banner191

banner148

banner179

banner176

20.05.2010, 01:29

Kadıköy-Haydarpaşa İskeleleri ve Lodos

İstanbul halkının günlük yaşamında Galata Köprüsü’nün daima çok önemli bir yeri olmuştur. Nedeni, Köprü’nün yalnız Galata ile Eminönü’nü birbirine bağlaması değil, aynı zamanda Boğaziçi köylerine, Haydarpaşa ile Kadıköy’e, Haliç’e Adalar’a Moda’dan tâ İzmit Körfezi iskelelerine, geçmiş zaman Yeşilköy’den Bakırköy’e çalışan vapurların hepsinin de Galata Köprüsü’ndeki iskelelerden hareket etmesiydi. Geçmişte adeta bir iskeleler şehri olan İstanbul ilerleyen zamanlarda şehrin hinterlandının değişmesi, yeni yerleşim yerlerinin denize uzaklığı ile ulaşım alanında özellikle karşıdan karşıya geçişlerde deniz yolu unutulunca İstanbul hızla denizden uzaklaşmıştır. Denizyolunun ulaşımdaki yeri 1900 yılların ortalarında % 50’lerde olmasına rağmen bu gün % 2 bulunmaktadır.

 Kadıköy’e ilk kez vapur 1846 yılında çalıştırıldı. Kadıköy, Haydarpaşa ve Boğaz vapurları, önceleri, Galata Köprüsü’nün dış tarafına yerleştirilmiş ve köprü boyunca uzanan dubalara yanaşırlardı. 1912 yeni Galata Köprüsünün hizmete girmesi ile Kadıköy ile Haydarpaşa vapurları için, Köprü’ye dik gelecek şekilde bağlanan büyük bir duba iskele hazırlanıp yerine bağlandı. Bu İskele 24 yıl İstanbullulara hizmet ettikten sonra zaman içinde bir hayli eskidi can ve mal emniyeti açısından yenisinin yapılmasına karar verildi. Eskiyen bu ahşap iskele bir süre sonra kaldırılarak yerine 1936’te Haliç Tersanesi’nde inşa edilen yeni ve modern iskele yerleştirildi.  Bu iskele saçtan yapıldı. Ve iki katlı olan İskelenin salonlarının ve büroların bulunduğu kısımlar çelik konstrüksiyon ile yapıldı araları kontrplak ile kapatıldı. Boyu 74 m eni 18 m su kesimi ise 1 metre idi.   İdare, her fırsatta Avrupa’da bile benzerine ender rastlanan, en yeni sistemde inşa edilmiş olan bu yeni iskelenin, “Avrupa’da bile emsaline nadir tesadüf olunan, her türlü konfor ve tekemmülâtı câmi, yepyeni, modern bir deniz istasyonu” olduğunu belirtilmekteydi. Alt katı yolculara ayrılan iskelenin üst katında Enspektörlük bölümü yer almaktaydı. En uç kısmında da, liman manzaralı bir birahane vardı. Bu iskele binası, zaman içinde birkaç kez onarılıp yenilenerek aralıksız kullanıldı. 19 Aralık 1958 tarihinde bakım ve onarım nedeniyle yerinden söküldü. 3 romörkör eşliğinde Camialtı Tersanesine götürüldü. 16 Ocak 1959 tarihinde şiddetli lodos nedeniyle 22 yılık koca iskele battı Bu iskelenin en büyük özelliğinden biriside 1943 yılında konulan saat sevgililerin buluşma yeri olmuş.  Bu saatin altında günde 200 kişi buluşurmuş 200 kişide boşu boşuna beklermiş...

