banner209

banner191

banner148

banner179

banner176

'Montrö Antlaşması'na Aykırı Değil'

Uluslararası hukuk uzmanları, çılgın projeyi inceledi

GÜNCEL 11.05.2011, 10:01
'Montrö Antlaşması'na Aykırı Değil'

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı Kanal İstanbul Projesi’nin, Montrö Boğazlar Antlaşması’na aykırı olup olmadığını uluslararası hukukun kalbi sayılan Cenevre kentinde araştırdık. Kanal İstanbul Projesi ve Montrö’yü inceleyen dünyaca ünlü hukuk profesörleri Marcelo Kohen ve Pierre-Marie Dupuy meselenin hukuki yönüne noktayı koydu.

Uluslararası Hukuk Profesörü ve Uluslararası Adalet Divanı Avukatı Marcelo Kohen

“Çılgın proje” Montrö Antlaşması’na aykırı mı?

Montrö Antlaşması’nın temel ilkesi Boğazlarda gidiş-geliş serbestliğini koruyarak KaradenizMarmara ulaşımını en iyi şekilde sağlamak. Türk hükümeti de bunu kolaylaştırmayı planlıyor.

Projenin amacı Montrö Antlaşması’yla bağdaşıyor mu?

Antlaşmada belirtildiği gibi gidiş-geliş serbestliği uluslararası hukukta kalıcı bir prensip. Türkiye’nin “Boğaz’ı kapatıyorum” demesi mümkün değil. Bu bir gerçek. Ancak Türkiye’nin Boğaz sularını düzenlemeye de hakkı var, “Gidişgeliş ilkesini çevreyi koruyarak uyguluyorum” demeli.

HERKESİN ÇIKARINA

Erdoğan’ın “Tankerler kanaldan geçecek” sözü hukuka aykırı mı?

Tankerler çıkıp “Ben Montrö Antlaşması’nı kullanıp Boğaz’dan geçmek istiyorum” diyemez. Türkiye’nin çevre argümanları çok kuvvetli. Yani bir gün, Boğaz’da bir kaza olursa ve Boğaz kullanılamaz hale gelirse olan sadece Türkiye’ye değil tüm uluslararası topluma olacak. Bu proje herkesin çıkarına.

ANTLAŞMA GÜNCELLENMELİ

Türkiye çevreyi korumak için uluslararası hukuk açısından ne yapabilir?

Türkiye, antlaşmayı imzalayan ülkelerle bir araya gelip bir protokol ekleyebilir. Sonuçta antlaşmanın tarihi 1936 ve bazı maddelerin güncellenmesi gerekiyor.

Sizce bu çevre meseleleri 1936’da imzalanan Montrö Antlaşması’nın sonunun geldiğini mi gösteriyor?

Montrö Antlaşması bir başarı. 2. Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş’a dayanabilmiş. Bu antlaşma 2. Dünya Savaşı koşullarını da öngörüyor. Bence sonu gelmedi, çevre meseleleri oluşması bu antlaşmanın bu koşullara adapte olamayacağı anlamına gelmez.


Uluslarası Hukuk profesörü ve Adalet Divanı Avukatı Pierre-Marie Dupuy

Proje, Montrö Antlaşması’na aykırı mı?

Gördüğüm kadarıyla, burada önemli mesele Boğazlardaki geçiş özgürlüğü ve ekolojik güvenlik prensiplerinin arasında bir denge sağlanabilmesi. Bunun için Türkiye’nin bu inisiyatifinin Montrö ilkelerine aykırı olmadığını göstermesi gerekiyor. Yani, Türkiye’nin çıkarının Boğaz’da gidiş-geliş ilkesini korumasından yana olduğunu düşünüyorum. Türkiye’nin, Montrö ilkelerini korumak için ve ulaşımın daha güvenli gerçekleşmesi için böyle bir projeyi düşündüğünü açıklaması projeyi daha kuvvetli kılabilir. Yani Türkiye’nin “Çevre meseleleri Boğaz’daki gidiş-geliş prensibinden daha önemli, dolayısıyla ulaşım özgürlüğüne son veriyorum” demesi uluslararası hukuka aykırı olur. Yani, Türkiye’nin elinde önemli argümanlar var. Ancak Başbakan’ın “Tankerler yeni kanaldan geçecek” gibi sözlerde bulunması projenin gerçekleşmesi açısından bir engel olabilir.

