banner246

banner176

banner242

banner191

banner249

banner148

banner244

banner179

banner248

banner145

AKP'den Rakı ve Roman Açılımı

Siyasette partiler yerel seçimler öncesi açıldıkça açılıyor. Edirne AKP’nin dayanışma yemeğinde de rakı ve roman açılımı dikkat çekti

GUNDEM 23.12.2008, 09:31
2186
AKP'den Rakı ve Roman Açılımı

AKP'den Rakı ve Roman Açılımı

AKP Edirne Merkez İlçe Teşkilatı’nın düzenlediği dayanışma yemeğinde Romanlar sazlı sözlü gösteri yaparken kadehler tokuşturuldu.
AKP Edirne Belediye Başkan aday adayları Mustafa Hatipler, Müjdat Kahve, Ayhan Demir, Hüseyin Asker ve yaklaşık 850 partilinin katıldığı yemekte Edirne Romanlar Derneği üyeleri gösteri sundu.
Bazı davetliler ise yemekteki mönüde alkollü içki olmadığı için kendi paralarıyla restorana rakı ve bira siparişi verip içti. Yemekte partililer yaklaşık 30 şişe rakı ile 100 şişe bira tüketti

Yorumlar (2)
cevdet paçacı 13 yıl önce
İnamadım. O kadarda değil.Bu kadar açılmazlar,boğulma riski vardır.
yıldırım DELİDUMAN 13 yıl önce
Sokaktaki adam anlaşılmaz bir şekilde ilgi gösterse de, reyting sisteminin mucitleri ve kullanıcıları reklamcı ve reklamverenlerdir. Ölçümün temel derdi ise, yüksek gelir gruplarının hangi programları, hangi saat ve kanalda izlediğini anlamaktan öte değildir. Reklamveren sınırlı tanıtım bütçesini kullanırken yanılmak istemez, saptadığı hedef gruba en doğru program ve saatten ulaşmayı amaçlar. Reklam pastasından pay kapmaya çalışan ticari kanallar da bu çerçevede program üretmek ve AB grubu tarafından izlenmeyi ister. Reytingler ise, bu tip programları üretmede “başarılı” program ve kanalları ölçtüğü gibi “başarısızları” da ölçer. Varsayımsal olarak konuşursak, eğer AB grubu Türkiye’nin “merkezine” işaret ediyorsa, CD grubu da “çevresini” gösteriyor denebilir. Tabii ki, AB grubunun, yüksek gelire sahip olma niteliği dışında, “çevre” kültüründen ne kadar kopuk olduğu çok tartışmalıdır. Nitekim, Kurtlar Vadisi gibi bazı programlardaki “ruh örtüşmesi” ortadadır ama, reyting listelerinde kolayca ayrışan programlar ve kanallar da gözlenebilir. Örneğin Kurtlar Vadisi ve kanalı olan Show TV, hem AB hem de totalde yüksek izlenme oranları yakalarken, Flash TV’nin birçok programı, AB grubunda ilk 100’e bile girmiyor ama daha alt gelir gruplarında (CD) biraz olsun iş yapabiliyor.

Görünen o ki, bu sezon sunduğu program yelpazesi ile Flash TV, “Öteki Türkiye”nin eğlence-evlendirme-iş buldurma kanalı olmayı amaçlıyor. Mönüde bir akşam Roman Şov, bir diğer akşam Karadeniz Şov, sabahları Freddy’nin Kabusu gibi ekranlara dönen “ezeli ve ebedi” bir kaynananın sunduğu izdivaç programı, öğleden sonraları ise, acayip bir “iş edindirme/buldurma” şovu var. Canlı olarak yayınlanan ve saatlerce süren programların üretim maliyetinin çok az olduğu bilinir. Örneğin bu nedenle, Show TV’de yayınlanan Var Mısın, Yok Musun ucuz ama AB grubu tarafından da izlendiği için çok kârlıdır. Flash TV ise bambaşka bir yol izliyor, ucuz maliyetli yapımlarla C ve D gruplarını hedefliyor. Örneğin, Pazartesileri yayınlanan ismiyle müsemma Evlere Şenlik programı, AB grubunda 1,38 izlenme payıyla ilk 100’e bile giremezken, CD gruplarında 3,60 pay alarak ilk 30’u zorlayabiliyor.



