banner246

banner176

banner242

banner184

banner191

banner148

banner179

banner145

banner182

banner263

09.04.2022, 10:45 237

Osmanlı İmparatorluğu'ndan Türkiye Cumhuriyeti'ne Devlet Yatları

OSMANLI İMPARATORLUĞU’DAN TÜRKİYE CUMHURİYETİNE DEVLET YATLARI

Rükub-u şahaneye mahsus Altı yüzyıllık bir imparatorluk içinde mülkiyet sahip olma kavramının ruhunu anlatıyor. Padişah hükümdarlık sürdüğü tüm topraklar ile tüm denizlerde bulunan hareketli veya sabit yüzen her vasıtanın sahibiydi. Denizde yüzen gemiler sultanın kendi malı olduğu için dilediği gemiye dilediği amaçla kullanmak özgürlüğü ’ne sahipti. Yelkenli ve kürekli denizciliğin sonlarına doğru 18.yüzyıla kadar böyle devlet yatı yoktu. 19 yüzyılın başlarında Türk sularına gelen ilk buharlı geminin ardından toplumda oluşan yoğun ilgi ile Padişahların özel kullanımlarına uygun olan bazı gemiler satın alındı veya inşa ettirildi. Bu gemiler devlet yatı olarak anıldılar.

İstanbul Beşiktaş Deniz Müzesi eski Komutanlarından Müze ve Deniz Tarihçisi (E) Kurmay Albay Ali Rıza İşipek “İstanbul’un kuğuları " Saltanat Kayıkları kitabında İstanbul Beşiktaş’ta bulunan Deniz Müzesi envanterinde bulunan tarihi kadırga dünyada kendi sınıfında orijinal olarak muhafaza edilmiş olmasına karşılık tek örnektir.

“Tarihi Saltanat Kadırgası “olarak isimlendirilmiş olmasına karşılık; büyüklük kürek âdeti yelken ve ambar durumu bakımından tam bir kadırga özelliği taşımamaktadır. Ancak dış görünüşü itibarıyla bir kadırga biçimindedir.

Dünya müzelerinde bu isimle yer alan en eski teknelerden birisidir. Bu kadırga bugün kullanım amacı ile doğrudan doğruya devlet yatı olarak kullanılan ilk belki de en eski örneğidir.

İstanbul Beşiktaş Deniz Müzesi’nde bulunan bu kadırganın kıç tarafında Padişah’ın oturduğu köşkünün tavanında sedef kakma ve sülüs yazı ile teknenin Sultan II. Mehmet (Fatih Sultan Mehmet) ‘e ait olduğu yazılıdır. Buna rağmen kadırganın uzun bir süre Sultan IV Mehmet (Avcı) (1648-1687) ait olduğu kabul edilmiştir. XII. Yüzyıldan başlayıp XVII. Yüzyıla kadar geçen beş asırlık süre içerisinde gerek Selçuklu sultanları ile Osmanlı Padişahları hükümdarlık alanları içerisindeki denizlerde gezinti yapmak istemişlerdir.

Bu tekneler her ne kadar çağdaş anlamda bir devlet yatı özelliklerini taşımasa da uzun bir sürede Osmanlı İmparatorluğu’nun Padişahlarına hizmet etmiş olması ona Devlet Yatı niteliğini vermektedir. Bunların yanında Tersane-i Amire ’de inşa edilen ve Sarayburnu’ndaki Sepetçiler Kasrının gözlerinde hazır bulundurulan saltanat kayıkları ise sadece kısa mesafede. Dolmabahçe Sarayı’ndan Cuma Namazı için Ortaköy Camiine gitmek veya Dolmabahçe Sarayından İstanbul Boğazında bulunan Beylerbeyi ve Küçüksu kasrına gitmek için kullanılmıştır. Ayrıca yeni Padişah olan kişi Kılıç kuşanma törenleri İstanbul’da Eyüp Sultan camiinde yapılırdı Saraydan Eyüp Sultan Camiine karayolu ile gidilmişse mutlaka deniz yolu il dönülürdü eğer denizyolu ile gitmişse karayolu ile saraya dönülürdü. İstanbul’un kuğuları olarak anılan saltanat kayıklarının baş tarafında ağaçtan oyma figürler bulunurdu. Bu Figürler içerisinde silah figürleri bulunuyorsa bu erkeklerin bindiği saltanat kayığıdır. Kuş, çiçek gibi figürler bulunuyorsa bu da kadınların bindiği saltanat kayıklarıdır.

İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’a ilk buharlı gemi 1829 yılında geldi. İngiltere’de inşa edilen bu yandan çarklı gemi hakkında iki görüş vardır. 1. Görüş 20 Ekim 1827 tarihin de Navarin’de Deniz Muharebesi’nde Osmanlı İmparatorluğu’nu Donanmasının bir baskın ile batırılması neticesinde yok olmasının halkta yarattığı moral bozukluğunun giderilmesi amacıyla İngiltere’den satın alındığını. 2. Görüş ise Osmanlı İmparatorluğu içerisinde bir grup tüccarın tarafından İngiltere’den satın alındığını ve dönemin padişahı II. Mahmut’a hediye edildiğini yazar. Swift adındaki bu gemi İngiliz Donanması kaptanlarından Kelly kumandasında İstanbul’a geldi. Sürat adı verilen bu vapuru halk tarafından “Buğ gemisi” adı verildi.

Gemi II Mahmud tarafından çok beğenildi. Bu gemi ile Marmara denizinde kısa geziler için çok sık kullanılmıştır. II. Mahmud bu gemi ile Adalar’a, Çekmeceye ve Tekirdağ’a kadar gezintiler yapmıştır. 1828 yılın da Türk-Rus Savaşı sırasında İstanbul Boğazında yelkenli ağır savaş gemisinin İstanbul Boğaz’dan Karadeniz’e çıkışlarında bir römorkör gibi çekme görevinde kullanıldı. 1831 yılının mayıs ayında Sürat (Swift ) Padişah II. Mahmud’u İstanbul’dan Gelibolu’ya götürdü. Padişah II Mahmud Sürat gemisinin geldiği 1828 yılından beri kaptanlığını yapan ve kaptanlığından çok memnun olduğu Kaptan Kelly’e bu yolculuktan sonra üzerinde bir gemi resmi bulunan altın ve pırlantadan bir madalya hediye etti. 8 Temmuz 1833 tarihin de Mısır Hıdivi Mehmet Ali Paşa ve oğlu İbrahim Paşa’nın isyanı nedeniyle Padişah II Mahmud İstanbul’u korumak amacıyla Rusya’dan yardım istemiş, Rusya ile imzalanan tarihte Hünkâr İskelesi adıyla anılan anlaşmayı imzalamak için Beykoz’da bulunan Hünkar İskelesi’ne Sürat vapuru ile gitmiştir.

Buhar gücünün öneminin anlaşılması üzerine Sultan II Mahmud Tersane-i Amire’de buharlı vapur yapılması hususunda emirler vermiştir. Padişahın bu emirleri üzerine Tersane-i Amire’de birçok buhar makinalı vapurlar yapılmıştır. 1838 yılından itibaren başlayan bu çalışmalarda denize indirilen birçok vapur arasında özel olarak Sultan II Mahmud için inşa edilen Tair-i Bahri isimli yandan çarklı bir vapur de bulunmakta idi. Tahir-i Bahri vapuru özellikle Padişahın kullanımı için kıç kamaraya koyu kırmızı uzun perdeler çeşitli renklerdeki güllerle süslü saçaklar, kırmızı ağır çuha kapı perdeleri ipek şilteler ve yastıklarla döşenmişti. Tavanında ise Fransız modasına uygun bir lamba asılıydı. Sultan Abdülmecit döneminde Tahir-i Bahri vapurunun yanında Mesir-i Bahri vapurunda kullanılıyordu. Bu iki vapurlardan Mesir-i Bahri yapısındaki olumsuzluklar nedeni ile kısa bir süre kullanımın ardından Padişah’a ait salon ve kamarasında bulunan eşyalar ileride yapılacak Padişah’ın kullanımına özel vapur ’da kullanılmak üzere çıkartılmış ve vapur ise 1841 yılında hizmet dışına çıkarılmıştır.

