400 Dolara Gemiyle Akdeniz Turu

Üstün Özbey, Koç Topluluğu'nun turizm sektöründe faaliyet gösteren şirketi Setur'un genel müdürü

banner227

400 Dolara Gemiyle Akdeniz Turu

Üstün Özbey, Koç Topluluğu'nun turizm sektöründe faaliyet gösteren şirketi Setur'un genel müdürü

25 Mart 2008 Salı 01:11
1802 Okunma
400 Dolara Gemiyle Akdeniz Turu

400 Dolara Gemiyle Akdeniz Turu

Turizmde masanın öteki tarafından, yani otelcilikten kalkıp acenta tarafına oturmuş. Setur'a geçeli 10 yıl, genel müdürlük koltuğuna oturalı da 3 yıl olmuş.

Turizmin her alanını en iyi bilen isimlerden olan Özbey ile sektörü ve şirketin hedeflerini konuştuk...

KAFKASLAR'DAN BAŞLAYAN, KAYAKLA DEĞİŞEN  HİKAYE...

Üstün Özbey'in aslında biraz ilginç bir kariyer hikayesi var. Özbey'in kökleri Kafkaslar'a dayanıyor. Dedeleri Şeyh Şamil'in soyundan geliyor. Rusya'dan göç sırasında bütün aile Sarıkamış'a gelip yerleşmiş. Özbey'in hayat hikayesi de buradan başlıyor...

"Çocukluğum Sarıkamış'ta geçti. Ancak benim orada hayatımı değiştiren en önemli olay kayağa olan ilgimdi. 14 yaşında Türkiye kayak şampiyonu oldum. Sadece ben değil, bizim aileden dört tane daha kayak şampiyonu çıktı.

Kayak sayesinde daha çok küçük yaşlardan başlayarak Türkiye'nin birçok tarafını gezdim, yurtdışında çeşitli yarışmalara katıldım. Üniversitede Ankara'ya geldim. Daha sonra da Londra'ya giderek işletme okudum..."

-Sektöre nasıl adım attınız?  

"İngiltere'de okurken bir yandan da çalışmaya başladım. Sheraton oteli ilk işyerimdi. Daha sonra Türkiye'deki Sheraton otellerinden ve arkasından yine İngiltere'de çalıştım. Arada Ortadoğu ülkeleri ve ABD'deki zincirlerde de bulundum. 1991 yılında ise Antalya'da yeni açılan Sheraton'a genel müdür yardımcısı olarak geldim."

-Otelciydiniz yani...
 
"Tabi tabi. Asıl temelim otelcilik benim. Seyahat acentası tarafına geçmek ise bir seçimdi. Otelcilikte uluslararası zincirde bir yere geldiğinizde 2-3 senede bir ülke değiştirirsiniz. Ben evlendikten sonra kızım da olunca daha fazla yurtdışını dolaşmak istemedim. Koç Grubu'ndan da böyle bir imkan olunca seyahat acentasına, yani masanın öbür tarafında geçtim."

EKONOMİ İLE TURİZMİ BİRBİRİNDEN AYIRAMAZSINIZ

Turizm, Türkiye ekonomisinin can damarlarından biri. Bir yandan ülkeye turistler sayesinde milyar dolarlar akıyor, diğer yandan milyonlarca kişiye iş imkanı sağlıyor. Üstün Bey, turizm ile ülke ekonomisi arasındaki bir noktaya dikkat çekiyor...

"Turizmi ülkenin ekonomisinden ayıramazsınız. Ülkedeki ekonomik iyileşme ve zaaflar turizmi çok etkiliyor. Daha doğrusu turizm en çok etkilenen sektörlerden biri... Çünkü turizm iş haricinde öncelik değil. Yani bir sıkıntıya girdiğinizde ilk tasarruf edebileceğiniz kalemlerden birisi. Onun için her tür ekonomik hareketlilikten çok çabuk etkilenir hale geliyor.
 
Ama Türkiye şimdi öyle bir yere geldi ki; global dünyanın içindeki ekonomik potansiyelden ve iş potansiyelinden dolayı artan hareket normal turizmi desteklemeye başladı. Mesela eskiden iş otelleri yotu. Şimdi bakıyorsun İstanbul, Ankara ve İzmir'de birçok otelin ve uçakların dolu olmasının sebebi iş...