1930’lu, 40’lı yıllarda, 1912 yapımı Galata Köprüsü’nün Karaköy’e bakan yarısındaki ilk iskele, Şehir Hatları’nın sözünü ettiğimiz Haydarpaşa – Kadıköy vapurlarının iskelesiydi. Onun yanında Adalar – Yalova vapurlarının iskelesi yer alırdı. Bir sonraki iskeleyi ise, Şirket-i Hayriye’nin Üsküdar’a işleyen vapurları kullanırdı. Köprü’nün orta kısmında, Haliç’e girip çıkan tekneler için giriş çıkış geçitleri yer aldığı için, burada iskele yoktu Köprü altı geçidinden sonraki iskele yine Şirket’in Boğaz’ın Rumeli yakasındaki iskelelerine çalışan vapurlarının iskelesi vardı. Bunu, Boğaz’ın Anadolu yakasındaki köylerine çalışan vapurlarının iskelesi izlerdi. Şirket’in Harem-Salacak-Köprü arasında ring seferleri yapan küçük vapurlarının iskelesi de sonuncu iskeleydi ve Eminönü rıhtımının Köprü’yle birleştiği yerdeydi.  Ne var ki, sözünü ettiğimiz 1912 Köprüsü, zamanla hayli yıprandığından her geçen gün bakımı daha zorluklarla yapılır duruma geldi. Üstünden tramvayların, motorlu araçların, yayaların geçtiği, iskelelerine her gün vapurların yanaşıp kalktığı Köprü, gün geldi ki, değil sırtına binen onca yükü, kendini bile ayakta tutmakta zorlanmaya başladı. Yanaşan vapurların şiddetle iskelelere yaslanmaları, manevra sırasında sık sık dubalarına bindirmeleri Köprü’yü her geçen gün biraz daha yıpratmakta devam ediyordu. Bu durumda iskelelerin bir an önce Köprü’den kaldırılması kaçınılmaz olmuştu.

1935 yapımı emektar Köprü iskelesinin yerine Profilo firmasınca İstinye Tersanesi’nde inşa edilen yeni Kadıköy iskelesi eski yerine değil de Karaköy rıhtımına, o zamanki adı Kefeli Han olan bugünkü Uğurlu Han’ın önüne nakledilerek diklemesine gelecek şekilde bağlandı. Ve 19 Mart 1960 günü hizmete girdi. Böylece yorgun 1912 Köprüsü, ilk olarak Kadıköy – Haydarpaşa vapurlarının iskelesinden kurtulmuş oluyordu.

Ne var ki, bu 1960 iskelesi, 1 Mart 1966 günü liman girişinde iki Sovyet tankerinin çarpışması sonunda çıkan korkunç yangında üstüne yanaşmış olan Kadıköy vapuru ile birlikte yanarak kullanılmaz hale geldi. İskele hemen İstinye Tersanesi’ne çekildi. İskele burada büyük bir onarımdan geçti her şerde bir hayır vardır diye bir atasözümüz vardır. İlk yapıldığı zaman dar olan yolcu çıkış yolu iskelenin rantbıl çalışmasını mani oluyordu. Ve bu konuda yolcu şikâyetlerinin ardı arkası kesilmiyordu. Dar olan yolcu çıkış yolu genişletildi tekrar iskele eski yerine bağlanarak hizmete sokuldu. Yoğun olan yolcu çıkışları rahatladı ve şikâyetler de azaldı. Bu onarım sonra yirmi yıl kullanıldı.1984 yılında yerinden sökülerek önce bu günkü Yeni Kadıköy İskelesi’nin Eminönü’ne kalkan vapurların yanaştığı yere bağlandı sonra Harem’e bağlandı burada vapurların bakım ve onarımları yapıldı. daha sonra üst kısımları kesilerek sadece duba kısmı kaldı. Bu iskele bu gün halen faal olarak Tuzla’da bir tersanede hizmet vermektedir.

