banner244

banner242

banner176

banner246

banner191

banner184

banner148

banner145

banner179

banner248

banner243

"İkinci musluk havuzu değiştirir"

"Karadeniz havuzu Akdenizden 30 cm yüksek. İşte bu nedenle de fazla su Boğazlardan akar durur ama giren su belli çıkan belli. Şimdi siz bir ikinci musluk takmayı planlıyorsunuz."

BOĞAZLAR 29.04.2011, 12:55

"İkinci musluk havuzu değiştirir"

Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemal Saydam, "çılgın proje" için değişik bir yorum yapıyor.

Karadeniz'in sularının tek çıkış kapısı olarak İstanbul Boğazı'nı kullandığını, Boğaz'ın altından da daha tuzlu Akdeniz sularının Karadeniz'e girdiğini belirten Prof. Cemal Saydam; bunun denizler arasında bir denge oluşturduğuna dikkat çekiyor.

İkinci Boğaz'ın yapılmasıyla havuza yeni bir musluk takılmış olacağına dikkat çeken Profesör Saydam; bunun her iki denizde radikal değişimler yaratabileceğinden endişe ediyor.

Prof. Saydam'ın www.havadantozdan.com adresindeki web sitesinde yer alan blog yazısı şöyle:

 


ÇILGIN PROJE

Vallahi hiç bir şey değilsem bildiğim bir şey var o da deniz bilimcisi olduğumdur. Uzmanlığım da Türk Denizleri özellikle de Marmara Boğazlar Haliç. Yani bu konuda uzmanım, konuşabilirim hem de göğsümü gere gere.

Basit dilde anlatayım sizlere. Karadeniz havuzuna giren tüm sular tatlı su. Peki o zaman Karadeniz neden tatlı su havuzu değil? Çünki Çanakkale ve İstanbul Boğazı altından gelen yoğun Akdeniz suları Karadeniz’i bugünkü tuzluluk seviyesine getirdi.

Karadeniz havuzu neden diyorum değil mi? Şimdi bu havuz Akdenizden 30 cm yüksek. İşte bu nedenle de fazla su Boğazlardan akar  durur ama giren su belli çıkan belli. Yani Karadeniz havuzunu boşaltan bir musluk vardı. Şimdi siz bir ikinci musluk takmayı planlıyorsunuz.

Gelen su belli çıkan belli ama buna yapay bir musluk daha.

Ne olur biliyormusunuz, ah keşke bilebilsek.

Ama her ne olursa hiçbir zaman geri dönüşü olmaz.

Akıl mantık basit. Havuza takılı bir musluk vardı şimdi ikinci musluğu takmayı planlıyorsunuz. Eh iyi de havuza gelen su miktarı artmayacak ki. Yani Tuna, Dinyeper Dinyester siz musluk taktınız diye debisini arttırmayacak ki?

Bıyutu nereye taşıdım gördünüz mü?

Bu proje yapılmaz yapılamaz çünki sınır aşan sular gibi sınır aşan deniz bu, debisi ile rejimi ile oynayamazsınız.

Kiminiz bu hoca da her şeyi biliyor demişsinizdir. Ama ben aşağıda verilen ve Marmara Denizinin bütçesini çıkartan ekibin parçasıydım. İstanbul Boğazının altını 4 defa albayrak rengi kırmızıya boyayan ekibin başı idim. Yani emeğim alın terim çoktur. Ve de dediklerim doğrudur. Havuza ikinci musluk takarken havuzun daha hızlı boşalacağını da hesaplamalısınız öyle iki mimara ısmarlama ile olmaz bu işler. Keşeke iş en  boy yükseklik debi ile hallolabilseydi. Ben size hemen şimdiden diyeyim.  Karadenizin su rejimini değiştirirseniz size hesap sorarlar. İşte aşağıda Marmara’nın su ve tuz bütçesi, öyle şappadanak ortaya çıkan bir şey değil, kaç kişinin alın teri var ve bu sistemi  sürdüren yegane güç Karadenize giren ama sadece Boğazdan çıktığı hesap edilen su. Yani havuzu tek muslukla boşaltmaya göre elde edilen bütçe.


Prof. Dr. Cemal Saydam kimdir?

