banner209

banner191

banner148

banner179

banner176

'Montrö'nün avukatlığı sana mı kaldı?'

İstanbul Kazlıçeşme mitinginde konuşan Başbakan Erdoğan; Kanal İstanbul projesini eleştiren CHP Lideri Kılıçdaroğlu'na çattı, 'Montrö imzalanırken böyle tankerler mi vardı' diye so

GÜNCEL 06.06.2011, 00:13
'Montrö'nün avukatlığı sana mı kaldı?'

Başbakan Erdoğan, İstanbul'daki en büyük mitingini Kazlıçeşme'de yaptı.

Kalabalığa "CHP'nin projesi var mı? İstanbul'la ilgili projeleri var mı" diye soran ve "hayır" cevabını alan Erdoğan, Kanalistanbul projesine yönelik Kılıçdaroğlu'nun eleştirileri olduğunu anlattı.

Başbakan Erdoğan, "Ben Kanalistanbul dedim, o ne dedi 'burada insan yok.' Animasyonda yanlış yaptık. Yanlışımız kanalda gemileri yürüttük, halbuki insanlarımızı yürütecektik. Denizin üzerinden insanları yürütseydik Kılıçdaroğlu 'yürüttünüz ama insanlar yüzme bilmiyor' derdi. Düşüncesi bu. Kanal yapılacak burada onbinlerce insan çalışacak. Bu kanal kendiliğinden yapılmaz ki. Ayrıca bu projenin sağında solunda belli noktalarında yapılanma olacak. Buralarda insanlar oturacak, alış veriş merkezleri olacak. Burada bütün Karadeniz'in canlıları, balıkları Marmara ile de bululacaklar. Kanalistanbul ile bir çevre devrimini gerçekleştiriyoruz. Boğaz'ı büyük bir tehditten kurtarıyoruz. Daha önce meşhur Romen tankeri, Selimiye önlerinde yandı. O yandığında birçok hamile kadın rahatsız oldu ve düşük yaptı. 3 ayı aşkın belki daha fazla süre o gemi orada yandı. Şimdi artık daha büyük gemiler var. Geçen akşam çıkmış diyor ki 'bu Montrö'ye aykırıdır'. Montrö'nün avukatlığı sana mı kaldı? Anlaşma imzalanırken böyle tankerler mi vardı? Ne tarihi takip ediyor, ne bugünü. Buradan 150 bin tonluk tankerler geçerken dümeni kilitlenip, Boğaz'da saplanması halinde orada yaşanacakların hesabını yapıyor musun? Montrö yapılırken buradan küçük gemiler yapılıyor. Biz çevreyi, ülkemizi hem de bu bölgede yaşayan insanımızı korumak zorundayız. Kanalistanbul böyle bir önemi var, böyle bir değeri var. Ama Kılıçdaroğlu bunun farkında değil. Alışacak, öğrenecek. Daha çıraklıktan geçmedi. Bunu bir kere halletmemiz lazım" ifadelerini kaydetti.

Yorumlar (4)
gökhan aydınus 8 yıl önce
bu yaptığınız habercilik tamamaen hükümeti savunuyor,habercilik bildiğiniz gibi tarafsız olmalı...
Onur Sabri Durak 8 yıl önce
Sayın site yetkilileri,

Bu haberinizle ilgili olarak, siyasi tartışmaların dışında, Montrö'nün önemine ilişkin bir vurgu yapmak ve akabinde de yine siyasi tartışmaların dışında, Kanal İstanbul (bu kullanımın Türkçe'mize ne kadar yakıştığı da başkaca bir tartışma konusudur)ile ilgili olarak tüm vatandaşlarımızın (hatta ilgili mevzuat gereğince, yabancıların da) sahip olduğu bir hakka temas etmek istiyorum.



1) Montrö, Türk Boğazlarına ilişkin bir sözleşme olmakla birlikte, içeriğini belirlemek önem taşımaktadır. Montrö, sadece gemilerin, Türk Boğazlarından geçişini düzenlemekle mi yetiniyor, yoksa, Türkiye Cumhuriyeti'ne ilgili coğrafyada egemenlik hakkı da tanıyor mu? Bu sorunun, cevabı Montrö, öncesi dönem ve Montrö dönemi ile karşılaştırıldığında, Montrö'nün sadece gemilerin Türk Boğazlarından geçişi dzenlemekle kalmadığı, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyetine, egemenlik hakkı tanıdığı şeklinde verilebilir. Bu koşullar altında, egemenliğin sahibi olan her vatandaşın da, egemenliğimizi tehdit eden her duruma karşı, kendini koruma, görüş bildirme ya da bu tür girişimlere karşı çıkma hakkı olduğu, yadsınamaz bir gerçektir. Bu sebeple, A ya da B şahsının, "Kanal İstanbul" projesine yönelik eleştirilerini, illa ki belirli bir öğreti ya da siyasi görüşle bağdaştırmak, onun avukatlığını yapıyor şeklinde değerlendirmek, ne kadar doğru bir yaklaşımdır? Bunun ötesinde, böylesi bir tartışmanın, bir denizcilik platformunda yer alması ne kadar doğrudur?