EYLÜLDE BM’YE ANLATMALI

Uluslararası hukuk açısından ne tür bir düzenleme yapılabilir?

Türkiye’nin bu projenin teknik boyutlarını ve Boğazlarda gidiş-geliş ilkesini koruyacağını belirterek, uluslararası toplumu bilgilendirmesi gerekiyor. Bunun için diplomatik bir konferans düzenleyebilir veya Birleşmiş Milletler’e başvurabilir. Türkiye’nin eylül ayında Genel Kurul’da bu sorunu tüm delegasyonlara en detaylı biçimde anlatması gerekiyor.

Yorumlar (7)
Kurdoğlu Muslihiddin Reis 9 yıl önce
Böylelikle uluslararası anlamda Montrö'nün masaya yatırılması için altyapı hazırlanmış oluyor. Allahtan röportaj yapılan hukuk uzmanları soruları soran gazetecimiz kadar gözükara değilmiş.
9 yıl önce
Şimdi İsviçre li avukatla lütfen yapılmış bir röportaj meseleyi masaya yatırmış olmak mıdır??

Bu mudur ??
Emre Erdoğan 9 yıl önce
Bu açıklamalarla gazete ve televizyonlarda geçen "hiçbir gemi kanalı kullanmak zorunda değil" gibi haberlerinde ne kadar boş olduğunu görüyoruz.
9 yıl önce
Montrö sözleşmesinin ticaret gemileri ile ilgili kısmı aşşağıda herkes okusun sonra yazıyı tekrar okusun ve ona göre karar versin.



Kanal yap sorun yok da geçmek isteyen olursa geçer!!!



Birinci Madde

Bağıtlı Yüksek Taraflar, Boğazlar'da denizden geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) özgürlüğü ilkesini kabul ederler ve doğrularlar.



Bu özgürlüğün kullanılışı bundan böyle işbu Sözleşme hükümleriyle düzenlenmiştir.



KESİM I. - TİCARET GEMİLERİ



Madde 2

Barış zamanında, ticaret gemileri, gündüz ve gece, bayrak ve yük ne olursa olsun, aşağıdaki 3. madde hükümleri saklı kalmak üzere, hiçbir işlem (formalite) olmaksızın, Boğazlardan geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) tam özgürlüğünden yararlanacaklardır. Bu gemiler, Boğazlar’ın bir limanına uğramaksızın transit geçerlerken, Türk makamlarınca, alınması işbu Sözleşmesinin I sayılı Ek'inde öngörülen vergilerden ve harçlardan başka, bu gemilerden hiçbir vergi ya da harç alınmayacaktır.



Bu vergilerin ya da harçların alınmasını kolaylaştırmak üzere, Boğazlar'dan geçecek ticaret gemileri, 3. maddede belirtilen istasyonun görevlilerine adlarını, uyrukluklarını, tonajlarını, gidecekleri yeri ve nereden geldiklerini bildireceklerdir.



Kılavuzluk ve yedekçilik (römorkörcülük) isteğe bağlı kalmaktadır.



Madde 3

Ege Denizi'nden ya da Karadeniz'den Boğazlar'a giren her gemi, uluslararası sağlık kuralları çerçevesinde Türk yasalarıyla konulmuş olan sağlık denetimi için, Boğazlar'ın girişine yakın bir sağlık istasyonunda duracaktır. Bu denetim, bir temiz sağlık belgesi (patentesi) ya da işbu maddenin 2. fıkrasındaki hükümlerin kapsamına girmediklerini doğrulayan bir sağlık bildirisi gösteren gemiler için, gündüz ve gece, olabilen en büyük hızla yapılacak ve bu gemiler Boğazlar'dan geçişleri sırasında başka hiçbir duruş zorunda bırakılmayacaklardır.



