banner246

banner176

banner242

banner191

banner148

banner179

banner248

banner145

"Türk Boğazları'nı Tankerden Arındıralım"

Medvedev'in ziyareti öncesi, Rusya'dan Türkiye'ye tarihi öneri. Bu öneri, İstanbul ve Çanakkale Boğazları’nı petrol tankerlerinden arındıracak.

GÜNCEL 07.05.2010, 01:29
2126

"Türk Boğazları'nı Tankerden Arındıralım"

Rusya Devlet Başkanı Dimitriy Medvedev, 11-12 Mayıs’ta Türkiye’ye yapacağı ziyarete hazırlanırken, Moskova’nın, İstanbul ve Çanakkale Boğazları’nı petrol tankerlerinden arındırarak petrolün tamamının, inşa edilmekte olan Samsun-Ceyhan ve Burgaz-Dedeağaç petrol boru hatlarıyla nakledilmesi önerisinde bulunduğu belirtildi.

Rusya’nın saygın günlük gazetelerinden İzvestiya’da bugün yayımlanan haberde, Asya ve Avrupa arasında köprü vazifesi gören Çanakkale ve İstanbul Boğazı’nın tanker geçişlerine tamamen kapatılması, petrolün, inşa edilen iki boru hattından gönderilmesi fikrinin, ikili hükümetlerarası bir toplantıda ve Medvedev’in 11-12 Mayıs’ta Türkiye’deki temasları sırasında gündeme getirileceği kaydedildi.

Haberde Rusya’nın, Karadeniz’deki, boğazlardaki trafiğin aşırı yoğun olduğu ve bu yüzden gemi geçişlerinin çok geçişinin çok fazla zaman aldığına inandığı belirtilerek, Moskova’nın Türk tarafına sunduğu öneride, Samsun-Ceyhan ve Burgaz-Dedeağaç petrol boru hatlarının tek merkezden kontrol edilmesinin yer aldığı ifade edildi.

Gazete, petrol şirketlerinin, deniz yoluyla petrol transferinin daha ucuz olduğuna ve  bir gemide aynı anda birkaç değişik petrol ürününün taşınabildiğine inandığı için öneriye karşı olduğunu belirterek, petrol boru hatları tekelini elinde bulunduran Rus Transneft’in ise ham petrolün inşa edilen iki boru hattı aracılığıyla taşınabileceğini ve boğazlardan ise sadece petrol ürünlerinin taşınmasını isteği kaydedildi.

Uzmanlar, Rusya’nın Yunanistan ve Bulgaristan ile yapım anlaşmasını imzaladığı 280 kilometre uzunluğundaki Burgaz Dedeağaç boru hattının yüzde 51’lik hissesine sahip olduğunu ve inşaatı devam eden Samsun-Ceyhan petrol boru hattında ise hissesinin bulunmadığına dikkati çekerek, şu bilgileri verdi:

“Burgaz-Dedeağaç boru hattı inşaatı Bulgaristan’ın söz konusu proje için daha iyi ekonomik çevre koşulları talebi yüzünden ertelenmiş durumda.  Samsun-Ceyhan petrol hattı şu anda inşa ediliyor ama Rus tarafının burada hissesi yok. Ancak, üzerinde anlaşmaya varılacak bir mutabakat zaptı, Türk olmayan (Rus-İtalyan) şirketlere boru hattının yüzde 50’lik hissesine sahip olma şansı verebilir. Her iki proje de çok farklı, birbirine rakip projeler olarak görülmesine rağmen bu iki boru hattını tek bir merkezden yönetme fikri, eğer boru hatlarının rolleri çok iyi tanımlanırsa çok da anlamsız görünmüyor. Boru hatlarından birinden yüksek oranda sülfür içeren ham petrol, diğerinden de düşük oranda sülfür içeren ham petrol pompalanabilir.

Öte yandan, Türk boru hattı petrolü, Türkiye’nin dünyanın en büyük limanı haline getireceği Ceyhan’a kadar taşıyacak. Gelecekte Karadeniz’deki petrol transitinin yılda bir buçuk milyar varil civarında olacağı tahminini yürüten Türkiye’nin boru hattından verilecek petrol miktarı konusunda garanti istemesinden dolayı bu konuda yürütülen müzakereler o kadar da kolay geçmemekte.”