Ünvan
Prof. Dr.
İsim
Cemal Saydam
Dereceler
Doktora:  
University of Liverpool/İngiltere, Department of Oceanography, 1981
Yüksek Lisans:ODTÜ, Kimya Bölümü, 1976
Lisans:
ODTÜ, Kimya Bölümü, 1974
İlgi Alanları                                                                          
  • Çöl Kökenli Tozlar ve Tabiat İlişkisi
  • Akıllı Bulut Yönetimi
  • Türk Denizlerinin Yapısal Özellikleri
  • NOAA ve ESA Uydu Verilerinin Çeşitli Amaçlar Doğrultusunda Kullanılması
Yorumlar (7)
VOLKAN DENİZSEL İNŞAAT MÜHENDİSİ-İTÜ 10 yıl önce
sitenizde Sn.Prof.Cemal saydamın yorumları mevcut bunla ilgili bir yorumda ben bulunmak ve yayınlanmasını istiyorum.Ben kanalın yapılmasının siyasi boyutu ile ilgili değil teknik açıdan bir şeyler söylemek istiyorum.Doğrudur karadeniz akdenizden daha yüksektir.Bu yüzden boğazda güney akıntısı mevcuttur.(kuzeyden-güneye/akıntı gittiği yöne doğru,rüzgar geldiği yöne doğru adlandırılır.)yoksa karadeniz ve akdeniz arasında su seviyeleri arasında kot farkı olmasa akıntı olmazdı.Karadenizin kendine has, birleşik kaplar teorisinin çalışmadığı bir özelliği vardır.Karadeniz tatlı su gölüyken zamanla boğazın açılması ile doğanın 3500 yılda oluşturduğu bir sistemle üstten güney akıntısı alttanda akdenizden karadenize doğru dip akıntısı mevcuttur.Böylece karadenizden giden suyun bir kısmı dipten gene kara denize geri dönmektedir.Akdenizin tuzlu suyu osmoz denilen olayla,karadenizin suyunu kendi tuzluluğuna eşitlemeye çalışmaktadır.Hocamız yazılarında kanal direk açılırsa doğanın dengesi bozulacaktır diyor,doğrudur.Bu durumda kanalın akıntısı karadenizden akdenize doğru olacaktır ve karadenize Tuna,Dinyeper,Dinyester v.s den gelen suların miktarı aynı olduğundan dediği gibi boşaltım daha kısa sürede olacaktır.Hocamız yeni kanalın şu an açıklanan derinliğiyle Akdenizden Karadenize dip akıntısıyla geri dönüşüm olmıyacağını,kanalın derinliğinin daha artırılmasını,belki o zaman oluşabileceğini ve bununda maliyeti artıracağını söylüyor,dediklerinin bir kısmı doğru olmakla beraber başka çözüm önermiyor.Karadenize kıyısı olan ülkelerin buna izin vermiyeceğini söylüyor.Kanalı süveyş kanalı yöntemi ile(direkt iki denizin birleştirilmesi) açarsanız,karadenizden akdenize doğru akıntı oluşacaktır(Kaldıki akdeniz ve hint okyanus deniz seviyeleri aynı olduğundan süveyş kanalında akıntı yoktur)Bu şekilde açtığınızda denge bozulacak ve diğer ülkeler tabiki bu duruma itiraz edecektir.Çözüm mevcuttur.Kanalı akıntısı olan kanal gibi çalıştırmaz,giriş ve çıkışa yapacağınız locklarla akıntısız hale getirirsiniz.3500 yıldır oluşmuş doğanın hem dengesini bozmamış olursunuz hemde çevre ülkelerden herhangi bir tepki almamış ve ikinci musluğu kapatmış olursunuz. SAYGILARIMLA,VOLKAN DENİZSEL İTÜ İNŞAAT MÜH.
10 yıl önce
Kanal Istanbul'dan savaş gemileri karadenize çıkar. Karadenzde filler tepişir,fillere birşey olmaz ama karıncalar ezilir.üç beş zengin yaratmak uğruna gelecek neslin başını belaya sokacak bir proje.Ne olur biraz tarih okuyalım.Osmanlıyı yok eden ben verdim,yaptım oldularına,nedenlerine bakalım.
Ahmet Kurna 10 yıl önce
yerine

- istanbul sur içinin (fatih ilçesinin tamamı) tamamen ev ve iş yerlerinden arındırılıp, kazılıp, bulunanların müze, boş olan yerlere de otel, cafe yapılması,

- bağcılar, güngören, bahçelievler başta olmak üzere, birbirine bitişik ve çarpık yerleşim bulunan ilçelerin parça parça yıkılıp 5-10 kat fazlası ile ama daha modern şekilde yeşil alan, otopark ve caddelerle yeniden yapılması (maliyeti fazladan yapılacak katlardan çıkartılacak)

- 2. köprünün kuzeyine çivi çakmanın yasaklanıp, daha önce çakılmış çivilerin de birer birer sökülmesi ve daha güneye taşınması, gerekirse daha batı ya da daha doğuya iki yeni şehir kurularak taşınma/ikamet önceliğinin istanbul'da belli bir süre ikamet ile sınırlandırılması. bu bölgelerin tekrar ağaçlandırılması.

