banner246

banner176

banner242

banner184

banner191

banner148

banner179

banner145

banner182

banner263

29.11.2007, 00:59 23409

Mutluluk...

Neşeli görmeye alıştığım bazı arkadaşlarımın suskunluklarını yadırgıyorum.
Keyfi yerindeyken kahkahaları dinmeyen ve etrafına neşe saçan birinin, zaman zaman hayattan kopması akıl alır şey değil!

O zaman, aklıma takılıyor,
"Mutsuzlar mı acaba?"
Sahi, nedir mutluluk, ya da mutluluk yazılabilirimi?
Deneyelim…

Kendimden örnek vermek istiyorum.
Ben mutlu muyum?…
“Çok şükür !..”

Peki, gençlerin mutlu olduğunu söyleyebilir misin?
Bilmem, yazalım, görelim.

Gençler, küçük şeylerin dışında ki hayatlarında büyük gelişmelerle mutluluğu yakalarken,
60 yaşından sonrakiler için mutluluk, huzurlu bir hayat sürebilmektir.
Onlarda ki, mutluluktan çok huzurdur gibi geliyor bana.
Aile içindeki huzur, torunlarıyla geçirilen günler onlar için en büyük mutluluktur.
Hayattan beklentileri olan, birikimleriyle geçirmeyi hedefledikleri sağlıklı günler de onlar için mutluluktur.
Sağlıklı olmak mutluluktur.
Hayattaki en önemli iki şey, sağlık ve huzurdur.
Onlar bunun değerini daha iyi bildiklerinden daha mutlu olabiliyorlardır.

Gençler, hayattaki birçok şeyin farkına varamıyor.
Onlar için mutluluk, yalnızca aşk ve iyi bir iş.
Sağlık ve para bile üçüncü planda gelebiliyor.(Özellikle 20-25 arasındakiler için )
Mesleğin olsun paranın miktarı çokta önemli olmuyor.
Kendine yetecek kadar olsun, yeter.
Çok mutlu olanlar sayılıdır, çünkü hep bir beklenti içindedirler.
Her şeyin daha fazlasını isterler, doyumsuzdurlar.
Kazanma ve kaybetme devreleri anlıktır.
Hep yaşanır.
Bir mutlu, bir mutsuz.
 
30-55 yaşları arasındakiler, geleceğe yatırım yapma çabası içinde olan insanlardır.
Kendilerinden çok çocukları için uğraşır,
çocuklarının gelecek kaygısını düşünürler.
Kazandıklarını, birikime dönüştürmeye çalışıp iyi bir hayat hazırlamaya çalışırlar..
En çok çalışan gruptur bu yaşlardakiler..
Onlar için mutluluk, çocuklarının iyi yetişmesidir.
 
50-60 yaş arası olup klasiğin dışında olanlar da vardır elbette.
Çok azınlıktadır bunlar, mükemmel olanlardır.
Mutluluğu bulup, yaşayan ve yaşatabilen insanlardır.
Yani onlar aşk insanıdır.
 
60 yaş ve üzeri,
Gerçek mutluluk abideleridir.
Arkalarına yaslanıp, torunlarını kucaklarına alıp mutluluğun tadına varanlardır.
Çalışan kesimi de vardır,
Onları daha genç yapanda budur.
Onların tek mutluluğu, aileleridir….
 
Sonuç;
Her yaşın mutluluğu ayrıdır.
Yaşlılar daha farkında olarak yaşarlar mutluluklarını.
Sanki daha mı mutlular ne?
Galiba öyle.
Gençlerde mutludur ama onların hayatları hep bir endişe içinde sürüp gider.
Her şeyi yapma özgürlükleri vardır. Teknoloji, her şey onlar içindir oysa.
"Nasılsın mutlu musun?" diye sorulduğunda "Ehh işte" diyen sesler çoğunluktadır.

Yaşlılara sorulduğuna ise bir tebessümle “çok şükür! " diyenler daha çoğunluktadır.
Ve onların mutlulukları sağlıklı olduktan sonra huzurlu bir şekilde sürüp gider.

Yorumlar (9)
ÖZGÜR ŞEN 15 yıl önce
Yazınızın konusunu beğenmekle birlikte, 2 temel eleştirim var.



