banner191

banner148

banner179

banner176

Karadeniz'de İkinci Bir Boru Hattı

Karadeniz'de Mavi Akım'ın dışında ikinci boru hattı inşa etmek için resmî başvuru yapan Rus şirketi Gazprom, Türk karasularında da mühendislik çalışması yapmak için izin istedi.

GÜNCEL 11.02.2009, 03:51
Karadeniz'de İkinci Bir Boru Hattı

Moskova, Karadeniz'de ikinci boru hattı için Ankara'dan izin istedi   
 
Rus şirketi Gazprom, Avrupa'ya doğalgaz sevkiyatını kesintiye uğratan Ukrayna'yı devre dışı bırakmak için harekete geçti. Karadeniz'de Mavi Akım'ın dışında ikinci boru hattı inşa etmek için resmî başvuru yapan şirket, Türk karasularında da mühendislik çalışması yapmak için izin istedi.   

Şubat başında yapılan başvuru Ankara'da sürpriz olarak karşılanırken, bakanlıklar arasında kimin nihai izni vereceği hususunda yazışmalar başladı. Zaman'ın edindiği bilgilere göre, Rus şirket, Karadeniz'deki Türk bölgesinde fizibilite çalışması yaparak boru hattının güzergâhını belirleyecek. Rusların, halen işletmede olan Mavi Akım paralelinde bir hat planlaması bekleniyor.

Rusya ile Ukrayna arasında yılbaşında yaşanan 'doğalgaz fiyatı ve boru hattı kirası tartışması' krize dönüşmüştü. Avrupa'ya gaz akışını durdurması, 'Rusya'nın doğalgazda güve-nilir ülke olmadığı' tartışmalarına sebep olurken gaz alamayan ülkeler tazminat istemeyi gündeme taşımıştı. Bakanlık kaynakları söz konusu hattın Türkiye'yi devre dışı bırakan Güney Akım mı, yoksa ikinci bir Mavi Akım hattı mı olup olmadığıyla ilgili bilgi vermedi. Hattın işletmeye alınması durumunda Avrupa'ya doğalgaz iletiminde yeni bir güzergah açılmış olacak.

Rusların yaptığı yeni başvuruya Ulaştırma Bakanlığı "Deniz güzergahı olduğu için kendi görev alanına ait bir proje olduğu" notunu düşerken, Enerji Bakanlığı halen inceliyor. Kabotaj Kanunu gereği denizlerdeki faaliyetler, Ulaştırma Bakanlığı görev alanına giriyor. Denizcilik Müsteşarlığı da aynı bakanlığa bağlı. Rusya ile Ukrayna arasında yılbaşında yaşanan "Doğalgaz fiyatı ve boru hattı kirası tartışması" krize dönüşmüştü. Avrupa'ya gaz akışını durdurması, "Rusya'nın doğalgazda güvenilir ülke olmadığı" tartışmalarına sebep olurken gaz alamayan ülkeler tazminat istemeyi gündeme taşıdı.

Rusya, mücbir sebep ilan ederek tazminat taleplerine önce karşı çıkmış, kısa süre sonra ise imajını düzeltmek için bunu kabul etmişti. Rusya, Ukrayna'yı devre dışı bırakacak projeleri öne çekerken Avrupa Birliği de alternatif güzergah olan Nabucco projesini hızlandıracağını açıklamıştı.

Münhasır bölge 200 mil ile sınırlı

Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'nde münhasır ekonomik bölge 'Deniz yatağı üzerindeki sularda, deniz yataklarında ve bunların toprak altında canlı ve cansız doğal kaynaklarının araştırılması, işletilmesi, muhafazası ve yönetimi konuları ile; aynı şekilde sudan, akıntılardan ve rüzgârlardan enerji üretimi gibi, bölgenin ekonomik amaçlarla araştırılmasına ve işletilmesine yönelik diğer faaliyetlere ilişkin egemen haklar' olarak tanımlanıyor. Bu alanı da karasularının ölçülmeye başlandığı esas hatlardan itibaren 200 deniz mili (yaklaşık 370 kilometre) olarak belirliyor.

Karadeniz'in genişliğinin 615, uzunluğunun bin 148 kilometre olduğu dikkate alınırsa, ekonomik bölgelerin tartışma konusu olduğu ileri sürülüyor. Karadeniz'de münhasır ekonomik bölge kullanımı, Türkiye ile dönemin Demirperde ülkesi Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği (SSCB) arasında Haziran 1978'de imzalanan bir anlaşmaya dayanıyor.

Söz konusu anlaşmaya 'Karadeniz'de kıta sahanlığı olarak belirlenen sınırın ekonomik bölgelerin de sınırını teşkil etmesi hakkında teati edilen mektupların onayına dair karar' eklendi. Ancak, 1990'lı yıllarda Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla Karadeniz'e komşu ülkeler arasına Ukrayna ve Gürcistan da eklendi. Dolayısıyla Karadeniz'in ekonomik sahası değişti. Karadeniz'i çevreleyen ülkeler olarak Türkiye, Gürcistan, Rusya, Ukrayna, Romanya ve Bulgaristan'ın gerek ekonomik gerekse karasuları sınırları yeniden belirlendi. Ankara "yeni boru hattı Mavi Akım'a paralel olsun" diyor
 

Yorumlar (1)
yıldırım DELİDUMAN 11 yıl önce
Ukrayna Gaz Bağlantısı’nın Kesilmesiyle Oluşan Doğalgaz Krizi ve Türkiye’nin Yapabilecekleri/Yöneten:Prof. Dr. Mustafa Özcan ÜLTANIR (TÜRKSAM Enerji Enstitüsü Başkanı / EkoENERJİ Dergisi Genel Yönetmeni) Dr. Oktay VURAL (İzmir Milletvekili, MHP Grup Başkanvekili / Eski Bakan / BOTAŞ Eski Genel Müdürü) H.E. Dr. Sergiy KORSUNSKY (Ukrayna Ankara Büyükelçisi) Tuğrul ERKİN (DİVİD-Doğalgaz İthalatçıları ve İhracatçıları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı / DEİK - Türk Avrasya İş Konseyleri Başkanı) Gökhan YARDIM (Enerji Stratejisti ve Doğalgaz Uzmanı / BOTAŞ Eski Genel Müdürü / ADG Anadolu Doğalgaz Danışmanlık Ticaret Ltd. Şti. - Ortak ve Şirket Müdürü)



Prof. Dr. Mustafa Özcan Ültanır: Sayın basın mensupları, değerli konuklarımız, TÜRKSAM (Türkiye Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi) olarak düzenlemiş olduğumuz, Ukrayna doğalgaz bağlantısının kesilmesiyle ortaya çıkan krizi ve hemen her yıl karşılaşılan bu sorunun çözümü için Türkiye’nin yapabileceği katkıları masaya yatıracağımız panelimize hoş geldiniz. Öncelikle değerli panelistlerimize katılımları nedeniyle teşekkür ediyorum. Az önce, “hoş geldiniz ve sunum” konuşmasını yapan TÜRKSAM Başkanı Sayın Sinan Oğan’ın da açıklamış olduğu gibi, beş panelistimiz olacaktı, ancak bugün şu anda hazır bulunan dört sayın panelistimizle toplantımızı gerçekleştireceğiz. Panelimize davet ettiğimiz, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Sayın Selahattin Çimen, özel kalemi vasıtasıyla yurtdışında olacağı için katılamayacağını telefonla dün bildirdi ve bu mazereti nedeniyle bugün aramızda bulunamıyor.



GAZ BOMBASININ PİMİ ÇEKİLİYOR



Şimdi panelimize başlarken, konuya ilişkin kısa bir açıklama yapmak isterim. 31 Aralık 2008, yani yılbaşı akşamını kutlayacağımız gün, Ukrayna Naftogaz’ın Başkanı Oleg Dubina’nın Rusya’da Gazprom Başkanı Aleksey Miller ile yürüttüğü görüşmelerin kesilmesi için Ukrayna Devlet başkanı Viktor Yuşçenko’nun talimat verdiğini basın haberlerinden biliyoruz.. Böylece Başkan Yuşçenko’nun isteği ile doğalgaz bombasının pimi çekilmiş oluyordu ve Rusya’nın bunu karşı atakla kullanması beklenmiyor değildi.



SORUN VE SÖYLENEN İSTEKLER



Basında yer alan haberlere göre, Rusya ile Ukrayna arasında gaz fiyatında bir anlaşmazlık var, üstelik Ukrayna’nın Rusya’ya borcu olduğu söyleniyor. Rusya’nın Ukrayna’ya geçen yıl 1000 metreküpünü 179 dolardan verdiği gazın fiyatını 2009 yılında 250 dolar düzeylerinde artırmak istemesi anlaşmazlığı başlatmıştı. Daha sonra 1000 metreküp doğalgazı 418 dolara, ardından 450 dolara çıkaran Gazprom, Ukrayna’dan 1.5 milyar dolar alacağı olduğunu iddia ediyor, Ukrayna ise, “borcum yok” diyor. Ayrıca Ukrayna, Rusya’nın transit geçiş ücretini artırmasını istiyor.

Ukrayna üzerindeki boru hatları 90 milyar metreküpü Ukrayna’ya ait olmak üzere, yılda 390 milyar metreküp gaz taşıyabiliyor, ve transit hatlarla 300 milyar metreküp gaz bu güzergâhtan batıya taşınarak, Doğu Avrupa ülkelerine, Almanya’ya ve bize kadar paylaştırılıyor. Rusya Ukrayna’nın transit hatlardan gaz çaldığını iddia ederek, 1.5 milyar dolarlık alacağına ek olarak 600 milyon dolar daha istemekte. Ukrayna’nın yıllık gaz tüketimi 65-70 milyar metreküp düzeyinde. Anlaşmazlık nedeniyle Gazprom önce Ukrayna’ya ait gazın vanasının kapattı. Bu arada Ukrayna’nın depolarında kendisine 57 gün yetecek gazın bulunduğu iddia olundu.



VANA KAPATILDI VE AÇILMASI KOLAY GÖRÜNMÜYOR



1 Ocak’ta Rusya’nın Ukrayna vanasını kapatmasıyla, Avrupa’ya giden ve Türkiye’ye gelen gaz miktarı önce azaldı. Rusya, Ukrayna’nın transit hatlardan gaz çaldığını iddia ederek, 6 Ocak’ta gazı tamamen kesti. Avrupa Birliği’nin devreye girmesiyle, gaz çalınıp çalınmadığını araştırmak için Avrupa’dan gözlemci heyet istendi. Ukrayna Başbakanı Yuliya Timoşenko 10 Ocak’ta yaptığı açıklamada, “Kanunsuz bir gram Rus gazı” almadık diyor ve haklılıklarının Avrupalı gözlemcilerin incelemesiyle kanıtlanacağını iddia ediyordu. Rusya tarafı da gözlemcilerin hırsızlığı ortaya çıkaracağını söylüyordu. 13 Ocak’ta gözlemcilerin gözetiminde vanalar açıldı, ama Naftogaz, Ukrayna sanayisinin gazsız kalmaması için Avrupa’ya gaz gönderemeyeceklerini açıkladı ve Rusya vanayı tekrar kapattı.