1846 yılında Tersane-i Amire’de Taif Vapuru inşa edildi. Tek bacalı, üç direkli yandan çarklı bu vapur silahlı olmasına rağmen Padişah ve Şehzadelerin emrine tahsis edildi. 1849 yılında Padişah Abdülmecit Taif vapuru ile Adalar denizinde uzun bir seyahate çıkmıştı. Bu gezide Padişah Abdülmecid’e veliaht Abdülaziz ile oğlu Murat nazırlar ve padişahlar eşlik etti. Taif Vapuru bu uzun seyahatte Limmi ve Girit adalarından sonra Rodos’ gitmiş ve adada iki gün kalmıştır. Dönüş yolunda Marmaris, Bodrum, İstanköy, Sisam, Kuşadası önlerinden geçerek Sakız Adasına gelmiştir. Burada üç gün kalan Padişah Abdülmecit buradan İzmir’e geçip burada kendisini ziyaret edenleri kabul etmiştir. Yirmi dört gün süren uzun seyahatin ardından İstanbul’a dönen Padişah Abdülmecit Yeşilköy açıklarında ailesi saray erkânı tarafından karşılanmıştır. Taif vapuru 1853 yılında başlayan Kırım Savaşı nedeniyle donanma emrine verildi. Ruslar tarafından gerçekleştirilen Sinop baskınından kurtulmuş olan Taif Vapuru Sinop’tan İstanbul’a gelerek Tersane-i Amire’de hasarlarının giderilmesi için büyük bir bakımdan geçti. Bakımdan sonra tekrar Karadeniz filosunda yer aldı. Kırım Harbi sırasında Sivastopol önlerinde batarya oluşturan eski büyük ağır kalyonların bordolarında bir buharlı vapurlar bulunuyor ve bu vapurları kalyonları sancak, iskele tarafına çevirerek her iki bordodan da atış yapabilmelerini sağlıyordu. Taif vapuru ünlü Mahmudiye Kanyonu’na eşlik ederek Sivastopol’un bombalanmasında gösterdiği başarı karşısında büyük ün kazanmıştır. Taif Vapuru 1857 yılında Kırım Savaşından sonra İstanbul’da Tersane-i Amire’de büyük bir bakım ve onarımdan geçti. 1859 yılında Sultan Abdülmecid yanında kardeşi veliaht Abdülaziz olduğu halde Taif vapuru ile Selanik’e gitmiştir. Sultan Abdülaziz devrinde Taif vapuru yaşlanması nedeniyle yararlı olamayacağı nedeniyle hizmetten çıkarılmasına karar verildi. Tersane-i Amire’de aynı adı taşıyan yeni bir vapur inşa edildi.

Denizcilikle son derece ilgi duyan Sultan Abdülaziz tahta çıkıncı donanmayı güçlendirme çalışmalarına başlamış bu arada İngiltere’de çeşitli tarihlerde Devlet Yatları yaptırmıştır. Bunlardan ilki olan Feyz-i Cihad vapuru 1861 yılında İngiltere’de inşa edildi. Sonradan Sultaniye adını alacak olan bu ahşap gövdeli yandan çarklı vapur kullanım amacına uygun olarak inşa edilen ilk Devlet Yatı olarak kabul edilir. 1864 yılında Sultan Abdülaziz için İngiltere’de Talia adında yeni bir yat inşa edildi. Ahşap gövdeli yandan çarklı Talia vapuru çok küçük farklılıklarla aynı plan ile inşa edilen dört kardeş vapurunun ilki idi. O’nu İstanbul, İsmail ve Fuat İzledi. Bu vapurlardan İstanbul Harem-i Hümayum’a yani sarayın sultan ve cariyelerinden oluşan kadınlarına tahsis edilmiştir. Önce siyah boyalı olan İstanbul vapuru sonra Beyaz’a boyandı. Sultanların çevreyi daha rahat görebilmeleri için bordolarındaki pencereler normal ’in üstünde büyük yapılmıştı. Sultan Abdülaziz döneminde yeni bin vapur satın alınır adı Taif’tir iki bacalı iki direkli yandan çarklı bir önceki Taif’a göre de oldukça farklı idi. Taif vapuru 1877-1877 Osmanlı Rus harbi sırasında Donanmaya katıldı. Savaştan sonra da uzun bir süre Donanma hizmetinde bulundu. Bir dönem İdare-i Mahsusa ’da çalıştı Osmanlı İmparatorluğu sınırları içindeki limanlar arasında yük ve yolcu taşıdı.

