banner242

banner176

banner246

banner191

banner249

banner148

banner145

banner179

banner248

Rumlar Ambargodan Şikayetçi

Kıbrıs Rum yönetimi Limanlar İdaresi Müdürü Yannakis Kokkinos, Türkiye'nin Rum bandıralı gemilere uyguladığı ambargo hakkında konuştu.

GÜNCEL 21.01.2009, 20:30
1830
Rumlar Ambargodan Şikayetçi

Rumlar Türkiye'nin ambargosundan şikayetçi

Kıbrıs Rum yönetimi Limanlar İdaresi Müdürü Yannakis Kokkinos, Türkiye'nin Rum bandıralı gemilere uyguladığı ambargo hakkında konuştu. Kokkinos, ''1997 yılından beri Türkiye tarafından Rum bandıralı gemilere uygulanan ambargo nedeniyle Güney Kıbrıs'ın bugüne kadar 170 milyon Avro kaybettiğini'' söyledi.

Lefkoşa- Rum Simerini gazetesinin haberine göre, Kıbrıs Rum yönetimi Limanlar İdaresi Müdürü Yannakis Kokkinos, Türkiye'nin Rum bandıralı gemilere ambargo uygulamasının Kıbrıs Rum kesiminin liman sanayisini etkilediğini ve armatörlerin Güney Kıbrıs'ı müteşebbislerinin merkezi haline getirmediğini kaydetti.

İki büyük armatör şirketi ''Evergreen'' ve ''Cosco''nun, Güney Kıbrıs'tan ayrıldığını açıklayan Kokkinos, birçok şirketin gemi güzergahlarını Güney Kıbrıs limanlarına çevirmek istediğini, ancak gidiş güzergahı Türkiye olan konteynerleri taşımalarının mümkün olmamasından dolayı bunu yapamadıklarını ifade etti.(aa)

 

Yorumlar (2)
yıldırım DELİDUMAN 13 yıl önce
Türkiye’nin bu süreçten ve mücadeleden kaçınması mümkün değil. Kontrol edilebilir ve edilemez iç ve dış dinamikleri olan bu sürecin nasıl sona ereceği da belli değil. Süreç sona erdiğinde, Türkiye jeopolitik kimliğini ve rejimini yeniden tanımlamış olabilecek. Bu süreç tamamlandığında, Türkiye geleceğini, devletin kimler tarafından ve nasıl yönetileceğini de belirleyebilecek. Dinamik bu süreçte yapılan hatalardan geriye dönüş olmayabilir. Bu süreç, rövanş duygularından arındırılmış akılcılığı gerektiriyor. Bu süreç, adil yargı kadar devlet aklına da ihtiyaç gösteriyor.Nejat Eslen: Emekli Tuğgeneral



Suç işleyenler ayıklanmalı ve cezalandırılmalı. Ancak, dünyanın gelişmelerini ve Türkiye’nin geleceğini Avrasya boyutunda değerlendirenler ve Türkiye’nin yeni küresel sisteme uyumu için düşünce üretenler potansiyel bir Ergenekon suçlusu gibi görülmemeli



Günlük magazin haberlerine ve yorumlara kapılarak Ergenekon sürecini anlamak zor. Çünkü, Ergenekon basit bir çete operasyonu değil ve bu süreç Ortadoğu’nun değişen dinamikleri ile yakından ilgili.

Türkiye’nin en ciddi sorunu, çok kutuplu dünya düzenine geçişi yaşayan yeni küresel sisteme adaptasyonu ile ilgili ve Ergenekon süreci ( veya projesi) bunun tam da içine düşüyor.Türkiye’nin yeni uluslararası sisteme en az hasarla adaptasyonu ise Ergenokon için arkeolojik kazılar yapmakla değil, bu süreci anlamakla, tanımlamakla ve bu konuda korkular değil düşünceler üretmekle gerçekleşebilir.

Ergenekon sürecinin varsa suçluları ayıklanmalı ve cezalandırmalıdır. Ancak, dünyanın hızlı bir değişim sürecine girdiği, Soğuk Savaş döneminin kalıplarının değiştiği, ne iki kutuplu ne de tek kutuplu düzene benzemeyen yeni ve farklı, çok kutuplu bir uluslararası sistemin oluştuğu, bu sistemde yeni güçlerin ve güç merkezlerinin ortaya çıktığı, küresel ekonominin ve jeopolitiğin ağırlık merkezlerinin Atlantik’ten Pasifik’e kaydığı, küreselleşmenin etkin aktörlerinin çoğaldığı da bilinmelidir.