‘Çevre’nin kültürel kodları

Böylece, oranların, sayıların ötesinde işin sosyolojisi de şekillenmeye başlıyor. Flash TV, “öteki” Türkiye’nin kültürel kodlarını eklemeden, çıkarmadan, “makyajsız” bir biçimde sunduğu için alt gelir gruplarında başarı sağlıyor. Flash’ın birçok programı analizi hak ediyor ama, ilk olarak bir eğlence programına bakılabilir. Örneğin Evlere Şenlik programında, “çevredeki” eğlenme biçimlerine ilişkin önemli ipuçları yakalanabiliyor. AB’de iş yapan eğlence programlarıyla kıyaslarsak, gerçekten de farklı ve eklektik bir eğlence anlayışı gözlemlenebiliyor. Başta sunucular olmak üzere, programa çıkan “starlar” öteki kanallarda sıkça karşımıza çıkan kişiler hiç değil, seyirci de farklılık gösteriyor, göbek atma dışında pek bir varlık göstermiyorlar, sanki bir halk konserindeyiz ama sahne “pavyon” düzeninde. Programın erkek sunucusunun (ki, o da bir “varoş-star”) sesi boğuk, dedikleri ise hiç anlaşılmıyor, kadın sunucu ise “boru” gibi bir sese sahip, bağırarak şarkı çığıran bir detoneler prensesi. Bu sunucu çift, nedendir bilinmez, birbirlerine sürekli olarak “sevgili partnerim” diyor ve diğer şarkıcıları birbirinin ardı sıra sunuyorlar. Ankara pavyonlarında sahne alan ne kadar Sincanlı, Şentepeli, Ayaşlı vb. şarkıcı, türkücü varsa sahne alıyor. Göbek attıranından “Orta Anadolu havaları” çalınıyor, çalınan şarkının meşrebine göre ya seğmenler oyun oynuyor ya da köçekler. Bu arada kadın sunucu, bir animatör gibi, herkesi dansa davet ediyor ve bed sesiyle şarkılar “bağırırken” arkasında çoğunluğu sahte sarışınlardan oluşan bir “bayan dans grubu” eşlik ediyor. Uyumlu danstan nasibini hiç almamış bu “bayanlara” kameraman özel ihtimam gösteriyor, hanfendilerin çeşitli uzuvları sıkça zumlanıyor. Şarkı sözleri desen bir başka alem: Hanım sunucumuz bağırıyor: “Madem niyetin ciddi, gel babamdan iste beni, eğer niyetin dalgaysa, abim öpüversin seni!” Erkek sunucumuz ise tam bir protestocu; Tarkan’ın Şımarık şarkısından mülhem, “seni gidi karpuz kıran, hıyarı tarladan çalan, sonra da götürüp yutan, yahalarsam tıh tıh” demekte beis görmüyor. Herkes gülüyor, göbek atıyor, râm alıyor, neş’eden neş’eye gark oluyor. İşin acıklı tarafı, arasıra Neşet Ertaş’tan bir türkü söyleniyor, sanki böylece “yerelliğe”, “sahiciliğe” göndermede bulunuluyor, sanki “öze” dönülüyor. Ama ne fayda? Bu program baştan sona iğreti bir eklektizmden başka bir şey ortaya koyamıyor. Sanki sınıfsal bir pozisyondan “üst sınıfa” kafa tutuluyor, üst sınıfın beğenileriyle, şarkı sözleri yoluyla kafa bulunuyor, “onun arabası var, özel mi özel, manitası da var, güzel mi güzel” deniyor, programı eleştirenlere sıkça veryansın ediliyor. Ama aynı zamanda, sürekli olarak dertleniliyor, serzenişte bulunuluyor, birbirlerini övüp sen neden daha çok ekranlarda görünmüyorsun diye soruluyor. Söylenmek istenen şu; AB grubunun programlarına özellikle davet edilmiyorlar, önleri her zaman kapatıyor.

Merkezi kültüre kafa tuttukları asla söylenemez, sadece bir refleks olarak, kendilerini merkeze karşı konumlandırıyorlar. Ellerinden gelse, “merkezileşmek” isterler ama inanın, bulundukları yerden çok da hoşnutsuz değiller. Kurdukları, kendince “yaratıcı” eğlence düzeninin söylemi gerçekten çok katmanlı: Halk konseri tadında “yaşanan” bir “pavyondayız” duygusu, içkiye teşvik şarkıları söylenen bir “içkisiz” gazino ortamı, her türünden sahte sarışınlar, janjanlı kumaşlara bürünmüş erkek şakıcılar, dekora dönüştürülmüş seğmenler, zevkle kıvırtan zenneler, birbirine çarpan, ayağına basan bir sözde dans grubu. Kitsch’in şahikası burada kuruluyor, en zevksiz zevk (“bad taste”) burada hızla ve hazla tüketiliyor. Eğlencenin “Öteki Türkiye”deki kodlarını çözmeden ne Recep İvedik anlaşılır ne de Arog’un Arif’i. Flash TV’nin ortaya koyduğu, çevre kültürüne ilişkin hakikatlar üstüne düşünmek durumundayız.21.12.2008 / RADİKAL 2 / ORHAN TEKELİOĞLU: Bahçeşehir Üni.



23
açık
banner102
Günün Karikatürü Tümü