1) 50-60 yaş aralığı için yaptığınız analiz baştan savma,

2) İmla kurallarına yüksek derecede uymuyorsunuz.



Gökalp Gündoğdu 15 yıl önce
Kendi adıma mutsuzluk ve mutluluk arasında gidip geldiğime ve 20-25 yaş kategorisine girdiğime göre yazınızın bir kanıtı olarak doğru tespit diyebilirim,ileri ki yıllarda gelecek gösterecek mutluluğun karşılığını;fakat yazınızdaki mutluluk tasviri beni son derece mutlu etti.
Süleyman Savaş 15 yıl önce
Sayın Şen,

Sağolun.

Haklı olabilirsiniz.

Ama şunu açıklamadan da edemeyeceğim.

50-60 yaş için yazdığım paragrafta yanlızca birkaç istisna kimseyi anlatmaya çalışmıştım.

İmla kuralları uymadığım konusunda ise;

Bu benim yazı şeklim . Konuşur gibi...



Okuyup bir şeyler yazmak nezaketinize tekrar teşekkür ederim.

Sevgi ve Saygılarımla,

burhan yavuz 15 yıl önce
sn savas kardesım hıcbır zaman resmı yapılamayan mutlulugu cok guzel ıfade etmıssın kalemıne elıne saglık,gecmısı ve bugunu

bana yasattıgın ıcın tsk ederım.



s'lar/burhan yavuz
Anar Kosen 15 yıl önce
Künyesinden tanınır

bakır renkli sancılar,

elenir tembihli yalanlar

palamar kopar bir çığlık,

senli rüyaların mirasçısı

göçmen gölgeler

vurur çapullarını heybesine

başlar çiseleyen yokluğun,



unutkanlığın buz kesen izleri

jiletten de beter keser sözleri,

lodosun sesi

başlıyor tipi yokluğun.
Şevket Donat 15 yıl önce
mutlulugu tek boyutlu ele aldigi icin eksik bir onerme.

pollyanna mutlu muydu sizce? acikcasi ben onun "allahim, allahim! oyle mutluyum oyle mutluyum! geberiyorum mutluluktan!" diye ortaliklarda dolandigini sanmiyorum, ama mutsuzluga karsi savunma mekanizmalari da gucluymus belli ki. kutudan bebek yerine koltuk degnekleri cikinca "bunlara ihtiyacim olmadigi icin memnunum" demistir, mutluyum degil (glad/content vs. happy). sadece hayal kirikliginin onu mutsuz etmesine izin vermeyip olaya olumlu/pozitif yaklasmistir. mutlu olmamis, ama genel mutluluk seviyesinin azalmasina -mutsuzluga- engel olmustur.



bence mutlulugun iki ayri boyutu vardir. bir tanesi insanin genel karakteriyle alakali boyut -ki degismez olmamakla birlikte oldukca statiktir. digeri ise gundelik yasantilarla ilgili tepkisel boyut (ki bayagi bir degiskendir).



karaktersel boyut insanin genleriyle, noronlari arasindaki serotonin seviyesiyle, cocuklugundan itibaren gelistirdigi hayata bakis acisiyla (optimist/pessimist olmak, pozitif/negatif olmak, pollyanna olmak veya olmamak...) olabilir. srak diye ortaya kesin bir sebep koyamiyorum, kusura bakmayin. koyabilen olsa psikoloji kursulerine ismini altin harflerle yazardik hep beraber. insanin karakteri depresifse, kendisiyle ilgili bazi seyleri (kafa yapisi vs.) degistirmedikce surecte mutsuz, olasi anlik mutluluklarla yetinen birisi olacaktir. cognitive psychology iste bu dunya bakisini pozitiflestirmeye calisir mesela.



tepkisel boyut ise anlik yasantilara tepki olarak bu "karaktersel mutluluk"tan kisa sureli arti veya eksi sapmalardir. sapmalar anlik, kisa sureli veya kisadan biraz hallice sureli olabilir. amma ve lakin tepki gosterilen bu sey insanin karakterini, hayata bakisini, yasantisini koklu bir sekilde -nasig diyog siz dramatically, drastically- degistirmiyorsa mutluluk normal seviyesine donecektir eninde sonunda. biz buna alismak diyoruz... bir de insanin savunma mekanizmalari ve otokontrolu yuzunden bu tepkisel mutluluk degisiklikleri bir ust-alt limit icinde degisir.