 Günümüzde hizmet vermekte olan 1984, İstinye Tersanesi yapımı bu Kadıköy- Haydarpaşa iskelesi, 8 Ekim 1984 yılında hizmete girdi çelik konstrüksiyon olup 81 m. uzunluğunda, 24 metre genişliğindeydi. Sekiz adet saç dubanın üstünde yer almaktadır. Tüm iskele alanı 1.944 m2, kapalı alanı 1.216 m2’dir. Altı adet kalın zincirle rıhtıma bağlı olduktan başka baş tarafından da sekiz büyük çapa ile dibe demirlidir. Sağlı sollu iki yanaşma yerinin önündeki derinlik 6.5 m. kadardır. Bu iskelenin inşaatı sırasında bir aksilik oldu bu iskelede bir evvelki iskele ile aynı boyutlarda inşa edildi. Ancak 1966 yılında ki yangından sonra genişletilen yolcu çıkış yolu asıl projeye işlenmeyince yeni iskele 1960 yılında yapılan iskele ile aynı ölçüde yapıldı bu hata fark edilince iskelenin üstüne inşa edildiği her biri bir birinden bağımsız dubalar bir birlerine kaynatılarak yolcu çıkış yolu genişletildi. (İskele için 9 adet duba inşa edilmiş bir tanesi yedek olarak bırakılmıştır. Bunda amaç her duba zaman içerisinde yerinden sökülüp yedek duba ile yer değiştirerek bakım ve onarımı yapılması amaçlanmıştır.) Bu hata bu iskelenin 22 Kasım 2008 tarihinde batmasında en büyük etkenlerden biridir. Bir diğeri ise İDO’nun iskele üzerinde yaptığı fahiş hatalardır ki bunlardan bir tanesi İskeleye tam 11 kamyon beton dökülmesidir.

    

 
 Kadıköy-Haydarpaşa iskelelerinin kaderi hep aynı olmuştur. İlk ahşap iskele batma aşamasında iken yenisi ile değiştirilmiştir. 1936 yılında yapılan iskele 16 Ocak 1959 yılında şiddetli lodos nedeni ile batması neticesinde kullanılamaz hale gelince Karaköy’deki 2 no’lu rıhtıma geçici olarak şimdi olduğu duba konularak 19 Mart 1960 tarihine kadar hizmet etmiştir. 19 Mart 1960 tarihinde yapılan iskele 1 Mart 1966 yılında yanarak büyük hasar görmüş yeniden onarılarak tekrar hizmete girmiştir. 8 Ekim 1984 yılında inşa edilen İskele birkaç defa yangın tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Bunlardan birincisi 05 Mart 1985 tarihinde Anadolukavağı gemisinin iskeleye bağlı iken gemide çıkan yangın neticesinde hasan görmüş bu hasar iskele kapatılmadan iskele hizmet verirken giderilmiştir. İkinci olay ise 28 Ağustos 1992 tarihinde gemi de çıkan yangın iskeleye hasar vermesine rağmen bu hasarda iskele kapatılmadan onarılmıştır. Bu iskelede kaçınılmaz olan sonucu 22 Kasım 2008 tarihinde dubaların su alması neticesinde batması ile son bulmuştur. Bu gün Kadıköy-Haydarpaşa seferleri tıpkı 1960 yılında inşa edilen iskelenin yangın sonrası bakım ve onarımı süresince hizmet verdiği yerde yapılmaktadır ki bu ilahi bir adaletmidir bilinmez...

Yorumlar (4)
Zehra Tutan 9 yıl önce
şehir hatları ve ido da ki kadrolaşmayı görmemek için ya istanbul'da yaşamıyor olmak ya da deniz yollarını hiç kullanmıyor olmak lazım. özellikle son 2 senedir hızlı feribotlardaki bakımsızlıklar hat safhaya çıkmış, deniz ortasında bozulan feribotlar vaka i adiye halini almıştır.



bu bakış açısı ile hızlandırılmış trenin de raydan çıkması yönetimin suçu değildir.



hatta ulaştırma bakanı değil, bizim bakkal mehmet efendi " karaköy iskelesi şiddetli lodosa dayanamadı battı " demecini vermiştir.



bu ülkede günde 10 binlerin kullandığı bir iskele alabora oluyor ve bir tek sorumlu yok. bir tek istifa yok.

üstelik istanbul'un lodosa en korunaklı bölgesinde meydana gelen olayın sonucu doğaya yüklenilmek üzere alt yapı hazırlığı yapılıyor.

birileri de kalkmış akp mi batırdı iskeleyi ne alakası var diyor.