Gaz krizinden olumsuz etkilenen Avrupa (AB üyesi) ülkelerinin liderleri, Rusya ve Ukrayna’da sorunun aşılması için temaslarda bulunurlarken, Ukrayna gaz şirketi Naftogaz’ın Rus gazını göndermeyeceğini açıklaması, liderlerin soruna kısa sürede çözüm bulunması umutlarını azalttı. Avrupa Komisyonu Başkanı Barroso, Gazprom ve Naftogaz yetkililerini uyararak, Avrupalı enerji şirketlerine Gazprom ve Naftogaz aleyhinde tazminat davaları açmaları tavsiyesinde bulunacağını söyledi. Macaristan şirketi Emfezs, Naftogaz aleyhine ilk davayı açtı. Uluslararası Enerji Ajansı Rusya’nın güvenilir gaz tedarikçisi olmadığını duyurdu. Rusya Başbakanı Putin, “Avrupa ülkelerinin Ukrayna’nın anlaşmazlığının rehinesi haline geldiklerini” söyledi. Bu arada Gazprom’un 1 Ocak’tan itibaren uğradığı zararın 1.1 milyar dolar civarında olduğu belirtiliyor.



GAZPROM’A KARŞILIK SERBEST PİYASADA DOĞALGAZ FİYATI



Geçen yıl 2008 Temmuz ayında petrolün varili 147 dolara çıktığı zaman, serbest piyasada doğalgaz fiyatı o ay içinde 1 milyon Btu için 13.57 dolara kadar çıkmıştı. Yani bizim kullandığımız birimle, 1000 metreküpü 484 dolarla pik yapmıştı. Ama, 2008 Temmuz ayının ortalaması 12 dolar/milyon Btu, yani 428 dolar/1000 m3 olmuştur. Bugün itibarıyla serbest piyasa fiyatı (Bloomberg verileriyle) petrol için 37.2 dolar/varil, doğalgaz için 4.98 dolar/milyon Btu, yani 178 dolar/1000 m3 düzeyindedir. Rusya’nın gazı tamamen kestiği 6 Ocak’taki gaz fiyatı ise 6.20 dolar/milyon Btu, ya da 221 dolar/1000 m3 kadardı. Doğalgazda spot piyasa fiyatını gösteren Henry Hub fiyatlarının 1 Ocak’tan bugüne kadarki ortalaması ise 5.664 dolar milyon Btu, yani 202.32 dolar/1000 m3 olarak görünüyor.

Ancak, serbest piyasa petrol ürünleri fiyatlarının anlaşmalarda yer alan formüllerle, genellikle üç ya da altı aylık gecikmeyle doğalgaz fiyatlarını belirlediği de bir gerçektir. Göbekbağı gibi olan boru hattı bağlantısının ise, serbest piyasa fiyatından gaz alımını, anlaşmada özel hüküm yoksa, etkilemesi hemen hemen olanaklı değildir. Ukrayna Rusya’dan serbest piyasa fiyatlarının uygulanmasını istiyor. Rusya’nın istediği fiyatların, ki biz de böyle yüksek fiyat ödemek zorunda kalıyoruz, serbest piyasa fiyatları ile pek tabii bir ilgisi yok.



Öte yandan geçen ay 22 Aralık’ta Moskova’da yapılan 14 ülkenin katıldığı, iki ülkenin de gözlemci olarak yer aldığı, Doğalgaz İhraç Eden Ülkeler Forumu (GECF) toplantısında bir konuşma yapan Rusya Başbakanı Putin, “Ucuz doğalgaz dönemi bitti” dedi. Bu serbest piyasadaki gelişmeyle çatışan bir söz, ama Rusya’dan gaz ithal eden tüm ülkeleri ve bu arada bizi de ilgilendiriyor, ilgilendirmekten öte kaygılandırıyor. Rusya GECF eylemini, merkezi St. Petersburg’da olacak bir daimi örgüte, basındaki deyişle Gaz OPEC’ine dönüştürme çabasında.



VANA KAPATMANIN DÜŞÜNDÜRDÜĞÜ ALTERNATİF ÇÖZÜMLER



Her yıl genelde Ukrayna üzerinde bir anlaşmazlık çıkar, doğalgaz vanası ya kısılır ya kapatılır, biz de bunun sıkıntısını çekeriz. Gerçi Türkiye Mavi Akım hattı sayesinde sıkıntıyı pek fazla çekmiyor, ama krizden etkilenmiyor değil. Çözüm ne olabilir? Her şeyden önce Avrupa Birliği’nin daha etken önlem alması, belki de Rusya’dan gaz ithal eden ülkeleri bir konsorsiyum içinde toplaması gibi çözümler konuşulurken, Türkiye üzerinden geçecek başka boru hatları da gündeme geliyor.



Bunların başında Nabucco projesi yer alıyor, ama sadece bir boru hattı projesi olan, gazı nereden temin edeceği bilinmeyen, yıllık 30 milyar metreküp kapasiteli Nabucco’nun 300 milyar metreküplük gaz akışı karşısında ne denli çözüm olacağı tartışılır. Kaldı ki Nabucco projesinin gazı henüz yok. Rusya’nın Türkiye’ye önerdiği İkinci Mavi Akım Hattı, Ukrayna’dan geçişe bir diğer alternatifi oluşturacaktı, ama Türkiye bu projeyi uzun süre bekletti, bir başka proje için pazarlık konusu yapılıp olumlu cevap verilmedi. Bunun üzerine Rusya Karadeniz’in altından Bulgaristan ve Yunanistan üzerinden Avrupa’ya, İtalya’ya uzanacak Güney Akım Projesini geliştirdi. Ancak bu alternatiflerin hepsi tasarım aşamasında, şu anda fiilen ortada yoklar. Bunların dışında bizi ilgilendirmeyen, fakat Avrupa’yı rahatlatacak olan Polonya ve Baltık Denizi’nden geçecek bir başka alternatif hattın yapımı da gündemde. Şimdi alternatif hatlar olmayınca Ukrayna üzerinden geçen transit gaz hatlarının önemi açıkça ortaya çıkıyor.



VANA KAPATMANIN ARKASINDA BAŞKA NEDEN VAR MI?



Önceki yıllarda Ukrayna vanasının kapatılması, Ukrayna’daki Turuncu Devrim’e ve Ukrayna yönetiminin Batı yanlısı tutumuna bağlanmıştı. Ancak, Rusya ile Ukrayna’nın tarihten gelen güçlü bağları kadar, ansiklopedilere bile geçmiş, her zaman anlaşmazlık oluşturabilecek güçlü ayrılıkları da var. Olay sadece ticari midir, yoksa politik boyutu da var mıdır? Bu konu pek gündeme gelmedi.

Söz Panalistlerde

Krizi ve boyutlarını böylece ortaya koyduktan sonra, şimdi sayın panelistlerimize söz vereceğim. İlk sözü, Ukrayna Büyükelçisi Ekselans Prof. Dr. Korsunsky’e vermek istiyorum. Kendilerinden açıklamaları dinleyeceğiz. Sayın Korsunsky, krizin nedenlerini ve konuya Ukrayna’nın bakışını ortaya koyacak. Buyurun Ekselans Korsunsky söz sizde.



H.E. Dr. Sergiy Korsunsky: (*) Sayın Bayanlar ve Baylar, bugün size doğalgaz sorununu analiz ederek, deşmek istiyorum. Ukrayna’nın bu doğalgaz kriziyle ilgili görüşünü dikkatinize sunacağım.



ENERJİ SİLAHININ KULLANILDIĞI İNSAFSIZ KAMPANYA



2009 yılındaki Rusya-Ukrayna gaz krizi etrafındaki olaylar, hem siyasi amaçlar için şimdiye kadar görülmemiş biçimde enerji silahının kullanılmasıyla, hem de dünyanın gözleri önünde en insafsız doğalgaz kampanyasının yürütülmesinin parlak bir örneği olarak tarihe geçecektir. Ukrayna ve Rusya arasında mevcut olan gerçeğin yüzde 1’i kullanılarak, yüzde 99’lık bir yalanla bu kampanya yürütüldü.



SİYASİ VE EKONOMİK SORUN



Başlamadan önce şunu net ve kesin olarak ifade etmek istiyorum. Avrupa’ya, ayrıca Türkiye’ye gaz sevkiyatının durdurulmasında Ukrayna’nın hiçbir suçu bulunmamaktadır. Bugünkü olaylar, bir ticari anlaşmadaki uzlaşmazlık boyutunu aşmaktadır. Fakat, bazı medya aracılığıyla size bu meselenin salt bir ticari anlaşmazlık olduğunu vurguluyorlar. Probleme ve şimdi ortaya çıkan kargaşaya bakarsak, burada iki sorun karşımıza çıkmaktadır. Bu sorunlardan birisi siyasi, diğeri ekonomiktir. Kış ortasında ortaya çıkan bu sorun 1970’li yıllarda görülen Arap petrol ambargosundan çok farklı değildir.



DOĞUYA ÖZGÜ HAK GÜÇLÜNÜNDÜR PRENSİBİ



Bir siyasi amaç vardır. Şöyle ki, yakıt baskısıyla siyasi olarak bir veya birkaç ülkeye diz çöktürmektir. Öbür yandan yüksek gelir elde etmek gibi ekonomik amaçlar da vardır. Aynı zamanda, bazı doğu görüşlerinde kullanılan bir prensip kullanılmaktadır ki, birçok politikacı bunu da kullanıyor. Önce kendini zayıf gösteriyor, sonra yeniyor. İlk başta bakarsak Gazprom’un para kaybettiğini görebiliriz, bu doğrudur. Fakat hem siyasi hem ekonomik hedeflerine ulaştığında, Gazprom bu kaybettiği parayı fazlasıyla geri alacaktır. Gerçekten bizim gözümüzün önünde uluslararası politikanın en yanlış bir yöntemi kullanılmaktadır. Bu yöntem de gücün hakkı (güçlünün haklı olduğu).



