banner191

banner148

banner179

banner176

Davos Zirvesi Başlıyor

İsviçre'nin Davos kasabasında her yıl geleneksel olarak düzenlenen ve ''Davos Zirvesi'' olarak da isimlendirilen 39. Dünya Ekonomi Forumu toplantısı bugün başlıyor.

GUNDEM 28.01.2009, 11:28
Davos Zirvesi Başlıyor

Davos Zirvesi Başlıyor

DAVOS - Mustafa Seven bildiriyor - İsviçre'nin Davos kasabasında her yıl geleneksel olarak düzenlenen ve ''Davos Zirvesi'' olarak da isimlendirilen 39. Dünya Ekonomi Forumu toplantısı bugün başlıyor. Zirvede bu yıl, ''Kriz Sonrası Dünyasının Biçimlendirilmesi'' konusu ele alınacak.

1 Şubat tarihinde sona erecek olan ve ''Son 40 yılın en önemli ekonomik zirvesi'' olarak nitelendirilen Forumda Türkiye'yi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığındaki heyet temsil edecek.

Rekor Düzeyde Devlet Başkanı Katılacak

96 ülkeden 2 bin 500 katılımcının yer alacağı Davos Zirvesi'ne, ilk kez rekor düzey olarak kabul edilen 41 devlet ve hükümet başkanı katılıyor.

Dünya ekonomisinin en büyük ikinci ekonomik krizinin yaşandığı bu dönemde, dünyanın önde gelen ekonomist, işadamı, medya temsilcisi ve sivil toplum kuruluşu yetkilisi, krizden çıkış ve kriz sonrası dünya konusunda ortak akıl arayışı gerçekleştirecek.

Erdoğan Davos'a Gitti                   

                                                 Başbakan Erdoğan Davos Zirvesi'ne katılmak üzere İsviçre'ye gitti.

Hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda soruları yanıtlayan Erdoğan, Davos görüşmeleri kapsamında IMF Başkan Yardımcısı John Lipsky ile bir araya gelmesinin planlanıp planlanmadığı konusunda, orada yaşanacak gelişmelere göre böyle bir görüşmenin olabileceğini söyledi.

Erdoğan, ''IMF ile görüşmelerde bazı hassasiyetlerin hala aşılamadığını'' ifade ettiğini hatırlatarak, bunların ne olduğunu soran bir gazeteciye, ''IMF ile olan görüşmelerde her geçen gün yeni yeni bazı maddeler önümüze gelirse o maddeler bizde hassasiyet oluşturur.

Çünkü bir yola çıkarken bu anlaşmanın içeriğinde neler varsa bunlar bellidir. Ve geçen Mayıstan bu yana sürekli olarak bazı değişiklikler önümüze gelirse ve bunları biz bir kısmını cevaplamışken hala bunların değiştirilerek tekrar önümüze gelmesi bu noktada bizim tabii ki olaylara daha hassas bakmamızı gerektirir'' dedi.

Tiyatro Sanatçısı Atilla Olgaç'ın açıklamalarına ilişkin soru üzerine de Erdoğan, ''Kendisi bunu daha sonradan uydurduğunu ifade etti. Ortada bir senaryo söz konusu. Dolayısıyla böyle bir şey hakkında değerlendirme yapmanın bir anlamı yok'' diye konuştu.
 

Yorumlar (1)
yıldırım DELİDUMAN 11 yıl önce
BAŞKA BİR DÜNYA MÜMKÜN! / ilki 2001 yılında Brezilya"nın Porto Alegre kentinde başlayan Dünya Sosyal Forumu ( WSF ), daha sonra dört kez daha aynı kentte gerçekleştirildi. 2004"te Hindistan"ın Mumbai, 2006"da toplantılarda bölgesel ihtiyaçlara ağırlık verebilmek amacıyla üç farklı kentte-Venezuela"nın başkenti Caracas, Mali"nin başkenti Bamako ve Pakistan"nın Karaçi-gerçekleştirildi. 2007’de ise Kenya’nın başkenti Naoribi’de yapılan Forum’un, bu sene yeniden Brezilya’da yapılması kararlaştırıldı.



Neo-liberalizm karşıtı aktivistleri ve sosyal hareketleri bir araya getiren Dünya Sosyal Forumu"nun (WSF) 8.si Brezilya"nın Belem do Para kentinde başladı. Neo-liberal politikalarla yönetilen küresel ekonomiye alternatif bir dünya yaratma çabalarının sonucu olarak ortaya çıkan WSF için dünyanın 150 ülkesinden katılımcı bir araya geldi.