Aslında biz başından beri turizmin çeşitlendirilmesi lazım diye söylüyoruz. Türkiye sadece deniz-kum-güneş değildir, tarihi vardır, kültürü vardır... Ekonomik potansiyeli de vardır. Ekonomik yatırımları getirirseniz o ülkeye turizm kendiliğinden geliyor zaten. Aynı son yıllarda olduğu gibi..."

-Peki bu hareketlilik devam eder mi?
 
Bu hareket devam eder. Özellikle de Türkiye'nin bulunduğu konumdan dolayı.

Ben hep bardağın dolu tarafına bakarım, bugün dezavantaj gibi gözüken komşularımız, özellikle de Ortadoğu'daki komşularımız, iyi yönetildiği takdirde bizlerin çok ciddi iş imkanı yaratacağı bölgeler. Rusya tarafı da öyle, doğu tarafı da öyle. Tüm komşularla ilişkiler iyi gidiyor ve bence Türkiye bu alanda geleceği parlak ülkelerden.
 
Bakın, bu hareketlilik yeni turizm dallarını da beraberinde getirecek. Kongre turizmini etkiliyor. Incentive dediğimiz sektörü etkiliyor. Unutmayın ki Türkiye'ye yatırım yapan bir şirket belli bir insan transferi yapıyor.

YURTDIŞI TURLARA İLGİ ARTIYOR

Türkiye'de turizm denilince genellikle akla iç turizm gelir. Ancak son yıllarda bu algı giderek değişmeye başladı. Türk halkı yurtdışını da merak etmye başlayınca ve biraz da ekonomik gücü artınca rotayı yurtdışına çevirmeye başladı. Üstün Özbey de yurtdışı turlara artan ilgiyi teyit ediyor....
 
"Eskiden yurtdışı turlar çok azdı. Paket turlar dediğimiz charter'larla yapılan bayramlarda seyranlarda olan turlar vardı ama şimdi Türkiye'de bizlerin başlatığı cruise (gemi yolculuğu) sektörü olsun, diğer turlar olsun ilgi çok arttı. Ayrıca lüks turizm seçenekleri de gelince bir baktık ki içerideki potansiyel harekete geçmekle kalmadı, daha önce bunları bizden değil İsrail, Yunanistan, İsviçre üzerinden alanlar da içeri döndü. Sonuçta bizde bu tarz hareket etmek isteyen bir kitle vardı, ama bu hizmeti veren yoktu.

Ben hep zamanında dedim ki, 'Türkiye'ye insanlar gelsin ve bizi burada tanısın' iddiası doğru değildi. Bizim insanımızın da dünyaya dağılması, yurtdışına gitmesi ve arkadaşlıklar kurması, bize maledilen negatif görüntüyü ortadan kaldırma sürecini hızlandırır.
 
Ama tabii niye Türkler çok fazla yurtdışına gitmiyor derseniz bunun altında ekonomik ve kültürel sebepler yatıyor. Bir paranız olacak, iki seyahat etme kültürüne sahip olacaksınız.

- Yurtdışına giden nereyi tercih ediyor?
 
Önce Avrupa, sonra Uzakdoğu. ABD'de yavaş yavaş başladı. Türk milleti biraz konservatif. Önce bildikleri yere gidiyor.

TURİZMİN EN BÜYÜK PROBLEMİ...

Turizm bu ülke ekonomisinin en önemli sektörlerinden biri. Ancak ekonominin her alanında olduğu gibi turizmin de bazı problemleri var. Üstün Özbey, özellikle bir konuya dikkat çekiyor...

"Önce altyapı. O da sadece turizmin değil ülkenin sıkıntısı. Turizm yalnız başına bir sektör değil. Gıda ile belediye ile yerel yönetimler ile, havacılık ile esnafla ulaşımcıyla ilgili... Turizm reel ekonomideki herşeyle alakalı... Bunların bir tarafında sıkıntı olduğunda dolaylı olarak turizmi etkiliyor. O yüzden bunu ciddi bir bütün olarak görmek lazım.
 
- Başka problem var mı?
 
Global sıkıntıların da bize etkisi oluyor. Komşulardaki sıkıntılar bize yansıyabiliyor.
 
- Kuzey Irak operasyonu rezervasyonları etkiledi mi?
 
