banner246

banner176

banner242

banner184

banner191

banner148

banner179

banner145

banner182

banner263

27.06.2008, 11:35 4392

Türkiye'nin üç bir yanı deniz ama....

Her zaman konuşuruz, yakınırız denize yeteri kadar ilgi göstermiyor toplumumuz diye. Bunun geçmişimizle ilgili sosyolojik ilgisi var muhakkak. Ama bu klasik özrü bir kenara bırakalım ve ülkemizin insan-deniz ilişkisini masaya yatıralım.

Aslında deniz denince hemen akla gemiler-tekneler-deniz sektörü gibi konular geliyor.

Temelde bu konunun esasını insan – deniz ilişkisi oluşturuyor. Bu ilişki aydınlatıldığında denizcilik alanındaki her konuda yolumuz açılmış olur. Biz toplum olarak deniz seviyor muyuz ? Ona saygı duyuyor muyuz ve onunla birlikte yaşamayı biliyor muyuz ? Biz denizi tanıyor muyuz ?

Sorular bunlar ve sorunların kaynağı da bu sorular. Devlet – halk hepimiz elbirliğiyle bu soruları görmezden gelerek denizi yaşamayı değil kullanmayı tercih ediyoruz ve denizlerimizi yavaş yavaş öldürüyoruz.

*******

En baştan başlayarak, insan deniz ilişkisini temel alırsak İstanbul’da haraç vermeden kaç yerde denize girebilirsiniz, sahilde çıplak ayak yürüyebilirsiniz. Örneğin Şile ya da Kilyos sahiline gittiniz.

Yürümek istiyorsunuz.

Tüm sahil özel kuruluşlar ve belediyeler tarafından parsellenmiş.

Haraç vermeden denize ayağınızı sokmayı bırakın göremiyorsunuz bile. Sahili plaj ilan ederek tümden kapatmaya kimsenin yetkisi olmamalı.

Bütün dünyada ve bizim güney illerimizde olduğu gibi sahile güneşlenme yeri ve şemsiye koyarak oraları kiralayabilirsiniz. O imkanları kullanmak istemeyenler havluları ile kumsala yatıp denize girerler, ya da yürüyüş yaparlar , ya da ne isterlerse onu yaparlar. Ama sahile girmeleri engellenemez.

Kullanmak isteyenler ise sahile gelirler ücretlerini verirler ve istedikleri olanağı kullanırlar.

Geçen haftalarda bu konu için inat edip arabayla Kilyos – Gümüşdere sahilinde yarım saatten fazla gezinerek sahile ulaşabileceğim gedik aradım ve bulamadım.

Plaj girişinde yetkililerle tartıştım.

Yasak hemşerim nidalarıyla püskürtüldüm.

Eğer sahilde yürüyüş yapmak istiyorsanız sabah 09.00’a kadar ya da akşam 19.00 dan sonra izin varmış. Onun haricinde sahile adım atamazmışsınız.

Şimdi Sarıyer ve Kilyos Belediye yetkilileri böyle uygun görmüş.

Ne kadar anlayışlılar her şeyimize onlar karar veriyor.

Bizim koyun gibi kurallara uymamız yeterli anlayacağınız.

Sakın ha kanun gereği sahiller herkese açıktır bu hak engellenemez gibi boş laflar etmeyin susturulursunuz.

Bu son örneği irdelediğimizde bakış açısının önemli olduğunu görüyoruz.

Belediyeler ve özel kuruluşlar Kilyos denizini kar getirecek meta olarak nitelendirip koskoca sahili kapatabiliyorlar.

Ama en önemlisi gerek oranın ahalisi gerekse çeşitli zamanlarda o bölgeyi ziyaret eden bizler onların bunu yapmasına izin veriyoruz.

Onların istediği gibi sessiz kalıyoruz.

******

Gördüğünüz gibi daha temelden yani denize ayağımızı sokmadan sorunlar başlıyor ülkemizde.

Zaten gerek yakın gerek uzak tarihimizde denizle ilgili önümüze çıkan fırsatları hiçbir zaman değerlendirememişiz.

Ancak son yıllarda insanlarımız yavaş yavaş yüzlerini denize dönüyorlar.

Doksanları başında kaçan gemi ve yat inşa treni ikibinli yıllarda yurt dışı baskısıyla tekrardan yakalandı gibi.

Bunun dışında da tekne kullananları sayısı hızla artmakta.

Tabii ki bu gelişme toplumun herkesimi göz önüne alındığında hala çok az sayılabilir ama umut vadeden bir hızla ilerliyor. Günümüzde hala bu gelişmenin önümde o kadar çok engel var ki.

İnsan çoğu zaman umutsuzluğa kapılıyor.

*******

Bizler hepimiz önce denizi normalleştirmeliyiz.

Onu, ondan zevk almayı, onunla bütünleşmeyi, onu kullanmayı, onunla ilgili sektörün her birimini istisnasız lüks olarak görmemeliyiz. Bunu önce biz toplum olarak başarıp devlete mevcut düzeni, denize bakışını değiştirmesi için baskı kurmalıyız.

Denizden zevk almayı, bütünleşmeyi anlayamadığınızdan onu farklı yorumlayıp normalden çıkartırsanız, işte bunun sonucudur tüm o vergiler, bürokratik engeller vs. ler.

Yani denizle barışmalıyız, onu doğru yere koymalıyız.