2) "Kanal İstanbul" projesi, çevresel etkileri olan bir çalışmadır. Çevrenin etkilendiği projelerde, demokratik ülkelerde benimsenmiş ve özümsenmiş, ülkemizde ise, mevzuatta kendine dar kapsamlı da olsa yer bulabilen "Kamunun Katılımı İlkesi" önemli rol oynar. Bu bağlamda, "Kanal İstanbul" gibi projelerde, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının, üniversitelerin, sivil toplum örgütlerinin, bölgede yaşayan kişilerin görüşlerinin çeşitli yöntemlerle alınması gerekmektedir. Bu süreç içerisinde, ilgili her kişi, konu hakkında görüş ve öneri bildirebilir, muhalefet edebilir, idari ya da hukuki yollara başvurabilir. Bir diğer anlatımla, konuyla ilgili her birim ya da birey, sürece etkin şekilde katılabilir. Bu katılım, bu tür projelerdeki eksikliklerin giderilmesine,projenin olumsuz yönlerinin azaltılmasına ya da kaldırılmasına, çevresel etkinin en aza indirilmesine yardımcı olur. Kısaca özetlemek gerekirse, demokrasinin öz ilkelerinden olan kamunun katılım ilkesi gereği, ilgili herkes konu hakkında görüş bildirebilmelidir. Bu görüş bildiri mi de illa ki bir öğretinin, siyasi yaklaşımın vs avukatlığı olmak zorunda değildir.



Bizlerin, bu tür platformlarda, habercilik anlamında ya da eleştirel olarak dile getirmesi gerekenin kanımca, söz konusu projenin bizlere getirdikleri ve götürdüklerinin, uygun bir dille tartışmaya açılması olsa gerek. Aksi takdirde, o şahsın ya da bu şahsın, siyasi güdülerle vermiş oldukları beyanların, denizcilik sitesine taşınmasının bir anlamı olmayacağı gibi, konu hakkında da bir ilerlemeye yardımcı olmayacağı açıktır.



Kamunun Katılım İlkesi için;

a) Stokholm Deklerasyonu, m.7

b) Rio Konferansı, m.10

c) Aarhus Sözleşmesi (Tamamı)

d) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 35, m. 43, m. 44, m.45, m. 56, m.57, m.63,m.169

e) Çevre Kanunu, m.3, m.4, m.9,

f) Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, m.13/g

g) Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği, m.8, m.9

vb.



Onur Sabri Durak
Arda MEVLÜTOĞLU 8 yıl önce
Montrö, İstanbul ve Çanakkale Boğazları'nın ve dolaylı olarak Karadeniz'in güvenliğini güvence altına alan bir sözleşmedir. Türkiye Cumhuriyeti'nin üzerinde inşa edildiği en temel anlaşmalardandır.



Bu sözleşme, boğazlardan askeri ve sivil gemilerin geçişlerini ve boğazların güvenliğini düzenler.



Montrö'ye göre, Karadeniz'e kıyısı olan ve olmayan ülkelerin askeri gemilerinin geçişleri belli koşullara bağlanmıştır.



Karadeniz'e kıyısı olmayan bir ülkenin harp gemisi, Boğazlar'dan, önceden izin almak kaydıyla geçebilir ancak Karadeniz'de 21 günden fazla kalamaz.



Karadeniz, Avrupa ve Asya'yı hem kuzey-güney hem de doğu - batı istikametlerinde kontrol eden ayrıca Hazar Havzası ve Kafkaslar'ın geçidi konumunda, son derece stratejik bir denizdir.



Karadeniz'e hakim olan güç, Avrasya'nın giriş kapısının anahtarını elinde bulundurur; Hazar ve Kafkaslar coğrafyalarını doğrudan kontrol edebilir.



Montrö ile Türkiye, hem Soğuk Savaş döneminde SSCB'ye, hem de Soğuk Savaş sonrası dönemde ABD ve Rusya'ya karşı son derece güçlü bir hale gelmiştir. Öte yandan SSCB'den sonra Karadeniz Donanması'nın çürümesi ile birlikte Karadeniz'in tek hakim gücü haline gelmiştir.