19.Yüzyılın ikinci yarısında savaş ve ticaret filolarımızın buhar makinalı vapurlarla güçlendirilmiştir. Tersane-i Amire’de ve dış ülkeler tersanelerinde birçok vapur yaptırılmıştır. Bu gemiler 1866-1867 yılında Girit Harekâtında ve 1876-1877 Osmanlı Rus savaşında görev yapmışlardır. Savaşlara katılan bu gemilerin bazıları savaşta yara almış bazıları ise Hastahane olarak kullanılmıştır. Aralarında Padişah’a hediye edilen gemilerin bulunduğu bu gemiler uzun yıllar İmparatorluk limanları arasında yolcu ve yük taşımacılığında kullanılmıştır. Bu gemiler arasında iyi ve acı hatıraları ile anılan vapurlardan birisi de İzzettin vapurudur. İngiltere’de Thames Inon Work tersanesinde yandan çarklı vapur olarak inşa edildi. 1865 yılında İstanbul’a geldi. İstanbul’da halkın büyük ilgisi ile karşılandı. İzzettin vapuru sadece Padişaha özel bir yat değildi. 1867 yılında Girit ablukasına katıldı. 1 Eylül 1867 tarihinde Girit’teki isyancılara asker, silah ve cephane taşıyan Arkadi vapurunu Girit’in güneyinde yakaladı iki gemi arasında muhabere sonunda Arkadi vapuru batırıldı. Bu harekâtta İzzettin vapurunda altı asker şehit oldu. Bu harekâtın ardından İstanbul’a dönen İzzettin vapuru gazi unvanı verildi. Kaptanı Hasan Bey terfi ettirildi ve Padişah Abdülaziz tarafından bir kılıç ile sigara ağızlığı hediye edildi. Gazi İzzettin vapuru 1876 II. Abdülhamid tarafından sürülen Mithat Paşa’yı Fizan’a götürmüştür. Ayrıca1977-1878 arasında yapılan halk arasında 93 harbi olarak anılan bu savaşta denizlerde karakol vapuru olarak görev yapmıştır. 1883 yılında İstanbul’u ziyaret eden Bulgar prensinin emrine verildi. İzzetin vapuru yeni eşyalar ile dekore edildi. Verilen ziyafetler içinde ünlü aşçılar ve bir müzik takımı da görevlendirildi. İzzettin Vapuru 1898 yılında Alman İmparatoru İstanbul’u ilk ziyareti sırasında İmparator’un emrine tahsis edildi. 1892 yılında İzzettin vapuru baştan aşağı yediden dekore edildi. Selanik’e gönderildi Selanik’te bulunan Sırp Kralını Aynaroz’a götürmekle görevlendirildi. 1901 yılında Tersane-i Amire’de büyük bir bakım ve onarımda geçirildi ilerleyen yıllarda yine birçok protokol görevinde bulundu.

Sultan II. Abdülhamid 31 Ağustos 1876-27 Nisan 1909 arasında sürdürdüğü uzun hükümdarlığı sırasında ne karada ne de denizde uzun yolculuk yapmamıştır. Sadece Ramazan aylarının on beşinde Hırka-i Şerif ziyaretlerinde Beşiktaş’tan Sarayburnu’na denizyolu ili gitmeyi daha güvenli bulurdu. Bu dönemde Devletin yatları veya yatı olarak kullanılan vapurların birçoğu eskimiş kullanılamaz bir hale gelmiştir. Buhar makinalı ve yelkenli yandan çarklı vapurlar önemini yitirmiş gemi inşasında uskurlu vapurlar yapımına başlamışlardır. Bu gelişmeler üzerine Sultan II. Abdülhamid döneminde Devlet Yatları kavramına tam uyan çağdaş görünüşleri ile dikkat çeken yeni yatlar yaptırdığı görülmüştür. Bunlar içerisinde yakın tarihimizde önemli yer alacak olan Ertuğrul ve Söğütlü gibi saltanat yatları İngiltere tersanelerinde inşa ettirilmiştir.