Tarihsel boyutta çok uzun zamanlardan beri denizle içli dışlı olan onunla bütünleşen toplumlarda bu anlayış yerleşmiştir. Deniz her boyutuyla anlaşılmış, ve denizle barışık yaşam toplum bilincine yerleşmiştir.

Darısı bizim başımız, iş yine bize yani biraz daha aktif, isteklerini bildiren konuşan topluma kalıyor…

Herkese bol denizli günler..

Yorumlar (3)
Seda Toplan 14 yıl önce
Kayhan Bey,

Çok doğru noktalar var söylediklerinizde,

yasalarımıza göre, sahilin ilk 50 metresine çivi çakılmaması gerekir.. bunu bir sahil kentinde deniz kenarından yürümeye çalışırken, bir tarafımda kayalar, bir tarafımda bir villanın bahçe duvarı arasında kaldığımda çok düşündüm..

Ve bunun için o kadar makul yardımlar talep ediyordu ki o belediye...

(iki yıl önce iki bin ytl idi bir sahilin alanına site ya da ev yapmak)
Deniz Derin 14 yıl önce
yillardir duyup icten ice anlam veremedigim bir tuhaf kaliptir. uc tarafi denizlerle cevrili olunca ne oluyor? otomatikman yuzgecli mi doguyoruz ne oluyoruz? hayir zaten kaldi ki cumle de eksik, uc tarafi denizlerle cevrili bir de bonus olarak ic denizi olan ulkeyiz... e oyleyiz de ben daha hayatinda karadenize birakin ayagini sokmayi hayatinda hic gormemis olan onlarca adam tanidim, ne faydasi var sana uc taraftaki denizin? sanki her yere yuzerek gidip geliyoruz uc tarafimiz cevrili olunca.hangi üç tarafı diye hep beni şaşırtan öğretidir. anadolu'yu anlardım da trakya'yı dahil ettiğimizde kaç tarafı oluyor diye düşünür dururdum çocukken. üstüne üstlük, içinden deniz geçen şehiri olan bir içinden deniz geçen ülkedir ülkemiz. güzeldir filan da pek hayrını görür, hayra yarayacak iş yapar mıyız bu vesileyle, sanmam.adam: almanya'da kış zordur. bu yüzden her şeyi önceden tasarlamak zorundaydılar. bu, almanlarda tasarım fikrini geliştirdi.

ingilizlerin ülkesi ufaktır. bu yüzden başka ülkelere çok gittiler. bu da denizciliği ve bilimi geliştirdi.

israil'de ise toprak ve su azdır. bu yüzden yeni sulama teknikleri buldular.

amerika, avrupa'ya uzaktır. uzaktan denetim sağlayabilmek için enformatik sanayini geliştirdiler.

çocuk: peki biz ne geliştirdik?

adam: hiçbir şey. çünkü biz jeopolitik açıdan çok önemli bir ülkeyiz.

"jeostratejik önem" ile birlikte dile pelesenk olmuş bir kavram bu. türkiye'nin iki kıta arasında bir geçiş bölgesi olması, boğazlara sahip olması, petrol üreticisi ortadoğu ülkelerine yakınlığı gibi argümanlardan oluşturulmuş bir söylem aynı zamanda.

evet bütün bunların hepsi son derece doğru fakat kalkınmamış ve aynı zamanda bir stratejik orta büyüklükte devlet* olan türkiye'nin, ulusal güvenliğini sağlamada ve doğru şekilde işleyen bir dış politika üretebilmede jeopolitik konumunu ne derece lehine kullanabildiği ise tartışmaya açık bir mesele. tabii burada bir taraftan ekonomik etkenler, kaynak eksikliği, dış borçlanma, dolayısıyla da siyasal ve ekonomik bazı tavizler ile dışa bağımılığın pekişmesi şeklinde giden bir süreç de işliyor. hatta daha da vahimi ekonomisini düzlüğe çıkaramayan devlet, bir yandan da ulusal güvenlik sorunları ve hatta ulusal güvenlik sendromu yaşıyor. ekonomik problemlerinin üstesinden gelemiyor ve daha da çok dış yardım alma yoluna gidiyor. bunu yaparken de jeopolitik önemini artık yapay ve zorlama bir şekilde ön plana çıkarmaya başlıyor. bunun için de kendisi bir güvenlik krizi yaratıyor. buyrun efendim, bir sürü çözümsüzlüğün ve krizin çıkış noktasının nasıl bir süreç sonucunda geliştiği, tam da bu "türkiye jeopolitik ve jeostratejik açıdan çok önemli bir ülkedir." cümlesinde yatıyor.
Mesut Cem Terzi 14 yıl önce
her yanımız deniz ... denizcilik bakanlığımızda vrdı ama işte görüyoruz ne bakanlık var ne nakliyat .. şimdi soruyorum bizim her yerimiz denizci olsa ne olur?yediler koskoca Türk filosonu 69 parça gemiyi yediler .. yiyen kaptanlara afiyet olsun..bizim kendini denizci sanan insanlarımızı anlamıyorum türkiyede hiç birşey olmaz artık..eldekini tutamıyoruz nsl gelişicez ..şimdi bakıyorumda sıra İDO da onuda yesinlerde kurtulsunlar





O.G.M.Mesut Cem Terzi
27
parçalı az bulutlu
banner260
banner102
banner93
Namaz Vakti 29 Haziran 2022
İmsak 03:28
Güneş 05:28
Öğle 13:13
İkindi 17:12
Akşam 20:47
Yatsı 22:38
Günün Karikatürü Tümü