Hayır hayır. İyi anlatıldığı için bir reaksiyon yaratmadı. Bir de zaman olarak sezonun çok dışında bir zamandı...
 
- Sektörde insan kaynağı ne durumda?
 
Ben 1983 yılında başladım Sheraton'da ve o tarihte Türkiye'de 2-3 tane 5 yıldızlı otel, elle sayılacak kadar acente, çok az da otel vardı. Bugün ise çok ciddi bir istihdam var.

Rakamsal olarak yüksek fakat kalite olarak istediğimiz yerde değiliz. Çünkü iyi bir otel, iyi bir bina, iyi bir restaurant yapmak için iyi bir mimar, proje ve finans yeterli olur. 1-2 senede işi bitirirsiniz. Ama eğitilmiş bir insanın yetişmesi 5-10 seneyi buluyor. Burada da sürece ihtiyaç var. İnsanımız çok zeki akıllı ama bu bir süre meselesi. Fakat şunu söyleyebilirim ki gelişim iyi. İleriye doğru iyi gözüküyor.

BANKALAR SAĞOLSUN...

Türkiye'de özellikle iç turizm son yıllarda önemli bir gelişme gösterdi. Tatil yapma fikri ve alışkanlığı giderek oturmaya başladı. Ama bunda otellerin artması kadar başka bir faktör de önemli... Bunu Üstün Özbey açıklıyor...

"Seyahat bir kültür. İnsanlar tatil yapmanın yaşamın gerekliliği olduğunu anladı. Artık para biriktireyim, emekli olayım, yazlık alayım değil, emekli olana kadar ne kadar çok gezerim görürüm olayı başladı. Bir de eskiden yazın sadece güneydi, o da kalktı. Güneye giden artık Karadeniz'i de göreyim, Ege'yi de göreyim, becerebilirsem yurtdışına da gideyim diyor.  Buradaki gelişme çok güzel. Daha çok büyük bir potansiyel var.
 
Bu arada iç turimin gelişmesinde bankalar çok önemli rol oynadı. Tatil kredisi verdiler, tatile gidemeyenler kredi alarak bir senede ödeyerek bu imkana ulaştı. Ama bu zaten böyle başlıyor. Önce bir gidip ne olduğunu anlamanız lazım.. Bir kere gidenler tatil yapmayı yaşam şekli haline getirmeye başlıyor.

- Turizmde bu seneyi nasıl görüyorsunuz?
 
Sezon iyi gözüküyor. Uçakların Türkiye'ye olan doluluk oranları iyi gözüküyor. İnşallah herhangi bir şekilde sekteye uğramaz.

DENİZ-KUM-GÜNEŞ-UCUZ!

Turizm ve Türkiye kelimeleri yanyana geldiği zaman akıllara düşen üçlü deniz-kum-güneş... Yıllardan beri turizmciler bu tarz turizmin yanına yenilerinin eklenmesi gerektiğini söyleyip duruyor. Sonuçta bazı gelişmeler var ama henüz yeterli değil. Ee haliyle Türkiye'de turizm deniz-kum-güneş üçgenine sıkışınca 'ucuz ülke' imajından da kurtulamıyoruz. Üstün Özbey, Türkiye'deki fiyat seviyesini ve turizmin çeşitlendirilmesini şöyle değerlendiriyor:...

"Türkiye ucuz bir ülke mi? Güneye bakarsanız, evet ucuz ülke. Tesislerin kalitesi ve niteliği çok üst düzey olmasına karşın fiyatlar istenilenin çok çok altında. Çok otel var ve burada talebi çok profesyonelce yürüttüğümüzü söylemek zor. Rekabet deyince herkes fiyat düşürmek anlıyor. Ama buna karşılık büyükşehirlerde fiyatta Avrupa fiyatlarına yaklaşmaya başladık. Yavaş yavaş olacak...
 
- Burada fiyatı ucuzlatan otellerin bolluğu mu o zaman?
 
"Bolluğundan çok belli bir süreye sıkışmış yoğun bir dönem olması. Çünkü 12 ayın 4-5 ayı tam dolu çalıştırma şansınız var. Onu da riske etmek istemiyor kimse...
 
Ama bunlar normal. Bizim rakiplerimize bakın, İtalya ve İspanya gibi ülkeler belirli bir doygunluğa ulaştı. Biz daha yeni geliyoruz. Bu süreç yaşanacak ve bir süre daha ucuz ülke olacağız.
 