- cumhuriyet tarihi'ne ait mimarlık-mühendislik harikası eserler kazandırılması. müzeler, kültür merkezleri

- sahil kesiminde (ve haliç'te) belli bir km çevresinin tamamen boşaltılması. boşaltılan alanlardan da şarapçılar ve ne idüğü belirsiz tiplerin doluşmamasının sağlanması,

- istanbul'da kara taşımacılığı yerine deniz taşımacılığını kolaylaştıracak girişimlerde bulunularak örneğin avcılar'dan sarıyer'e deniz yolu ile ulaşmanın daha hızlı, ucuz ve güvenilirliğinin sağlanması.

diye önerilerde bulunulabilecek proje. diğerleri yazdıkça aklıma geldi ama aslında 1. ve 2.si hakikaten çılgınca projeler olur.

özetle insan olduğumuz için, insanca yaşamak için.

ya da alternatif bir şehir kurun. bu özelliklerde. burayı bırakıp oraya gidelim.
Mehmet Keçili 10 yıl önce
boğazdan geçen petrol tankerlerinin oluşturduğu tehlikenin bertaraf edilmesi olarak açıklanan amaç.



işin enteresan tarafı da burada.



boğazdaki gemi trafiğini, tehlikeli olduğu için azaltmaya çalışıyorsun.



ama öte taraftan yeni bir kanal açıp, çevresine milyonlarca insanın yaşayacağı ve ticaret yapacağı mekanlar ile yıllık kapasitesi 60 milyon olacak bir havalimanı inşa ediyorsun.



bu tankerler bogazdan geçerken petrol taşıyor da, kanaldan geçerken gül suyu mu taşıyacak? kanalda bir kaza olduğunda milyonlarca insan, ülkenin dünya ile bağlantısını sağlayan dev bir havalimanı ve buna ilave olarak istanbul'un avrupa ile olan kara ve demir yolu bağlantısı tehlikeye girmeyecek mi?



mücahitler, mütaahhitliğe evrilir ve devşirilirken, akıllarını başka bir yerde bıraktılar galiba.
Dündar Gümüş 10 yıl önce
# arabın yağı fazla gelince neler olduğunu biliyoruz ya da görmemişin oğlunun olduğu zaman ki durumu. ama benim anlamadığım nokta şu, bizim ne kendimize fazla gelen bir yağımız var ne de biz boğaza o kadar böyle hasret ya da yabancı, değiliz görmemiş durumuna düşelim. yani sonuçta 1453 ten beri iki boğazımız da var *. o halde ne bu çılgınlık.



şimdi bir örnekle bir yere daha bağlamak isterim bu konuyu. ilk boğaz köprüsü açıldı yetersiz dediler ikiniciyi açtılar sonra yine yetmedi şimdi marmaray (alakasız gibi gelse de emin olun mantıklı bir noktası var ama açıklamak için ne uygun bir yer ne de uygun bir zaman) ve üçüncü köprünün adını geçtiğini unutmayalım. evet şimdi gelelim bağlantıya bu kanalistanbul 1-2-3 diye uzar yani böyle bir amaç * olduğu sürece. sonuçta kalıcı ve kökten bir çözüm değil gibi duruyor.



diğer bir olay şimdi bu biraz çevreci olacak, benim anladığım kadarıyla süveyş gibi kazacaklar bu yeri yani böyle bir gemi taşıma sistemi olmayacak. bu da o iki suyun ki karışmasına neden olacak. ee... ekosistem ne oldu. kimin umrunda ama değil mi?