Forumun bu yılki ana teması "iklim değişikliği" oldu. 27 Ocak - 1 Şubat tarihleri arasında yapılacak olan forum için yaklaşık 2400 çalışma grubu oluşturuldu. Dünyanın her tarafından küreselleşme karşıtı grupları buluşturan organizasyonda daha iyi bir dünya için çalışma ve tartışmalar yapılacak. WSF organizasyon komitesi bu yıl yaklaşık 80 bin katılımcının gelmesini bekliyor.



İsviçre"nin Davos kasabasında çok uluslu şirketlerin finansmanı ile düzenlenen ve neo-liberal politikaların belirlendiği Dünya Ekonomi Forumu"na karşı tavır almak amacıyla ilki 2001 yılında Brezilya"nın Porto Alegre kentinde başlayan WSF, daha sonra dört kez daha aynı kentte gerçekleştirildi. 2004"te Hindistan"ın Mumbai, 2006"da toplantılarda bölgesel ihtiyaçlara ağırlık verebilmek amacıyla üç farklı kentte-Venezuela"nın başkenti Caracas, Mali"nin başkenti Bamako ve Pakistan"nın Karaçi-gerçekleştirildi. 2007’de ise Kenya’nın başkenti Naoribi’de yapılan Forum’un, bu sene yeniden Brezilya’da yapılması kararlaştırıldı.



***



Dayanışma ağlarını buluşturan platform



DÜNYA Sosyal Forumu, dünyanın dört bir yanından gelen binlerce katılımcının ekonomik, siyasal, toplumsal ve çevreye ilişkin sorunları tartıştıkları, birbirlerine deneyimlerini aktardıkları ve gelecekte yapılacak faaliyetler için çeşitli dayanışma ağları kurdukları bir platform işlevini görüyor. Bu dayanışma sonucunda, gerektiğinde direnişleri dünyanın farklı yörelerinde ama aynı günde, hatta aynı anda yürütmek mümkün oldu.



Dünya Sosyal Forumu yol ayrımında mı? Ahmet İNSEL/RADİKAL2 /15.01.2006



Bazıları, geçen yüzyılda komünist hareketin oynadığı rolün bir benzerini Dünya Sosyal Forumu'nun 21. yüzyılda oynayabileceği umudunu taşıyor. Buna karşılık, aşırı realist veya kötümserler ise, siyasal çevrecilik hareketinin 1990'larda başına gelenin, önümüzdeki yıllarda DSF'yi beklediğini iddia ediyor



Liberal küreselleşme politikasına karşı küresel planda mücadele vermek için 2001 yılından beri düzenlenen Dünya Sosyal Forumlarının (WSF/DSF) altıncısı 2006'da yeni bir formül deneyecek. "Çok merkezli sosyal forum" başlığı altında, üç ayrı yerde toplanacak. 19-23 Ocak'ta Bamako'da (Mali), 24-29 Ocak'ta Caracas'ta (Venezuella) ve daha ileri bir tarihte Karaçi'de (Pakistan), Davos'ta toplanan Dünya Ekonomik Forumu'na alternatif arayış ve değerlendirmeler tartışılacak. Caracas'la aynı tarihte düzenlenmesi planlanan Karaçi Forumu, deprem nedeniyle daha ileri bir tarihe ertelendi.

Bamako'da, çok merkezli DSF bünyesinde tartışmalar, savaş ve militarizasyon, küreselleşmiş liberalizm, köylü toplumlarına karşı saldırı, neoliberalizmle pederşahiliğin işbirliği ve kadın mücadelelerinin marjinalleşmesi, kültür, medya ve iletişim, biyolojik çeşitlilik ve çevresel bozulma, uluslararası ticaret ve borçlar, uluslararası düzen, toplumsal mücadeleler, sosyal haklar ve örgütlenmeler ana başlıkları altında gerçekleşecek. Alternatif örgütlenmeler gündeme gelecek. Caracas'ın tartışma programında da ana başlıkların çoğu aynı.

2001'de ilk kez Porto Alegre'de toplanan DSF, bir yandan yıllık toplantı ritmini sürdürürken, Avrupa Sosyal Forumu (gelecek toplantısı Nisan sonunda Atina'da), Afrika Sosyal Forumu gibi bölgesel girişimlerin de ortaya çıkmasına vesile olmuştu. 2004'de ilk kez Porto Alegre yerine Hindistan'da Mumbai/Bombay'da toplanan DSF, 2005'de yeniden yuvaya döndü. 150,000 civarında "delegenin" katıldığı son forumda, DSF'nin geleceği üzerine değerlendirmeler daha yoğun biçimde tartışıldı.