Hakan Tunçtan 9 yıl önce
türkiye denizcilik işletmeleri binası ile yenilenen istanbul liman bölge müdürlüğü binası arasında kalan boş alanda yapılması öngörülen iskelenin mimari projesi tamamlandı. anıtlar kurulu'ndan geçen projenin ihale süreci başlayacak.



işte karaköy iskelesi'nin projesi..



projeye göre, iskele yapısının tasarımında çevre ile etkileşimi düşünülerek özellikle tarihi yarımada tarafından bakışla yakın mesafede yanındaki ve arkadaki binalar, uzak mesafede galata kulesi ile olan ilişkisi göz önüne alınarak cephe oluşumunda rasyonel ve yalın mimari anlatım dili seçildi.



istatistiki veriler sonucu belirlenen yolcu bekleme alanı, yaklaşık 300 metre kare olacak.



karaya paralel eni 6 metre, uzunluğu 40 metre olan gemi yanaşma iskelesinin tam aksına oturan iskele kapalı bekleme mekanı, karadan ve denizden yaklaşımda görsel kesintiyi engellememek için yüksek ve şeffaf tutulacak.



çelik konstrüksiyon taşıyıcı sistemli bina demonte olduğu için gerektiği zaman sökülüp başka bir yere taşınabilecek.



çelik ve cam görünümlü iskele binası 3 metre yükseklikten sonra saçak altına kadar güneş kırıcı ahşap kafeslerle kaplanarak çevre binalarla yarışmayan bir yapı olarak tasarlanacak.



gemilerin yoğun saatlerde yanaşması için 1 no'lu iskeleden yaklaşık 70 metre mesafede bulunan eski iskele, birbirine hafif çelik konstrüksiyon üzeri membran örtü sistemi ile kaplanarak bağlanacak. iskeleler ve yürüme yolu masif ahşap döşenecek.



proje dahilinde yeniden düzenlenecek deniz ile ön sıra binalar arasındaki alanların döşeme kaplaması doğal granit olacak.



eski iskelenin arkasında yer alan lokanta ve kafeterya açık alanları farklı bir malzeme belirlenerek düzenlenecek ve alan sadece yayaların kullanımına açılacak.



-iskele neden alabora oldu?-



bu arada, karaköy iskelesi'nin 21-22 kasım 2008 tarihinde alabora olmasının ardından denizcilik müsteşarlığı istanbul bölge müdürlüğü gemi sörvey kurulu'nca 24 kasım 2008 ile 8 ocak 2009 tarihlerinde kartal ve tuzla açıklarında demirli ters durumdaki duba üzerine çıkılarak yapılan inceleme sonucunda hazırlanan rapor da tamamlandı.



raporda, şu tespitlere yer verildi:



''dubanın 8 tank ve 7 konferdamdan oluştuğu, tankların her birinin 10, konferdamların her birinin de 5 su geçirmez bölümden oluştuğu, dubanın her iki tarafında gemilerin yanaşıp yolcuların inip binmesini sağlayan 3,5 metre eninde yürüme yolunun mevcut olduğu, dubanın üst yapısının yolcu katı, idari kat ve kontrol kulesinden oluştuğu, 83 metre boyunda, 20 metre genişliğinde, 2,80 metre yüksekliğinde olan dubanın üzerinde, duba boyu ve genişliği kadar 80 santimetre yüksekliğinde ayrı bir bölüm olduğu tespit edildi. dubanın ters durumda iken dibinde ve muhtelif yerlerinde saç kalınlık ölçüleri alınmış ve alınan yerlerde değerlerin kabul edilebilir ve emniyetli sınırlar içerisinde olduğu tespit edilmiştir.''



raporda, olayın meydana geldiği gün boyunca devam eden lodos fırtınasının gittikçe şiddetlenmesiyle dubanın karaköy'e bağlı bulunduğu zincir ve halatların koptuğu, dubanın üstünden 20 santimetre aşağıda yürüme yolunun duba ile birleştiği köşenin kenarında yukarıdan aşağıya doğru 80 santimetrelik bir yırtık oluştuğu belirtildi.



raporda, ''olay sırasında dubanın üst kısmındaki 80 santimetre yükseklikte bulunan bölümdeki saçın yırtılmasıyla söz konusu bölmenin suyla dolması sonucunda oluşan 'serbest satıh etkisi'nin dubanın alabora olmasına neden olduğu düşünülmektedir. kazada lodos fırtınasının büyük ölçüde etkisi olmuştur'' denildi.

