Kriz reel sektörü etkiledi mi, etkilemedi mi? Herkesin tartıştığı konuya en büyük denetim firmalarından Grant Thornton Türkiye Başkan Yardımcısı Nazım Hikmet net bir cevap verdi : " Henüz reel sektör etkilenmedi. " Hikmet'e göre 2009 sonuna doğru dünya bu krizden çıkacak...

Kriz komiteleri geliyor

NAZİM Hikmet, namı diğer Mavi Gözlü Dev, Türk vatandaşlığından çıkarılmasına yol açan kararın ortadan kaldırılması nedeniyle geçen haftanın gündemindeydi.

Bu kadar ünlü ve gündemde olan bir insanla her gazeteci röportaj yapmak ister.

 Ancak Nazım Hikmct'le röportaj yapmak elbette ki kimseye nasip olmadı. Para dergisi geçen hafta Nazım Hikmetle bir röportaj yaptı !

Ama memleket hasretini, muhteşem şiirlerini değil, dünya ve Türkiye ekonomisini konuştu.

Dünyanın beşinci büyük denetim ve kurumsal finansman şirketi Grant Thornton'ın Türkiye Başkan Yardımcısı olan Nazım Hikmet'in, sürgünde ölen şairimizle hiçbir yakınlığı yok.

O da zamanının GrantT büyük bölümünü yazarak geçiriyor ancak bunlar, yüz milyonlarca dolarlık cirolar yapan şirketlere ait raporlar.

Çalıştığı şirket Grant Thornton Türk Telekom'un Oger'e satışı, UN Ro Ro'nun KKR'a satışı gibi milyar dolarlık işlemlerde denetim yapan taraf olmuş

Ayrıca şirketlerin varlık değerleri, krizde varlık yönetimi konusunda uzman bir kuruluş.

Hikmet'le global krizin sonuçlarını ve Türkiye'ye etkilerini konuştuk.

Bakıyoruz, firmaların değerleri bir anda 0 seviyesine iniyor. Sizce şirketlerin varlık yönetimleri ve değerlerin belirlenmesinde bir hata mı var?

Buna krizin başlangıcından itibaren bir bakmak lazım. Nereden patlak verdi? Bankaların aktiflerindeki varlıkların piyasa değerinin aniden düşmesinden. Bankaların parası vardır, onu satar karşılığında da gelir elde eder, bunu hepimiz biliyoruz. Burada da bankalar bir sürü insana mortgage kredisi verdi. İnsanlar da onları kiraya verdi, kira gelirleriyle borçları ödedi. Ama piyasa öyle bir hal aldı ki. İnsanlar borçları ödeyemez hale geldiler. Neticede bankaların aktifindeki varlıkların değeri düştü, talep azaldı, varlıkların değeri daha da düştü. Bankalardaki kredilerin piyasa değerleri yok olmaya başladı, özel sektördeki şirketlerin değerleri de aktifindeki varlıklardır. Bankalar verdikleri kredilerin değeri düşünce alacaklarını geri çağırdı ve " nakde dönelim " dedi. Bu defa Amerika hükümeti çok doğru bir karar alarak, piyasaya nakit verdi ki sıkıntı olmasın. Fakat bu da yeterli olmadı, insanlar işsiz kalıp da piyasa ekonomisi yetersiz kalmaya başlayınca şirketlerin aktifleri de değer kaybetmeye başladı. İlk etkilenen sektörler finans olunca, birden insanların satın alma durumları düştü. Perakendede stoklar yüzde 60'a kadar değer kaybetti.

Türkiye'de en fazla hangi sektör etkilendi?

Demir çelik çok etkilendi, çünkü inşaat kötüye gitti. Biz denetçiler, bu yıl en büyük sorun olarak stokların nasıl eritileceğini görüyoruz. Stoklan hangi fiyattan satacaksınız. Ya gerçekleşebilir değerde, yani satılabilir değerde, ya da elde etme maliyetine olan değerde fiyat belirleyebilirsiniz. İnşaat şirketlerinin elinde bir sürü boş daire var. Ama çok fazla düşemiyorlar. Gerçekleşebilir değeri yüksek, ama satış yok. Satamayan şirketlerin bazıları bekliyor. Buna bastırılmış fiyatlar deniliyor. Piyasaların tekrar açılmasını bekliyorlar..

Reel sektör nasıl sıyrılır bu işin içinden?

Reel sektörde bir kriz yok. Reel sektörde belirsizlikten kaynaklanan finans krizinin etkisi var. Mesela hammadde sıkıntısı yok, işçi bulunuyor, mala talep var. Reel sektör diyor ki, bize para verin çok iş yapalım. Bizim müşterilerde öyle söylüyor mesela. Vizyonu var, birikimi var... Türk işadamının en büyük özelliği esnek  olması. Ama finans krizinden dolayı etkilendi. Çünkü bir ara bankalar akreditif bile açmıyorlardı. Aynı tutarda teminat mektubu getir, kredi vereyim diyorlardı. Eğer borçlarını idare edebilecek kapasitedeyse, krizden çıkacak reel sektör. Çünkü dünyaya atom bombası atılmış değil, insanlarda bu paralar var. Er geç bu paralar  piyasaya girecek. Doların değeri epey düşecek. 5-6 ay içinde rahatlama olacak ve 2009 sonuna doğru krizden yavaş yavaş çıkılmaya başlanacak.