RUSYA MİLYONLARCA İNSANI NORMAL YAŞAMINDAN MAHRUM ETMİŞTİR

Rusya dünyanın en büyük ülkelerinden birisidir. Ayrıca sahip olduğu doğal kaynakları açısından da, bu ülkenin dünyanın en zengin ülkelerinden birisi olduğunu göstermektedir. Onun kültür ve entelektüel seviyesi de çok yüksektir. Bunun yanında, bu ülkeye hiç yakışmayan çok tuhaf hareketlerini görmekteyiz. Şöyle ki, bir grup insan tarafından alınan bir kararla, Avrupa’da ve Türkiye’de yaşayan milyonlarca insanların normal şartlarından mahrum bırakılması.



Sayın Aleksey Miller’e şöyle bir soru sorabilirsiniz. Acaba Slovakya, Moldova, Bulgaristan’da yaşayan binlerce kişinin hayatı umurunda mı? İstanbul etrafındaki çok büyük alanın doğalgazsız kalması onu ilgilendirmekte midir? Böyle bir kararın alınması için kim ona yetki verdi? Demokratik bir ülkede böyle bir şeyin yapılması mümkün mü? Bu mesele kamuoyunun görüşüne sunulmuş muydu? Parlamento ve hükümet tarafından herhangi bir karar alındı mı? Dünyada bu hareketini durduracak bir muhalefet mevcut mu? Öyleyse, bir ülkede iktidarın hareketleri başka bir güç tarafından sınırlandırılmamakta ise, biz şu anda mevcut olan durumu izleyebiliriz.



UKRAYNA HAKSIZ YERE SUÇLANIYOR



Ukrayna aleyhine sunulan suçlamalar tamamiyle mesnetsizdir. Son 40 yıllık dönemdeki siciline göre Ukrayna, doğalgaz sevkiyat sisteminin en büyük ve en güvenilir parçasıdır. Çünkü biz bu sistemi yaratan ülkeyiz. Birkaç milyon Ukraynalı halen doğalgaz ve petrolün yarattığı sevkiyat bölgesindeki işlerde çalışmakta ve yaşamaktadır. Bir gece yarısı biz güvensiz bir ortak haline geldik. Bir gecede biz gaz sevkiyatının nasıl yapılacağını bilmez olduk. Fakat ben sizleri, Ukrayna ve Rusya’nın olağanüstü durumlarla ilgili olarak bakanlıklarının web sitelerinde bulunan istatistikleri görmeye davet ediyorum. 2003 yılında Rusya’daki boru hatlarında 48 kaza meydana gelmiştir, 2006 yılında 37, 2008 yılında 43. Ukrayna’da 2006 yılında böyle sadece 3 üzücü olay meydana gelmiştir. 2007 yılında ise sadece 1 kaza oldu. O zaman kim kime boru hattında nasıl çalışılmalıdır diye ders vermelidir. Şimdi mesele boru hattında değildir.



NATO VE AB ÜYELİĞİ İSTEYEN UKRAYNA’YI ÇÖKERTMEK



Şu anda farklı dünya görüşleri ile ilgili mücadele vardır. Geçen yıl, NATO üyesi olma arzusunun bulunduğunu açık bir şekilde seslendirip ifade eden demokratik Ukrayna, yine geçen yıl Dünya Ticaret Örgütü’nün üyesi oldu. Avrupa Birliği ile assosiye üye ve serbest ticaret anlaşmaları müzakerelerine başlayan Ukrayna, tabii ki bazı Rus politikacılarının görmek istediği bir Ukrayna değildir.



Bir yıl sonra bizde Cumhurbaşkanlığı seçimi olacak. Bu sefer de onlar hata yapmaktan çekiniyorlar. Onların biricik amacı, bizim itibarımızı düşürerek, Avrupa ve Atlantik ötesindeki dostlarımızla ilişkilerimizi bozmak. Bu nedenle, bu mesele gaz değildir. Mesele bağımsız olarak Ukrayna’nın var olmasıdır ve Ukrayna’nın Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası olarak kalmasıdır. Eğer bugün Ukrayna’yı, bizleri çökecek duruma getireceklerse, yarın aynı duruma Avrupa düşecek.



RUSYA’NIN MAVİ HAYALİ



Fakat siyasetin ekonomiden türediğini vurgulamak istiyorum. Tabii bizim bu ilişkilerimizin bu boyutu hakkında ben sizlere fazla bilgi vermek istiyorum, ama belki daha sonra gelecek sorulara bağlı olarak bunu açıklayacağım. Rusya Federasyonu’nun mavi bir hayali, bizim gaz nakliye sistemini ele geçirmek. Rusya onlarca yıldır buna teşebbüs etmektedir. Bizim boru hatlarımızın yapısını çok iyi derecede bilen Rus tarafı, son günlerdeki hareketleriyle bile bile bizim bu işi yapamadığımızı göstermek, bunu vurgulamak istiyor.



UKRAYNA’NIN METALURJİ VE KİMYA SEKTÖRÜ ZORDA



Bu amacı dışında onların bir niyeti de Ukrayna’nın ağır sanayisinin ayağını kesmektir. Metalurji ve kimya alanlarının Ukrayna’nın özellikle dış ticaretinde çok önemli rol oynadığını Ruslar çok iyi biliyorlar. Bu iki sektöre gaz vermezsek, bu iki sektör zaten fiilen duracak. Şimdi bu sektörlerde bulunan şirketleri çok ucuz parayla satın alabilirsiniz.



UKRAYNA-RUSYA GAZ ANLAŞMALARI VE AKSAYAN PROTOKOLLER



Bizim ilişkilerimizin mekanizması hakkında da size kısaca bilgi vermek istiyorum. Ukrayna’ya Rus gazının gelmesi ve Ukrayna toprakları üzerinden gazın transit nakledilmesi, 2000-2001 yıllarında imzalanan devletler arasındaki anlaşmalarla düzenlenen biçimde yapılmaktadır. Bu anlaşmalar şimdi benim yanımda mevcuttur, isteyenlere gösterebilirim, ama sadece bir tek sorun vardır, onlar Ukraynacadır. Bu anlaşmalar parlamentolarımız tarafından onaylanmış olup, 2013 yılına kadar geçerlidir. Dolayısıyla 2005 ve 2006 yıllarında imzalanmış kontratlar geçerli sayılamaz ve Rusya tarafı sürekli bu kontratlara atıfta bulunmaktadır, fakat bunlar geçerli sayılmaz.



Halen geçerli olan bu devletlerarası anlaşmalara göre, Rusya’dan Ukrayna’ya verilecek gazın fiyatı ve ayrıca Ukrayna’dan transit geçecek gazın ücreti, her yıl yenilenecek olan protokol ile belirlenmelidir. 2000 yılından itibaren Rusya herhangi bir açıklama yapmadan, bu protokollerin imzalanması pratiğini durdurdu. Bulunduğum görev itibariyle ben şahsen bu protokolleri Moskova’ya göndermekte yetkiliydim. Gönderdiğimiz protokol tekliflerine karşı hiçbir zaman biz cevap almadık.



RosUkrEnergo’YA YAPILAN ÖDEME VE YALANLAR



Onun yerine, 2006 yılında Rusya tarafından yapılan teşebbüslerle, Naftogaz ile Gazprom arasında bir aracı şirket kuruldu. Bu aracı şirketin ismi RosUkrEnergo ve Gazprom RosUkrEnergo isimli şirketiyle ilişkide bulunmakta, bu söz konusu şirket ayrıca Naftogaz ile de ilişkilidir. Dolayısıyla Gazprom tarafından Ukrayna’ya karşı öne sürülen suçlama temelsizdir, onlarla arasında herhangi bir direkt bağlantısı yoktur, RosUkrEnergo şirketi onlara aittir.



Size bir örnek sunmak istiyorum. 30 Aralık’ta Gazprom’a 1.5 milyar dolarlık bir ücreti ödememiz gerekiyordu. Rusya tarafından hem Avrupa ülkelerinde, hem de diğer ülkelerde Ukrayna’nın ödeme yapmak istemediği konusunda iddialar yaygınlaştırıldı. Biz tabii ki bu parayı, aralarında anlaşma bulunan RosUkrEnergo şirketinin hesaplarına yatırıyoruz. Fakat, RosUkrEnergo isimli şirket söz konusu parayı ancak 11 Ocak tarihinde aktardı. Bundan sonra “Ukrayna para ödemiyor” diye bir söylenti çıkıyor.



RUSYA AVRUPA’YA KUZEY AKIM VE GÜNEY AKIM

PROJELERİNİ KABUL ETTİRMEK İSTİYOR



Şimdi hem kendimi ve hem de sizleri bu yalanları çözmekle uğraştırmak istemiyorum. Söz konusu adımları atarken, Rusya hangi hedeflere ulaşmak istiyor? İlk önce onun amacı fantastik görünen iki projeyi, Kuzey Akım ve Güney Akım projeleri konusunda Avrupa’yı ikna etmek istiyor. Kuzey Akım projesinin maliyeti 12 milyar dolar ve onun hacmi 50 milyar metreküp. Baltık ülkelerinden hiçbirisi kendi karasularında bu projenin gerçekleştirilmesi için izin vermedi. Güney Akım söz konusu olunca, onun kapasitesi 30 milyar metreküp olup, fakat onun Karadeniz içinde yaratacağı ekolojik sonuçları önceden görmek mümkün değil. Hem bu ikisini, hem de Rusya tarafından önerilen projeleri toptan ele alırsak, onlar Ukrayna’da mevcut olan gaz sevkiyat sisteminin yerine geçemezler.



GAZPROM’U KURTARMAK



Şimdi, bir olguya dikkatinizi çekmek istiyorum. 6 Ocak 2009 tarihinde gazın Avrupa’ya sevkiyatı durdurulmuş olup, aynı günün gecesinde Sayın Schröder Moskova’ya gelip, Kuzey Akım Projesi’nin gerçekleştirilmesiyle ilgili bazı temaslarda bulunmaktadır. Rusya’nın diğer bir amacı ise, Gazprom’u kurtarmak. Altı ay önce Gazprom dünyanın en güçlü 3 şirketinden biriydi. Bu zaman sürecinde 35’inci sıraya indi. Onun çok büyük borcu bulunmaktadır. Bazı değerlendirmelere göre, yaklaşık 60 milyar dolar borcu vardır. Şu anda petrol ve doğalgaz fiyatlarının inmesiyle ilgili bazı değerlendirmelere bakarsak, Gazprom’un 25 milyar dolarlık bir kaybı öngörülmektedir. Avrupa’da suni yakıt açığı oluşturmasıyla Gazprom, dünya piyasasında yakıt fiyatlarını yükseltmeye çalışıyor ve bu toplantı başlamadan önce fiyatla ilgili bilgiler Sayın Başkan (panel yöneticisi) tarafından verilmiştir.