1903 yılında İngiltere’ye ilk olarak Ertuğrul yatı sipariş edildi. İnşası kısa zamanda tamamlandı. Açık deniz seyir tecrübeleri gerçekleştirilmesinden sonra İstanbul’a getirilerek hizmete alındı. Ertuğrul yatı Osmanlı İmparatorluğu’na 15 yılı aşkın bir süre hizmet etti. Bu dönem İmparatorluğun İtalyan, Balkan ve I.Dünya savaşları ile acı dolu çöküş günlerini kapsamaktadır. Fakat her şeye rağmen Ertuğrul yatı Devletin resmi konuklarını ağırlanması ile Sultanların Marmara ve Ege denizindeki geziler dahil olmak üzere görev almıştır. Ertuğrul yatının en önemli görevlerinden biri de 1912 yılında Sultan V Mehmet Reşat’ı Selanik’e götürmüştür. II. Abdülhamit, V. Mehmet Reşat ve Vahdettin olmak üzere üç Padişah’a hizmet vermiştir. Yalnız II. Abdülhamit Ertuğrul yatına hiç binmemiştir. Ertuğrul yatı I.Dünya savaşında donanma hizmetine alınarak Gelibolu’na asker ve cephane taşımıştır. Savaşın bitiminden sonra tekrar devlet yatı görevine dönmüştür. Ertuğrul yatı 35 yıllık görev süresince bir imparatorluğun son ve bir Cumhuriyetin ilk devlet yatı olmuştur. Ertuğrul yatı 1926 yılında Cumhurbaşkanlığı yatı olmuştur. 16 Mayıs 1919 Cuma günü İstanbul’dan Bandırma vapuruyla ayrılan Atatürk 8 yıl 1 ay 17 gün sonra 01 Temmuz 1927 tarihinde İstanbul’a gelmiştir. İzmit’te kadar trenle gelen Atatürk ilk defa Ertuğrul yatın binerek İstanbul’a gelmiştir. Atatürk Ertuğrul yatında 05 Eylül 1936 tarihinde İngiltere Kralı VIII. Edvard ile Moda koyunda düzenlenen yelken yarışlarını izledi. 05 Haziran 1937 tarihinde Ürdün Kralı Abdullah ile birlikte İstanbul Boğazında bir gezi yapmıştır. Bunun haricinde Atatürk Ertuğrul yatı ile Zonguldak, Mudanya, Yalova, Tekirdağ ve Çanakkale’ye gitmiş İstanbul Boğazında gezintiler yapmıştır.

Ertuğrul yatının inşa edildiği tersane ’de 1907 yılında inşa edildi. Ertuğrul yatı gibi kemane başlı zarif güverte hattı ve genel görünümü ile çağının yatlarına ait tüm özelliklerini taşıyan Sögütlü yatı Ertuğrul yatı gibi Osmanlı İmparatorluğu’nun ardında genç cumhuriyetin devlet yatı olarak uzun yıllar hizmet vermişti. Söğütlü yatı İstanbul’da Fatih’te bulunan ve 1851 yılında Padişah Abdülmecit tarafından inşa ettirilen inşa edilen Hırka-ı Şerif Camii bulunan Hırka-i Şerif’i her Ramazan ayının 15.günü ziyaret eden II. Abdülhamid cami gitmek için binmeye tercih ettiği yattı. Söğütlü yatı 1926 yılında Başbakanlık yatı olarak görevlendirilmesine karşılık Atatürk’ünde kısa gezilerde kullandığı bir yattı. 1938 yılında Uluşturma Bakanlığı’na devredilerek Yüksek Denizcilik Okulu (İTÜ Denizcilik Fakültesi) 1944 yılına kadar Okul gemisi olarak görev yaptı. 1955 yılında sökülmek üzere satıldı.

SAVARONA: Adını Hint Okyanusunda yaşayan bir deniz kuşundan alan Savarona 29 Temmuz 1930 tarihinde Almanya Hamburg’da Blohm & Woss tersanesinde yat olarak inşa edildi 28 Şubat 1931 tarihinde kızaktan indirildi. Yatı inşa ettiren Amerikalı Bayan Cadwaleder yatın dekorasyonu için hiçbir masraftan kaçınmadı dünyanın bir ucunda yatı için objeler satın aldı. Yatı severek kullanan Bayan Cadwaleder yat Amerika Birleşik Devletleri haricinde bir ülkede inşa edildiği için Ülkesi Amerika’ya götüremiyordu. İngiltere’de Southampton limanında satışa çıkarılan Savarona yatını başta Adolf Hitler olmak üzere birçok kişi talip olmasına rağmen Ertuğrul yatının yaşlanması yerine yeni bir yat almak isteyen Türk Hükümeti yata talip olunca yatı ısrarla isteyen Adolf Hitler yatın Atatürk için alınacağını duyunca bu talebinden vaz geçmiştir. Yat değerinin çok çok altında 1 milyon 200 Amerikan Doları karşılığında 23 Şubat 1938 Tarihi’ne satın alındı. 12 Nesin 1938 tarihinde inşa edildiği Almanya Hamburg’daki Blohm & Woss tersanesine götürüldü burada bakım ve onarımdan geçirildikten sonra 22 Mayıs 1938 tarihîde Türkiye’ye hareket etti. 1 Haziran 1938 İstanbul’da Florya önlerine geldi. Burada yata binen Atatürk yatı baştan aşağı dolaştı. Her köşesini inceleyen Atatürk yata hayran kaldı Ne olurdu bu yat birkaç yıl evvel elimize geçmiş olsaydı dedikten sonra yatta kalmaya başladı Atatürk burada 55 gün kaldı. Atatürk Savarona yatında 19 Haziran 1938 tarihinde Romanya Kralı II. Carol kabul ederek görüşme yapmıştır. Ayrıca Bakanlar kurulunu burada toplamış çalışmalarını burada sürdürmüştür. Hastalığı ilerleyen Atatürk 25 Temmuz 1938 tarihinde Savarona yatından Dolmabahçe vapuruna geçmiştir.