Bu arada daha pahalı ürünler, daha konsept ürünler piyasaya girmeye başladı. Onların doluluk oranları çok düzgün gidiyor. Bunların sayıları yavaş yavaş artacak. Mesela golf gelecek... Sadece güneş deniz değil de temalı turizm devreye girdiğinde, işte özel kongre merkezleri gibi, fiyatlar yavaş yavaş yükselecek...
 
Biz bu ucuz ülke imajından yavaş yavaş ve turizmi çeşitlendirerek kurtulacağız.."
 
- Türkiye'nin en büyük rakipleri kim?
 
Akdeniz çanağındaki tüm ülkeler... Ama biz fiyat politikasından dolayı, diğerlerinin çok da fazla istemediği bir kesime hitap ediyoruz. Ancak çok farklı ve çeşitli şeyler sunarsanız bir üst seviyeyi çekebiliriz.
 
İspanya'ya giden İngilizle Türkiye'ye gelen İngilize bakmak lazım. Sadece deniz -güneş için gidecekse, İspanya yerine bizi tercih edip daha az para veriyor. Ama ben bunun yanında golf de oynayayım, ata da bineyim, trekking yapayım, para önemli değil diyene geldiğinizde, orada yeterli kitleye ulaşamıyoruz. Turizmi çeşitlendirmek gerekiyor.

SETUR LÜKS TURİZMDE ATAĞA GEÇİYOR

Setur turizm sektörünün en köklü firmalarından biri. 1964 yılı ortalarında, gümrükten muaf mağazaların ülkemizde faaliyet göstermesine olanak tanıyan kararın çıkarılması üzerine Koç Holding tarafından kuruldu. Daha sonra seyahat acentası olarak da faaliyet göstermeye başladı. Peki Setur ağırlıklı olarak kime hitap ediyor?

"Orta ve orta üst gruba hitap ediyoruz. Türkiye'de ciddi bir belli yoğunlukta çalışan üst düzey yönetici ve işadamları var. Bu insanların en büyük sıkıntıları zamandır. O kadar yoğundurlar ki; kendileri ve ailelerine fazla zaman ayıramazlar. Onun için limitli tatil yapma şansları vardır. Bu tarz kitle de hata ve zaman kaybı kabul edemez. Der ki; 'ben seyahat ederken riskimi, ulaşım süremi minimuma indirip, alacağım keyfi maksimuma çıkarmak istiyorum. Ben şu eksikti bu eksikti gibi şeyler düşünmek istemiyorum. Bana öyle bir tatil verin ki gideyim, tatilimi yapayım ve dinlenmiş olarak geri döneyim...'
 
Bunu isteyen bir kitle var ve biz bu kitleye hizmet vermeye çalışıyoruz.

Bu tarz turizm çok önemli. Mesela bizim Türkiye temsilciliğini aldığımız Abercrombie. Dünyada kişi ve gruplara çok özel bir tatil imkanı sağlayan ve her tatilin bir hatıra olarak sizinle yaşamasını sağlayan bir konsept sunuyor. Şimdi buna milyonlarca insan götürmeniz zor..."
 
-Ne yapıyor özel olarak?
 
"Hizmet ulaşımından transferine kadar, otele kadar en kalitelisi seçiliyor. Uçaksa business class, ulaşımsa kişi sayısına göre en kalitelisi... Biz Abercrombie'nin Türkiye temsilcisiyiz ve bunu Türkiye'de yapıyoruz.

Bunun şöyle bir avantajı da var: Bugün Abercrombie'nin seyahat eden kitlesi belli. Setur temsilcilik aldığından beri Abercrombie'yi kullanarak dünyada seyahat yapanlar artık Türkye'yi de haritada görüyor. Eskiden Türkiye yoktu, biz ülkemizi o ligin içine de soktuk."

Biz bunu sadece Türkiye'deki vatandaşlarımızın hizmetine açmak için değil, dünyada bu network'ü kullananlara Türkiye'nin de burada olduğunu göstermek istedik. O çok yüksek parayı harcayıp tatil yapmak isteyenlere kapı açmayı amaçlıyoruz."
 
-Önümüzdeki dönemde Setur olarak özellikle önem vereceğiniz bir dal olacak mı?
 