Davos zirvesine egemen olan zihniyetin savunduğu, liberal küreselleşmenin ve ona bağlı politikaların alternatifi olmadığı inancının hegemonyasını zayıflatmak amacıyla, "Başka bir dünya mümkündür" sloganını benimseyen DSF içinde, birbirinden çok farklı eğilimler, pratikler, örgütler ve siyasal anlayışlar yer alıyor. Bunları dört kategoride toplamak mümkün: Radikal gruplar, STK'lar, toplumsal hareketler ve yurttaş girişimi örgütleri. Son Porto Alegre zirvesinde bu farklı eğilimlerin kabaca iki kampta toplandıkları görüldü.

DSF'nin esas amacının soluğunun kesilmeye başladığı tespiti 2004'ten itibaren artan biçimde dile getirilmeye başlandı. Liberal küreselleşmeyi engellemek olan bu amacın arka plana düştüğünü, birbirini sık aralıklarla izleyen dünya ve bölge forumlarının, tanışma, yeniden buluşma ve çok dağınık biçimde tartışma alanları olma işlevinin başlı başına bir amaç haline dönüştüğünü birçok katılımcı dile getirdi. Hatta beşinci DSF sonrasında, bu gidişle DSF'nin sivil toplum kuruluşlarının uluslararası fuarına dönüşeceğini, siyasetsizleşerek, folklorik bir içerik kazanacağını iddia edenler arasında bazı DSF kurucuları da vardı. Örneğin Ignacio Ramonet, DSF'nin bu gidişle, "Davos gibi, ama daha iyi niyetli biçimde iyi yönetişim ilkelerinin egemen olacağı bir 'Sivil Toplum Dünya Fuarı'" olması riskine işaret ediyor.

DSF'nin konumlanışı

2005 Forumu'nda, örneğin Toni Negri ile 'İmparatorluk ve Çoğulluk' kitaplarının ortak yazarı olan Hardt'ın ve Zapatistalara yakın Britanyalı felsefeci John Halloway'in katıldığı, "İktidarı almadan başka bir dünya mümkün" panelinde sergilenen görüşlere karşı, merkezi Belçika'da olan Centre Tricontinental'in yöneticisi Houtart'ın dile getirdiği eleştiri, aslında DSF'nin konumlanışının tartışılmasıydı. Houtart, "İktidara gelmeden toprak reformunu nasıl yaparız?", "Bir siyasal parti dış borçların silinmesini veya Irak'ta savaşa son verilmesini öneriyorsa, onu desteklememeli miyiz?" diye soruyordu. DSF'nin sayısız hedef arasında boğulduğu, bundan sonra yapılması gerekenin birkaç somut siyasal hedef etrafında toparlanmak olduğu görüşüne karşı, Chico Whitaker, Brezilya'da Lula hükümetinin karşılaştığı zorluklara işaret ederek, DSF'nin bugüne kadarki biçimiyle yaşamaya devam etmesinin, dağılıp yok olmaması ya da saygınlığını koruması için elzem olduğunu iddia etti.

DSF'nin ilkelerinden biri, bir kapanış bildirisi yayımlanmaması ve atölye ve panellerdeki tartışmaların tüm farklılığı içinde DSF tarafından benimsenmesi olduğu halde, Porto Alegre Forumu'nun kapanışına yakın bir saatte, içlerinde DSF uluslararası komitesinin üyelerinden bazılarının da bulunduğu 19 imzalı "Porto Alegre Manifestosu"nun basına sunulması, bu tartışmaları iyice alevlendirdi.

Kısa manifesto, DSF'nin "küresel çapta bir yurttaşlık ve mücadele kamu alanı yarattığını", "uluslarüstü şirketler ve mali piyasaların tetiklediği neoliberal küresel tiranlığa ve bunun askeri gücü olan ABD'nin emperyal iktidarına karşı alternatif politika önerilerinin geliştirilmesini sağladığını" hatırlatarak başlıyor. Ardından DSF bünyesi içinde dile getirilen öneriler içinden seçilen 12 hedefi, manifestonun imzacılarının kişisel görüşü olarak, "mümkün başka bir dünya" kurulması yönünde birbiriyle tutarlı bir proje bütünü olarak sunuyor.