AVRUPA’YA VERİLMEK İSTENEN MESAJ



Ben sözümü bitirmeden önce şunu vurgulamak istiyorum. Ekonomik unsurlar, bu krizde ikincil sorunlardır. Rusya’nın asıl amacı Avrupa’ya bir mesaj vermektir. Bu mesaj şudur: Ukrayna hiçbir zaman Avrupa Birliği üyesi ve NATO ülkesi olamaz. İkincisi, Ukrayna güvenilmez bir ortaktır.



Size tekrar kesin olarak ifade etmek istiyorum; biz gaz transit akımının gerçekleştirilmesi için hazırız. Ukrayna her gün yaklaşık 300 milyon metreküp gazı batı sınırına ulaştırabilir. Daha 8 Ocak tarihinde imzalanan bir anlaşmayla, biz Avrupa Birliği gözlemci grubuna bir teklifte bulunduk, bizim topraklarımıza gelin ve bu sevkiyatı izleyin. Rusya bu anlaşmanın imzalanmasını birkaç gün daha geciktirip, ayın 11’inde bunu imzalamıştır. Şimdi uzmanlar doğalgazın hem bizim sistemimize girişinde ve hem de çıkışında oturup beklemektedirler.



TRANSİT GAZ AKIŞI İÇİN UKRAYNA GAZ

SİSTEMİNİN NORMAL HALE GELMESİ GEREKİYOR



Bundan sonra Gazprom, Ukrayna tarafına 99 milyon metreküplük gazın pompalanmasıyla ilgili bir talepte bulunmuştur. Şu anda aramızda bulanan gaz uzmanları da benim sözümü doğrulayacaklardır. Gaz sistemi aynı zamanda iki karşıt istikâmette (çift yönlü) çalışamaz. Ukrayna’ya doğalgaz sevkiyatı durdurulduğundan dolayı, Ukrayna’nın doğusundaki sanayi bölgesine gaz verebilmek için biz, Ukrayna’nın batı kısmında bulunan gaz depolarından o bölgelere gazın sevkiyatını yapıyoruz. Dolayısıyla, birkaç gündür bizim gaz sevk sistemimiz karşı istikâmette çalışmaktadır. Eğer biz gazın doğrultusunu derhal değiştirecek olursak, Ukrayna’nın doğudaki çok büyük bir kısmı komple doğalgazsız kalacaktır. Biz şunu önermekteyiz, toplam gereken 300 milyon metreküplük miktarı bize verin, bizim sistemimizi normal bir hale getirip derhal batıya gazın sevkiyatına başlayalım. Gazprom üçüncü kez, aynı az miktardaki bir gaz teklifini bize veriyor, sanki bizimle alay ediyor. Dün Polonya’da bulunan Ukrayna Cumhurbaşkanı Sayın Viktor Yuşçenko, Polonya Cumhurbaşkanı Lech Kaczynski ile ortak bir basın açıklaması yaptı ve orada detaylı olarak gazın hareketini açıklamışlar, detayları vermişlerdir.



TEDARİKÇİ VE TÜKETİCİ ZİRVESİNDEN SONUÇ ÇIKMAZ



Şimdi, Sayın Medvedev bir fikir ortaya attı. Bir zirve toplantısı yapalım ki, o zirvede hem tüketici ülkelerin ve hem de tedarikçi ülkelerin temsilcileri bulunsun. Hiçbir zirvenin düzenlenmesinde sorun yoktur. Fakat bu durumda gaz olmaz. Bu zamanın uzatılmasından başka bir şey değildir.



RUSYA SİSTEME TEKNOLOJİNİN GEREKTİRDİĞİ KADAR

GAZ VERİNCE, GAZIN TRANSİT AKIŞI BAŞLAYACAK



Ben tekrar vurgulamak istiyorum. Biz derhal gazın transit akışını başlatmaya hazırız. Gazprom’un teknolojinin gerektirdiği kadar gaz miktarını sistemimize verilmesinden sonra biz bunu derhal gerçekleştireceğiz. Vaktim doldu. Bundan sonra istediğiniz soruya hazır olduğumu ifade etmek istiyorum. Dikkatiniz için çok teşekkür ediyorum.



Ültanır: Sayın Büyükelçiye yapmış oldukları açıklamalardan ötürü teşekkür ediyoruz. Ekselans Korsunsky tarafından yapılan açıklama, sorunun ticari boyutu ön plana çıkarılmakla birlikte, asıl nedenin siyasi olduğunu söylediler. Ukrayna’nın NATO’ya ve Avrupa Birliği’ne girme girişimleri karşısında Rusya’nın hem Batı’ya ve hem de Ukrayna’ya gözdağı vermek istediğini, krizde Ukrayna’nın suçu bulunmadığını defaatle vurguladılar. Sanıyorum, burada hazır bulunan basın temsilcileri bu açıklamayı ilginç bulmuşlardır. İşin siyasi boyutu sorunun çözümünü geciktirebilir, çözüldükten sonra tekrarına neden olabilir. Ancak, Türkiye’yi ilgilendiren işin siyasi boyutundan öte, gaz ticareti ve gaz sevkiyatı konusudur. Biz batı hattından gelen gazı kesintisiz almak istiyoruz. Hesaplaşmalar, gözdağı vermeler, ticari emtia olan gaz üzerinden yapılmamalı.



Şimdi ikinci sözü Sayın Dr. Oktay Vural’a vereceğim. Kendileri bakanlık yapmış değerli bir devlet adamımız, politikacımız olduğu kadar, aynı zamanda geçmişte enerji bürokrasisinde görev almış, enerji ve gaz konularına hakim olan bir değerli uzmanımız. Oktay Bey’in MHP Grup Başkanvekili olarak şu anda TBMM Genel Kurulu’nda olması gerekirken, toplantımıza katıldılar. Bunun için ayrıca teşekkür ediyoruz. Oktay Bey, siz konuya nasıl bakıp, nasıl değerlendiriyorsunuz? Buyurunuz söz sizde.



Dr. Oktay Vural: Teşekkür ederim, toplantıya gecikerek geldiğim için de özür diliyorum. Çok yoğun bir gündemle karşı karşıyayız. Böyle bir panelin düzenlenmesinden ötürü ben öncelikle Sinan Bey (Sinan Oğan TÜRKSAM Başkanı) ve Sayın Hocam sizleri kutluyorum.



TÜRKİYE’NİN ENERJİ JEOPOLİTİĞİ KONUSUNDA KÖRLÜĞÜ



Aslında bakıldığı zaman, Türkiye önemli bir enerji jeopolitiğinin oluştuğu bölgede. Aslında Türkiye’nin tarihi geçmişine bakarsak, özellikle bu coğrafyada kurduğumuz devletler ve ona yönelik hareketleri dikkate alırsak, şekillenme konusunda da enerji çok önemli bir rol üstlenmiş. Yani, Ortadoğu’nun şekillenmesinden tutun, diğer süreçleri göz önüne aldığımız zaman. Ama ne yazık ki gerçekten, Türkiye bu enerji jeopolitiği konusunda uzunca bir süre körlük yaşamıştır. Halen maalesef bu konuda, enerji jeopolitiği konusunda yeterince sağlıklı kuruluşlar meydana getirebilmiş değildir. O bakımdan bugün bu boyutuyla meseleyi Ukrayna-Rusya ikilemi açısından gündeme getirmek, aslında bir bakıma bizim içinde bulunduğumuz coğrafyanın çok tabii bir gelişimi olarak görmek lâzım. O bakımdan ben kutluyorum.



Bu konuda daha fazla bilgi sahibi olmak lâzım. Bürokrasiden gelen bir kişi olarak, Türkiye’de maalesef genellikle bu konuda bilgi ve tecrübe sahibi olan uzmanların fikirlerini paylaşmak yerine, koltuğa oturan kişilerin fikirlerinin daha önemli hale geldiği bir dönemi yaşıyoruz. Öyle ki, görev yaptığınız dönemle ilgili dünyadaki bütün bu gelişmeleri değerlendirmek için, yurtdışındaki düşünce kuruluşları görev yapan insanları çağırırken, bugün Türkiye’de bu politikaları oluşturan, ben burada görüyorum çok önemli insanlar var, bu insanların sahip olduğu tecrübeleri kullanmaktan da imtina etmiştir. Dolayısıyla böyle bakıldığı zaman, Türkiye gerçekten bu jeopolitik konusunda çok dikkatli bir konumda olmalıdır.



ARTIK ENERJİ GÜVENLİĞİ ULUSLARARASI KONU OLUYOR



Şimdi bugünkü durum, aslında enerji güvenliği konusunu ilgilendiriyor, ama şunu unutmayalım ki, artık bir ülkenin tek başına enerji güvenliğini temin etmesi kafi değil, yani enerji güvenliği kavramı daha uluslararası hale gelmeye başlıyor. Dolayısıyla böyle bakıldığı zaman, uluslararası bir enerji güvenliği oluşturma yolunda temel konseptlerin yerleşmesi gerekiyor. Sorun buradadır. Dolayısıyla böyle olduğu zaman, enerji ithal eden ülkeler, enerjiye bağımlı olan ülkeler ile enerji üreten ülkeler arasında, uluslararası enerji güvenliğini temin etmek konusunda sağlıklı bir duruş gerekiyor.



Takdir edersiniz ki, 1970’li yıllardaki petrol-enerji krizleri, gelişmiş olan ülkeleri 7.1 trilyon dolar zarara uğratmış olmakla beraber, en fazla gelişmekte olan ülkeleri etkilemiştir ve bu konuda biz etkilenmişizdir. Türkiye olarak o döneme bakarsak, gerçekten enflasyonun arttığı, dış borçlanmanın çoğaldığı bir dönemi yaşadık. Dolayısıyla Rusya ile Ukrayna arasındaki bu kriz, dünya ekonomisi açısından da tehdit ediyor. Petrol, doğalgaz, enerji bir silah olarak, bir koz olarak kullanılacak mı kullanılmayacak mı? Kullanılmalı mı kullanılmamalı mı?



Dünya bu sorulara muhakkak cevap bulmak zorundadır. Bugün Rusya ile Ukrayna arasında vaki olan bu enerji krizi çerçevesinde, bizim diğer hatlardan kompanse ederek karşıladığımız doğalgaz talebi karşısında, “Canım burada oluyor, bizi ilgilendirmez” dememiz de kafi değil. Çünkü oradaki bir daralma, netice itibarıyla ekonomik açıdan da Türkiye’yi elbette etkileyecektir. O bakımdan bu gibi konularda gerçekten meseleye, dünya enerji güvenliği açısından bakmak lâzım. Türkiye’nin de bu konuda yapacağı katkılar var.