"Biz şimdi bu global ekonomiyi de göz önüne alarak Avrupa Birliği'ne hizmet verecek bir yapıyı oluşturmaya çalışıyoruz. Bizim corporate traveller dediğimiz, iş dünyasının seyahat ve ihtiyaçlarını kapsayan bir çalışmamız var. Dünyanın en büyük corporate seyahat şirketi olan Bcd Travel'ın Türkiye temsilcisi olduk. Artık bu tarz global şirketler bir yerle anlaşma yapıp hizmeti tek bir yerden alıyor. Bunun altyapısı olarak da bilişim teknolojisine büyük bir yatırım yaparak Booking Turkey gibi bir portal kurduk.

Biz artık bu sistemi global çevreye açabilir hale geldik. Hem internet üzerinden hem de global dünyanın dünyanın ihtiyaçlarına hizmet verecek bir yapıyı kurmayı hedefliyoruz. Yani sadece uçak bileti satıp otel rezervasyonu yapan bir acenta kimliği değil bizimki...
 
İş ve seyahatin de biraz olmayanını vermeye çalışıyoruz. Biz diyoruz ki, 'olmayanı sunalım ve çeşitlilik katalım..."
 
- Bunu da yurtdışında bu işi yapan firmaların temsilciliğini alarak yapıyorsunuz...
 
Evet. Çünkü bu bir know how meselesi. Bu şirketler milyar euroluk şirketler. Bu işin networkünü, sistemini kurmuşlar ve önemli bir müşteri potansiyeline sahip şirketler. Bu ağa dahil olmadan o yapıya giremezsiniz.

400 DOLARA GEMİ TURU

-Son yıllarda özellikle cruise (gemi yolculuğu) turizminde öne çıkıyorsunuz...
 
"Cruise, bizim inandığımız dallardan biri. 5 senedir varız sektörde. Türkiye'de üç tarafımız denizle çevrili ama birçok insan maalesef yüzme bile bilmez.. Fakat bizim komşu ülkelere bakın, başta Yunanistan olmak üzere cruise turizminden korkunç bir gelir sağladıklarını görüyoruz.
 
Buna iki türlü bakmak gerekiyor. Birincisi Türk insanının buna alışması. Alıştı, çünkü çok farklı ve keyifli bir seyahat şekli. Düşünün bir haftada 5 ülkeye uğruyorsunuz. 5 yıldız ve üzeri lükste kamaralarda kalıyorsunuz. Fiyata da bakarsanız normal bir 5 yıldızlı otelden ucuza gelebiliyor.

İkincisi de cruise firmaları artık Türkiye'ye de uğramaya başladı. Eskiden bir tek Kuşadası'na gelirlerdi, şimdi Çeşme'ye geliyor, İstanbul'a geliyor, Bodrum'a gelmeye başlayacak... Bunlar çok önemli. İşte Türkiye'den bir potansiyel gittiği o zaman onlar da Türkiye'yi programına alıyor.
 
İlk defa geçen sene biz uluslararası cruiselarda Türkiye çıkışlı yer vermeye başladık. Düşünün, elinize valizini alıp Akdeniz'i gezebiliyorsunuz..."

-Cruise yolculuğu için çok para gerekiyor mu?
 
Hiç alakası yok. Cruise turizmi 365 gün mümkün. 400 dolardan başlayan fiyatlar var. 400 dolara Akdeniz çanağını gezebilirsiniz mesela...
 
- İlgi ne durumda?
 
Bu turlara ilgi yüksek. Çünkü bizde özellikle bilmediğiniz şeylerden korkarsınız. Biz bir de bunları ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Mesela gemi turlarını rehbersiz göndermiyoruz. Çünkü lisan çok önemli bir bariyer. Şimdi Avrupa ülkelerine bakın, hepsi birbirinin lisansını az çok konuşuyor. Ama 1000 kamaralı, 3 bin kişilik bir gemide çok fazla Türkçe imkanı yok. Onları rahatlatmak için rehbersiz grup göndermiyoruz.

Cruise fazla bilinmediği için bizim tüketicimiz kullanmıyordu. Ama şimdi biliçlendi tüketici. Cruise yolcularına bakıyorum, her sene tekrarlamaya başladılar. Mesela 5 senedir bazı gruplar var ki her sene cruiselarla tura çıkıyor, dünyayı geziyor...

Hürriyet

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176