Avrasya coğrafyasının. özellikle Kafkas ve Hazar bölgelerinin stratejik öneminin artması ile, ABD'nin bölgede hakimiyet kurma çabaları artmıştır. Renkli devrimler, eski Doğu bloku ülkelerinin NATO üyelikleri ve enerji nakil hatları vasıtası ile bölgeye giriş yapmıştır. Romanya, Bulgaristan, kısmen Ukrayna ve Gürcistan kendi saflarına çekilmiştir.



Ancak Montrö'den dolayı ABD, bölgede kalıcı bir askeri varlık bulunduramamaktadır. Ancak bu, aşılması gereken bir engeldir ABD için, zira denizler yüzyıllardır kuvvet aktarımının (force projection) esas ortamı olmuştur.



ABD ve küresel enerji devleri yıllardır Türkiye'ye, Montrö'nün hükümlerinin bükülmesi veya değiştirilmesi yönünde çok yoğun baskılar uygulamaktadır. Türkiye bu baskılara şimdiye kadar çok başarı ile direnmiştir.



Hatta Türkiye, karşı hamle olarak önce Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı inisiyatifini, ardından da BlackSeaFor görev gücünü kurmuş, tüm dünyaya, özellikle NATO ve ABD'ye "Karadeniz'in güvenlik ve istikrarını biz sağlıyoruz, yabancı bir güce ihtiyaç yok" mesajı vermiştir.



BlackSeaFor NATO içinde kısmen takdir edilirken, sürpriz olmayan bir şekilde ABD ve Gürcistan'ın tepkisi ile karşılaşmıştır.



Türkiye'nin, BlackSeaFor'u kuran stratejik zekası çeşitli operasyonlar ile derdest edilmiş, bu stratejik vizyonu kuran ve Montrö'nün en ön saftaki savunucusu olan Türk Deniz Kuvvetleri, komuta kademesinin büyük kısmının alaşağı edilmesi ile pasifize edilmiştir.



Kanalİstanbul hayata geçtiğinde, bu kanaldan yapılacak deniz trafiğinin hukukî düzenlemesi için Montrö'nün tartışılması ve masaya yatırılması gündeme gelecektir. Türkiye, üretime dayalı olmayan ekonomisi ve kaynak bakımından bağımsız olmayan askeri gücü ile ulusal çıkarlarını sonuna kadar ABD, NATO ve küresel enerji devlerine karşı savunabilecek konumda değildir.



Montrö'nün masaya yatırılması demek, doğrudan Montrö'nün, ABD, NATO ve küresel enerji devlerinin istekleri doğrultusunda değişmesi anlamına gelecektir.



Bu ise, Karadeniz'deki Türk hakimiyetinin sona ermesi, bölgedeki ülkelere yerleşmesi önünde bir engel kalmayacak ABD donanması ile karşı karşıya gelinmesi riski, Karadeniz, Kafkaslar ve Hazar'ın jeopolitik denklemindeki ağırlığın kaybedilerek ulusal güvenliğin son derece vahim bir tehdit ile karşılaşması sonuçlarını doğurabilecektir.



Kanalİstanbul Projesi, Türk Devleti'nin ulusal güvenliği için son derece ağır bir tehdittir.
Ali Kopuz 8 yıl önce
"çılgın proje"nin montrö'yi bitirme projesi olduğu anlaşılıyor.



eski aihm yargıcı rıza türmen'e göre kanalın statüsü konusunda iki alternatif var.



montrö'ye tâbi olmazsa türkiye'nin boğazlardaki imtiyazları fiilen sona erebilir. en basitinden savaş durumunda yetkilerimiz var ki karadeniz'in güvenliği açısından çok inemli.



montrö'ye tâbi olması için de uluslararası konferansın yeniden toplanıp montrö'nün yenilenmesi gerekiyor. bunun sonuçları türkiye açısından daha kötü olacaktır. özellikle abd'nin montrö'den olan memnuniyetsizliği biliniyor. yeni bir sözleşmede türkiye dikte eden değil taviz veren taraf olacaktır.



bu konular tarafsızca tartışılmadan sırf siyasi taraftarlıkla bu projeye atlamamak gerekiyor.



ayrıca kanal ve nükleer santral gibi projeler hayata geçmeden önce referandum yapılmalı. referandum müessesesi bu tip şeyler için var.

15°
kapalı
Günün Anketi Tümü
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?