banner209

banner191

banner148

banner179

banner176

Kanal İstanbul her yönüyle değerlendirildi

Kanal İstanbul projesi, bu gün İstanbul'da Taxim Otel'de gerçekleştirilen panelde her yönüyle tartışıldı..

GÜNCEL 07.05.2011, 22:35
Kanal İstanbul her yönüyle değerlendirildi

Kanal İstanbul her yönüyle tartışıldı

SODEV ve www.istanbulgercegi.com işbirliğiyle düzenlenen 'Kanal İstanbul' paneli bugün Taxim Hill Otel'de gerçekleştirildi. Jeoloji Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Öztürk'ün moderatörlüğünü yaptığı panelin 1. bölümünde Mimar Ahmet Vefik Alp, Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği Eski Başkanı Aykut Erol, Doç. İstanbul Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Jeofizik Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Oğuz Gündoğdu ile İstanbul Şehir Plancıları Odası Başkanı Tayfun Kahraman konuşma yaptı.

Moderatör Öztürk, 'Kanal İstanbul' projesiyle ilgili yeni şeyler söylenmesi gerektiğini ifade ederken Ahmet Vefik Alp, "Bu proje doğaya çok ciddi müdahale yapan bir çalışma. Bu nedenle tepkiler mutlaka olacaktır. Ne kadar hesap yaparsak yapalım doğanın tepkilerini hesaplayamıyoruz. O yüzden hep teyakkuzdayız. İstanbul'a yeni bir proje yapma gereği kaçınılmazdır. Türkiyemizin imar sicili çok kötü. Bu oran % 70. Üç yasayla korunan Boğaz'da dahi binlerce çarpık yapılaşma var" dedi.

'Kanal İstanbul' projesinin yapılacağı bölgelerdeki emlak fiyatlarının yükseldiğine dikkat çeken Tayfun Kahraman ise "Askeri alan boşalmış ve bu alan TOKİ'ye devredilmiş. TOKİ kanalıyla bir rant projesi yapılıyor. Gerçekten 'çılgın proje' çünkü mantık almıyor. Mantığın almadığı şeyler çılgın kabul edilirler. Karadeniz-Marmara arasında denge bozulacak. Yine inşaat sektörüne sarılmış durumdayız" ifadesini kullandı. Kahraman, yapmış olduğu projelerle ilgili kendisine uyarılar geldiğini ve en nihayetinde memur olduğunu söyledi.

Doç Dr. Oğuz Gündoğdu ise "Depremle ve tsunamiyle ilgisi olmayan bu proje nasıl kabul edilebilir ki? Bu projenin bileşenleri ile ilgili cevapları var. Zihni Sinir projeleri vardı, bana onu anımsattı. Bu proje birileri çıldırttığı için çılgın. Gündemden düşürmek önemli, ana nedenlerini vererek düşürmek lazım. Bir sürü olmazları yan yana getirmek çılgınlık olur" diye konuştu.

 Kaptan Aykut Erol:''Montrö askeri açıdan çok önemli''

Aykut Erol da yaptığı açıklamada "Tek amaç İstanbul'u gemi kazaları tehdidinden kurtarmak gözüküyor. Ancak kanalda akıntı olursa kaza oranı yükselecektir. Henüz detayları açıklanmamış bir projedir. Montröyle ilgili bir şey söyleyemem. Bu hukuksal bir konudur. Montrö 37 maddeden oluşuyor. Ticari yönden 2 madde vardır. Bunlardan biri kılavuz kaptan, diğeri ise romörkör alımı. Bu konularda sıkıntı yaşıyoruz. Diğer 30 madde ise askeridir" dedi.

Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği eski Başkanı Kaptan Aykut Erol; ''Kanalın eninin 150 metre olması, kıvrılarak uzanması, akıntılı olması, denizden gelip dar bir kanala girilmesi, konvoydaki bir geminin arızalanması durumları, Kanal İstanbul’da kazalara yol açabilecektir. Kanal İstanbul’un çevresinde yoğun yerleşim alanları kurulacağı anlaşıldığından bu çevredeki yaşam ile doğal ve kültürel varlıklar tehlikede olacaklardır. Kanal İstanbul projesi hayata geçirilirse, burası için bir geçiş kurallarını içeren bir mevzuat çıkartılması ve gemi trafiğini düzenleyecek, bilgi akışını sağlayacak, kuralların uygulanmasını denetleyecek bir Gemi Trafik Hizmetleri (VTS) kurulması gerekmektedir.'' şeklinde konuştu.

Kaptan Erol; ''Kanal İstanbul projesi hayata geçirilecekse, burada uygulanacak kuralların Montrö Sözleşmesi’nin ana ruhuna aykırı düşmeyecek şekilde (özellikle askeri gemiler için) düzenlenmesi ve bunun açıklanması gerekir. Kuşkusuz, Montrö’den farklı olarak, Kanal İstanbul’da kılavuzluk ve Römorkörcülük hizmetleri zorunlu olacaktır.'' dedi.


Kanal İstanbul projesi ile amaçlanan hedeflerden birisi de, petrolün boru hatları yerine gemilerle taşınması ise güvenlik ve uygulanabilirlik açısından önerilerini  ''Kanal genişliği 300 metre, derinliği 30 metre ya da daha çok yapılmalı, Deniz trafiği (Montrö engeli de aşılmak şartıyla): Karadeniz’e çıkacak gemilerin tek yön olarak İstanbul Boğazı’nı kullanmalı ve Marmara’ya gidecek gemilerin ise yine tek yön olarak Kanal İstanbul’u kullanması sağlanmalıdır.'' şeklinde sıraladı.

Erol; ''Umarım, uzmanlık alanımıza giren hususlarda dile getirdiklerimiz, iki yıl süreceği belirtilen etüt sırasında ele alınarak, gerekli inceleme ve araştırmalar yapılır, uygun kararlar ve önlemler alınır.'' şeklinde görüş belirtti.


Eski Kültür Bakanı Ercan Karakaş

Panelin "Bu bir rant projesi mi?" konulu 2. bölümünün moderatörlüğünü ise Eski Kültür Bakanı Ercan Karakaş yaptı. Bu bölüme konuşmacı olarak Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, Eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Nurettin Sözen ve İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bayram Öztürk katıldı.

Özcan Işıklar, Silivri bölgesinde endüstriyel tarımın mükemmel bir şekilde yapılabileceğini ve çok verimli araziler olabileceğini belirtti. Rantın yaratılmasına karşı olmadığını dile getiren Işıklar, bir çekirge sürüsü gibi Silivri'deki zenginliği alıp götüreceklerini ifade etti. Nurettin Sözen ise konuyla ilgili "İstanbul'un kuzeyindeki ormanlık arazilere rant amaçlı olarak göz dikilmiştir. Kentleşmeyi bu bölgeye taşırsanız İstanbul'un akciğerlerini ortadan kaldırırsınız. Bunu hele de bir rant için yapıyorsanız bu bir suçtur, günahtır" dedi. Sözen, konuşmasında daha önceki yönetimlerde yaşanan rant olaylarına değindi ve örnekler verdi. Eski İstanbul Belediye Başkanı Sözen, "Şu anda ekonomiyi canlandırmak, dış sermaye ve iç sermayenin ağzını sulandıracak yeni rantlar oluşturmak lazım. Şimdi bunun için neresi kaldı? Kuzeydeki alanlar kaldı" diyerek bu projenin bir rant projesi olduğuna değindi, Montrö'yü geçersiz kılmak için yapıldığını söyledi.

"Bu projeyle birlikte bölgede büyük bi su sorunu yaşanacaktır" diyen Sözen, "Su havzasınn bu durumdan olumsuz anlamda etkilenecek. Göç meselesi önemli bir sorun. Bu projenin hazırlıkları biliniyordu ancak İstanbul halkı bu gerçeği bilmiyordu. Bunu kimden öğrendiler? Bunun cevabını da biliyorsunuz" açıklamasında bulundu.

