banner246

banner176

banner242

banner191

banner249

banner148

banner244

banner179

banner248

banner145

İTÜ Denizcilik Fakültesi'ne Deniz Ticaret Müzesi

"Her yazımızda ve konuşmamızda yinelediğimiz gibi “denizcilik” işinin temel özelliği “uluslararası” olmasıdır."

GÜNCEL 06.05.2009, 09:39
3256
İTÜ Denizcilik Fakültesi'ne Deniz Ticaret Müzesi

Deniz Ticaret Müzeleri

Konumuzun yaşadığımız günlerde olup bitenlerin güncelliğini taşıdığı söylenemez ama ülkemizde en azından düşünülmesi gerekenlerin bir sıralaması yapılsa başlıktaki konunun o gündemde yer almasını çok isterdim.

Her yazımızda ve konuşmamızda yinelediğimiz gibi “denizcilik” işinin temel özelliği “uluslararası” olmasıdır.

Denizcilikte uluslararası ölçülerde işler yapmış, başarıları tarihin o kocaman fotoğrafında bunlarla birlikte yerini almış ülkelerde yüzyılların, hatta bin yılların içinden geçerek bugünlere ulaşmış ünlü limanların hepsinde bir denizci ve işadamı olarak defalarca bulunmuşumdur.

Limanlar aslında bir ülkenin cümle kapıları, türlü mal dolaşımlarının en stratejik, hatta ülke güvenliğinin kilit noktalarıdır.

Mal, gerçek değerini ulaştırılması gereken noktaya vardığında bulur. Limanlar ticari değerlerin olduğu gibi kültürel değerlerin de birbiri ile sürekli iç içe bulunduğu yerlerdir.

Kültür birikimi

Nitekim uluslararası denizciliğin tarihinde başardıkları, yarattıkları ve insanlığa katkıları ile yer almış ülkelerin coğrafyasında “limanlar” dediğimiz noktalarda mutlaka ünlü deniz müzeleri bulunur. Bu müzelerde denizcilikteki evrimin, tarihin ve bin yıllar içinde birikmiş kültürün somut kalıntılarının nasıl üzerlerine titrenerek ve bilimden payını almış bir mekân içinde nice özveri ve duyarlılıkla saklandığını görürsünüz.

Denizcilik denilen, artık teknoloji ve bilimle birlikte hızla gelişen bu önemli alan bütün ülkelerde iki temel bölümde oluşmuş ve gelişmiştir: Bir, ülkenin güvenlik güçleri içinde yerini alan donanma/navy savaş gemileri, eğitim kurumları ve diğer unsurları.

İki, ülkenin ekonomisi ile bütünleşmesi gerektiği için oluşan ticaret gemileri, eğitim, limanlar, yükleme boşaltma, ulaşım sistemleri ile bağlantıları vs. gibi tamamlayıcı kurumları ile ticaret filosu/merchant navy.

Her ikisinde de oluştuğu kadar bir kültür birikiminin saklandığı, sergilendiği yerler, müzeler olagelmiştir.

Fransa, Japonya, İngiltere, Almanya, İtalya, İspanya, Portekiz gibi denizcilik isminin asları, öncüleri olmuş ülkelerin limanlarında birden fazla ünlü deniz müzeleri, gezip görmekle bitmeyecek kadar büyük, yüzyılları kapsayan unutulmaz sergilerdir.

Bürokratik engeller

Geçenlerde, birkaç yıl öğretim görevlisi olarak çalıştığım ve mensubu olduğum bir eğitim ocağı olarak her şeyi ile sürekli ilgilendiğim İTÜ Denizcilik Fakültesi’nde yeni dekan Sayın Prof. Dr. Nil Güler’e yaptığım bir nezaket ziyaretinde okulumu anlatılmaz duygular, heyecan ve duygusallıkla birlikte suskun bir hüzün içinde gezip dolaştım.