bu iki boyutun bir etkilesimi var tabii ki. mesela karaktersel olarak mutlu insanlar anlik mutsuzluklari daha iyi savusturabilirken, karaktersel olarak mutsuz insanlar anlik mutluluklari elinin tersiyle itebiliyorlar.



bunun grafiksel ifadesi basarili uygulanan bir cipali kur sisteminde dolara karsi tl grafigine benzer. bir hedef kur vardir, tl'nin degeri gunden gune artar azalir ama belirli bir limitin ustune ciktiginda veya altina indiginde merkez bankasi mudahale eder. eger bu mudahaleler basarili olmazsa bir kriz olur ve kriz sonrasi yeni denge bulunur. bu yaklasimda tl bir depresif kisiligi temsil ederken, mesela euro, mesela ingiliz poundu genelde mutlu bir kisiligi temsil eder. tesbihte hata olmaz der affiniza siginirim.



neymis, mutluluk hem anlikmis hem de bir surecmis.
Hilmi Şanlısoy 15 yıl önce
herhangi bir andaki mutluluğumuza m, mutluluk için gerekli gördüklerimizin tamamına da b diyelim. yani b tüm beklentilerimiz; hayattan umduklarımız, olmak istediklerimizdir.



beklentilerimizi şekillendirenin yaşadıklarımız olduğu bilgisi çerçeveside t olarak gösterdiğimiz yaşanmışlarımızı b ile ilintilendirelim:

b= f(t). [1]

bu durumda beklentilerimiz, yaşadıklarımızın bir fonksiyonu olarak tanımlanmış olur. dikkat edilmesi gereken nokta edindiğimiz hayat tecrübesi ile yaşamımızın boyunca öğrendiklerimizin de f(t) fonksiyonu tarafından içeriliyor olmasıdır.



maslowun ihtiyaclar hiyerarsisi'nden anlaşılacağı üzre görüp geçirdiklerimiz değiştikçe beklentilerimiz de değişmektedir. yani hayat bize iyi davranır da beklentilerimizin bir kısmına ulaşma imkanı verirse, yaşanmışlıklarımız ve buna paralel olarak da beklentilerimiz artacak, aynı değişkende meydana gelen bir azalma mutluluk için gerekli gördüğümüz b'de azalmaya sebep olacaktır.



insan beklentilerini karsiladigi olcude mutlu olur onermesini dogru kabul ederek mutluluğu da beklentilerin bir fonksiyonu olarak yazabiliriz.

m= g(b) [2]



[1] denklemi [2] de yerine koyarsak :

m = g(f(t) [3] yazılabilir.

gösterim kolaylığı açısından f o g = h olacak şekilde [3] denklemini m= h(t) ye dönüstürelim.



şimdi m'in t'ye göre türevini alalım; yani mutluluğun değişiminin tecrübelerden nasıl etkilendiğini inceleyelim.

dm=dh/dt ve [1] ve [2]'den

dm/dt = dm/db . db/dt [4]



şimdi mutluluğu beklentilere ve beklentileri yaşanmışlara bağlayan f ve g fonksiyonlarını inceleyelim.

beklentiler arttıkça mutlu olmanın zorlaştığı, yani mutluluğun beklentilerle ters orantılı olduğu açıktır. yaşadıklarımızın beklentilerimiz ile doğru orantılı olduğunu da daha önce kabul etmiştik. burda en önemli nokta - ve hatta teorinin belkemiği belkide - f ve g fonksiyonlarının aynı mertebeden ve ters işaretli olduğunu görmektir. yani simgeleri yerine koyarak anlatmak gerekirse beklentilerin değişmesinin mutlulukta meydana getirdiği değişim ile (dm/db) yaşanmışlıkların değişmesinin beklentilerde meydana getirdiği değişiklik (db/dt) birbirlerine zıt, fakat büyüklük olarak orantılıldır.



dm/db= k/(db/dt) ve dm/db . db/dt=k olur. [5]

bu durumda [5], [4] formulunde yerine konulursa dm/dt=k sonucu elde edilir ki bu, mutlulugun vizyon'dan bağımsız oldugunu; coban da olsak basbakan da olsak mutluluk miktarımızın değişmeyeceğini gösterir.