SÜRAT: 1801'de, İngiltere, Bridport'ta, Nichol Booles & Wılliam Bood tezgah­lannda 139 net tonluk, yelken donanımlı ahşap bir tekne olarak inşa edildi. Uzunluğu: 32,4 metre, genişliği: 9,8 metre, su kesimi: 2,9 metre idi. Aynı yıl için­de, merkezi Londra'da olan Londra, Edinburgh & Leith Ship firması tarafından Swift adıyla çalıştırılmaya başlandı. 21 Ağustos 1822 günü, merkezi Brighton'da olan West, Bellingham, Creasey, Hall & Others firmasına satıldı. Yeni sahipleri tekneye tek silindirli bir buhar makinesi monte ettiler. Saatte 5 mile yakın bir yol yapıyordu. 15 Eylül 1827 günü, Londra'da Templer firmasına satıldıktan kısa bir süre sonra 20 Mayıs 1828 günü İstanbul'a getirtilerek Haziran içinde dönemin padişahı II. Mahmud'a hediye edildi. Sür'at adı verilen tekne 1839'da Tersane-i Amire'nin kadrosunda yer aldı. 1853'te de Kırım Savaşı nedeniyle Osmanlı Bahri­yesi ‘ne devredildi ve bu arada iki de top monte edildi. 1855'te Malta'da yenilenme gördü. 1859'da kadro dışı bırakıldığı zaman 58 yıllık bir tekneydi.

TAİR-İ BAHRİ: 1839'da, İstanbul'da, Tersane-i Amire'nin Aynalıkavak tezgâhlarında yandan çarklı yolcu-yük vapuru olarak inşa edildi. 524 tonluk olup teknesi ahşaptı. Uzunluğu: 54,8 metre, genişliği: 7,6 metre, su kesimi: 3,4 metre idi. Glasgow, R. Napier yapımı 140 beygir gücünde buhar makinesi var­dı. Sultan Mecid'in hizmetinde kullanıldı. 1878'de hizmet dışı bırakıldı. 1892'deİzmir'e çekildi.

MESİR-İ BAHRİ: 1839'da İstanbul'da Tersane-i Amire'nin Aynalıkavak tezgâhlarında uskurlu yolcu-yük gemisi olarak inşa edildi. 275 tonluk olup ahşaptı. Uzunluğu: 48,7 metre, genişliği: 6,7 metre, derinliği: 2,4 metre idi. Glasgow, R.Napier yapımı 120 beygir gücünde buhar makinesi vardı. Daha çok Boğaziçi’nde yolcu vapuru olarak çalıştırıldı. Osmanlı İmparatorluğu döneminde belli bir tarifeye göre ilk yol­cu ve yük taşımacılığına 1844'te bu vapurla başlandı. 1865'te tersaneye bağlandıysa da 1877'de yeniden hizmete sokuldu. 2 yıl sonra tekrar kadro dışı bırakıldığında 38 yıllık bir tekneydi

TAİF: 1846'da İstanbul'da, Tersane-i Amire'nin tezgâhlarında, yandan çarklı, istimli yolcu gemisi olarak yapıldı. Teknesi: 1.448 gros tonluk olup ahşaptı. Uzunluğu: 69 metre, genişliği: 11,7 metre, su kesimi: 5,1 metre idi. 900 beygir gücünde, iki silindirli Maudslay & Field yapımı buhar makinesi vardı. 1867'de kadro dışı bırakıldı. Ertesi yıl Tersane-i Amire'de söküldü.