İçinde veba, kolera, sarı humma, lekeli humma (typhus exanlhematique) ya da çiçek hastalığı olayları bulunan ya da yedi günden az bir süre önce bu hastalıklar bulunmuş olan gemilerle, bulaşık bir limandan beş kez yirmi-dört saatten az bir süreden beri ayrılmış olan gemiler, Türk makamlarının gösterebilecekleri sağlık koruma görevlilerini gemiye almak üzere, sağlık istasyonunda duracaklardır. Bu yüzden, hiçbir vergi ya da harç alınmayacaktır; sağlık koruma görevlileri Boğazlar'ın çıkışında bir sağlık istasyonunda gemiden indirileceklerdir.



Madde 4

Savaş zamanında, Türkiye savaşan değilse, ticaret gemileri, bayrak ve yük ne olursa olsun, 2. ve 3. maddelerde öngörülen koşullar içinde Boğazlar’dan geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) özgürlüğünden yararlanacaklardır.



Kılavuzluk ve yedekçilik (römorkörcülük) isteğe bağlı kalmaktadır.



Madde 5

Savaş zamanında, Türkiye savaşmışa, Türkiye ile savaşta olan bir ülkeye bağlı olmayan ticaret gemileri, düşmana hiçbir biçimde yardım etmemek koşuluyla, Boğazlar'da geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) özgürlüğünden yararlanacaklardır.



Bu gemiler Boğazlar'a gündüz girecekler ve geçiş, her seferinde, Türk makamlarınca gösterilecek yoldan yapılacaktır.



Madde 6

Türkiye'nin kendisini pek yakın bir savaş tehlikesi tehdidi karşısında sayması durumunda, 2. madde hükümlerinin uygulanması yine de sürdürülecektir; ancak, gemilerin Boğazlar'a gündüz girmeleri ve geçişin, her seferinde, Türk makamlarınca gösterilen yoldan yapılması gerekecektir.



Kılavuzluk, bu durumda, zorunlu kılınabilecek, ancak ücrete bağlı olmayacaktır.



Madde 7

"Ticaret gemileri" terimi, işbu Sözleşmenin II. Kesiminin kapsamına girmeyen bütün gemilere uygulanır.







Sinan Ogan 9 yıl önce
Boğazlarda artan tanker trafiği yükü karşısında Rus tankerlerinin zaman zaman günlerce sırada beklemesi ve bu sebeple artan masraflar sebebiyle uzun süredir Kremlin tarafından arayışlar sürdürülmekteydi. Rusya Yakıt ve Enerji Bakanlığı’nda yapılan çalışmalarda Boğazları by-pass eden 12 farklı proje çıkarılmıştı. Ancak bu projelerden uygulanabilir olanları sırasıyla aşağıdakilerdi



1) Burgaz (Bulgaristan) - Dedeağaç (Yunanistan) (Burgas-Aleksandropolis) Boru Hattı



2) Samsun - Ceyhan Boru Hattı



3) Köstence (Romanya) - Omisajl (Hırvatistan) Boru Hattı



4) Burgaz (Bulgaristan) - Vlore (Arnavutluk) Boru Hattı



5) Kıyıköy - İbrikbaba / Kilyos - Saros Boru Hattı



Ancak bu hatlar içerisinde en şanslısı 4 Eylül’de atılan imzayla Burgaz - Dedeağaç hattı oldu. Burgaz - Dedeağaç Petrol Boru Hattı Projesi fikri ilk defa 1994 yılında ortaya atıldı. Daha sonra her üç ülke arasında 2003 yılı Ocak ayında da bir mutabakat zaptı imzalandı. Projeye göre Rus petrolü gemilerle Bulgaristan’ın Burgaz limanına getirilecek, oradan inşa edilecek boru hattı yoluyla Yunanistan’ın Ege Denizi’nde bulunan Aleksandropolis linanına pompalanacak. Daha sonra ise gemilerle istenen yere nakledilecek. Böylece Boğazlar by-pass edilmiş olacaktı. Daha sonra çeşitli düzeylerde bu konuda görüşmeler sürdürüldü. Putin en son bundan yaklaşık bir yıl önce 8 Eylül 2005 tarihinde Yunanistan’a gitmiş ve boru hatlarını görüşmüştü. Başkan Putin, Yunanistan ziyareti öncesinde 6 Eylül 2005 tarihinde Tuapse’de (Krasnadorski Kray) Rusya’nın Devlet Petrol ve Boru Hatları Şirketi Rosneft'in Başkanı Sergey Bogdançikov ile görüşmüştür. Görüşme sonrasında Bogdançikov yaptığı açıklamada, Rosneft’in Burgaz-Dedeağaç Projesi’ne katılma kararı aldığını söylemiştir. Bogdançikov ayrıca bir soru üzerine yaptığı açıklamada da, Türk Boğazlarının yıllık 86 milyon tonluk kapasitesinin aşılarak talebin 100 milyon tona ulaştığını ve bu nedenle petrol trafiğinde Rusya açısından dezavantajlı bir durumun oluştuğunu ifade etmiştir. Çünkü sıkışan trafik Rus petrol tankerlerinin günlerce Karadeniz'de beklemesine ve dolayısıyla ulaşım giderlerinin artmasına sebep olmaktadır.