şimdiden tahmin ettiğim eleştireye karşı önlemimi alayım. bazı insanlar diyecek ki zaten karışıyor.tamam karışıyor ama bu doğal bir karışım yani ekosistemi bozan değil oluşturan olay ama bizim bahsettiğimiz olay doğal bir süreç değil ve karıştıkları bölgeyle bu açacakları bölge oksisteminde tahmin edilmez büyük ekosistem farklılığı vardır.
ahmet kaptan 10 yıl önce
Tarihe bir bakiniz, etudu yapilmayan demokraside dayanagi olmayan boyle cilgin projeler dusunenler ne olmuslar ve projeler ne husran yaratmislar ! " Power corrupts, absolute power corrupts absolutely," Amerikalilarin boyle bir deyimi vardir. Turkcesi herhalde guc yozlastirir, mutlak guc ise mutlaka yozlastirir. Daha ne denebilirki ! ! !
Müh.Kaptan RefikAkdoğan 10 yıl önce
Bir de denizci gözüyle Karadeniz havuzunu incleyelim. Karadeniz'in Akdenize'e göre 30 cm daha yüksek olduğu söyleniyor. Bu yüksekliğin Karadeniz'e akan nehirlerden kaynaklandığı ifade ediliyor. İlim adamları böyle diyorsa doğrudur. Bü yükseklik nedeniyle Karadeniz Marmara'ya oradan Ege ve Akdeniz'e akar durur. Bu akıntı devam ediyor. Bazen kuvvetli lodos fırtınalarda Marmara denizi Boğazdan Karadeniz'e Orkos suları adı altında ters yöne akabilmektedir. Hiç kuşku yok ki İstanbul Kanalı açılınca bu kanaldan da Boğazda olduğu gibi Karadeniz'den Marmara'ya sular akacaktır. Bu akıntı bazen kış aylarında olası beş, altı mile çıkabilecektir. Almanya Tuna üzerişne bir baraj yaparsa bir süre belki Karadeniz'in sularında çok az bir azalma,alçalma olabileceği düşünülürse de baraj dolunca bu azalma da kaybolacaktır diye düşüünüyorum. Bu kanalın açılmasıyla Karadeniz'in su dengesinin nasıl bozulacağı tarafımdan pek anlaşılamamıştır. Belki de Boğaz'ın kuzeyden güneyer akan akıntısının şiddeti, ikiye bölünme nedeniye azalacaktır. Marmara'dan Karadenize bu kanaldan çıkılırken gemiler akıntıya karşı seyir yapacaklardır. Bu kanalda seyir kuşuksuz kılavuz kaptan aracılığı yapılacağından ve Kanal hemen hemen düz olduğundan yani boğaz gibi sert virajlara sahip olmayacağından, gemiler Boğaz'da Kandilli, Yeniköy gibi sert dönüşlü yerlerde zorlandığı gibi zorlanmayacaklardır.Yani kaza olma ihtimali hemen hemen sıfırlanmış olşacaktır. Bilindiği üzere bu virajları gemiler kılavuz kaptan almadan seyir yaptıklarından ve kışın çetin doğa koşulları nedeniyele kazalar yapmaktadırlar. Halbuki İstanbul Kanalı'nda hemen hemen hiçbir tehlike ile karşılaşmayacaklarından kaza ihtimali de olmayacağından sigorta şirketleri gemi sahiplerini tehlikesi az olan İatanbul Kanalı'nda seyir yapılması için zorlayabileceklerdir. Gemi kaptanları da tehlikenin az olduğu kanaldan geçmek için geçiş ücretini düşünmeden iyi ve basiretli kaptan olarak kanaldan geçmeyei tercih edecekltir. Boğazdan geçerken bir kaza olduğunda kaptana neden kanaldan geçmedin sorusuna nasıl cevap vereceğini kaptan düşünmek zorundadır. Kanaldan geçme Boğazdan geç diye talimat veren armatör de kazadan sorumlu olabileceği gibi belki de sigortadan bir ödeme alamayacaktır.

Kuşkusuz gemiler bedavası varken paralı kanaldan geçmek istemeyeceklerdir. Montrö anlaşması onlara bu hakkı tanımıştır. ( bu da tartışılabilir) Ancak günümüzde çevre koruma o kadar etkin hale gelmiştir ki ulşuslararsı bir anlaşmayla gemilerin yeni açılan kanaldan geçmeleri karar altına alınabilir. Tabii ki bu kısa zamanda olacak bi iş değildir, uzun zaman alabilir. Bu uzun zamanı mali bakımdan atlatmak kolay olmayacaktır. Asıl bizi bu durum zorlayacakltır. Bu çok önemlidir. Allah yardımcımız olsun. www.refikakdogan.com

-1
parçalı az bulutlu
banner102