Yaşanan süreçte, küresel ekonomik krizin çok kutupluluğa geçişi hızlandıracağı,bu krizin ABD ve Avrupa ekonomilerinde yıkıcı etkiler yaratırken ABD’nin jeopolitik etkinlik alanını daraltacağı, Çin ve Hindistan gibi Asya ülke ekonomilerinin küçülseler bile Batı ekonomilerine oranla bu krizden avantajlı çıkacağı, bunun bir sonucu olarak Çin’in üretim kapasitesinin küçülmeye başlayan ABD üretim kapasitesine tahmin edilen süreden önce erişeceği, bütün bunların Avrasya’daki dengeleri değiştireceği, tüm bu gelişmelerin ise Avrasya boyutunda tehdit ve fırsat algılamalarının yeniden tanımlanmasını gerektirdiği de anlaşılmalıdır.

Suç işleyenler ayıklanmalı ve cezalandırılmalıdır. Ancak, bütün bu gelişmeleri Avrasya boyutunda değerlendirenler ve Türkiye’nin yeni küresel sisteme uyumu için düşünce üretenler potansiyel bir Ergenekon suçlusu gibi görülmemelidir.

Konu daha da somutlaştırılacak olursa, yeni uluslar arası siteme adaptasyonu ile ilgili olarak Türkiye’nin üç jeopolitik seçeneğinin olduğu ve yeni sürecin denge politikaları üzerine inşa ederek sürdürülemeyeceği söylenebilir.

Birinci seçenek, Türkiye’nin AB’ye entegrasyonu ile ilgilidir ve bu seçenek mevcut yönetim tarafından derin dondurucuya yerleştirilmiştir. Ayrıca AB, Türkiye’nin sorunlarını, nüfus ve coğrafya büyüklüğünü hazmedilemez bulmakta ve zaman içinde çıkarlarına ters düşecek olsa da Türkiye’yi dışlamaktadır.



İkinci seçenek

İkinci seçenek, ABD’nin arzu ettiği seçenektir ve bu seçeneğe göre Türkiye’nin Avrasya’ya kayması önlenecek, bu amaçla Türkiye AB’nin yapısına demirletilecek, Ilımlı İslam kimliği ile Ortadoğulaştırılacak ve modernleşmek isteyen Ortadoğulu ülkelere yeni jeopolitik kimliği ile model olacaktır.( Bunu ABD istihbarat raporları söylüyor) Bu seçenek doğal olarak dayatılan yeni kimlik nedeni ile Türkiye’nin mevcut rejimini zora sokarken, AB üyeliği şansını sıfırlayacaktır.



Üçüncü seçenek

Üçüncü seçenek ise birinci ve ikinci seçenekleri uygun görmeyen, yeni uluslararası sistemi daha iyi okumaya çalışan ve bağımsız politikalarla Avrasya’ya açılmak isteyenlerin seçeneğidir ve bu seçeneği benimseyenler potansiyel Ergenekon suçlusudur. İşte Türkiye, yeni uluslararası sisteme adaptasyon sürecinde, bu seçenekler arasındaki mücadeleyi ve gerilimi yaşıyor ve bu mücadele Ergenekon olarak günlük hayata yansıyor.

Türkiye’nin bu süreçten ve mücadeleden kaçınması mümkün değil. Kontrol edilebilir ve edilemez iç ve dış dinamikleri olan bu sürecin nasıl sona ereceği da belli değil. Süreç sona erdiğinde, Türkiye jeopolitik kimliğini ve rejimini yeniden tanımlamış olabilecek. Bu süreç tamamlandığında, Türkiye geleceğini, devletin kimler tarafından ve nasıl yönetileceğini de belirleyebilecek. Dinamik bu süreçte yapılan hatalardan geriye dönüş olmayabilir. Bu süreç, rövanş duygularından arındırılmış akılcılığı gerektiriyor. Bu süreç, adil yargı kadar devlet aklına da ihtiyaç gösteriyor.21.01.2009/Radikal/ Nejat Eslen: Emekli Tuğgeneral





capt.izzet 13 yıl önce
ufakcık bir zararda hemen hortluyorsunuz.kuzey kıbrısın basına gelenler.alın avrupa birliğini arkanıza vur ha vur abalıya.yok öyle yağma tanımıyoruz sizi tanımayacağız.ne şimdi nede gelecekte.
33
açık
banner102
Günün Karikatürü Tümü