Burgaz-Dedeağaç (Aleksandrupolis) petrol boru hattının 300 kilometrelik hattın kapasitesinin 15 ile 35 milyon ton/yıl olması planlanmaktadır. Rusya'nın çiçeği burnunda Başbakan Yardımcısı Sergey Narişkin'in açıklamalarından 2008 yılında bu projenin inşaasına başlanacağı anlaşılmaktadır. Rusya’nın bu projede iştirak edecek firması Rosneft Başkanı Bogdançik’e göre proje 2010 yılına kadar tamamlanacak ve projenin kontrol paketi (çoğunluk hissesi) Rusya’da olacaktır. Rusya projede yüzde 51 paya sahip olarak, 'Burgaz-Aleksandrapol Boru Hattı Konsorsiyumu şahsında temsil edilecek. Bu konsorsiyumun kurucuları arasında 'RosNeft', 'GazpromNevt' ve 'TransNeft' yer almaktalar. Bulgaristan ve Yunanistan Projede her ikisi de yüzde 24,5 pay alacaklardır. Hattın toplam maliyetinin yaklaşık 800 milyon Avro olması beklenmektedir. Putin anlaşmayı imzaladıktan Bulgaristan ve Yunanistan’ı geleneksel müttefikler olarak adlandırmış ve projenin her üç ülkenin de milli çıkarlarına uygun olduğunu açıklamıştır.



Türkiye’nin uzun süre boru hatlarına ilişkin olarak net bir politikanın belirlenememesi sebebiyle, öncelikle ulusal kapsamda bir rekabet yaşanmıştır. Başlangıçta Trans-Trakya boru hattı ileri sürülmüş ve daha sonra bundan vazgeçilerek, “Samsun-Ceyhan” hattına destek verilmiştir. Ancak, uzun süre net bir politikanın belirlenememesi ve belirlenen bu hatlara hükûmet çevrelerince gerekli siyasi desteğin verilememesi, Boğazları by-pass edecek boru hatlarında Yunanistan seçeneğini öne çıkarmıştır. Hatta basınımızda Enerji Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı çevrelerine dayanılarak yapılan değerlendirmelerde “Samsun-Ceyhan hattının yapılmasının Bakü-Tiflis-Ceyhan’ın önemini azaltacağı” gibi hiçbir temeli olmayan değerlendirmeler dahi yapılmıştır. Samsun-Ceyhan'ı rakip olarak görme zaafına düşülmüş ve şimdi ise Burgaz-Dedeağaç ile ciddi bir rekabet ortamı yaratılmıştır.
Koray Doğan 9 yıl önce
TDK çılgınlığı şöyle açıklamış: “Aşırı davranış”. Bu kadar yoksulluğun, işsizliğin olduğu bir ülkede aşırı davranış, iş ve gelir adaletini sağlamak mı? Yoksa sağı solu kazıp, içinden su geçirmek mi?
serdar inan 9 yıl önce
benim burda anlamadığm nokta eğer anlaşmada ticari geçebilecek gemilerin kapasitesi max.15000dwt ise bugün tehlike arz eden gemiler 50-150bin dwt tankerlerdir. o zaman sözleşmenin şartları öne sürülerek güvenliğimiz tehlikede denilerek bu tür gemilerin paralı olarak yeni kanaldan geçirilip panama kanalı gibi ücret alınamazmı? sonuçta revize edilmemiş haliyle uygulanıyor bu anlasma. bu sorumun cevabını bir bilen verebilirmi? teşekkürler
16°
kapalı
Günün Anketi Tümü
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?