Türk Boğazlarında Geçiş Güvenliği Masaya Yatırıldı

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, boğazların fiziki yapısı, artan ham petrol sevkiyatı ve talebi dikkate alındığında, alınan teknik idari ve emniyet tedbirleriyle daha fazla petrolün boğazlardan geçmesine imkan sağlanamayacağının açık olduğunu belirterek, ''Boğazların bugünkü yapısı bu durumun sürdürülebilir bir yapı olmadığını açıkça ortaya koymuştur'' dedi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Misafirhanesinde kahvaltıda buluşarak, ''Türk Boğazlarında Geçiş Güvenliği, Çevre Faktörleri ve İlgili Bakanlar Düzeyinde İstişare Toplantısı''nı yaptı. Dört bakan toplantı sonrasında, ortak bir basın toplantısı gerçekleştirdi.

Ulaştırma Bakanı Yıldırım, İstanbul ve Çanakkale boğazlarından yılda ortalama 50-55 bin gemi geçtiğini ve bu gemilerin 10 binin tanker olduğunu söyledi. Boğazlardan toplam 150 milyon ton yük taşındığını, bu yükün yaklaşık 100 milyon tonunun ham petrol olduğunu belirten Yıldırım, fiziki yapısı dikkate alındığında İstanbul Boğazı'nın dünyanın en zor su yollarından biri olduğunu ifade etti. Boğaz'da, 15 mil boyunca 90 derece eğimleri olan 8 tane kritik nokta bulunduğuna işaret eden yıldırım, O bakımdan İstanbul Boğazı'nda kaza riskinin dünyanın hiçbir yerinde olmadığı kadar yüksek olduğunu vurguladı.

Yıldırım, İstanbul Boğazı'nda 1999 yılında yaşanan kazanın ardından boğaz geçişlerinde emniyet tedbirlerini artırmaya yönelik çok ciddi çalışmalar yaptıklarını, Gemi Trafik Bilgi Sitemini 2003'te devreye soktuklarını belirterek, belirli boyut ve tonajdan büyük gemilerin mutlaka eskort römorkörleri almaları ve aralarında belirli mesafe bırakarak seyir yapmaları, mali sorumluluk, 3. kişilere karşı sorumluluk sigortaları gibi birçok emniyeti artırmaya yönelik tedbirleri geliştirdiklerini anlattı. Yıldırım, şöyle devam etti: ''Ancak, boğazların fiziki yapısını değiştiremeyeceğimize göre ve artan ham petrol sevkIyatını, talebini de dikkate alırsak, alınan bu teknik, idare ve emniyet tedbirlerinin daha fazla geçiş yapmaya, daha fazla ham petrolün boğazlardan geçmesine imkan sağlayamayacağı açıktır. O bakımdan mutlaka gerek Karadeniz'de petrol üreten ülkeler, gerekse o petrolü işlemek üzere dünyanın başka yerlerine taşıyan, pazarlayan şirketler olmak üzere, mutlaka alternatiflerin bölge ülkelerinin petrol şirketleri ile yeni alternatiflerinin önümüzdeki dönemde geliştirilmesi kaçınılmaz olarak gözükmektedir. Boğazların bugünkü yapısı bu durumun sürdürülebilir bir yapı olmadığını açıkça ortaya koymuştur. Gerek Uluslararası Denizcilik Örgütü, gerek ulusal mevzuatımızı kapsamında Montrö Rejiminin tam anlamıyla uygulanması için gösterdiğimiz tüm gayret ve titizlikler bu potansiyel riski, büyük çevre felaketi riskini ortadan kaldırmamalıdır. Bunu dikkate alarak 4 bakanlık olarak bu konuyu etraflıca değerlendirdik. 1 Temmuzda büyük petrol şirketleri ile yapılacak toplantıda bu konu onlarla da paylaşılacak ve bundan sonraki boğaz geçiş rejimine yönelik Türk hükümeti olarak yapacağımız uygulamalar, alacağımız tedbirler bölge ülkelerle de paralel bir çalışma ile kamuoyuyla paylaşılacaktır.''

Konuyla ilgili bir soru üzerine, uluslararası taşımacılığa engel olmadan, boğazları ve İstanbul'u korumak istediklerini kaydeden Ulaştırma Bakanı Yıldırım, ''Ticari durdurmak, engellemek gibi bir maksadımız olamaz. Ticaret olacak,ama masum bir şekilde olacak. İnsanlara bedel ödetmeden olacak, onun için gayret ediyoruz'' dedi. Gelecek yıllara ilişkin taleplere paralel olarak gerek Karadeniz'de petrol aranması, gerekse Karadeniz'i çevreleyen ülkelerdeki petrol üretiminin artması, gerekse dünyanın petrol ihtiyacının artmasının boğazlar üzerinde bir baskı oluşturduğuna işaret eden Binali Yıldırım, ''Bu baskı daha fazla petrol geçiş talebini getirmekte, bu da bizim itiraz ettiğimiz husustur. Diyoruz ki; petrol daha fazla geçsin, ama boğazların fiziki kapasitesi belli, bunu değiştirme şansı yok. Teknik, idari ve emniyet tedbirlerini ne kadar artırırsak artılalım bunun bir sınırı var, bu da doyma noktası üzerine çıkmıştır. Gelin başka çözümleri birlikte konuşalım. Tutumumuz budur, yoksa kimsenin ticaretinde gözümüz yok'' dedi.

