinirdi. Asla bir kahraman olduğunu düşünmez, övgü dolu sözleri sevmezdi. 1940 yılında vefat edene kadar sakin ve mütevazi yaşadı.” dedi.

“Bahçesini ve çiçekleri çok severdi”

Nejat Ulugöl, “Kasımpaşa’da bahçeli evi vardı. Meyve ağaçları ve çiçeklerle dolu bahçesinde vakit geçirirdi. Ben, 11 yaşıma kadar tanıdım O’nu. Çiçeklerin içinde dolaşırken hatırlıyorum. Emekli olduktan sonra kendine çekildi.” dedi.

“En büyük ödül bu görevdi”

Ulugöl, “Dedem Türk ulusunun yeniden var olmasına tanık olmanın verdiği gururun kendisine yettiğini söyleyerek hiçbir maddi ödülü kabul etmedi. Hatta Mustafa Kemal Atatürk, genç cumhuriyetin ilk yıllarında Bandırma’nın tüm mürettebatıyla görüştü. Atatürk, dedeme emekli maaşının yetip yetmediğini sorduğunda bile aynı cevabı almıştı. Dedem, verilen görevi başarmanın ve Atatürk gibi bir kurtarıcıyı Samsun’a ulaştırmanın en büyük ödül olduğunu söyleyerek bizi öğütlerdi” diye konuştu.

Yanlış bilgiler bizi çok üzüyor

Kaptan İsmail Hakkı’nın yaygın düşüncenin aksine Karadeniz’i çok iyi bilen bir kaptan olduğunu söyleyen Ulugöl, “Büyük hata yapılıyor. Dedemin genç, tecrübesiz hatta bu görev için çekingen bir kaptan olduğu söyleniyor. Tam tersine Karadeniz’i çok iyi bildiği için seçilmişti çünkü defalarca seyir yapmıştı. Fakat bu söylentiler nedeniyle kalbi çok kırıldı. Bandırma’nın da pusulasız olduğu söylentilerine de kızardı. Doğru olan Atatürk bu kadar önemli bir görev için dedem gibi nitelikli bir kaptanı ve Bandırma Vapuru’nu seçmişti. Samsun seferinde İngiliz devriyelerine yakalanmamak için kıyıdan gitmesi de tecrübesini gösteriyor. Torunları olarak bizlerde halen bu yalanlarla mücadele ediyor, dedemizin kalbi kırık ölmesine üzülüyoruz” dedi.

Bandırma Vapuru

Atatürk’ü kurtuluş yoluna çıkartan vapur, 1878 yılında bugünkü İskoçya’nın nin Glasgow kentinde yapılmıştı. 279 grosstonluk yolcu ve yük gemisi olarak tasarlanan gemi 1883 de Yunanistan’a satıldı ve Kymi adını aldı. 1891 yılında kaza sonucu battı ama kısa süre içinde yüzdürüldü. Tekrar yüzdürülünce İstanbul’da bir yabancı işletmeciye satılan gemi, Türk bayrağına sahip oldu.

Panderma olarak isimlendirilen gemi, İstanbul limanına bağlandı. Marmara Denizi kıyılarında seferler yapan gemi, 1910 yılında Osmanlı Seyrüsefain İdaresi(Osmanlı Denizcilik İşletmesi) tarafından satın alında ve Panderma; Bandırma’ya çevrildi. 19 Mayıs 1919 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk’ü Samsun’a getirdikten sonra yine hizmete devam eden gemi, 1924 yılında hizmet dışı kaldı. 1925 de İlhami Söker tarafından Haliç’te hurda olarak parçalandı. Bandırma’nın Çanakkale muharebeleri sırasında Marmara’ya giren İngiliz E11’in saldırısından şans eseri kurtulduğu söylenir.

Milliyet / Gökhan Karakaş

Güncelleme Tarihi: 21 Mayıs 2019, 14:32
YORUM EKLE
banner112
SIRADAKİ HABER

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176