Zeki Kantürk 15 yıl önce
issız bir adaya koyulan iki deneğimizin onar tane deniz kabuğu vardır. birinin beş deniz kabuğunu alıp öbürüne verdiğimiz takdirde adadaki mutluluğu sonsuza dek bozmuş oluruz. arkadaşlarımızın başka bir işi gücü olmadığına göre birinin mutluluğu & diğerinin mutsuzluğu ileride sönümlü olarak azalacak da olsa grafiğin altında kalan alan birisi için pozitif, diğeri için negatif olacaktır. birbirlerini dengeleyeceğini varsaydığımız takdirde ortaya atılması gereken mantıklı diğer teori adadaki toplam mutluluğun sabit olup olamayacağıdır. sonuç olarak : daha önce de değinildiği üzere beklentilerin ve yaşanmışlıkların aynı anda değişmemesi nedeni ile mutsuzla mutlu aradaki fark zaman geçtikçe azalsa da bir insanı daha mutlu bir diğerini daha mutsuz etmek mümkündür.



adadaki toplam mutluluğun sabit olup olamadığını test etmek için test edilmesi gereken iki husus vardır.



1) bir kişinin doğumunun veya ölümünün etkisinin olup olmadığı, adada hiç kimse olmadığı zaman adada mutluluk söz konusu olmayacağına göre adadaki mutluluğun kişi sayısıyla en azından orantılı olduğu, her insanın belli bir mutluluk potansiyeli taşıdığı yorumu yapılabilir. sonuç olarak : adadaki toplam mutluluk kişi sayısı ile ilintilidir.



2) yine adadaki deneklerimize onar tane deniz kabuğu verelim, -siz bakmayın aslında mutlu oluyorlar o kabuklarla bi şekilde adada neyin ne işe yarayacağını bilemeyiz- vatandaşlar da mutlu olsunlar. sonra bu arkadaşlar birbirlerinden sıkılmış olsunlar adanın iki ucunda birbirlerinden habersiz yaşamaya başlasınlar vemutluluk grafikleri sabit bir değerde dengelensin. adamlardan birine beş deniz kabuğu daha verdiğimiz takdirde bu onu mutlu edecektir. sönümlü de olsa mutluluk grafiğini bir miktar yükseltecektir. diğer vatandaşın bundan haberi olmadığı için haset edip de kendi mutluluğunu azaltamayacaktır. sonuç olarak : nüfusun sabit olduğu varsayıldığında adadaki toplam mutluluk artırılabilmiştir.



diğer yandan bu teoriyi ortaya atan kişiler "amaan başbakan olsam ne çoban olsam ne, çalışmıyorum ben işte ot gibi yaşamak istiyorum" felsefesini savunacak kişiler değillerdir. genelde varlıklı ailelerin varlıklı çocuklarıdır, hayatın insalara yaptığı haksızlıklar karşısında yaşadıkları vicdan azabını dindirebilmek amacıyla "benim kadar mutludur bunlar aslında, hem bak benim beklentilerim ne kadar yüksek bu yüzden hayal kırıklıklarımda yüksektir benim kesin" diyerek kendilerini avutmaya çalışmaktadırlar. bu bencil bir davranış mıdır? hayır. çünkü bu durumda bencilce olmayan tek davranış her şeyini ama her şeyini tüm dünya vatandaşlarına hibe edip anca sahip olduklarının altı milyarda biri ile yetinmeye çalışmaktır (herkesin aynı şekilde davranmayacağı varsayıldığında).
Bütün Yorumları Görmek İçin Tıklayın
23
az bulutlu
banner260
banner102
banner93
Namaz Vakti 13 Ağustos 2022
İmsak 04:26
Güneş 06:04
Öğle 13:14
İkindi 17:04
Akşam 20:14
Yatsı 21:45
Günün Karikatürü Tümü