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Türk boğazlarında geçiş güvenliğine ilişkin olarak 1 Temmuzda İstanbul'da bir toplantı yapılacağını vurgulayarak, ''Durum nedir, açık bir şekilde belirlenecek, artık bu gidişatın sürdürülebilir olmaktan çok uzak olduğu açık bir şekilde ifade edilecek'' dedi. İstanbul Boğazı'nda iki tabaka halinde iki yönlü bir akıntı olduğunu hatırlatan Eroğlu, ''Bu akıntılar sebebiyle hakikaten deniz ulaşımında çok büyük riskler var'' dedi. İstanbul Boğazı'nda şu ana kadar 12 tane büyük kaza meydana geldiğine dikkat çeken Eroğlu, bu kazaların çevre kirliliğine ve ekonomik kayıplara neden olduğunu anlattı. 1999 yılında boğazda meydana gelen kazada 20 bin ton petrolün denize yayıldığını, 50 bin ton petrolün yanarak havayı kirlettiğini ifade eden Eroğlu, 1982'de denize 66 bin 400 ton petrol yayıldığını, 1994'teki kazada da 10 bin ton petrolün denize yayıldığını söyledi. Çevre Bakanı olarak şu anda diken üstünde bulunduğunu anlatan Bakan Veysel Eroğlu da ''Birincisi boğazlardan tanker geçecek de kaza olacak mı diye geceleri kabus görüyorum, ikincisi yangın çıkacak mı, üçüncüsü de sel felaketi olacak mı diye kabus görüyorum. Bu üç meseleden dolayı geceleri kabus gören bir bakanım. Telefonum her an yatağımın ucunda açık'' dedi.

Bakan Eroğlu'nun bu sözleri üzerine Ulaştırma Bakanı Yıldırım, ''Çevre Bakanımızın durumu hakikaten vahim, Allah yardımcısı olsun, ben artık kendi durumumu anlatmasam daha iyi olur'' diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Türk boğazlarının uluslararası enerji akışının en önemli atar damarlarından biri olduğunu, boğazların hem stratejik açıdan önemli bir geçiş yolu, hem de tarih ve kültürel açıdan dünyanın en güzide şehirlerin biri olan İstanbul'un bulunduğu bir su geçiş yolu olduğunu söyledi. Bu nedenle optimum bir noktada ortak çıkarların birleştirilmesi gerektiğini kaydeden Davutoğlu, şöyle konuştu: ''Bir taraftan Montrö Boğazlar Sözleşmesi, boğazlarla ilgili çok sağlam bir zemin oluşturmuştur. Şu ana kadar da üzerinden bir dünya savaşı geçmiş olmasına rağmen, son olarak da 2008'de Gürcistan krizi biliyorsunuz, bu anlaşmanın ne kadar önemli bir zemin oluşturduğunu tüm uluslararası toplum gördü. Bu anlaşmanın oluşturduğu zemin etrafında bütün bu değerler nasıl korunur, temelimiz bu. Türkiye'nin uluslararası çıkarları dışında, Karadeniz'e kıyıdaş ülkelerin ticaret, enerji çıkarlarını da gözeten ve kültürel değerlerimizin muhafazası noktasında artık optimum bir çözüm yoluna gidilmesi gereken bir dönemde bulunuyoruz.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız da bugün Türk boğazlarının geçiş güvenliği ve çevre güvenliğiyle alakalı bakanlar düzeyinde bir istişare toplantısı yaptıklarını söyledi. Meksika Körfezinde yaşanan platform kazasından sonra boğazlardaki riske karşı önlem alınması gerektiğinin daha önem kazandığını kaydeden Yıldız, şöyle konuştu: ''Hepinizin bildiği gibi 1 Temmuz'da da kamu iradesiyle birlikte özel sektör beraberce İstanbul'da toplanacağız ve bu tedbirler üzerinde fikir teatisinde bulunacağız. 2010 Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul ve şehitler diyarı Çanakkalemizin korunması adına tabii ki başkalarının bizim kadar önem vermesini beklemiyoruz ama bir konsensüs, bir gönüllülük ilkesiyle beraber yapılacak bir işlem. Şu anda derin deniz aramacılığıyla alakalı dünyada 14 bin yerde arama var, Karadeniz ve Hazar bunlardan istisna değil. Bu demektir ki bundan sonra boğazlarla alakalı geçiş yükü hafiflemeyecek, tam tersi ağırlaşacak, bunun sürdürülebilir olmasıyla alakalı çalışmalarımız devam ediyor. Biz hiçbir şekilde martılarımızı petrole bulanmış bir şekilde görmek istemiyoruz. Bu hepimiz için önemli, bunun da önlemlerini almak da tabii ki hükümetimize düşüyor.''