Prof. Dr. Bayram Öztürk de denizbilimci olarak kanalın ne gibi etkileri olacağına değindi. Öztürk, yaptığı sunumda Karadeniz'in Akdeniz'leştiğini, kanalın yapımıyla birlikte de bu sürecin hızlanacağını, bazı türler yok olurken Kızıldeniz'den Karadeniz'e gelen türlerin bu bölgede çoğaldığını söyledi.

"Kanalı açarsanız Karadeniz'in eko sistemini değiştirirsiniz" diyen Öztürk, 200 senede maliyetinin geri ödeneceği bir projede çok kısa sürede Karadeniz'de doğal eko sistemin değişeceğini iddia etti. Montrö anlaşmasına değinen Öztürk, bu anlaşmanın Türkiye için çok önemli olduğuna dikkat çekti ve Atatürk'ün bu konuyla ilgili söylemlerini dile getirdi.

Panelin 1. oturumu: Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu, Mimar Ahmet Vefik Alp, Prof. Dr. Hüseyin Öztürk, Kaptan Aykut Erol, Tayfun Kahraman

Panelin 2. oturumu: Prof. Dr. Bayram Öztürk, Özcan Işıklar, Ercan Karakaş, Nurettin Sözen

 

Yorumlar (7)
hamdi kayıkçı 9 yıl önce
lütfen kanalın adını doğru söyleyelim.dünyanın hiçbir kanalında bu şekilde söylenmez önce ismi sonra kanal denir.başbakan yanlış söyledi diye bizde söylemeyelim.
Hasan Terzi 9 yıl önce
Ne diyorsunuz siz ya.



Bilmeden konuşuyorsunuz. İşiniz sadece eleştirmek. Biraz da gerçekleri görün. Boş kalmışsınız bir köşede fırsat kolluyorsunuz. Gündemin sizden olduğuna inandığınız dönemde de ortaya fırlıyorsunuz. İyi de yemezler bunları...

Diye devam eden ve sürüp giden yorum kültürü… Yıllardır takip edebildiğim kadarıyla da bu hep böyle oldu. Konuya hakim olmak şart değil, eleştirebilme yeteneğine sahip misin? İşte o zaman meziyetlisin.



Ne haberi ne de sayın yorumcuları okudum. Sadece ve sadece başlığı görünce yorum yapayım ve belki gündeme girerim düşüncesiyle bir kaç satır sıralayayım dedim. Bu yeni modern kültürü de bugüne kadar siz saygın haber kaynaklarımızda çıkan haber ve sonrasında onu pekiştiren yorum silsilesiyle devam eden sürecin ben de oluşturduğu mahrumiyet duygusuyla edindim. Yani sorun ben de, siz dert etmeyin!



Demek ki bilgiye gerek yok. Demek ki araştırmaya gerek yok. Demek ki beyin yormaya hiç mi hiç gerek yok. Olay bu kadar kolay. Haberi gördün mü eleştir ya da eleştiren varsa ona saldır. Bu taktikle kesin pirim yapıyorsun. Haa madem öyle, birileri neden idealleri uğruna bu denli uğraşıyor ki?

Neyse Hasan “güldürürken düşündürmeye çalışma”!



Asıl yazmak istediğim yoruma gelirsek eğer; çok istememe rağmen katılamadığım bu etkinlikteki kayıplarımı nasıl telafi edebilirim bilmiyorum. Sızlanmak yerine bu etkinliği gerçekleştirmede emeği geçen herkese teşekkür etmeyi bir borç bilirim. Yalnız bunları yazarken hissettiğim rahatlığı bugüne kadar hiç hissetmemiştim. Demek ki araştırmaya, okumaya, analiz yapmaya, yorumlamaya, emek sarf etmeye, yapılan etkinliğe katılmaya hiç gerek yok. İki satır doldur yolunu bul.



