Gaz Depremin Habercisi Mi?

İTÜ Maden Fükültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naci Görür, “Yakın Plan” programında soruları yanıtladı.

Naci Görür, şunları söyledi:

"Proje kapsamında Marmara Denizi'nde en uygun nerelerde gözlem istasyonu kurulabilir diye araştırma yaptık. Marmara’daki fay sisteminin çok değişik yerlerini araştırıyoruz. Araştırma sonucunda artık fay sisteminin birçok özelliğini biliyoruz. Mesela Marmara Denizi'nin altındaki fay sisteminin kollarını uzunluğunu hangi periyotlarda depremler ürettiklerini, tarihi depremlerdeki rollerini, hangisinin daha fazla tehlike arz ettiğini ve bu fay segmanlarının hangi fay boyunca gaz ve su çıkışının olduğunu inceledik. 150 kilometrelik bir fay, biz bunun her tarafını dolaştık.

Metan nitelikli gaz çıkışı Tekirdağ, Çınarcık ve Orta Marmara çukurluğunun bir kısmında var. Sadece gaz değil, deniz suyuna nazaran daha olan tatlı su da çıkıyor. Gaz ve su çıkışları depremin olduğu yerlere yakın bölgeden deniz tabanına çıkıyor. Çıkarken de o fayın düzlemini kullanıyor. Kaya kütlelerinin fiziksel ve kimyasal özelliklerinde değişiklikler oluyor. Gaz ve su, fay düzlemini kullandığı zaman buradan çıktığında bu değişikliklerden etkileniyor. Dolayısıyla gazın ve suyunda fiziksel ve kimyasal özelliklerinde değişiklik meydana geliyor. Siz bu değişiklikleri fark edebilmeniz için deprem süreci başlamadan önce deniz tabanına çıkan gazın ve suyun fiziksel ve kimyasal özelliklerini ölçmeniz ve izlemeniz gerekir ki günün birinde ani bir değişiklik olduğu zaman onu depremin ayak seslerine yorabilesiniz.

Yeryüzü kırılıp sarsıntı başlamadan öncede bilimsel anlamda depremin devam ettiği birtakım olaylar var. Biz onu biz hissetmiyoruz ama sözgelimi arzın manyetik alanında değişimler oluyor. Bazı hayvanlar bunu hissedebiliyor.

Depremde son 10 yıla girdiğimiz düşüncesi çok yanlış değildir. Normal hesaplar bu fayın kırılması halinde 7,2 büyüklüğünde bir depremin olacağı yönünde. Bu faydan 10 kilometre kuzeye 10 kilometre güneye gittiğinizde oralar depremi en fazla hissedecek yerlerdir. Oradan uzaklaştıkça göreceli olarak azalacaktır. Bu faydan 10 kilometre kuzeye aldığınız zaman yine de çok önemli yerleşim alanlarını içine almış olursunuz.

En büyük endişemiz -resmi beyanlardan da biliyoruz ki- yapı stokumuz bilinçli olarak depreme hazır değil. 1-1.6 milyon bina olduğunu düşünelim. Bu binalarında yüzde 60’ının da mühendislik hizmeti görmediğini ve fazla güven vermediğini resmi ağızlar söylüyor. Diyelim ki, yüzde 90’ına hiçbir şey olmasın, insanların burnu dahi kanamadan çıksın. Hadi diyelim ki; yüzde 95’ine bir şey olmasın, bu 50 bin bina demektir. Öyle senaryolar yapıyorlar ki, ölü sayısını 5-10 bine indirdiler. Bu tehlikeyi küçümsemek anlamına gelir.

Marmara ve çevresinde 50-60 tsunaminin olduğunu biliyoruz. Kaldı ki, 1999 depreminde de 2.5 metre yüksekliğinde tsunami oldu. Hangi segman kırılır, oluşacak tsunami de İstanbul’un neresi etkilenir o noktada birtakım çalışmalar var.

Bu hat Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın devamı. Buradan doğuya doğru giderseniz bu Karlıova’ya giden Erzincan üzerinden fay. O fay gelir bir takım kollara ayrılır bunlardan biride kuzey kolu  denizin altından devam eder; Ganos Fayı olarak oradan geçer ve Ege’ye gider.

Kuzey Anadolu Fayı 20. asırda 7 büyük fayla kırıldı. 1939’dan başladı, 1999’da ise İstanbul’un kapılarına dayandı. 1939, 1942, 1943, 1944, 1951, 1957, 1967, 1999 kırarak geldi, şimdi İstanbul’un kapısına dayandı. En son 99 depremi, Marmara’nın altını yükledi.

Kuzey Anadolu Fayı’nın neresinde deprem olmuşsa sonraki onun batısında oluyor. 1999 Gölcük ve Düzce depremleri, Marmara’nın altındaki fayı tetiklemiştir. Halk, tetiklendiğinin hemen bir gün sonra deprem olacak zannediyor.

55 saniye içinde normalde 220 senede birikmesi gereken tektonik enerji, Marmara’nın altındaki fay sistemine şırınga edildi. Türkiye gibi devasal bir alan 5.5 metre Marmara’ya doğru itildi, şu anda bunun verdiği müthiş bir enerji Marmara’yı sıkıştırıyor.

Eğer fay bir seferde kırılırsa olacak depremin büyüklüğü 7,6 olacaktır."