Metin Şahinbaş 9 yıl önce
130.yıllarca deniz yolunu kullanmış biri olarak, bir karaköy iskelesi aşığı olarak, bir istanbul gemileri aşığı olarak yokoluşunu ağzım açık izledim bu simgenin.



tıpkı şu an bu sevdiğim yapı üstünden dahi siyaset yapıldığını görür gibi. bir gidin artık. bir gidin cidden söylüyorum. bir rahat bırakın insanı. televizyonu açıyorum, aynı patırtı gürültü. tıpkı 10 sene 5 sene 3 sene öncesindeki gibi. tek ilerleme yok, tayyip vs baykal. chp vs akp.



sıkılmadınız mı? mideniz nasıl bulanmıyor anlamıyorum. hayır hayır! bu bir apolotiklik değil! aksine bu bağımsız bir siyaset. gözlerini kapatıp, ayaklarını yere vurarak bağırma siyaseti. "oyunlarınıza alet olmayacağım" diye bağırıyorum bu sefer.



bir fırtına çıktı. sallanmaya başladı iskelem. her zaman usulca sallanırdı, severdim o halini. fakat her zaman düşünürdüm, "bir gün sanki çökecek" gibi.



"yahu baba, 100 km hızla bir fırtına esmedikçe batmaz burası."



belki de böyle dendi, belki de es geçildi bakımı. ama bunun üzerinden ido'ya laf eden beni karşısında bulur arkadaş! ben bu adamların ne yaptıklarını yıllardır üzerinde yolculuk yaptığım gemilerde görüyorum. "bakımsızlıklar had safhada". pardon birader, sen daha önceleri binmedin mi hiç bu gemilere? ben bas bas bağırıyordum bu antikaların adam gibi yenilenmesi gerektiğini o zamanlar. kimse oralı olmuyor, daha büyük dertlerin var olduğu söyleniyordu. ama bu ido olayından sonra bir şeyler değişir gibi oldu, gemiler yenilendi ki ancak bu kadar yenilenebilirlerdi, bir mühendis olarak biliyorum bunu. ben diyorken istanbul siluetini bozmayacak yeni gemiler yapılmalı, millet gülüyordu seneler önce.



neyse, yapıldığında "aaa zamanı gelmişti zaten, öküz ido öküz ido öküz ido, zamanı gelmişti zaten mal ido mal ido mal ido" gibilerinden yine sloganvari şeyler çıkacak. "of" diyecem, tak kulaklığını seyret istanbul'u. başlamışım bu rant kavgasına. bu kadar mühendis, mimar, hukukçu var bu platformda. kaçı tutuşup el ele proje üretelim sevdiğim istanbul'um için dedi merak ediyorum. ben dedim çünkü. nasıl yapayalnız kaldığımı biliyorum.



işte o günden beri, sadece haykıran ve sadece beğenmeyen ve sadece tüketen lüzumsuz lafları dinlemiyorum, duymak istemiyorum. medyanın trollemelerine gelen, araştırmayan, oltadaki yemi gören, parıltısını seven, sloganına düşen "oh işte bu" diye atlayan ama üretmeyen.. kötü bu. düşünmek ve düşünmek ve çalışmak ve kararlı olmak.



alanım olsa bu dubalar ile ilgili bir proje yapmak isterdim. istanbul için bir uğraş vermek isterdim. hadi size fırsat işte. istanbul'a bir şey kazandırın. neden daha iyisini biliyorsanız ortaya sunmuyorsunuz. karşınızdakini neden adam etmeye çalışmıyorsunuz. umarım anlaşılmıştır yazdıklarım. yoksa bilirim cezalandırırsınız
OZAN YURDUGÜL 9 yıl önce
Tek kelimeyle mükemmel bir derleme olmuş. Sayın Ali Bozoğlu'yu çalışmasından dolayı kutluyorum. Yakın zamanda görevim gereği Karaköy iskelesinin tanklarına girip konstrüksiyonunu inceleme fırsatı buldum. Aslında bu iskelenin bir hidrostatik harika olduğunu çok basit ihmallerin nelere yolaçtığını söylemek mümkün.

Tanışmak dileğiyle. Saygılar
26°
sağanak
Günün Anketi Tümü
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?