Haberde, yılda 968-997 milyon varil arasında petrol transiti yapan Rus boru hattı tekelini elinde bulunduran Transneft’in, bu konuda sadece petrol transferinde gerekli teknik koşulları oluşturma garantisi verdiğine dikkat çektiği belirtilerek, “Uzmanlar, iki boru hattının teknik olarak ilerde birleşebileceğini ancak, en mantıklı şeyin 2 ayrı boru hattı ve 2 ayrı yönetim şirketi oluşturulması gerektiğini savunuyorlar” denildi.

“MEDVEDEV’İN TÜRKİYE ZİYARETİ VE TÜRK-RUS ZİRVESİ”

Bu arada, Kremlin Basın Merkezi tarafından, Medvedev’in 11-12 Mayıs’ta Türkiye’ye resmi bir ziyarette bulunacağı resmen açıklanırken, “Medvedev ve Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık edeceği devletlerarası danışmaların yeni mekanizması olan Yüksek Düzeyde İşbirliği Konseyi’nin ilk toplantısı, Türk-Rus zirvesinin en merkezi olayını oluşturacak” denildi.

Rusya Başbakan Birinci Yardımcısı İgor Seçin, Ankara’da Türkiye-Rusya Hükümetlerarası Karma Ekonomik Komisyon (KEK) Toplantısı’nın 10. oturumunda dün yaptığı konuşmada, Türkiye’nin Rusya’nın kilit partnerlerinden biri olduğunu belirterek, “Rus-Türk işbirliğinin gelişmesi konuları doğrudan iki ülke ve hükümetlerimizin kontrolü altında. Hazırlık çalışmalarının çoğu tamamlandı. şu anda görevimiz Devlet başkanımızın 11-12 Mayıs’taki Türkiye ziyaretinin hazırlığını tamamlamak” ifadesini kullanmıştı.

Öte yandan, Rus haber ajansı RİA Novosti’nin haberinde ise Seçin’in, Medvedev’in ziyaretinin hazırlığı için dün Ankara’ya gittiğini ve burada KEK toplantısına katıldığını hatırlatarak, “Medvedev’in ziyaretinin sonunda imzalanması beklenen çift taraflı belgelerin hazırlığı dünkü komisyon toplantısında tamamlandı” denildi.

Rusya, geçen yıl Ankara’ya göre 38, Moskova’ya göre de 33,8 milyar dolarlık ticaret hacmiyle Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olurken, Türkiye de Rusya’nın en büyük 5. ticaret ortağı durumunda bulunuyor. Rusya ve Türkiye, gelecek 5 yıl içinde ikili ticaret hacmini 100 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Resmi verilere göre, Türk işadamlarının Rusya’daki yatırım oranı 6 milyar dolara ulaşırken, Rus işadamlarının Türkiye’de yatırımları da 4 milyar dolara ulaşmış durumda.

Yorumlar (2)
Okan Telli 12 yıl önce
burgas-alexandroupoli petrol boru hattı da diyebiliriz; yunanistan, bulgaristan ve rusya arasındaki enerji görüşmelerinin sonuçlanması halinde inşa edilmesi planlanan bir enerji nakil hattı.

şimdi rusya'dan ham petrolü yüklenen gemiler istanbul boğazı'nı geçmek yerine bu yüklerini bulgaristan'ın burgaz limanına bırakacak, petrol oradan yunanaistan'ın batı trakya'daki dedeağaç limanına inecek. bu proje ile birlikte istanbul boğazı'ndaki tanker trafiğinin daha da azalması bekleniyor.boğazlarımız açısından hayırlı ama "bir enerji koridoru olarak türkiye" konulu jeo politik söylemlere göre zararlı hattır

Özcan ÜLTANIR 12 yıl önce
Karadeniz’e çıkan Rus, Kafkasya, Hazar ve Orta Asya petrollerinin Türkiye’nin boğazları için ne denli büyük tehlike olduğu bilinen bir gerçek. Montrö Sözleşmesi’nin imzalandığı 1936 yılında, boğazlardan yılda ortalama 4700 gemi geçerken, bu sayı şimdi 50 bini aşmış bulunuyor. Gemi trafiğinin yüzde 20’ye yakınını tankerler oluşturuyor ve petrol tankerlerinde önemli artış gözlenmekte. Çok sayıda kaza yaşandığı gibi, yeni bir kaza için zaman pusuda bekliyor.