KARŞI KARŞIYA OLDUĞUMUZ ZİHNİYET VE UKRAYNA’DA

RUSYA’YA UYGUN POLİTİK İKLİM OLUŞTURMA GİRİŞİMİ



Rusya’nın özellikle Mavi Akım Boru Hattı Projesiyle, Hazar enerji kaynaklarının kendi üzerinden diğer enerji pazarlarına ulaştırılmasını istemesiyle, açıkçası bu meseleyi jeopolitikte bir koz olarak kullanmak isteyen, bunu araç olarak kullanmak isteyen bir zihniyetle karşı olduğumuzu ortaya koyuyor. Çünkü Hazar bölgesi enerji kaynaklarının, Doğu-batı Enerji Koridoru ekseninde Batı’ya ulaşması yerine, kendi üzerinden Batı’ya ulaştırmak istemesi, aynı zamanda stratejik açıdan bunu kullanmak isteyen bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu ortaya koyuyor. Bir kere bunu ortaya koymak lâzım.



1995 yılında hazırlanmış “Rusya’nın enerji politikası” kitabında da, daha sonraki gelişmeler de ortaya konuyor, devlet gücünün artırılmasına yönelik bir politika uygulandı, özellikle petrol sektörünün yapılanması bakımından. Bu sadece o yapılanmayla ilgili değil, stratejik açıdan enerjiyi Avrupa’ya ya da Batı’ya karşı bir koz olarak kullanma eğilimi de, özellikle Mavi Akım Hattı ile birlikte de belirgin bir şekilde ortaya çıktı. Bugün geldiğimiz bu noktada, ben bu meselenin Ukrayna’ya yansımasını, ticari boyutlar muhakkak vardır, bunu yadsımıyorum, ama asıl önemlisi, kendisinin özellikle bu konuda Ukrayna’da, kendine uygun bir politik iklimin oluşmasını temin etmeye yönelik girişimler paralelinde oluştuğunu düşünüyorum.



Unutmayalım ki, mesela Belarus’a da petrol sevkiyatını kesmişlerdir. Gürcistan’ı unutmayalım. Elektrik ve doğalgazla ilgili olarak Gürcistan’a da uygulamıştır. Özellikle bu bölgede enerji fiyatlarının artmasıyla birlikte, Rusya’nın bu enerji koridorunu bu amaçlarla kullanmak istediği gerçeğiyle karşı karşıya olduğumuzu unutmamamız gerekir.



GÜZERGÂHLAR ARASI REKABETTE TÜRKİYE ÖNCÜ OLMALI



Şimdi peki, bütün bunlara rağmen bizim ne yapmamız lâzım? Tekrarlıyorum, bu sorun başkalarının sorunu olsa bile, Türkiye bu konuda muhakkak surette uygun bir çözüm arayışını oluşturmalıdır. Çünkü Türkiye Doğu-Batı Enerji Koridoru’nun üzerinde, ve özellikle doğalgazda rekabetin güzergâhlar arasında olacağını düşündüğümüz için, Türkiye’nin de muhakkak surette barışçıl çözümler oluşturabilecek birtakım girişimlerin öncüsü olması gerektiği açıktır. Ama, Türkiye olarak da bizim yapmamız gereken hususlar, bence bütün bu politikalar karşısında, giderek 2010’lu yıllarda yüzde 30’ları aşan Avrupa’nın Rus doğalgazına bağımlılığı, bizim Rus doğalgazına bağımlılığımız karşısında, bu bağımlılığı azaltacak, birbirleriyle rekabet edebilecek politikaları geliştirmemiz gerekiyor. Uzun vadeli çözümler ancak bunlarla mümkündür.



Tekelci bir yaklaşımla doğalgazda yüzde 70 oranında Rusya’ya bağımlı olmak, stratejik açıdan Hazar kaynaklarını sadece kuzeye yönlendirmek, Türkiye’nin enerji güvenliği ve bence dünya enerji güvenliği açısından da bir tehdittir, bir tehlikedir, bu riski artırır. Riski artıran her türlü ortamda fiyat etkisi muhakkak olacaktır. O bakımdan Türkiye muhakkak, Nabucco projesiyle birlikte, Doğu-Batı enerji koridoru’nun oluşturulması için de uygun bir siyasal iklim ve konsept geliştirmiştir.



GÜÇLER REKABETİ ORTAMINDA TÜRKİYE ÖNLEM ALMALI



Bu yönüyle bakıldığı zaman, aslında dünya enerji güvenliği açısından özellikle 1991 yılında Kuveyt’e yönelik o işgal sonrasında yapılan Birinci Körfez Harekâtı sırasında, enerjilerin geçtiği güzergâhları güvenlik altına alma konsepti vardı, ama soru bir başka noktaya gitti. Peki, enerjinin olduğu bölgeleri nasıl sağlıklı bir şekilde tüketime ulaşması için değerlendireceksiniz? Bu durumda da tabii başka konseptler geliştirildi. Bu, enerjinin bulunduğu yerlerde uygun politik ortamların gerçekleştirilmesi. Bugün baktığımız zaman, Ortadoğu’daki gelişmeler Büyük Enerji Oyunu’nun çok klasik bir yansımasıdır. Bunları güvenlik altına almak için işte Irak’taki gelişmeleri dikkate alırsak, petrol kanunu’nu incelerseniz, bunun yansımalarını elbette orada görüyoruz. Bu durumda önümüzdeki süreç içerisinde, özellikle enerji jeopolitiği üzerinde ülke yönetimlerini bu şekilde etkileyecek politikanın bir bakıma Rusya’ya yansımasını görüyoruz. Yani, eğer siz bu konsepti Ortadoğu’da kullanırsanız, bir başkaları da işte Hazar Bölgesi’nde bu konsepti kullanır. Böyle bir güçler rekabeti ile karşı karşıya olduğumuzu unutmayalım.



Böyle güçler rekabetinin oluştuğu bu ortamda, Türkiye’nin en öncelikle ele alması gereken husus, bence enerjinin kesintisiz bir şekilde, güvenliğini sağlayacak bir şekilde, Türkiye’ye gelmesini sağlamaktır. Bunu yapmanın yolu da, Türkiye olarak muhakkak surette tekrarlıyorum, bir kere bu coğrafyada yeraltı depolamalarıyla ilgili imkânlarını süratli bir şekilde geliştirmeli, çünkü çok uzun sürdü ve depolama konseptini yerleştiremedik, enerji koridorunun oluşmasını sağlayacak tedbirler almalı. Özellikle Malkoçlar’dan gelen o boru hattı üzerinde de, Rusya ile Ukrayna arasındaki bir soruna veya anlaşmazlığa dayalı olarak meseleye bakılmasının yanlış olduğunu düşünüyorum. Muhakkak surette, Avrupa Birliği özellikle bu konularda Rusya ile Ukrayna arasındaki bu sorunun çözümü konusunda, bir garantörlük vazifesi görmesi gerekmektedir.



AVRUPA BİRLİĞİ GARANTÖRLÜK VAZİFESİ GÖRMELİ



Avrupa Birliği nasılsa gaz geliyor diye bakmamalı, sadece Rusya ile ilişkileri, Gazprom’la ilişkileri çerçevesinde meseleye bakmak yerine, Rusya ile Ukrayna arasındaki bu sorunu doğalgaz ekonomisi bakımından ele alıp, muhakkak surette birtakım garanti mekanizmalarını ortaya koyması gerekiyor. Aksi taktirde bu sorunun çözülmesi mümkün değil.



Aklıma gelen başka hususlar var, bu konuda işte birtakım fiyat mekanizmaları var, fiyatlar var, problemler var. Bu gaz Rusya’dan sadece Ukrayna’ya gitmiyor, Avrupa Birliği’ne ve bize geldiğine göre, Avrupa Birliği enerji güvenliği açısından daha ciddi bir şekilde bu meseleye yaklaşmalı. Belki de Ukrayna’nın borcu var ise, diğerleri var ise, bunlarla ilgili bir garantörlük vazifesi görmek suretiyle de, Ukrayna’nın Rusya’nın siyasi etkilerine karşı da bir bakıma güvenlik politikaları oluşturmalıdır. Bence burada kilit rol oynayacak güçlerden biri, Malkoçlar’dan bağlandığımız Batı Hattı için diyorum, Avrupa Birliği’dir.



ÜLKE BAZINDA VE ULUSLARARASI ALANDA YAPILMASI GEREKENLER



Bizim dünya enerji güvenliğine sağlayacağımız fayda, özellikle Hazar Bölgesi kaynaklarının Avrupa’ya ulaşmasını sağlamak, böylece bizim de Rus doğalgazına olan bağımlılığımızı azaltmak da mümkündür. Bir de şunu düşünüyorum: Zannediyorum yeni bir inisiyatif gelişiyor. Özellikle bu boru hattı konusunda, eğer bu problemler yapısal olarak çözülmezse, çeşitli ülkelerden geçen uluslararası boru hatlarının inşası konusunda tereddütler oluşur. Unutmayalım ki, Rusya’nın bizim zamanımızda Gürcistan üzerinden doğalgaz getirilmesiyle ilgili bir proje yerine, sadece kendisinden bu ülkeleri aşarak gaz getirmesi, transit ülkelerde meydana gelen sorunların, bu projelerin yürümesini etkilemesinden dolayı böyle bir konsepte gittiğini gösteriyor. O zaman belki bu konuda uluslararası seviyede sürekli danışma mekanizmaları kurmak mümkündür.



Gaz kesildikten sonra her şey oluyor. Bence bu gaz kesilmeden önce, Avrupa Birliği ve diğer ülkelerin devreye girmesi gerekiyordu. Gaz kesilinceye kadar sizler neredeydiniz? Bu bence biraz gözardı edilmiş bir konu. Avrupa Birliği’nin de biraz jeopolitik körlüğünü dikkate alırsak, gerçekten Avrupa Birliği’nin bu konudaki eksikliğini görüyoruz, ben Avrupa Birliği’nin bu sorunun çözülmesi konusunda daha aktif olacağını ve bu güzergâhtaki ülkelerin ortak bir danışma mekanizması meydana getirmek suretiyle, düzenli olarak bu konuları müzakere etmesinin doğru olduğunu düşünüyorum. Belki bunun bir ortak işletmesi yoktur, yani ülkeler arasında bir ortak işletme şeklinde değildir, ama yapılacak şey vardır. Diğer projelerde özellikle bir şirket oluyor. Ülkeler arasında bu şirket ortak işletici olarak çıkıyor, ama bu hatta bir ortak işletici olmadığına göre, bence bu ortaklığı meydana getirebilecek siyasal danışma mekanizmaları kurulmasında fayda görüyorum.