Dermişim.



Saygılarımla,

Hasan Terzi

Ali Zeybek 9 yıl önce
Hukuken istanbul boğazı'ndan geçiş antlaşmalara göre, kanaldan geçiş ise devletin anlayışına göre şekillenmektedir. zira devlet eliyle sonradan yapılmıştır.



yeni tarifeye göre premium gemiler ile free gemiler arasındaki fark aşağıdaki gibidir;



premium üyelik(kanalistanbul)

- 7/24 kesintisiz geçiş

- ağırlık sınırı bulunmamakta

- patlayıcı, yanıcı madde taşıyan gemilere kısa sürede geçiş imkanı

- coğrafi yönden güvenli

- geçiş sırasında demir atılabilecek restorantlar, dinlenme tesisleri, disco ve oteller

- yolculuk sırasında izlenebilecek animasyonlar, gösteriler, dekoratif binalar.

- wireless internet hizmeti.

- olası kazalara karşı can kurtarma botları, özel sağlık ekipleri, helikopter

- kanalistanbul deniz camiisi, mescitler

- balıkçıların kısmetini açan türbeler

- su filtresi ile masmavi, parlak, romantik bir yolculuk

- dalga önleyici sistemler ile güvenli ve sarsıntısız bir yolculuk

- 6 televizyon kanalı (stv, mesaj tv, kanal 7, kanal 24, el cezire, el arabia)

ve dahası...



bedava geçiş(istanbul boğazı)

- sadece günün belirli saatlerinde geçiş

- maksimum 1 ton'a kadar geçiş izni

- coğrafi yönden güvensiz

- yanıcı, patlayıcı madde taşınmasına izin yok.

- geçiş sırasında demir atılabilecek sınırlı yer.

- eğlence, dini hizmetlerimizden faydalanamama

ve yavaş geçen, güvensiz, zevksiz bir yolculuk

Erhan Ablak 9 yıl önce
proje hakikaten çılgın orada anlaşalım, o yüzden üzerinde bu kadar tartışma olması çok doğal. işim bu olmasına rağmen ben bile ilk başta "aa ne güzel" deyip sonra "bi dakka lan manyak mı bu adam?" diyerek arada kaldım, sonra birkaç arkadaşla oturup konuşarak ve tartışmaları izleyerek belli bir kanaate vardım.



projeyi tek başına ele aldığımızda istanbul'dan kopuk gibi duruyor. boğazdaki yük geçişini aktarmak için kanal açılıp etrafına da yerleşim ve çalışma alanları inşa edilip kentten kopuk ve hiçbir işe yaramayacak bir proje gibi duruyor. istanbul'un deprem riskini de hesaba kattığımızda hakikaten "ne gerek var?" diye soruyor insan. bu projeye yatırılacak para pekala da istanbul'daki binaların depreme karşı güçlendirilmesinde harcanabilirdi. hatta bu para raylı sisteme de aktarılabilir, ulaşım sorunu büyük ölçüde çözülürdü. şu ana kadar gelen eleştiriler de çoğunlukla bu yönde zaten.



bu projenin amacı ne? hangi soruna çare olur? sadece bir prestij projesi mi, yoksa bütüncül bir planın parçası mı?



ilk olarak yetki karmaşasını gidermek gerek. istanbul'un ulaşımını çözecek kurum devlet değil, istanbul büyükşehir belediyesidir. mücavir alan sınırları dışında kalan bölgelerde karayolları genel müdürlüğü ve bayındırlık ve iskan bakanlığı yetki sahibidir. yani doğrudan devlet müdahalesiyle bu sorunların çözülmesi yasal olarak mümkün değil. belediye bütçesi zaten bir çok bakanlığın da üzerinde. daha da artırmanın manası yok, zaten projelerin daha hızlı yürümesine imkan yok.