Petrol taşımacılığı bakımından Karadeniz’in önemi artıyor. Örneğin, iki yıl önce boğazlardan tankerle geçen petrol 170 milyon ton iken, 2010 yılında Karadeniz’e çıkacak petrolün 300 milyon ton olması bekleniyor. Türkiye bunun için boğazları bypass edecek, ama Karadeniz’den taşınacak petrolü kendi üzerinden geçirecek boru hatları projelerine yöneldi. Bakü-Tiflis-Ceyhan ilkti, Hazar’dan gelecek petrolün bir kısmına ayrılmıştı. Karadeniz’e çıkacak petrol için Türkiye’de ortaya atılan iki yeni proje daha oldu, Türkiye dışında ise beş proje geliştirildi.



Söz konusu yedi projeden en kısa olanı, Türkiye’ye ait Kıyıköy - İbrikbaba güzergâhını izleyecek, 198 km uzunluktaki Transtrakya projesi idi. Bu proje için 17 Haziran 2003’de özel sektör tarafından ilk müracaat yapıldı, tamamlanan ve Başbakanlığa yollanan dosya her nedense, bir türlü Bakanlar Kurulu gündemine alınmadı. Söz konusu projeye Dışişlerinin ve Genelkurmayın olumlu görüş bildirdiği biliniyor. Hattı dolduracak petrol için garantisi olan bir projeydi. Projenin yapım süresi 21 ay olarak öngörülmüştü, ama 45 aydır müracaatı sonuçlandırılmıyor.



Türkiye’nin Transtrakya projesine alternatif, dışarıda geliştirilen proje ise, Bulgaristan Burgas (Burgaz) ile Yunanistan Alexandroupolis (Dedeağaç) arasındaki 178 mil (285 km) uzunluktaki hat oluyor. Transtrakya’ya paralel hat da denilebilir. Her iki proje de Batı Karadeniz’e tankerlerle gelecek petrolü, Ege Denizi’nin kuzeyine taşıyacak boru hatları. İşin başından beri Ruslar, Trakya üzerindeki projelere sıcak bakıyorlar.



Türkiye’nin elini çabuk tutup Transtrakya hattını bir an önce yaptırması gerekiyordu. Bunun yerine, bir başka özel sektör şirketi tarafından geliştirilen Sivas veya Kayseri’den geçmesine bağlı olarak 510 ya da 550 km uzunlukta olacak, Samsun-Ceyhan (Transanadolu) boru hattı projesi ortaya atıldı. Bu proje iktidar tarafından o denli kayırıldı ki, İtalyan ENI şirketi Enerji Bakanlığı’nın istemi üzerine özel sektör projesine ortak edildi. Resmi başvurusu Transtrakya Projesi’nden sonra olan Samsun-Ceyhan Projesi, Bakanlar Kurulu’ndan hızla geçirildi, Cumhurbaşkanlığı onayında bir süre bekledi, ama geçen yıl Mayıs ayında Çankaya’dan da onay aldı.



Rusların Samsun-Ceyhan hattına yanaşmak istemedikleri, petrol vermek için taahhütte bulunmadıkları basında çokça işlendi. Hükümet ise, Samsun-Ceyhan hattını İsrail’in Kızıldeniz’e açılan Eylat limanına kadar uzatmak projesini gündeme getirdi. Böylece hem Rusya’daki Yahudi lobisinin, hem de Amerika’nın desteği arandı. Oysa, Ceyhan’dan Eylat’a petrol taşımak, Türkiye’nin elindeki fırsatı İsrail’e kaptırması, Ceyhan yerine Eylat’ın petrol terminali olması demekti. Bunun Türkiye’nin çıkarlarıyla bağdaştığını söylemek olanaklı gözükmüyor.



Neyse ki, 1 Mart Perşembe günü BOTAŞ’ı ziyaret eden ABD Büyükelçisi Ross Wilson, Amerika’dan Samsun-Ceyhan’a destek gelmeyeceğini söyledi. 5 Mart 2007 tarihinde basında yer alan haberde, Wilson’un Yunanistan ve Bulgaristan’ın gerçekleştirecekleri Burgas-Alexandroupolis projesine de, Samsun-Ceyhan projesine de Amerika’nın eşit mesafede olduğunu söylediği açıklanıyordu. Artık, Samsun-Ceyhan’a özel bir destek olmayacağı kesindi. Buna karşın, Enerji Bakanı Hilmi Güler 13 Mart 2007 tarihinde gazetecilere, “Samsun-Ceyhan boru hattını ne olursa olsun gerçekleştireceğiz“ demiş de, zaten doluluk (throughput) garantisi olmayan Samsun-Ceyhan’ın bundan sonra gerçekleşmesi kolay olmayacak gibi.