SULTANİYE (FEYZ-İ CİHAT): 1852'de, Londra, Blackwall'de C. J. Mare tezgâhlarında ahşap tekneli yandan çarklı silahlı yat olarak inşa' edildi. 2.909 gros tonluktu Uzunluğu: 119,2 metre, genişliği: 12,2 metre, su kesimi: 4,8 metre idi. 758 beygir gücünde iki si­lindirli compound buhar makinesi vardı, 15 mile yakın sürat yapabiliyordu. Tek bacalı, üç direkliydi. 1853 yılında Feyz-i Cihad adıyla Mısır Donanması'nda fırka­teyn ve yat olarak yer aldı. 1862'de Forrester & Co. Tezgâhlarında büyük ölçüde yenilendikten sonra Hıdiv İsmail Paşa tarafından Sultan Aziz'e hediye edildi. Adı Sultaniye olarak değiştirilen bu güzel yat, padişah salonuna inen billur parmaklıklı muhteşem merdiveni, salonu süsleyen birbirinden değerli tablolarıyla göz kamaştırıyordu. 1864'te bakım ve onarımı için İngiltere'ye, inşa edildiği tersaneye gönderi­lerek bacası, kazanları değiştirildi. Ama bir süre daha kullanıldıktan sonra, l872'de, bu sefer tamir kabul etmez şekilde yeniden arızalandı. Zaman zaman Donanmada nakliye gemisi olarak kullanıldı. Değerli eşyaları ve işe yarar kısım­ları çıkartılıp boşaltıldıktan sonra, 1905'te İzmir'de bağlandı, 1911 yılı Ekim ayında da taş doldurulup altı delindikten sonra dibe oturtuldu. 20 Nisan 1912 günü de İzmir Körfezi'nde, Yenikale önlerinde büsbü­tün batırıldı.

TAİF: 1867'de, İngiltere, Newcastle'de A. Leslie & Co. Tezgâhlarında inşa edildi. 1.175 gros tonluk olup teknesi saçtı. Uzunluğu: 88,7 metre, genişliği: 10,3 metre idi. Stephenson yapımı 2 silindirli compound buhar makinesi vardı. Uskurluydu. İki bacalı iki direkli idi. 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşınana katıldı. Savaş sonunda uzun süre Donanma’ya hizmet ettikten sonra 1896 İdare-i Mahsusa verildi. 30 Ekim 1909 günü Ereğli'den kömür yüklü olarak gelirken İstanbul'da Saray­burnu önlerinde bir gemiyle çarpışması sonunda battı

TALİA: 1864 yılında İngiltere Londra’da Samuda & Sons Tersanesinde yandan çarklı vapur olarak inşa edildi. 1058 gros tonluk olup boyu: 76,2 m Eni: 9,1 m: Draft: 3,60 metre 200 IHP gücünde J.Pem. Yapımı ana makinası vardı.

İSTANBUL: 1864 yılında İngiltere Londra’da Samuda & Sons Tersanesinde yandan aviso tipi çarklı vapur olarak inşa edildi. 1058 gros tonluk olup boyu: 76,2 m Eni: 9,1 m: Draft: 3,60 metre 350 IHP gücünde J.Pem. Yapımı ana makinası vardı. 16 mil hız yapabiliyordu. 1865 yılında PERTEV PİYALE adı ile hizmete girdi, 1883 yılında İstanbul ismi verilerek Hadene Hanımlarına tahsis edilmiştir. 1888 yılında Tersane-i Amire’de yeniden donatıldı. İstanbul’da Devlet görevlilerine tahsis edildi. 1918 yılında İstanbul’un işgali sırasında Fransızlara tahsis edildi. 1923 yılında hizmetten çıkarılarak sökülmek üzere satıldı.

İZZETTİN: 1865 yılında İngiltere’de Thames Iron Works tersanesinde ahşap yandan çarklı aviso tipi vapur olarak inşa edildi. Boyu:76,2 m, Eni: 9,1m Draftı: 3,6 m idi. İngiltere J.Pem yapımı buhar makinası vardı. 1885 yılında Tersane-i Amire’de onarılıp tekrar hizmete girdi. 1908 yılında İzmir’de İstasyoner olarak İzmir’de görev yaptı. 14 Ocak 1914 yılında İstanbul’a getirildi. İstinye’de İstasyoner ve yüzer atölye olarak donanma gemilerine hizmet verdi. 1918 yılında hizmetten alındı 1926 yılında sökülmek üzere satıldı.