Hocaları, gözleri ışıl ışıl genç doçentleri, öğretim görevlilerini dinledim. Benim o hiç dinmeyen eski gözağrım “Deniz Ticaret Müzesi” konusu yeniden gündeme geldi.

Onları çok iyi anlıyordum. Onlar daha lise çağlarındayken ben bu konu ile uğraşmış, ne yazık ki önüme dağ gibi dikilen bürokratik engeller, daha da açıkçası yokluklar karşısında bu projeyi gönlümün en hüzünlü derinliklerine gömmüştüm.

Ama o çalışkan, üretken, samimi, heyecanlı akademisyenlerin çağrısını beklermişçesine proje yeniden gelip gündemimdeki yerini aldı.

Her bağlamda ve her yerde sözünü ettiğimiz “deniz kültürü” denilen değerler sisteminin gereği şekilde saklandığı, dahası değerine değer kattığı, bu konuda oluşan heyecan ve ilginin gelecek kuşaklara uzandığı yerlerdir müzeler.

Denizcilikten söz açıldı mı hepsi bir başka yaklaşımla nutuklar konferanslar vermekten ve “üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde” teranesini tekrarlayıp durmaktan başka bir gayretleri olmayanlarımız dahil, tüm armatörlerimizin, DTO, denizcilikle ilgili sivil toplum örgütlerinin, Osmanlı’dan kalma ama özelleştirme denilen rüzgârla yok edilen o her biri efsane devlet kuruluşlarından ne kırıntı kaldıysa sahip çıkmanın bu konuyu ciddiye alarak, bilimsellik ve tarih bilinci temel olmak üzere benimsemenin zamanıdır.

Elimizde ne kaldıysa toplamanın, İstanbul’u İstanbul yapan o büyüleyici güzellik, o efsane sarı baca, o beyaz deniz kuşlarına Şehir Hatları gemilerine sahip çıkmanın zamanıdır şimdi. Gelin hep birlikte bir müze kuralım; Deniz Ticaret Müzesi. 1884’te fermanı şahane ile kurulan “Ticaret-i Bahriye Mekteb-i Âli”sinin bu günlere uzantısı Tuzla’daki İTÜ Denizcilik Fakültesi’nin o güzel alanında yapalım bunu.

Türkiye Deniz Ticaret Müzesi/Turkish Merchant Navy Museum.

‘Biz de varız’ diyelim

Görmüş geçirmiş Anadolu kıyılarındaki yaşı bin yıllarla söylenen antik limanların bugün yerini almış Trabzon, Sinop, Samsun, İstanbul, İzmir, Mersin’e öncülük etsin. Haydi kalkın. Vira demir, deniz kültürümüze kol kanat gerelim. Çağdaş deniz gücü donanmamız, ticari hacmi uluslararası istatistiklerde gittikçe yükselen deniz ticaret filomuz ile denizlerde “Biz de varız” diyelim.

Yorumlar (1)
Prof.Dr. S.Aydın ŞALCI 12 yıl önce
Sayın Oktay SÖNMEZ

Cumhuriyet Gazetesi Yazarı



İ.T.Ü. Denizcilik Fakültesi'nin Tuzla Kampüsündeki sahil tesislerinde bulunan ve yapımı çok yakında bitecek olan "Seyir ve Gözlem Kulesi" (Navigation & Observation Tower) içinde bir "Denizcilik Müzesi" için yer ayrılmıştır. Bilgilerinize sunarım.