Önümüzdeki süreç içerisinde giderek azalan enerji ile birlikte, enerjinin daha fazla silah olarak kullanılabileceği, koz olarak kullanılabileceği bir döneme dünyanın gittiğini unutmayalım. Yani enerji bundan sonra çok daha önemli hale gelecek. Çünkü bir taraftan fosil yakıtlardaki azalma, diğer taraftan yenilenebilir kaynaklar, Türkiye’nin muhakkak surette gelecekle ilgili bir vizyonu olması lâzım. Bundan sonra eğer dünya 2020-2030’larda enerji piyasaları ne olacak diye düşünüyorsa, Türkiye’nin de bugünden itibaren bu gelişmelerin nasıl yansıyacağı konusunda düşünce kuruluşlarıyla birlikte politikalar oluşturması, buna uygun piyasaları meydana getirmesi gerekiyor. Teşekkür ederim.



Ültanır: Sayın Oktay Vural’a teşekkür ediyoruz. Sayın Vural, siyaset adamlığının yanısıra enerji uzmanı olması nedeniyle konuya çok güzel bir yaklaşım getirdi. Kendileri öncelikle Türkiye açısından çok önemli olan enerji jeopolitiği üzerinde durduktan sonra, enerji güvenliğine uluslararası bağlamda bakılması gerektiğini vurgulayıp, bugünkü kriz için Avrupa Birliği’nin etkin bir biçimde, garantörlük üstlenerek devreye girmesini önerdiler. Uluslararası transit boru hatları güzergâhları üzerindeki ülkeler arasında da, siyasal danışma mekanizmaları oluşturulmasının önemine dikkat çektiler. Türkiye açısından yapılması gerekenleri sıralarken yeraltı depolamasını, Nabucco projesinin Türkiye’nin inisiyatifinde geliştirilmesini, yeni politikalar oluşturulmasını özellikle vurguladılar.



Şimdi sözü Sayın Tuğrul Erkin’e vereceğim. Sayın Erkin, yıllardır DEİK Türk Avrasya İş Konseyleri Başkanlığını yaptığı gibi, Rusya ve Ukrayna gibi eski Sovyetler Birliği ülkeleri ile ticareti yakından izlemiş, bu ülkeleri tanıyan bir kişi. Aynı zamanda Enerji ve Tabii kaynaklar Bakanlığı Müsteşarlığı’nda görev yaptığı dönemden bu yana, enerji konularına hakim olan bir diğer konu uzmanımız. Şu anda Doğalgaz İthalatçılar ve İhracatçıları Derneği Başkanı olarak da, bu konuda faaliyet gösteren işadamlarımızı ve sektörü yakından tanıyan bir işadamımız. Söz sizde Sayın Erkin, buyurunuz.



Tuğrul Erkin: Çok teşekkür ederim. Sayın Büyükelçi, değerli katılımcılar, hanımefendiler, beyefendiler.



UKRAYNA VE RUSYA BAŞKALARINI TARAF ETMEDEN SORUNU KENDİ

ARALARINDA NORMAL TİCARİ VEYA SİYASİ YOLLARDAN ÇÖZMELİYDİ



Ben meramımı yanlış anlatmamak için konuya şöyle bir başlangıç yapmak istiyorum: Ukrayna hem uzun yıllar çalıştığım, hem de önemli eserler inşa ettiğim bir ülke. Öyle ki bizim Kiev’de ilk kurduğumuz çağdaş mahallenin adı, bugün halk tarafından konuldu, “Türk Mahallesi”. Türk Mahallesi dediğiniz zaman, sizi şehrin her yerinden taksiler oraya götürüyor. Dolayısıyla böyle bir hissi tarafım var, ama madalyonun öbür tarafına da bakmak zorundayım. Sayın Büyükelçiye söyleyeceğim şey şu: Rusya ile aranızdaki ihtilafın bizim kaderimizi etkileyecek bir boyuta getirilmemesi lâzımdır. Sizin aranızdaki ihtilaflar, kendi aranızda yapacağınız toplantılarla, kendi aranızdaki görüşmelerle çözülmeliydi. Bizi taraf etmemeliydiniz. Bizi taraf ettiğiniz zaman, bizler bir şantaj unsuru olarak ortaya çıkıyoruz. Avrupa Birliği de çıkıyor, Amerika da çıkıyor, biz de çıkıyoruz. İşte Sayın Bakanımız Rusya’da vs. Dolayısıyla, bu normal ticari yollardan çözülmek veya siyasi yollardan çözülmek ortamını kaybediyor.



UKRAYNA BİRKAÇ KERE TÜRKİYEYE GELEN GAZI KESTİ



Tabii şunu da söylemem lâzım. Rusya-Ukrayna arasındaki sorun, yeni bir sorun değil. Bu sorun niye bugüne kadar çözülmedi derken, bugüne kadar bu yönde cereyan etmiş olan olayları da unutmamak lâzım. Ukrayna birkaç kere Türkiye’ye gelen gazı kesti. Başbakan Timoşenko’nun o dönemde Enerji bakanı olduğunu hatırlıyorum. Başbakan Timoşenko’nun o görevle ilgili problem yaşadığını da biliyorum, ama bunları anlatmak, detayına girmek istemiyorum. Ancak, bunlar eskiden beri gelişen sorunlar. Bu eskiden beri gelişen sorunların çözümü bugüne kadar uzuyor.



TÜRKİYE İÇİN BATI HATTI VE DİĞER HATLAR



Türkiye bugün Sayın Vural’ın dediği gibi, bir önemli yol ağzına gelmiştir. Aşağı yukarı bugün ithal ettiği doğalgazın yüzde 30’unu bu Batı Hattı’ndan almaktadır. Yani önemli bir parçasıdır. Bu Batı Hattı’nın kapanmasından dolayı önemli sorunları vardır. Gerçi bugünkü ekonomik konjonktür, bu sorunları belki bu kadar çarpıcı bir şekilde ortaya çıkarmamaktadır. Ama, bunun bir şans olduğunu söylemek de mümkün değildir.



Türkiye Batı Hattı’nın dışında beş ülkeden dört yolla gaz temin etmektedir. İran’dan almaktadır. Azerbaycan’dan almaktadır. Nijerya ve Cezayir’den sıvılaştırılmış bir şekilde almaktadır. Ayrıca Ukrayna’nın dışında Karadeniz’in altından geçen ve Rusya’dan gelen Mavi Akım da çalışmaktadır. Aşağı yukarı en büyük kapasiteli projelerden birisidir ve çalışmakta olup, Türkiye ile Rusya arasında orada bir ödeme sorunu ya da bir başka problem yoktur.



Rusya’dan Ukrayna Batı hattı üzerinde gelen gaz için buradan da anlaşıyor ki, iki ülke arasındaki doğalgaz konusu dışında birtakım sorunlar var. Bunların hepsi sırada bekliyor. Bunların her biri karşımıza çıktığı zaman, biz böyle krizle mi karşılaşacağız? Nedir? Mesela Rusya’nın Karadeniz filosu var. Mesela Ukrayna’daki Rus azınlıklar var. Azınlıklar dediğimde bendeki rakamları da yüzde 30-35. Onların durumu var. Mesela Yalta, Kırım gibi toprakların ihtilaflı durumu var. Ben kim haklıdır diye söylemiyorum, ama bunlar ihtilaftır, ihtilafları sayıyorum. Bu ihtilafların her birinde önümüze böyle bir sorun mu çıkacak? Yani, Karadeniz filosunu sen oradan attın, ben de senin gazını keseceğim falan. Bunlar bu hattın maalesef ciddi olarak güvenilirliğini kaybetmesine sebep olacaktır veya mesele o boyuta gelmiştir.



ALTERNATİF ÇÖZÜM YOLLARI



Türkiye olarak ve Avrupa olarak şapkamızı önümüze koyup, başka çözüm yolları düşünmemiz lâzım. Ama bu çözüm yolları ya da bulunulan her çözüm yolu Ukrayna’nın aleyhine olacaktır. Ukrayna’yı daha büyük bir yalnızlığa itecektir. O bakımdan bunun da iyi düşünülmesi lâzım.



Avrupa Birliği hemen birtakım yeni stratejiler yayınlamaya başladı. Biz de onları alabiliriz, benziyor. Enerji tasarrufunu artırmak, hep üzerinde durduğumuz bir konu, ama üzerinde daha titizlikle durulabilir. Doğalgaz ve petrol kullanımını azaltmak, diğer kaynaklara yönelmek. Rüzgâr enerjisi, güneş enerjisi ve nükleer enerji gibi yenilenebilir kaynaklara mümkün olduğu kadar itibar etmek, dönmek. Bugünkü krizin başlamasında sebep olan Ukrayna’yı devre dışı bırakacak güzergâhlara yönelmek. Bunların ne olacağını söyleyeceğim. Sıkıştırılmış doğalgaz, yani LNG kullanımını artırmak. Zaten dünyada bu gidişat arttı, Avrupa da bunu yapacak. İşte elinde büyük doğalgaz kaynakları bulunan, ama boru hatlarıyla getiremeyecek konumda olan ülkelerden artık LNG getirmek modası, tandansı arttı. Bugün LNG’nin maliyetleri de öbürlerine yaklaştı. Bu bakımdan bunlar da artacak.



TÜRKİYE’NİN BU KRİZDEN FIRSAT YAKALAMASI

İÇİN BAŞKA GAZ KAYNAKLARI VE GÜZERGÂHLARI



Dolayısıyla bütün bu alternatifler var, ama Türkiye’nin esas üzerinde durması lâzım gelen, Avrupa Birliği ile ilişki kurarak bu krizden doğan bir fırsatı yakalamak. O da nedir? Nabucco’yu yaratmak olabilir. Nabucco, Türkiye üzerinden doğrudan doğruya Avrupa’yı besleyecek bir proje. Bu proje geniş tutulduğu taktirde, Türkiye’de gelişecek ihtiyacının bir kısmını oradan alabilir. Bunu bir şekilde gerçekleştirmek lâzım. Ama bunun da sorunları var. Bunun da doldurulacak, boruya konulacak gazı yok. Azerbaycan’dan başka bu boruya gaz koyacağını taahhüt eden çıkmadı, o da 8-9 milyar metreküp. Dolayısıyla o da bu derde deva değil.



Geriye kalan çok önemli iki kaynak var. Bir tanesi İran. İran hakikaten dünyanın en büyük rezervlerinden birine sahip ve İran, gerek bizim, gerekse Avrupa’nın önemli bir ihtiyacını karşılayabilir. Ancak, İran’ın siyasi durumunu görüyorsunuz. Bir tarafta bir siyasi krizden kaçarken, bir başka krizin içine düşebilirsiniz. Dolayısıyla İran meselesinin çözülmesini beklememiz veya çözülmesi için dünyanın gayret göstermesi lâzım. Belki bu gerilim o krizlerin çözülmesine sebep olabilir, öyle bir hayır doğurabilir. Gene aynı şekilde bir başka önemli yatak, Irak’ta var. Tabii İran’ın arkasından Irak’ı saydığım zaman yine herkes gülüyor. O da benzer bir problem ülkesi.



