Nakliyat sigortasıyla ilgili dosya konumuza görüşleriyle katkıda bulunan bir başka isim de Beşiktaş Denizcilik Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Kalkavan oldu. Aynı zamanda Işık Sigorta’nın da kurucusu olan Kalkavan, işin hem nakliyat hem de sigorta tarafını iyi bilen bir isim. Türk gemilerinin önemli kısmında yabancı bayrak olduğu için sigortasının da yabancı şirketlerde olduğunu söyleyen Kalkavan şu noktalara değindi: “Yabancı bankalar kredi verdiklerinde, gemide Türk bayrağı olmayacak diye şart koyuyorlar. Çünkü Türkiye’deki kanuni düzenlemeler nedeniyle, Türk bayraklı gemiye el koyamıyor. Ayrıca, yabancı bayrak taşıdığın zaman ucuz yabancı personel çalıştırma şansın da oluyor. Türkiye’de harçlar, primler fevkalade yüksek. Yani bunların getirdiği zafiyetlerden kaynaklanıyor primdeki düşüş. Yoksa Türkiye 10 yıl içinde kendini ekonomik açıdan 10’a katladı. Sigortacılar açısından bakıldığında bu iş için gerçek ödenen prim miktarına ulaşabilmek için mevcut primi 3’le çarpmak gerekiyor. Çünkü filo sahipleri bu rakamı ödüyor. Ancak tabii ödenen prim yabancı sigorta şirketlerine gidiyor.”

CIF SATIŞLARDA BAŞARI DÜŞÜK
Yerli şirketlerde gemideki yük için de sigorta bedelinin yüksek çıktığını belirten Kalkavan, “O zaman genelde sigorta yabancı sigorta şirketinde kalıyor. Emtia nakliye prim üretimi düşükse, tek sebep Türk sigorta şirketlerinin primlerinin yüksek olmasıdır. O zaman bütün satışları FOB yaparlar ve karşı taraf malını geminin bordasında alır. Gemi zaten başka ülkeye sigortalı, FOB alan da yükü kendi sigortalıyor. Bu da Türkiye’nin genelde CIF satışlarda başarısız olduğunu gösteriyor” dedi. Yabancı sigortacıların çok yüksek kapasiteli firmalar olmalarından dolayı sürümden kazandıklarını söyleyen İhsan Kalkavan, globalde çok yüksek prim elde ettikleri için rekabette çok avantajlı olduklarının altını çizdi.

SİGORTACI YARI FİYAT ÖNERMİŞ
İhsan Kalkavan kendi filosuyla ilgili sigorta maceralarından da bahsetti. Kalkavan, “80’li yıllarda bir gemim bir Türk şirketinden sigortalıydı. Bankaya kredi borcum yarı yarıya düşünce, 5 milyon dolar üzerinden yapılan sigortayı 2.5 milyon dolara düşürdüm ve bir ay sonra gemi battı. Sigorta şirketi 1 milyon 200 bin dolar vereyim ve anlaşalım ya da mahkemeye git dedi. Ben de razı olmadım ve o zamanın şartlarıyla Türk parası üzerinden dava açmak zorunda kaldım. Yıllar sonra davayı kazandım ve ancak bir filika alabilecek para aldım. Ondan sonra bir süre gemilerimi sigortalatmadım.”
Kalkavan, sigortacı tarafına geçince de nakliyat sigortasında yüzünün gülmediğini anlattı: “Biz Işık Sigorta’da hiçbir sigortalımızı mağdur etmeme duygusuyla hareket ettik. Ama bu iyi niyetimiz öyle suiistimal edildi ki, sektörün içinde olduğum için biliyorum, gemisini göz göre göre batırıp sigortadan para alan firmaları gördüm. Olaylar yurtdışında olduğu için çaresiz kalıyorsun. Zaten herkesin birbirini tanıdığı bir sektördeyiz, olayı nasıl yapıldığını da çok iyi biliyorsun, hatta armatör olayı nasıl yaptığını da anlatıyor. Akıl almaz şekilde haksız kazanç elde ediyor. Ben armatör olduğum için tekne sigortası çok yapmıştık ama göz göre göre 3-4 hileli hasar yaşadığım için bu branştan çıkalım dedim arkadaşlara. Ucuz armatörlerde bu mantık çok fazla. Gemiye kıyıyor ve sigortaya rücu ediyor. Bunlara şahit olduktan sonra denizde kalmak istemedim.”

RİSK ANALİZİNDE ARMATÖR DE ÖNEMLİ
Nakliyat sigortasında en önemlisi risk unsurunun armatör olduğunu belirten Kalkavan, “Şirketin mazisi, disiplini, çalışma sistemi çok önemlidir. Bunlar risk analizi yapılırken çok fazla dikkat edilecek hususlar. Yoksa tonaja, yaşa göre acentenin eline liste vererek bu iş olmuyor. Her meseleyi münferit olarak değerlendireceksiniz ve risk analizi yaparken birinci maddesi onu işletenin mantalitesi, iş disiplini olacak. Sigortalıyorsunuz ama nasılsa sigortalı diye hiçbir tedbir almıyor. Siz de bu kadar zayıf mantaliteli, çalışanına eğitim vermeyen, güvenliği bozuk olan, disiplini olmayan bir şirketin riskini üstlenmiş oluyorsunuz” şeklinde konuştu.