Hemen belirtelim, ABD Enerji Bakanlığı’nın internet sitesine yerleştirilmiş bilgilerde, boğazları bypass edecek projeler arasında ne Samsun-Ceyhan, ne de maalesef Transtrakya hattının adı yok. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 14-15 Mart 2007 tarihli Yunanistan gezisinde, geciktirilmiş boru hattı projesi diye tanımlanan Burgas-Alexandroupolis hattının yapımı kesinleşmiş oldu. Şimdi soruyoruz, bugünkü iktidar üç yıl önce Transtrakya hattı projesine onay verseydi, inşaat süresinin iki katını aşkın zaman yok yere harcanmasaydı, tamamlanmış ya da tamamlanmak üzere olacak bir hat varken, Putin yine Burgas-Alexandroupolis hattına yönelecek miydi? Ne yazık ki bugün Türkiye kaybetmiş görünüyor.





Biz Mart 2004’den bu yana, böyle bir kayıpla karşılaşılmaması için basında ve medya da onlarca uyarı yaptık. Son kez geçen yıl 18 Ağustos 2006 tarihinde, Kanal B’de Gökkuşağı programında, bu uyarılarımızı yineledik. Türkiye, göz göre göre elindeki fırsatı kaçırdı. Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 10 gün önce, yani “Atı alan Üsküdar’ı geçtikten sonra”, 2003’de ilk Transtrakya müracaatını yapan şirketten yeni bilgiler istemiş. Buna ancak, “günaydın” veya “geçmiş olsun” denir.



Yabancı basında yorumlandığı gibi, Burgas-Alexandroupolis projesi sadece Türkiye’nin boğazlarını değil, önemli bir taşıma güzergâhında Türkiye’yi bypass, yani saf dışı ediyor. Hiç kuşkusuz, bu gelişme Ankara-Moskova enerji işbirliğini yavaşlatacaktır. Geçen yıl Rusya ile 20 milyar dolarlık ticaret yapıldı ve Rusya, Almanya’nın ardından ticarette Türkiye’nin ikinci partneri. Türkiye, 2006 yılında Rusya’dan 28.5 milyar dolarlık fuel-oil, doğalgaz, ham petrol, LPG ve kömür ithal etmiş bulunuyor. Rusya, Türkiye doğalgaz ithalinin yüzde 65’ini, ham petrol ithalinin yüzde 20’sini karşılıyor. Türkiye bu bilançoyu yeniden gözden geçirmeli.



Rusya’nın ihracat ve rekabet bağımlılığından kurtulmak için ABD ve AB, Karadeniz enerji stratejilerini geliştirme kararı almışlardı. Burgas-Alexandroupolis hattının bu stratejide yeri vardır sanıyoruz. Çünkü, bu stratejide Türkiye saf dışı edildi, ya da diplomatik deyimiyle rolü donduruldu. Bu arada Rusya’ya karşı, Türkiye’nin elinde kozlar var. İkinci Mavi Akım projesi ve Nabucco projesi Türkiye tarafından koz olarak kullanılabilir. Bu sayede, Türkiye Transtrakya projesine yeni bir imkân da yaratabilir.



Rusya, Kafkaslar, Hazar ve Orta Asya’dan çıkacak petrolün dünya piyasalarına ulaştırılması için çoklu hatlara gerek var. Sonuçta hepsi yapılacak, ama öncelikler ekonomik tercihlerle verilmeli. Burgas-Alexandroupolis hattının tercihi, Transtrakya yanında ekonomik değil, siyasi tercih görünüyor. Hükümet, bunu Rusya’ya, ABD’ye, AB’ye anlatarak, Transtrakya projesini öne çekebilecek enerji diplomasisi başarısı gösterebilir mi? Samsun-Ceyhan ısrarından vazgeçmeden olmaz herhalde!...

banner255
2
parçalı bulutlu
banner102
banner85
Günün Karikatürü Tümü