bana kalırsa bu projeyi tek başına ele almak hata olur. istanbul'un halihazırda öncelikle çözülmesi gereken bir deprem sorunu var, ona şüphe yok. ama istanbul'un şu yoğunluğuyla hangi yasal aracı kullanırsanız kullanın geniş çaplı bir müdahale mümkün değil. bu yıllardır deneniyor, ama birkaç istisna dışında kaydedilmiş bir ilerleme yok. istanbul'u elden geçirmek gerek, bunun için de kent merkezinin taşınması şart.



bu projeye sadece bir yük gemisi kanalı olarak bakılmamalı. hem istanbul'un iki yakasında kurulacak şehirlerle, hem üçüncü köprüyle, hem tarihi hem de yeni merkezle bir arada düşünülmeli. ancak o zaman anlam kazanıyor çünkü.



bu projenin en öncelikli amacı istanbul'daki daracık bir alana sıkışan nüfusu yaymak; ve bir yandan da kontrolsüz bir şekilde sıçramalarla gerçekleşen büyümeyi kontrol altına almak. başka türlü kente geniş çaplı bir müdahale söz konusu bile olamaz zaten. sulukule'yi bile boşaltmak için iki sene uğraşıldı, varın gerisini siz hesap edin.



bu proje nüfusu artırır mı? elbette artırır, ama yeni yerleşim alanları oluşmaz. kanalistanbul'a taşınan insanların yerine yeni gelecek nüfus yerleşir, gidip kendine gecekondu yapmak zorunda kalmaz. bir diğer olumlu yanı da eğer süreç iyi yönetilir ve gerekli önlemler alınırsa bu kanalın kent gelişimini durdurmak adına doğal

sınırlayıcı olarak kullanılabileceğidir. bu projenin bir diğer getirisi de kenti daha geniş bir alana yaymak dışında oldukça büyük ve uzun vadeli bir istihdam alanı da meydana getirerek işsizliğe de önemli ölçüde katkıda bulunması olacaktır.



bir diğer önemli husus yeşil alanlar. öncelikle şu konuyu açıklığa kavuşturalım, istanbul'da belgrad dışında doğru dürüst orman alanı yok. harita üzerindeki yeşil boyalı kısımların büyük çoğunluğu maki ve baltalık alanlar. baltalık dediğimiz oluşum ise çoğunlukla meşe ve gürgen ağaçlarından meydana gelmiş ve "kesim amaçlı" kullanılan alanlardır. tahrip edilen alanlar buralar olacak, kaldı ki proje kapsamında oldukça büyük yeşil alanlar da oluşturulacağı söylenmekte. hatta üçüncü köprü güzergahındaki yeşil alanlar da yine bu baltalık dediğimiz oluşumlar.



yalnız bu projenin ortaya çıkışı şu an yürürlükte olan 1/100.000 ölçekli metropoliten alan planı ve 1/50.000 ölçekli metropoliten alan nazım imar planını devre dışı bırakacak. ama bu bir yandan da iyi bir şey, çünkü proje ile birlikte kentsel mekandaki yayılmanın doğal nüfus artış hızını aşarak patlamaya yol açmaması için yoğunluk kararları alınmak zorunda, bu da söz konusu planların revizyonu veya yeniden yapımı ile sağlanabilir.



ulaşıma değinmedik, ancak demiryolu ve karayolu sistemlerinin de baştan aşağı yenileneceği ve güçlendirileceği de yine başbakan tarafından açıklandı.



toparlarsak bu proje üçüncü köprü ve yeni oluşturulacak alt merkezlerle birlikte ele alınıp kentsel merkez ile bütünleştirildiğinde istanbul'un deprem, ulaşım ve altyapı sorunlarına çözüm getirmekle beraber meydana getireceği istihdamla da bir çok sosyal soruna çözüm olabilecek nitelikte. projenin bütün detayları elimize ulaşmadan detaylı bir analiz yapıp kesin bir karara varmak mümkün değil, ama eğer gerçekleştirilebilirse istanbul'u kurtarabilir.