Esas bunların dışında, bizim anlaşma da yapmış olduğumuz Türkmenistan var. Yıllık 16 milyar metreküp gaz alımına dayalı bir anlaşmamız var ve halen yürürlükte. Ayrıca Kazakistan var. Fakat bugün Rusya, bu konuda Medvedev ile birlikte o kadar aktif bir politika içine girdi ki, Başkan olarak Medvedev’in ilk ziyaret ettiği ülke Kazakistan, arkasından Türkmenistan, Azerbaycan ve bu ülkelere gayet açık bir çek verdi; “Avrupa’ya sattığım fiyattan senden alırım”. İkincisi, “Ne kadar gazın varsa alırım”. Ayrıca tabii, bu bölgede maalesef gittikçe Türkiye’nin etkinliği azaldı. Maalesef Rusya’nın etkinliği arttı. Dolayısıyla bu konjonktür içinde, “Bu denklemi nasıl çözebiliriz?” bu da önemli bir konu.



Bütün bunların ötesinde son bir alternatif olarak, tekrar görüşmemiz, konuşmamız gerektiğine inandığım İkinci mavi Akım projesidir. Evet yine aynı kaynaktır, yani Rusya, ama bir başka root’dur (köktür). Bu root, bu güzergâh, bugünkü Mavi Akım (I) gibi işleyebilir ve o güvence içinde yürüyüp gidiyorsa, bu da bizim için ikinci bir çözüm olabilir. Avrupa için de bir çözüm olabilir. Burada tabii bir şey var; Rusya’nın Yunanistan’la ve Bulgaristan’la imzaladığı Güney Akım Projesi. Karadeniz’in altından geçiyor, ama Türkiye’ye değil, Yunanistan’a ve Bulgaristan’a bağlanıyor. Bu taktirde Türkiye tamamen devre dışı kalıyor. Bunu da bir şekilde önlemenin yollarını bulmalıyız. Çünkü, ikisini finanse etmek imkânı kısa vadede yok.



Dolayısıyla bütün bunlar da hükümeti yakından ilgilendiren gündemimizdeki konulardır. Bunları çözemedikçe, ülkeler arasındaki her türlü ihtilaf karşısında ne yapacağımızı şaşırırız, bütün bu ihtilaflar karşısında da sanayimizi durmaya, vatandaşlarımızı da donmaya zorlarız. Teşekkür ederim.



Ültanır: Tuğrul Bey, bizler de teşekkür ediyoruz. Kendileri çok önemli açıklamalarda bulunup, Ukrayna’dan gelen Batı hattına alternatif çözümlerden ve diğer gaz kaynaklarından söz edip, onların mevcut durumunu ve problemlerini ortaya koydular. Ancak, Türkiye Batı hattına alternatif başka yeni hatlar geliştirmek zorunda olan bir ülke. Bu başka hatlardan Avrupa’ya gaz sevkiyatı yapılacak olursa, Türkiye’de bir fırsat yakalamış olacak. Ben de şahsen kendisine katılıyorum ve Rusya ile İkinci Mavi Akım hattı’nı geliştirmenin, mevcut koşullarda Nabucco’dan daha gerçekçi ve daha kısa zamanda realize edilebilecek bir proje olduğuna inanıyorum. Bizim üzerimizden gerçekleştirilecek alternatif çözüm yolları ve Batı’ya gaz sevkiyatı, tabii ki Ukrayna’nın aleyhine olacaktır, ama önemli olan arz güvenliğinin korunabilmesi için birbiri ile rekabet içinde çalışacak uluslararası hatların ortaya konulmasıdır.



Şimdi son konuşmacı olarak Sayın Gökhan Yardım’a söz vereceğim. Gökhan Bey pek çok boru hattı projesinin gerçekleşme aşamasında uzun yıllar BOTAŞ Genel Müdürlüğü de yapmış olan bir enerji stratejistimiz ve doğalgaz uzmanımız. Şimdi kendilerinin bu krize ve geleceğe yönelik çözümlere ilişkin görüşünü alacağız. Gökhan Bey, buyurun.



Gökhan Yardım: Teşekkür ederim. Sayın Bakanım, Sayın Büyükelçim ve değerli konuklar, öncelikle şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum. TÜRKSAM’ı başta Sayın Sinan Oğan olmak üzere, Sayın Prof. Dr. Mustafa Özcan Ültanır’a da bu paneli düzenlediği için teşekkürlerimi sunuyorum.



BATILI UKRAYNA YA DA RUSLAŞTIRIMIŞ UKRAYNA

OLUŞUMUNA GÖRE ALTERNATİF SORUNLAR



Efendim, Rusya ile Ukrayna arasındaki kriz son yıllarda yoğunlaşsa da, aslında Sovyetler Birliği’nin parçalandığı 1992 yılından itibaren doğalgaz miktarları, fiyat ve transit konularında iki ülke arasında sorunlar başladı. Biz Türkiye olarak, 1992 yılından itibaren batıdan, o zaman sadece batıdan doğalgaz alıyorduk ve halen alıyoruz. Bu sorunları birebir yaşadık. Bu sorunları zaman zaman Ukrayna’nın “size verdiğimiz gazı alıyor” şeklinde, zaman zaman “Bulgaristan bu gazı alıyor” şeklinde yaşadık ve bugünlere kadar geldik.



Şimdi, Rusya ile Ukrayna arasındaki sorunlar açısından Avrupa’ya gaz ihracatına bakarsak, Rusya’nın Avrupa’ya gaz satarak sıcak paraya ihtiyacı var, Ukrayna’nın da ülkesinin ekonomisi için doğalgaza ihtiyacı var. Ama, son yıllarda iki konu değişti. Bunlardan bir tanesi Ukrayna’da 2004 yılında yapılan Turuncu Devrim. Bu devrim sonucunda Sayın Viktor Yuşçenko, Avrupa Birliği ve NATO ile Ukrayna’yı entegre etmek istiyor ki, bu Rusya’nın çıkarlarına ters. Ama, Rusya ile Avrupa arasındaki boru hatları, karayolları, demiryolları ve elektrik hatları hep Ukrayna’dan geçiyor. Ayrıca Doğu Ukrayna’da Rusça konuşan çok büyük bir etnik Rus yoğunluğu var. Aynı zamanda Rusya’nın Karadeniz filosu Sivastopol’de ve Ukrayna’nın Kırım yarımadasının yanıbaşında.



Haritaya baktığımızda, Ukrayna’nın Rusya çıkarlarına ters davranması, Rusya Avrupası’nın içlerine girip Moskova da dahil Rus menfaatlerini tehdit edebilecek bir konumda olduğunu gösteriyor. Aynı şekilde Ukrayna’nın coğrafik konumu, Kafkasya’daki Rus altyapısını bölebilecek bir durumda olduğunu da gösteriyor. Yani, Moskova da dahil hem Avrupa Rusyası’na, hem de Kafkaslar’daki Rus çıkarlarına, Ukrayna bir tehdit oluşturabilir. Bu Rusya açısından bir bakış. Kısaca, Rusya’nın etki alanını geriye püskürtüp Rusya’yı daha defansif bir konuma Ukrayna itebilir. Ama, Ruslaştırılmış bir Ukrayna ise, Rusya’yı daha aktif bir genişleme, ilerleme ve etkisini bölgede artırma sürecine sokar ki, sonuçta da Rusya küresel bir oyuncu olma sürecine girer.



RUSYA CEPHESİNE BAKIŞ



İkinci konu, Rusya geçtiğimiz yıllarda ekonomik olarak büyük bir ilerleme sağladı. 1999 yılından itibaren, daha doğrusu Putin’in işbaşına gelmesinden itibaren, sürekli bir gelir artışı oldu ve 2008 yılı ortalarında 750 milyar dolarlık bir fon biriktirdi. 2008/2009 krizi belki de Moskova’nın bir global finans köprüsü olmasını önledi demek, yanlış olmaz. Ama, durum değişmeye başladı. 2009 yılı Rusya bütçesi açık verecek. Ancak, şu anda Moskova’nın enerji, politik ve askerî açıdan hâlâ 2008 Ağustos’undaki Gürcistan savaşındaki kadar güçlü konumda olduğunu unutmamamız lâzım.



FİNANS KRİZİ İLE UKRAYNA EKONOMİSİ DURDU



2004 ve 2006 yıllarında yaşadığımız Rusya-Ukrayna gaz problemi, her zamanki gibi ticari bir olaydı. Ama şimdi Rusya, Ukrayna’yı doğalgaz müzakerelerini kullanarak, bence yola getirebileceğini düşünüyor. Buradaki en önemli silahı da Ukrayna’nın ihtiyacı olan doğalgazın 3’te 2’sinin Rusya’dan gelmesi ve Rus doğalgazının Avrupa’ya nakli sırasındaki gelirlerinin, ki bu yaklaşık olarak 1.9 milyar dolar, Ukrayna bütçesinin omurgasını oluşturması. Ama yaşadığımız finans krizi Ukrayna’yı da büyük ölçüde etkiledi.



Biliyoruz, Ukrayna IMF ile anlaşma yaptı. Finansal kriz sonucunda Ukrayna ekonomisi durdu demek yanlış olmaz. Sanayi üretimi yüzde 20, metalurji ihracatı yüzde 44, kömür üretimi de yüzde 35 düştü. IMF, Ukrayna’nın bankacılık sektöründe reform yapmasını ve 2011 yılında tüm enerji fiyatlarının, ithalât fiyatlarıyla eşdeğer düzeye getirilmesini istedi. Ukrayna’nın gaz tüketimi de düştü. Ama bu arada kötü bir olay oldu, çünkü Ukrayna’nın gazına içeride en iyi parayı ödeyen sanayi tüketiminden bu düşüş geldi.



DOĞALGAZ KRİZİNDEN ETKİLENEN ÜLKELER



Avrupa gazının yüzde 25’i Rusya Federasyonu’ndan geliyor. Bu gazın yüzde 80’i de Ukrayna’dan geçiyor. Fakat son krizde gördük ki, Avrupa’da birçok ülke doğalgaz alamamaya başladı. Krizin şiddetinden etkilenenleri azına doğru giderek sayacağım. Etkilenen ülkelerin başında Bulgaristan var, sonra sırasıyla Sırbistan, Bosna, Makedonya, Hırvatistan, Yunanistan, Çek Cumhuriyeti, Avusturya, Romanya, Macaristan, İtalya, Almanya, Polonya, Türkiye ve Fransa bu krizden etkilendi. Birçok ülkede kitlesel elektrik kesintileri yaşandı, ısıtma sistemleri durdu.