Varlık değerlerinde borsa gösterge mi?

Türkiye'de ekonominin yüzde kaçı borsaya açık? Çok derin değil borsa. Borsada gerçek varlık değerleri yansıtılmıyor. Şu dönemde varlıkların değerleri bastırılmış durumda. Bu nedenle eğer şirketler bu süreci iyi yönetebilirse, yaratıcı fikirlerle piyasada yer bulursa, ayakta kalabilecek.

Sizin müşteri portföyünüzde kimler var?

Biz çok büyük müşterilerle çalışıyoruz. 20 milyon TL'nin altındaki işlere bakmıyoruz. İstikbal, Telco Grubu, Çolakoğlu, Kibar Holding, Nurol Holding, Acıbadem Hastanesi gibi köklü kurumlarla çalışıyoruz.

Hiç yabancı şirket saymadınız. Özellikle yerel gruplarla mı çalışıyorsunuz?

Evet saymadım. Bu bizim politikamız. Hem işin başında hem de şirketin sahibi olan patronlarla çalışıyoruz. Bizim iddiamız, " içinde yabancı sermaye olmayan Türk şirketlerinin denetiminde bir numarayız " şeklinde. Şirkete büyük bir yabancı ortak gelince biz bırakıyoruz. Bu her ülkede böyledir.

Krizde patronlar işe direkt el attılar, profesyonelleri kenara çektiler deniliyor. Siz bu durumu nasıl gözlemliyorsunuz?

Şirketlerde, patronların çok büyük önemi var. Bu bütün ülkelerde böyle. Türkiye'de krizi aşmada patronlara büyük iş düşecek. İşin başında olan iyi bir patron şirketi kurtaracak. Ama elbette çok iyi danışmanları, ekipleri olmalı. Kriz sonrasında şirketlerde neler değişecek? Kriz sonrasında önemli değişimler olacak, tıpkı 2001 gibi. 2001'den sonra denetim komiteleri oluşmuştu. Bu krizden sonra risk yönetim komiteleri ortaya çıkacak. Yeni Türk Ticaret Kanunuyla birlikte bu komiteler oluşacak. Doğabilecek risklere karşı önlem alınabilsin diye. Denetçiler çok sıkı denetlenecek... Bunun için de Maliye Bakanlığına bağlı bağımsız denetim üst kurulu olacak. Şu anda mecliste bu konuşuluyor. Risk yönetim kurulunda, yönetim kurulundan farklı kişiler olacak. Şirketin büyüklüğüne göre 34 kişiden oluşacak, işin içinde olmayacaklar. Çağıracaklar genel müdürü, nereye yatırım yapıyorsun, neden mevduata yatırıyorsun, 1 milyon dolar gibi nakdimiz var bunu ne yapıyorsun, neden bu ürünü ürettin diye hesap soracaklar. İnsan kaynaklarını sorgulayacaklar. Neden bu tür insanlar işe alıyoruz diye sorabilecekler. Sadece halka açık şirketlerde değil, bütün hepsinde olacak bu komiteler. Şu anda Amerika'da bununla ilgili çalışmalar yapılıyor. 2009'da kanunlaşırsa, altı ay da geçiş süresi olur, 2010'da resmen başlar. Amerika'daki bu finans olaylarından hepimiz etkileniyoruz, orada olanlar bizde de olacak. Üst denetim komiteleri gelecek, kurumsallaşmak isteyen onlar. Küçükleri söylemiyorum, yani cirosu 10 milyon TL'ye kadar olan şirketler için söylemiyorum. Bunların dışında ekonomi devletleşecek. Devletin eli şirketlere daha çok uzanacak. Şirketlere devlet ortak olacak. Ama bu Türkiye için geçerli olmaz sanıyorum.

Türkiye'de 20. yılını kutluyor

Grant Thornton International, denetim, finans, yeniden yapılandırma, uzmanlık gerektiren konularda danışmanlık ve ABD'nin Chicago şehrinde bulunan GTI, Türkiye'de 20. yılını kutluyor. Eren Bağımsız Denetim ve Engin Serbest. vergi hizmetleri sunan bir şirket. Dünyanın bir çok yerinde bu hizmeti veren muhasebe ve danışmanlık konusundaki uzman kuruluşların oluşturduğu bir yapı. Grant Thornton International üyesi olan 112 ülkedeki 519 ofiste toplam 22 bin 680 kişi istihdam ediliyor. Merkezi Selçuk Ecza deposu 04 ktcîtîi Muhasebecilik Mali Müşavirlik tarafından Türkiye'de temsil edilen GTI, birçok şirketin halka arzında ( Vestel Elektronik ve Selçuk Ecza Deposu gibi ) ve birçok şirket birleşmesinde denetçilik yapmış. Şirket bugüne kadar 30'dan fazla yerel grubu denetlemiş.