Dursun Koru 9 yıl önce
günde en az 150 gemi geçmesi planlanıyormuş bu boğazdan.



günde 5.000.000.000/365 ~= 13.700.000 dolar kazanmak demek oluyor bu.



bunu da "en az 150 gemi"ye bölersek, 91.500 dolar gemi başına kazanç hedefleniyor demektir.



hâlihazırda boğazdan geçen gemilerden geçiş ücreti alınamıyor montrö anlaşması hasebiyle diye biliyorum - yanlışım varsa düzeltin.



"biz kanal yaptık, buradan geçeceksiniz ve yok öyle bedava geçiş, her seferinde 100.000 dolar vereceksiniz!" denmesi mümkün mü?



gittim araştırma yaptım, 2008 yılında dünyanın en büyük gemisi ünvanını alan geminin uzunluğu 340 metre (1). ve boğaz'dan şimdiye kadar geçen en uzun gemi olan v. kerkis'in uzunluğu ise 315 metre.

üstelik bu gemi bile 150.000'i romörkor hizmeti ve 50.000'i diğer hizmetler adı altında toplam 200.000 $ ödemiş. (2)



hâliyle bu kanaldan geçecek, çoğu bu büyüklüğe yanaşmayan gemilerin her birinden 100.000 dolar para kazanılabileceği - üstelik boğaz'dan istemezlerse ücret ödemeden geçme şansları varken - pek mâkul görünmüyor bana.
Salih Kuzu 9 yıl önce
http://www.havadantozdan.com/cilgin-proje-neden-olmaz/
Cemil Seyit 9 yıl önce
Diyelim ki her şeye rağmen yaptık, ikinci Boğazı açtık. İnanın 1000 sene sonra ülkemiz denizlerin ekolojisini değiştiren felaket yaratan bir ülke olarak örnek gösterilecek ve belki de Marmara bölgesi susuzluktan kokudan tamamen terk edilecektir. Merak ettiğim konu da burada başlıyor zaten Bu işin ön etüdünü yapan bunun olur bir proje olduğuna karar veren kimler ise yahu hiç mi danışmadınız bir deniz bilimcisine. Gerek duymadınız mı? Yok danıştınız da size olur verdi ise hiç mi merak etmediniz kimdir nedir bu kişi veya kişiler Boğazda ne yapmışlar diye. Görünen hali ile akademik hayatı süresince her gün Kadiköy Eminönü boğaz hattı gemilerini kullanan bir hocamıza danışmışa benzersiniz. Kılavuz kaptanlara sorsanız belki daha da iyi ederdiniz onlar burada bahsettiklerimi her gün yaşayan kılavuzluk hizmeti verdikleri gemilerin boğazı sağ salim geçmelerine olanak tanıyan, bizleri Boğazın tehlikelerinden kurtaran kişiler ne de olsa. Ama siz ki Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanına bu işin deniz tarafını incelemeden kulaktan dolma bilgiler ile bu proje olur diyebildiyseniz inanın bravo derim sizlere. Eğer bunu demişseniz yukarıda sıraladıklarımın cevabını da biliyorsunuz demektir. O zaman bize de bana da öğretin lütfen, öğreneyim ayıbı mı var bu işin, hatta sizden binlerce de özür dileyeyim çıkıp toplumdan da özür dileyeyim. Ben hatlıymışım bu projeyi düşünen beyinlerin öngörüleri burada saydıklarımın herbirini de düşünüp doğaya bırakın zarar vermeyi katkıda bile bulunacak bir proje geliştirmişler diyeyim, ne utanırım ne sıkılırım. Özür dilemek te bir erdemdir. Ne yapalım bunca sene boşa kürek sallamışım der köşeme çekilirim, ayıbı bana.



Prof. Dr. A. Cemal Saydam



ODTÜ Erdemli Deniz Bilimleri Enstitüsü (Emekli) Öğretim Üyesi



Hacettepe Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi
16°
kapalı
Günün Anketi Tümü
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?