Kule denize sıfır konumda son derece sağlam bir konstrüksiyonu ihtiva etmektedir. Deniz seviyesinin altında yaklaşık 15 metre derinde jeolojik etütler sonucu bulunan kaya kütlesine 40 cm. çaplı içi nervürlü demirlerle donatılmış 98 adet kazık çakılmış ve bu sistemle bütünleşik 1,5 metre yüksekliğinde radye-temel yapılmıştır. Kule yüksekliği 40,25 metredir. Tepedeki bayrak direği ile birlikte 50 metreyi aşmaktadır. Kule dışında iki adet asansör mevcuttur. Bu habere konu olan fotoğraf, kulenin tepesinden çekilmiştir. Kulenin girişi (1.kat) navigasyon laboratuvarı ve dersliği (konferans salonu kalitesinde), 2. katı denizcilik müzesi ve kütüphanesi (gerekirse sadece navigasyon üzerine), 2. katın üzerindeki açık teras fakülte öğretim üyeleri dinlenme terası ve kafesi ve en üstteki platform ise üç fonksiyonlu bir alan şeklinde planlanmıştır.

Bu platformda :

1) AIS (Automatic identification system), radar, VTS, v.b. sistemler ile donatılmış mini laboratuvar,

2) Yelken ve Kürek yarışmalarında hakem jürisinin görev yapabileceği alan,

3) Tüm Fakülte Kampüs alanının tepeden kuş bakışı kontrolunun yapılabileceği güvenlik birimi,

bulunacaktır.

AIS konusunda, Fakültenin Japonya Kobe Üniversitesi Denizcilik Bilimleri Fakültesi ile devam eden ortak bir proje çalışması mevcuttur. Fakültenin eski öğretim üyelerinden Prof.Dr. Kaptan Masao Furusho bu çalışmada yer almaktadır. 360 metre uzunluğundaki Fakülte mendireğinin deniz tarafı ile Deniz Harp Okulu arasındaki deniz parkurunda ileride yelken ve kürek yarışlarının yapılması en büyük hayalimdi. Mendirek içten ve üstten bir yeşil alan ile kaplanmış belkide Dünyanın en çevreci mendireklerinden biridir. Özellikle İlkbahar ve Yaz aylarında çevresi görülmeye değer. İngiltere Thames Nehrinde Cambridge - Oxford Üniversiteleri arasında yapılan yarışlara benzer, inşallah bizde de Denizcilik Eğitiminin sivil ve askeri kesimlerindeki en büyükleri (İTÜ Denizcilik Fakültesi ve Deniz Harp Okulu öğrencileri) arasında böyle ananevi yarışların yapıldığını görmek nasip olur. Bu aktiviteler, Tuzla halkının da Denizle bütünleşmesini, barışık olmasını sağlayacaktır.

Konu fotoğrafından da görülebileceği gibi, Fakülte Sahil Tesisleri içinde okul gemileri iskeleleri (M/S Akdeniz, R/V MTA Sismik I, M/T Hopa I, ve Martı motorbotu), Filika test istasyonu, parmak iskeleler, Eğitim Marinası ve Yat Limanı, Çekek yeri, Yelken ve Kürek Öğrenci Klüpleri, Tören Alanı ve tribünler, yeşil alanlar,v.b. bulunmaktadır. Tüm inşaatlar İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Fakülteye hibe-bağış olarak yaptırılmıştır. Sadece kulenin tüm çevre tesisleri ile birlikte maliyeti yaklaşık 5 milyon TL (eski 5 trilyon TL) dir.

Tesislerin yapılmasında asla unutulmaz hizmetleri bulunan, İnş. Müh. Sn. Mustafa ERKAN (Dekanlık Teknik Danışmanı) ismini anmadan geçemeyeceğim. Yardım eden ve emeği geçenlere sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Sıra şimdi bu kulenin iç donanımının, tefrişinin yapılmasına geldi. Bizler buraya kadar getirdik, sıra yardım için söz veripte sözünde durmayanlarda, hodri meydan, şimdi onları görmek istiyoruz. Zaman; elini taşın altına sokma zamanıdır, hamasi nutuklar atma zamanı değil !

Saygılarımla.

Prof.Dr. S.Aydın ŞALCI

İTÜ Dz. Fk. Önceki Dekanı.

15
az bulutlu
banner102
Günün Karikatürü Tümü