banner209

banner191

banner148

banner179

banner176

Yanardağın Patladığı An

Japonya’da 2004’ten beri pasif durumda olan Asama Dağı lav püskürtmeye başladı

GUNDEM 03.02.2009, 02:18
Yanardağın Patladığı An

Yanardağın Patladığı An

Japonya’da 2004’ten beri pasif durumda olan Asama Dağı lav püskürtmeye başladı. Japonya’da bir yanardağın faaliyete geçtiği bildirildi. Japonya meteoroloji ajansı, başkent Tokyo’nun yaklaşık 145 kilometre kuzeybatısındaki Asama Dağı’nın sabaha karşı faaliyete geçtiğini ve yanardağdan püsküren küllerin etraf bölgelerin üzerine yağdığını bildirdi.

Ajans, olayda can ya da mal kaybı olmadığını duyurdu.
Yanardağın bin metre uzağında volkanik taş parçaları bulunurken, püsküren küllerin Tokyo’nun yakın çevresine de yağdığı belirtildi. Asama Dağı’nda en son, Eylül 2004’te büyük bir patlama olmuştu. Japonya’da 108 aktif yanardağ bulunuyor.

Yorumlar (1)
yıldırım DELİDUMAN 12 yıl önce
KİTAP YAKAN ADAMIN ( HİTLER ) KÜTÜPANESİ / Alberto Manguel, birkaç ay önce Kitap Zamanı’na verdiği söyleşide, kütüphanesinden yola çıkarak bir insanın portresini yazmanın mümkün olduğunu söylemişti. Bu kışkırtıcı fikir aslında Manguel’e ait değil; seksen yıl önce Walter Benjamin de aynı şeyi yazdı. Benim gibi bazı okurlarda gittikçe bir takıntıya dönüşen böyle bir ‘portre’ denemesine girişen her kitaba iştahla sarılıyorum. Timothy W. Ryback’ın geçen aylarda yayımlanan Hitler’s Private Library (Hitler’in Özel Kütüphanesi) adlı kitabı, bu ‘kütüphane biyografileri’nin sonuncusu.



Adolf Hitler, heyecan verici bir okur tipi olmayabilir; hatta kitap yakmış bir insanın ‘okur’ olamayacağını düşünenlerimiz vardır (faşist yazarlar var olduğuna göre, faşist okurun da varlığını yadırgamamalı). Ryback’ın kitabında ilerledikçe, “Bana gereken her şeyi kitaplardan aldım.” diyen, Shakespeare’i Goethe ve Schiller’den üstünde tutan, gençliğinin bir döneminde neredeyse her gece bir kitap bitiren bir Alman milliyetçisinin portresi çıkıyır ortaya. Özellikle “genç gönüllüleri ihtiyar askerlere dönüştüren” I. Dünya Savaşı yıllarında, Hitler’in cephenin yalnızlığından ve savaşın kıyıcılığından kitaplara kaçtığı anlaşılıyor. Şaşırtıcı görünebilir ama öyle; askere kaydolurken meslek hanesine “sanatçı” yazan genç ve hırslı bir askerin zihin dünyası sonraki on yıl boyunca okuduğu kitaplarla şekillenmiş. Bir insanı kütüphanesinden yola çıkarak tanıma çabasının özündeki soru da budur: Kitap, insanın kaderinde ne denli etkili olabilir? Hiçbir okurun/yazarın kayıtsız kalamayacağı bu soruya belki Hitler gibi uç bir örneği izleyerek yanıt bulabiliriz.



Kitaplar ne kadar tehlikelidir?



