İdare Körfezi Stajyere Boğdu

Yayınlanma: 03.02.2026 19:50 Güncelleme: 03.02.2026 19:58

İzmit Körfezi’nde “staj baskısı” tartışması büyüyor... 28 stajyer birden gönderilen kılavuzluk teşkilatı; "bu iş mevzuata göre bu şekilde yapılamaz" diyor. Stajların yargı yoluyla iptali gündemde.

İzmit Körfezi’nde kılavuzluk hizmeti veren yetkili teşkilata kısa süre içinde 28 yeni aday kılavuz kaptanın gönderildiği bildirildi. Sektör temsilcileri, bu denli yüksek sayıda adayın aynı anda sahaya indirilmesinin deniz emniyeti açısından risk doğurabileceğini; stajın “kâğıt üstünde” değil, fiilen ve usta nezaretinde yürütülmesi gerektiğini vurguluyor. Tartışmanın odağında, stajın planlanması ve başlatılması yetkisinin kimde olduğu ile stajyerlerin gemilere “ordino” notları üzerinden fiilen gönderildiği iddiası bulunuyor. Mevzuat “60 gün” diyor; “hemen başlat” baskısı eleştiriliyor Yetkili teşkilat kaynakları, Gemiadamları ve Kılavuz Kaptanlar Yönetmeliği’nin staj başlangıcına ilişkin açık bir üst süre öngördüğünü; idarece bildirilen adayların en geç 60 gün içinde staja başlatılmasının zorunlu olduğunu, ancak bu düzenlemenin “ertesi gün herkesi gemiye çıkar” şeklinde yorumlanamayacağını ifade ediyor. Söz konusu hüküm, kılavuzluk teşkilatına ve adaya 60 gün içinde başlama yükümlülüğü getiriyor.  Teşkilatın iddiasına göre, bu süre içinde kademeli ve emniyet odaklı bir program yapılması hem eğitim kalitesi hem de operasyon güvenliği için zorunlu. Staj “gemiyi seyretmek” değil; usta nezareti, gece-gündüz dengesi ve fiili eğitim Mevzuat, aday kılavuz kaptan stajını “usta-çırak” mantığını aratmayacak şekilde somut kriterlere bağlıyor: Adayın, idarenin belirlediği teşkilatta, yetkilendirilmiş bir kılavuz kaptan nezaretinde, en az 30 gemide ve en az 30 gün, üstelik gece-gündüz dengeli ve fasılasız staj yapması gerekiyor.  Ayrıca staj/görev başı eğitimi sırasında, yetkili römorkör teşkilatına ait römorkörlerde 5 gün fiili eğitim ve (bölge GTH kapsamındaysa) GTH’nin yapısı/işlevine dair fiili eğitim gibi ek yükümlülükler de bulunuyor.  Bu tablo, “kalabalık bir stajyer grubu bir anda gemilere dağıtılsın” yaklaşımının eğitim mantığıyla da çeliştiği görüşünü güçlendiriyor. Kılavuz kaptanlıkta “usta-çırak ilişkisi”, romantik bir slogan değil; denizde hatanın faturası ağır olduğundan, mesleğin emniyet sigortasıdır. (Kısacası: Bu iş Excel’e satır ekleyerek öğrenilmiyor.) “Ordino ile stajyer sevki” iddiası: Teşkilat devre dışı mı bırakılıyor? Teşkilat ve meslek çevreleri, bazı gemi hareketlerine ilişkin düzenlenen ordinolarda stajyere dair notlar düşülerek adayların fiilen gemiye yönlendirildiğini; bunun da stajın teşkilatın planlaması ve onayı dışında yürütülmesi sonucunu doğurduğunu ileri sürüyor. Bu noktada kritik ayrım şu: Mevzuatta “İdare” kavramı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğüolarak tanımlanıyor; yetkili teşkilatın eğitim sorumluluğu ise bu çerçevenin içinde yürütülüyor.  Yetkili teşkilatın yaklaşımı net: Staj, idarenin gözetim ve denetim yetkisini dışlamaz; ama eğitimin fiili organizasyonukılavuzluk teşkilatının sorumluluk alanıdır. SGK ve çalışma ilişkisi boyutu: Sorumluluk kimde? Staj tartışmasının bir diğer boyutu da çalışma ve sosyal güvenlik kısmı. Gemiadamları ve Kılavuz Kaptanlar Yönetmeliği, staj ve görev başı eğitimi süresince adayların çalışma ve sosyal güvenlik mevzuatından doğan haklarınınyetkili kılavuzluk teşkilatının sorumluluğunda olduğunu düzenliyor.  Bu hüküm, “stajyerin gemiye çıkması”nın yalnızca operasyonel değil, aynı zamanda iş hukuku/SGK sonuçları olan bir süreç olduğunu gösteriyor. Teşkilat cephesinde, organizasyon ve kayıt süreçleri tamamlanmadan fiili sevkin denetim izlerini ve sorumluluk zincirini tartışmalı hale getireceği kaygısı dile getiriliyor. İdarenin rolü: Staj yaptırma yükümlülüğü var; yöntemi ne olmalı? Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı mevzuatı, kılavuzluk hizmeti verenlere belirli sayıda adaya görev başı eğitimi yaptırma yükümlülüğü getiriyor; bu eğitimin süreleri de Gemiadamları ve Kılavuz Kaptanlar Yönetmeliği’ne referansla belirleniyor.  Ancak aynı mevzuat sistemi, stajın sonunda düzenlenecek staj belgeleri ve adaya ilişkin görüşlerin kılavuzluk teşkilatı tarafından liman başkanlığına bildirileceğini; bu bildirim süreçleri üzerinden belgelendirme mekanizmasının işleyeceğini de ortaya koyuyor.  Bu nedenle sektör temsilcileri, stajın “gemi hareket belgesine not düşülerek” fiilen dayatılmasının, eğitim sistematiğini zayıflatabileceğini savunuyor. “%20” şartı ve sahadaki insan kaynağı dengesi Staj yükünün büyümesinde, ihaleler ve insan kaynağı planlaması da gündeme geliyor. Kılavuzluk hizmeti işletme hakkı ihalelerine başvuruda, sözleşme öncesinde istihdam edilmesi gereken asgari kılavuz kaptan sayısının en az %20’si kadarilgili hizmet sahası yeterliğine sahip kılavuz kaptanın iş sözleşmesi/SGK kaydı/taahhütname ile gösterilmesi gerektiği düzenlenmiş durumda.  Meslek çevreleri, bu tür eşiklerin uygulamada “kalan kadronun hızla yetiştirilmesi” baskısına dönüşmesi halinde, stajın niceliğe sıkışabileceği uyarısını yapıyor. Dernek “deniz emniyeti” vurgusu yapıyor; yargı yolu değerlendiriliyor Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği’nin de deniz emniyeti ve eğitim standardı açısından süreci yakından izlediği; stajın mevzuata aykırı şekilde yürütüldüğü iddiaları bakımından idari ve yargısal başvuru seçeneklerinin değerlendirildiğibelirtiliyor. Özetle tartışma, “staj yapılsın mı yapılmasın mı” ekseninde değil; stajın hangi usulle, hangi kapasiteyle ve hangi emniyet tedbirleriyle yürütüleceği ekseninde düğümleniyor. Çünkü kılavuz kaptanlıkta tecrübe, denizdeki en pahalı şeyi—kazayı—önlemeye yarar.

Devamını Okumak İçin Tıklayınız