Atık Alım Yönetmeliği Tartışılıyor

DenizHaber yazarı Şükrü Gülay tarafından gündeme getirilen "Gemilerden atık alım yönetmeliği deniz kirlenmesini engelledi mi?" yazısı büyük ses getirdi.

banner227

Atık Alım Yönetmeliği Tartışılıyor

DenizHaber yazarı Şükrü Gülay tarafından gündeme getirilen "Gemilerden atık alım yönetmeliği deniz kirlenmesini engelledi mi?" yazısı büyük ses getirdi.

30 Eylül 2007 Pazar 00:51
1843 Okunma
Atık Alım Yönetmeliği Tartışılıyor

Atık Alım Yönetmeliği Tartışılıyor

DenizHaber yazarı Şükrü Gülay tarafından gündeme getirilen "Gemilerden atık alım yönetmeliği deniz kirlenmesini engelledi mi?" yazısı büyük ses getirdi.

Bilinçli DenizHaber okuru atık alım yönetmeliğinin etkinliğini tartışıyor.

İşte bırakılan son mesajlar:

<>
Trajikomik
Ülkemizdeki durum çok trajik ve çok komik. Maalesef hala devam ediyor. Çok doğru yorumlarınız için sizi kutluyor ve birkaç not da ben ekliyorum:

1- Mevcut Yönetmelik AB ve IMO nun konu ile ilgili tüm mevzuatına aykırıdır.

2- Malum bakanlık, bu konu ile hiç bir ilgisi ve bilgisi olmamasına rağmen gücünü kullanarak sadece bir inat uğruna ve en büyük şehrin belediyesindeki bir kaç kişinin yanlış fikirlerinin peşine takılarak, biraz da "para kokusu aldığı için" atık alım tesisleri ile ilgili sorumluğu Denizcilik Müsteşarlığından adeta kopararak almıştır. Şimdi bu durumdan da en kazançlı çıkan bu büyük şehrin belediyesi olmuştur.

3- Maalesef DTO tartışmaların en ateşli döneminde ilgili bakanlık yanında taraf olmuştur.

4- Denizcilik idaresi çaresiz kalmış, IMO ya karşı direkt sorumlu olduğu ve önceden Yönetmeliğini de AB ve IMO'ya uygun şekilde çıkarttığı halde kendi uzmanlık konusu elinden koparılarak alınmıştır. İdarenin Yönetmeliği iptal edilmiş ve mevcut yönetmelik onun yerine geçmiştir.

5- Aradan geçen 3 yıl kimin haklı olduğunu çok net bir biçimde göstermiştir. Türkiyede hala atık alım tesisleri çalışmamaktadır. Bunu sorumlu bakanlık da çok net görmekte ve bilmektedir.Ancak bakanlıktaki sorumlular, kendi başları yanar korkusu ile hala çuvalladıklarını itiraf edememektedir.

6- Sizin de çok doğru gözlemlediğiniz gibi yönetmelikte çok vahim birçok hata vardır. En önemlilerinden birisi "waste reception facilities" deyiminin bakanlıkça "tesis" olarak yorumlanmasıdır. Aslında IMO/AB nin istediği "hizmet" veya "imkan" dır. Sırf bu yanlış anlaşılma, konunun bilinmemesi ve Denizcilik Müsteşarlığı ile inatlaşma yüzünden ülkemizdeki 200 den fazla limandan atık alım tesisi kurmaları istenmiştir. Kuranlar büyük zararlara uğramıştır. Kurmayan 150 den fazla liman bakanlığa muafiyet için başvurmuştur. Türkiye "işini bilmeyen ancak kuvvetli mevkide bulunan 3-5 çavuş" yüzünden milyonlarca dolar kaybetmiş, deniz kirliliğini ise önleyememiştir.

7- Yönetmelikteki çok havalı hükümlere rağmen bir tek limana dahi tesis kurmadığı veya işletmediği için ceza kesilememiştir. Bakanlık yaptığı hatayı gördüğü ve konuyu limancılarla tartışacak teknik bilgili görevlisi olmadığı için için ceza kesememektedir.

8- Türkiyedeki hiç bir limanın hiç bir atık tesisi ilgili bakanlığın kontrolü altında değildir. Denizcilik Müsteşarlığı da kızgınlık ve kırgınlık içerisinde, konudan elini çekmiştir. Denizcilik ve gemilerle ilgili bu yönetmelikte Türkiyenin denizcilik idaresinin adı sadece bir-iki önemsiz yerde geçmektedir. Ancak cin fikirli bakanlık bürokratları en son maddeye "Bu Yönetmelik hükümleri bakanlık ve müsteşarlık tarafından birlikte yürütülür" diyerek sorumluğu dağıtmak istemişlerdir.

9- Şimdi yapılacak şey, derhal iki sorumlu bakanın bir protokol imzalaması, atık alım tesislerinin sorumluğunu en kısa sürede Denizcilik Müsteşarlığı yönetimi altına vermesi, mevcut yönetmeliğin değiştirilmesi, onun yerine AB ve IMO ya uyumlu yenisinin çıkartılmasıdır. Tabi kendilerine zorla tesis kurdurulan liman işleticileri de bu arada uğradıkları zararları Çevre Bakanlığından talep etmelidir.

10- İşin doğrusu şudur: Denizcilik Müsteşarlığı atık alım hizmetlerinin kurulması ve düzgün işletilmesinden, Çevre bakanlığı ise alınan atıkların ülkemiz mevzuatına uygun taşınması, depolanması ve bertaraf edilmesinden sorumlu olmalıdır. Bir atık gemiden alınana kadar Müsteşarlığın, alındıktan ve ülkeye giriş yaptıktan sonra çevre otoritesinin kontrolünde olmalıdır.

Daha yazacak çok şey var ama yorumum yazınızın boyunu geçmesin. Önemli yazınız için sizi tekrar kutlarım. Tam bu konu ile neden kimse ilgilenmiyor, neden kimse doğruları görmüyor derken doğru zamanda yazdınız.

Onlar Beni Bilir
Onlarbeni Bilir / 30-09-2007 00:25:26

Sıvı atıklar
Bence yeni yönetmelik ne kirliliği ne de kaçakçılığı önleyebilmiştir.Daha önce toplanan sıvı atıklar, bir kısmı ruhsatlı bir kısmı ruhsatsız mikro-mini rafinerilerde geri dönüştürülüyor, ekonomiye kazandırılıyordu. Bu atıkların ekonomik bir değeri olduğu için çok cüzi bir ücretle tamamı ruhsatlı sintine tankerleri tarafından başarı ile toplanıyordu.

Bu küçük tankerlerden (100-350 dwt)bazılarının kaçakçılığa karışma ihtimali olabilir ama bu acenta motorunda yakalanan 5-6 ton kaçak mazot misali devede kulaktır, mahkemelere intikal etmiş yıllık 10 milyar dolar olduğu tahmin edilen kaçakçılığın kaynağı başkadır.Şu anda uygulanan sistem gerek armatör gerek Limanlar açısından pahalı ve zor uygulanabilir olup çevreyi korumaya bir katkısı olmamıştır.

Saygılarımla
Kapt.Serdar Argıç
Serdar ARGIÇ / 29-09-2007 14:35:53


Yazarımız Şükrü Gülay'ın yazısını ve tüm yorumları okumak için aşağıdaki linke tıklayınız:

http://www.denizhaber.com/index.php?sayfa=konukyazargst&id=8591& links=8591

DenizHaber.Com

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176