Bu 12 hedef, kısaca şunlar: -Güney ülkelerinin kamu borçlarının silinmesi, -Mali sermaye hareketleri, yabancı doğrudan yatırımlar, uluslarüstü şirketlerin konsolide kârları, silah satışları ve sera etkisi yaratan gazlardan aşırı emisyon yapan faaliyetler üzerinden uluslararası vergi alınması, -Bütün vergi, banka ve hukuki muafiyet cennetlerinin adım adım ortadan kaldırılması, -Dünyada yaşayan her insanın iş, sosyal güvenlik ve emeklilik haklarının ve kadın-erkek eşitliğinin ulusal ve uluslarüstü alanlarda kamu politikalarının olmazsa olmaz şartı haline gelmesi, -Her türlü ayrımcılığa karşı mücadele, -Çevrenin yağmalanması ve büyük iklim değişiklikleri tehlikesine karşı acil önlem alınması, -Her türlü adil ticaret yöntemlerini desteklemek ve DTÖ'nün serbest ticaret kurallarını reddetmek, -Her ülkenin veya ülkeler birliğinin gıda güvenliğini ve köylü tarımını destekleme konusunda egemenliğini güvence altına almak, -Her türlü bilgi ve canlı türünün patent altına alınmasına ve başta su olmak üzere, insanlığın ortak mallarının özelleştirilmesine karşı çıkmak, -Bilgilenme ve bilgilendirme hakkını güvence altına almak, -Ülke sınırları dışında yer alan askeri üslerin kapatılmasını ve BM bayrağı altında yer almayan tüm yabancı askerlerin çekilmesini talep etmek, -Kültürel, sosyal, iktisadî ve insanî hakların egemen olacağı biçimde uluslarası kuruluşların köklü biçimde demokratikleşmesi.

Manifesto etkisi

DSF'yi birkaç hedef etrafında toparlama amacı güden bu manifesto, ne ılımlı sendika ve STK'lar tarafından ne de Brezilya'da Lula ve çevresi tarafından pek sıcak karşılanmadı. 19 imzacı arasında Brezilya'dan sadece Emir Sader yer alıyordu. Diğer taraftan, daha radikal bir küresel siyasal cephe oluşturulmasını arzulayan ve yüzleri esas olarak Chavez'e ve Küba'ya dönük olan militanlar ve örgütler için ise, söz konusu manifesto birkaç önemli ilkeyi öne çıkarıyor ama bir iktidar stratejisi çizmiyor.

Porto Alegre'de ve ardından Arjantin'de konuşan Hugo Chavez de, bir yandan Porto Alegre Manifestosu girişimine, yeterli radikallikte bulmadığı için sıcak bakmazken, diğer taraftan DSF'nin "devrimci demokrasi hedefi içinde, antiemperyalist enternasyonal cephenin kurulması ve ilerici güçlerin birliğinin gerçekleşmesi için hızla program ve stratejileri olgunlaştırmasını", "hegemonya ve emperyalizm karşıtı küresel ayaklanmaya yol göstermesini ve bunun için iktidara gelme stratejileri belirlemesini" öneriyordu.

Samir Amin gibi, Porto Alegre Manifestosu'nu imzalayanların arasında yer alan birkaç kişi ve bazı örgütler, 2006'da DSF'nin üçlü ayağından birinin Caracas'ta, "Bolivarcı devrimin" başketinde gerçekleşeceğini dikkate alıp ondan önce Bamako'da, DSF'nin açılışından bir gün önce, DSF'nin içinde yer almayan ama ona bitişik gibi duran, "Dünya halklarının enternasyonalizminin ve antiemperyalist cephenin yeniden inşası" başlığı altında yuvarlak masa toplantıları düzenlemeye karar verdiler.

DSF, 90'larda sol hareketlerin varoluşsal bunalımının yarattığı şok ve liberal küreselleşme dalgasının geniş toplumsal katmanlarda yarattığı şok ortamında, bir tepki ve giderek hegemonyaya direniş girişimi olarak gelişti. Alternatif küreselleşme talepleri ve küreselleşme karşıtlığı bu tepkinin iki iç kutbunu oluşturdu. Bugün DSF içinde veya etrafında yer alan kişi ve hareketlerden bazıları, geçen yüzyılda komünist hareketin oynadığı rolün bir benzerini DSF'nin 21. yüzyılda oynayabileceği umudunu taşıyor.

Buna karşılık, DSF'nin aşırı heterojen bir yapıya sahip olduğunu, siyasal liderlik konusunda çok büyük inandırıcılık zaafiyetleri taşıdığını, siyasal temsil açısından sorunlu olduğunu belirten, aşırı realist veya kötümserler ise, siyasal çevrecilik hareketinin 1990'larda başına gelenin, önümüzdeki yıllarda DSF'yi beklediğini iddia ediyor. Burada işarete edilen gelecek, büyük siyasal parti ve hareketlerin bu fikirleri ve önerileri kısmen benimseyerek, DSF'yi oluşturan grupları bünyeleri içinde eritmeleri veya bunları marjinalleşmeye iterek, radikalleşmelerine ve giderek toplumsal hareketlerden tecrit olmalarına yol açmaları.

Ama bugünden bakarak şunu güvenle söyleyebiliriz. Velev ki bu ikinci varsayım ileride doğrulansa da, dünyada sol düşünün içinde bulunduğu bu karanlık dönemde, DSF'nin gördüğü hegemonya bozucu işlevi küçümsemek mümkün olabilir mi? Ahmet İNSEL/RADİKAL2 /15.01.2006







12°
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?