GAZPROM’UN AB GÖZETİMİNDE GAZ SEVKİYATI,

VARILAN ANLAŞMAYA RAĞMEN YAPILAMADI



Bilindiği gibi 1 Ocak’ta Rusya Ukrayna’ya verdiği gazı durdurdu ve 4 Ocak’ta Rusya Federasyonu Avrupa Birliği’nden uzmanların gözetiminde, Rus doğalgazının transit geçişini kabul ederlerse gaz pompalamaya başlayabileceğini söyledi ve bu konuya ilişkin bir anlaşma hazırlayarak gönderdi. Bu anlaşmayı Ukrayna’daki Naftogaz şerh koyarak imzaladı. Gazprom ise bu anlaşmayı şerhli olarak kabul etmedi ve geri gönderdi. Bu anlaşma ondan sonra, Avrupa Birliği’nin çabalarıyla yeniden şerhsiz olarak imzalandı ve herkes gaz verilmesini bekliyordu.



Ancak gaz verilecek yerde problem çıktı. Rusya Avrupa’ya ve Balkanlara gaz vermek için Ukrayna üzerinden ayrı hatlar önerdi. Rusya Sudja’dan Uzhgorod’a uzanan hattı Avrupa’ya gaz vermek, ve Sudja’dan Orlovka hattını kullanarak Balkanlar üzerine gaz vermeyi teklif etti (Bkz. Harita) Ancak, Ukrayna şirketi Naftogaz bu teklifi kabul etmedi. Kendisi doğudaki Valujki, Pisarevka ve Platovo gibi ölçüm istasyonlarının olduğu yerden gaz verilmesini istedi. Bunu da Ruslar kabul etmediler. Çünkü, gaz sıkıştırılabilir bir yakıttır, gaz kesintisi başladıktan sonra boru hatları boşalmıştı, yaklaşık 140 milyon metreküplük bir boşalma olmuştu. Rusya ile Ukrayna arasında anlaşma olmadığı için, Ruslar sadece transit gazı vermek istediler ve bu gazı Ukrayna’nın tekrar alıp kullanmasından korkuyorlar veya arada fiyat ve diğer anlaşmalar olmadığı için onu istemiyorlar.



ESKİ SOVYET ÜLKELERİ İÇİN ÇÖZÜM, YILLIK

DEĞİL, UZUN DÖNEMLİ ANLAŞMALARDA



Aslında bu sorunların temelinde çıkış noktaları olarak benim gördüğüm, Ukrayna da dahil Sovyetler Birliği’nin bölünmesinden sonra ortaya çıkan diğer ülkeler, maalesef bizim alıştığımız uluslararası anlaşmalar çerçevesinde bir anlaşma ortada olmadan, her yıl sonunda imzalanan bir kağıtla, dünyadaki fiyatların çok daha altındaki fiyatla gaz alıyorlar ve buna alışmış bulunuyorlar. Bu tüm ülkelerin işine geldi. Rusya da bu tür uzlaşmalarla satmayı kendi işine geldiği için devam ettiriyor. Çünkü, her yıl sonunda bu ülkelere şartlarını empoze edebiliyor. Halbuki uzun dönemli anlaşma imzalansaydı, bu sorunlar böyle gelip de böyle bir noktada tıkanmazdı. Uzun dönemli anlaşmalarda fiyat formülleri oluyor. Avrupa’nın bütün ülkeleri de, biz de öyle alıyoruz. Bu fiyat formüllerine göre de, dünyadaki petrol ürünleri fiyatlarına göre, bu gaz alımı gerçekleşiyor. Ama Rusya, bu eski Sovyet ülkelerinden gazı bir yıllık fiyat anlaşmaları ile sabit fiyattan alıyor ve bu ülkelere de yine sabit fiyattan satıyor. Satarken de belirli bir bazı yok.



1000 metreküpünü Ukrayna’ya geçen sene 179.5 dolardan satıyordu, Gürcistan’a 235 dolardan satarken, Ermenistan’a da 110 dolardan satıyordu. Ama geçen senenin ortalaması ile baktığımızda, Avrupa Birliği bu gazı 418 dolardan alıyordu. Şu anda da fiyatlar düşme eğilimine girdi. Sayın Hocam söyledi, “Fiyatlar 178 dolar civarında” dedi. Evet, ama bu fiyat en erken Nisan’dan sonra veya Temmuz’dan sonra geçerli olacak. Şu andaki Rusya boru hattı satış fiyatı, Avrupa Birliği’nde 418 dolarlar seviyesinde, Nisan’dan sonra bu fiyatlar 250-270 dolarlara gerileyecek. Uzun dönemli uluslararası anlaşma, benim Ukrayna’ya da önerim.



ÇEŞİTLİ SEÇENEKLERİMİZ VAR, AMA NABUCCO PROJESİNİN

AMACI AZERBAYCAN GAZINI BİZİM ELİMİZDEN ALMAKTIR



Şimdi, birçok proje var. “Türkiye neler yapabilir?” diye de konuşuluyor. Ben özellikle Nabucco projesine de gelmek istiyorum. Aslında biz Türkiye olarak, Avrupa Birliği’ndeki birçok ülkeye göre çok iyi durumdayız. Sayın Bakanımın (Sayın Oktay Vural’ın) bizim Genel Müdürümüz iken ifade ettiği bir söz vardı. “Gaza alternatif olarak çeşit yaratmak, sadece ülke değil, güzergâh da önemlidir” diyordu ki, çok doğru bir söz. Biz Rusya Federasyonu’ndan Mavi Akım’dan gaz alarak, bir alternatif yarattık. Yani onu da sayarsak, biz tam 6 ülkeden, 6 değişik güzergâhtan şu anda gaz alıyoruz. 1.9 milyar metreküplük yeraltı depomuz da hazır hale geldi ve birçok da projemiz var.



Şimdi bizim Irak ve Mısır gazı projelerini hızlandırmamız lâzım. İran’dan herkes söylüyor, şu anda günlük 15 milyon metreküp gaz alıyoruz, ama bizim İran’dan şu anda 29 milyon metreküp gaz almamız lâzım, kontrat öyle diyor. Şu anda 15 milyon metreküp aldığımız gaz 18 milyon metreküpe çıktığında, “ne kadar iyi oldu” diyoruz. Halbuki bizim 29 milyon metreküp gaz almamız gerekirken, İran hâlâ kontratta yazılı olan gazı bize vermiyor.



Tuz gölü deposunun yapımını hızlandırmalıyız. Azerbaycan’ın ikinci fazından gaz alımı için görüşmelerimizi yoğunlaştırmalıyız. Boru hattında kapasitemiz vardır ve Azerbaycan ikinci fazındaki gazı açıkça da söylüyorum, kimseye kaptırmamamız lâzım. Çünkü Nabucco projesinin amacı, Azerbaycan gazını bizim elimizden almaktır. Bizim aslında ülke olarak Azerbaycan ile aramızda boru hattımız var, İran’la boru hattımız var, Mavi Akımımız var, Irak için şu anda güzergâh çalışmaları yapılıyor diye biliyorum. Mısır gazı sınırımıza 170 km’ye kadar geldi.



Nabucco bize ne sağlayacak diye düşünüyorum, düşünüyorum bulamıyorum. Nabucco projesi, bir boru hattı kapasite projesi. Yani, kapasitenin yüzde 50’sini, Avrupalı üçüncü taraflar gelecekler, kaç lira öderlerse ödeyecekler, ve alıp götürecekler. Yani, biz Avrupa’nın fiyatından daha pahalı bir fiyat ödeyebilirsek, Nabucco’dan alacağız. Halbuki benim Azerbaycan gazına direkt bağlantım var. Yani, Nabucco için çok dikkat etmemiz lâzım diye söylüyorum.



Enerjide alternatif kaynaklara ve özellikle nükleere yönelmeliyiz. Gaz ithalâtında BOTAŞ’ın dışında da özel sektörü devreye sokmalıyız. Ülkenin gazını garantiye almadan, başka projelere bakmamamız lâzım. Bakın, şu anda BOTAŞ’ın internet sitesindeki verilere göre 2015 yılında mevcut kontratlar devam etse bile, ilave 5 milyar metreküp, 2020 yılında ilave 15 milyar metreküp, 2030 yılında ilave 25 milyar metreküp gaza ihtiyacımız var. Biz bu gazı nereden bulacağız? Bu gazı bulmadan transit projelere öncelik ve ağırlık vermememiz lâzım. Bizim önce ülkenin ilerideki gazını, güvenli bir şekilde tedarik etmemiz lâzım.



Biz Bulgaristan’a da Yunanistan’a da gaz satabiliriz. Ancak satarken, Avrupa Birliği normlarında ve Avrupa Birliği fiyatlarında gaz satmamız lâzım. Yoksa aldığımız ucuz gazın üzerine 5-10 dolar ekleyerek Yunanistan’a verip enerji köprüsü olamayız. Ancak, ülkenin ucuz kaynaklarını Avrupa Birliği’ne aktarmış oluruz. Benim söylemek istediklerim bu kadar. hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.



Ültanır: Teşekkür ediyoruz Gökhan Bey. Sayın Gökhan Yardım, Rusya ve Ukrayna gaz krizini irdeleyip Ukrayna’ya uzun vadeli gaz anlaşmaları yapmasını önerdikten sonra, Türkiye’nin elindeki seçenekleri değerlendirdi. Bu kapsamda, Nabucco projesi diye, Türkiye’nin Azerbaycan gazını Avrupa’ya kaptırmaması gerektiğini vurguladı ki, bence en çarpıcı önerisi de bu oldu. Türkiye tabii ki önce kendisini düşünmek zorunda da, politikacılarımız herhalde bu boyutunu da düşünüyorlardır diyelim, ama tabii ki bir soru işareti. Yalnız işin bir de siyasi ayağı var, onu da unutmayalım derim.



Değerli konuklarımız, panelimizi sonlandırmadan önce, şimdi son bir defa panelistlerimize eklemek istedikleri bir şey var mı diye soracağım. Varsa bunu birkaç cümle ile açıklamalarını rica etmekteyim. Yine aynı sırayı takip ediyoruz. Önce Büyükelçimize dönüyorum, Ekselans Korsunsky eklemek istediğiniz bir husus var mı acaba?



H. E. Korsunsky: Hayır teşekkür ediyoruz.



Ültanır: Teşekkürler Sayın Korsunsky. Değerli milletvekili, Sayın Bakanım sizin eklemek istediğiniz bir husus var mı?



Dr. Oktay Vural: Tabii doğalgaz transit projeleri ile doğalgazın geliştirilmesi projeleri, birbirinden ayrı projeler değildir. Dolayısıyla boru hattı projeleri, muhakkak surette doğalgazın çıktığı b
26°
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?