Hitler’in kütüphanesinden günümüze ulaşan 1.300 civarında eser var. Kırk tanesinin iç sayfalarına 1920 öncesinden tarihler düşülmüş. Kant, Büyük İskender ve Sezar biyografileri, Rousseau’nun eserleri, Peer Gynt, Heinrich Class’ın Alman Tarihi, Wagner’in Parsifal operası üzerine bir inceleme, Tagore’dan Milliyetçilik, Nostradamus’un Kehanetleri, sanat tarihçisi ve eleştirmen Max Osborne’un Berlin adlı kitabı… Hitler’in özellikle Berlin’i satır satır okuduğu ve yıllarca yanında taşıdığı biliniyor. Bir Yahudi olan Osborne’un kitabı belki de bu yüzden, 1933’te Naziler tarafından yakılan binlerce kitabın arasında yoktu. Bu ilk kararsız okumaların ardından 1920’lerde Hitler’i diktatörlüğe götüren okumalar geliyor: Uluslararası Yahudi - Dünyanın En Önemli Sorunu (Henry Ford), Tarihte Yahudi İzleri (Alfred Rosenberg), Alman Irkının Tipolojisi (Hans. F. K. Günther), Nasyonal Sosyalizmin Temelleri (Alois Hudal), Alman Denemeleri (Paul Lagarde). Hitler, bu dönemde yaptığı okumalarda Yahudilerle ilgili yüzden fazla sayfaya notlar düşmüş. Ryback’ın kitabı, bu okumaların ondaki Yahudi nefretini nasıl bilediğini örnekleriyle gösteriyor. Hitler, çok önemsediği cümlelerin altını iki kere çizmiş, bazı paragrafların yanına notlar almış. Bugün Washington’daki Kongre Kütüphanesi’nin Nadir Kitaplar bölümünde bulunan kitaplarında hâlâ kurşuna, mürekkebe bulanmış parmak izleri karşınıza çıkabilir. Okuma ritüellerinin insanlığın kaderiyle ilişkisi bakımından en çarpıcı örnekse şu: Hitler, Alman Denemeleri’nde Yahudilerin Filistin topraklarına nakledilmesi gerektiğiyle ilgili cümlelerin altını ikişer kez çizmiş. Kitap-hayat ilişkisini, yıllar önce ikinci el bir kitapta altı çizilmiş satırların bugünün Gazze’deki insanlık dramına işaret etmesinden daha iyi ne anlatabilir?



Hitler, diktatörlüğü sürecinde muazzam bir kütüphaneye sahip oldu ama binlerce kitabın yarısından çoğuna göz atma imkanı bile bulamadı. Faydacı bir okurdu, diktatör olduktan sonra gücü elde etiğini, artık okumasına gerek kalmadığını düşünmüş olabilir. Çünkü gençliğinde de kitaplar için tek ölçütü faydaydı; siyasî hırsları açısından işe yaramayan kitapları okumuyordu. İntihar ettiğinde odasında siyasî tarih kitapları ve Nostradamus’un Kehanetleri vardı. Hitler’in o kitaptaki dünya savaşlarına ve felaketlere ilişkin sayfaları okuyup okumadığına dair bir iz yok. Herhalde onu şöyle tanımlamak yanlış olmaz: Kötü ama aradığı şeyi kitaplarda bulabilen akıllı bir okur. ‘Kötü’ insandan ‘iyi’ okur çıktığı pek görülmemiştir.



Bir şeyi hep düşünürüm: Hitler orduya yazılmadan önce Güzel Sanatlar Akademisi’ne başvurmuş ama resim tekniği konusundaki bilgisinin yetersizliği gerekçesiyle kabul edilmemişti. Eğer o gün seçici kuruldaki sanatçılar Hitler’in yeteneğine güvenip gelecekte iyi kötü bir ressam olabileceğini düşünselerdi 20. yüzyıl tarihi nasıl olurdu? Ryback’ın kitabını okuduktan sonra şunu da sorabiliriz: Hitler, 20’li ve 30’lu yaşlarında Nasyonal Sosyalizm’in fikir babalarını okumasaydı insanlık tarihinde ne değişirdi? Asla bilemeyiz.



Meraklısı için not: Kütüphanesine bakarak bir insanın portresinin yazılabileceği fikrinin sahibi Walter Benjamin, kitaplarını Almanya’da bırakarak Hitler’in yol açtığı yıkımdan kaçmaya çalışmış, umudunu kaybedince intihar etmişti. Hannah Arendt’e göre Benjamin’i intihara götüren sebeplerden biri de kitaplarından ayrı düşmekti. M.İLHAN ATILGAN/02.02.2009/ZAMAN KİTAP ZAMANI/



24°
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?