FUAD: 1864 yılında İngiltere Londra’da Millwal Iron Works Tersanesinde yandan çarklı saç aviso tipi vapur olarak yapıldı. Boyu: 76,2 m, Eni: 9,1m Draft: 3,6 m idi. 200 IHP buhar makinası vardı. 1908 yılında Selanik’te İstasyoner olarak görevlendirildi. 5 Kasım 1912 tarihinde Hastana gemisi olarak hizmet verdi. 15 Kasım 1912 tarihihde Yunanlılar tarafından el konuldu Yunan donanmasında görev yaptı 1919 yılında hizmet dışı kaldı 1921 yılında sökülmek üzere satıldı.

İSMAİL: 1865 yılında İngiltere’de aviso tipi ahşap yandan çarklı yat olarak inşa edildi Boyu: 76,2m, Eni:9,1m Draft: 3,6 m idi. R.Napier yapımı300 İHP buhar makinası vardı. 33 yıl çalıştıktan sonra 1898 yılında servis dişi bırakıldı. 1909 Kasım ayında sökülmek üzere satıldı.

Söğütlü Yatı: 1907 yılında İngiltere Newcastle’de Armstrong, Mtcehell and Co tersanesinde yelkenli yat olarak inşa edildi. 120 gros tonluktu. 45,75 metre boyunda, 4,27 metre eninde ve 1,67 metre su çekimindeydi. 250 IHP gücünde 1 adet Compound stimli makinası vardı. Tek pervaneli idi. Bir pervanesi vardı. Hızı saatte 14 mildi. Padişah yatı olarak inşa edilmişti, 1923 yılında Başbakanlık emrine verildi. 5 Ekim 1926 tarihinde donanma kadrosunda çıkartılarak İstanbul Bahriye Komutanlığı’na, 1933 yılında Devlet Denizyollarına devredildi. 1938 yılında Ulaştırma Bakanlığı Yüksek Denizcilik Okuluna eğitim gemisi olarak verildi. 1944 yılında servis dışı bırakıldı. 1955 yılında sökülmek üzere satıldı.

Ertuğrul Yatı: 1903 yılında İskoçya’nın Newcastle’de Amstrong, Mtcehell and Co tersanesinde yat olarak inşa edildi. 30 Aralık 1903 tarihinde kızaktan indirildi. 1904 yılında teslim edildi İstanbul’a geldi. 900 gros ton, boyu 79,2 metre, eni 8,3 metre, su çekimi 3,5 metreydi. Hawthorn Leslie yapımı 3 silindirli 2 adet stimli[FSS1] makinası vardı.Toplam 2500 beygirlik güce sahipti. İki adet pervanesi vardı. 21 mil hız yapıyordu. Kasım 1915’te nakliye hizmetinde kullanılmak üzere Donanmaya verildi. 1926 yılına kadar donanma kadrosunda bulundu. 18 Eylül 1926 tarihinde donanma kadrosundan çıkarılarak önce İstanbul Bahriye Komutanlığı’na ardından denizyollarına verildi ‘Cumhurbaşkanlığı Yatı’ olarak kullanıldı. Savarona’nın gelmesiyle kadro dışı kaldı.

22 yıl Haliç Tersanesi’nde bağlı kaldıktan sonra 1960 yılında sökülmek üzere İlhami Söker’e satıldı. Makinalarından biri Haliç Tersanesinde İnşa edilen Asfalt tankerine konuldu.

Savarona: 29 Temmuz 1930 tarihinde Almanya Hamburg’da Blohm & Woss. Tersanesinde yat olarak kızağa konuldu. 14 Temmuz 1931 yılında denize indirildi. Ocak 1932 tarihinde hizmete girdi. 6130 Gros tonluktu. Boyu: 124,50 m Eni: 16 m Su çekimi: 6,25 m idi. 2 adet Blohm &Woss yapımı sitim türbinli 750 SHP gücünde ana makinası vardı. İki pervaneli idi 21 mil sürat yapabiliyordu. 27 Temmuz 1986 tarihinde hizmet dışına çıkarıldı.

Yorumlar (0)
15
açık
banner260
banner102
banner85
Namaz Vakti 20 Mayıs 2022
İmsak 03:46
Güneş 05:35
Öğle 13:06
İkindi 17:02
Akşam 20:26
Yatsı 22:07
Günün Karikatürü Tümü