banner246

banner176

banner242

banner184

banner191

banner148

banner179

banner145

banner182

banner263

"Hükümetle Uğraşmadan Sorunlarımızı Çözmeliyiz"

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Deniz Ticaret Odaları Konsey Başkanı Erol Yücel, "Ne yönetimle ne de hükümetle uğraşmadan el ele verip sorunlarımızı çözmek zorundayız” dedi.

GÜNCEL 04.12.2009, 12:52
1977

Hükümetle uğraşmamalıyız

Deniz Ticaret Odası Meclis Toplantısı'nda söz alan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Deniz Ticaret Odaları Konsey Başkanı Erol Yücel, "Ne yönetimle ne de hükümetle uğraşmadan el ele verip sorunlarımızı çözmek zorundayız” dedi.
 
Erol Yücel yaptığı konuşmada 13 yıldır Libya’yla Türkiye’nin ilişkilerinin kötü gittiğini, bayramdan önce Başbakan ve 298 işadamıyla Libya’ya giderek, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak Başbakanın Libya'da görmüş olduğu hürmetten gurur duyduğunu belirtti.

Erol Yücel, Herkesin Türkiye’ye kırgın olduğunu ve bunu düzeltmek için yaklaşık 6 aydır alt yapı çalışmaları yapıldığını belirterek, "Ulaştırma Bakanımız Türkiye’nin heyet başkanlığını yapıyor. Eş başkanımız Ulaştırma Bakanı. Başbakanımıza teşekkür ediyorum. Başbakanın şahsında Türk halkının oradaki imajı inanılmaz derece değişip artmış durumdadır. Ve Türk firmaları inanılmaz derecede iş alıyorlar. Biz bugüne kadar çok hükümet çok, başbakan gördük. Bize saat kısıtlaması yapmadan tek dinleyen Başbakanımız" dedi.

Libya’da Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'la görüşüp sorunları anlattığını belirten Yücel, "Kendi inşa ettiğiniz gökdelenin altına dinamit yerleştiriliyor. Bu gökdeleni siz yaptınız, çöküşüne izin vermeyin" dediğini söyledi.

Erol Yücel konuşmasına şu ifadelerle devam etti:

"Bugün bizimde seçilmiş bir yönetimimiz var. Hükümette seçilmiş olan hükümet. Onlarla ilgili söyleyeceklerimizi seçim zamanında söyleriz. Ne yönetimle ne de hükümetle uğraşmadan el ele verip sorunlarımızı çözmek zorundayız. Sorunlarımızı dinleyen kimse yok. Hükümetin bürokrasi üzerindeki etkisi azaldı. Bürokrasiye hükmeden bir hükümet yok artık”

“1982 yılına kadar basından döviz kurlarını yayınlayan bir gazetemiz yoktu. Osman Öndeş denizcilikle ilgili bir gazetenin sayfasında yer ayırtmayı sağladı. O gazete özel denizcilik eki çıkarıyor. Ayrıca haber kanallarımız var. Basın mensupları bizim ağzımız, dilimiz" diyen Erol Yücel denizcilik basınının önemini vurguladı.

Yücel şöyle devam etti:

“Burada konuşulanlar yerini buluyor. Bizim darılmadan, kızmadan çalışmamız ve yönetime destek vermemiz lazım. Kavga etmememiz lazım. Kendimizi iyi ifade ettiğimiz taktirde hükümetle de sorunlarımızı çözeceğimizi düşünüyorum. Onlarda haklı tek sektör biz değiliz. Özellikle gemi inşa sanayinin istihdam olması bakımından göz ardı edilmesini kabullenemiyorum. Yılmadan gidip sorunlarımızı çözeceğiz"

 

 

Yorumlar (4)
Kurtoğlu Muslihittin Reis 13 yıl önce
Erol Bey sağduyulu yaklaşım göstermiş, iyiniyetli ve yapıcı bir konuşma yapmış.

Başbakan iyi niyetli bir insan. Hırçın görüntüsüne rağmen bunu söylüyorum. Ulaştırma Bakanımız hakeza.

Ammaaaaaaa.

El insaf Erol Bey.

"Gökdeleni siz inşa ettiniz" sözü biraz abartılı değilmi?

Yani;

2002'den buyana dünyada yükselen bir piyasa yokmuydu? Bizdeki gemi inşaatı patlaması, Güney Kore ve Çin tersanelerinin dolu olmasından kaynaklanmadımı?

Bakın önemli bir tersaneci daha dün ne dedi: “Bundan sonra Türkiye’ye gemi siparişi gelmesi için önce Çin tersenelerinin dolması lazım. Çinliler de artık gemi yapmayı öğrendi. Orada yaklaşık 3 bin tersane var. Bunların 250 tanesi de yurtdışına gemi yapabilecek nitelikte. Ancak bu tersaneler dolduktan sonra Türkiye’ye bir talep olabilir. Onun haricinde işimiz zor”

Şimdi bu mudur inşa edilen gökdelen?

Demiyorumki bakanımız iyi işler yapmadı. Ama abartırsak taşlar nasıl yerine oturacak? Bir tarafta Metin Kalkavanın Altan Köseoğlunun açıklamaları bir tarafta sizinki.

Gerçekçi olmayı ne zaman becereceğiz biz Allahaşkınıza?
Metnan Kalkan 13 yıl önce
Bizden şüphe eden, önce kendi abdestinden şüphe edecek. O yüzden söylediğinize dikkat edeceksiniz. Burada kişisel fikirlerinizi ifa etmek doğru değil. Cengiz Kaptanoğlu iyi, Metin Kalkavan kötü. Yok böyle bir şey. Cengiz beyde, Erol beyde bende çalışıyorum. Bu kurumun senin için yaptıklarını sizin camiada hiçbir kimse için yapılmamıştır" diyerek sorunları defalarca götürdüklerini ancak çözüme kavuşmadığını bir tarafta kamu, diğer tarafta ise özelin olduğunu, kamuyu özel gibi kullanmaya kalktıkları zaman rekabeti zedelediklerini ve ortaya haksız rekabetin çıktığını söyledi.



"Çözülmeyen konular bekliyor, senede iki kere konsey olarak bürokrasiye, bakanlıklara götürürüz. Bunları konuşmalıyız ama belli çerçeveyi iyi kullanmak lazım. Bizim yönetimimizden kimsenin şüphe etmesi mümkün olamaz. Kaybetmek pahasına mümkün olduğunca mücadele ediyorum. Konuşun dememin sebebi artık destek istiyorum. Bu kadar uğraşlarımızın yok sayılması bardağı taşırdı. Bize bu söylenmez, küfretsen daha iyi."
Sadik Karaali 13 yıl önce
Sadece sosyal sigortalar kurumuna ödenen maliyetler ile bile gerçekten enayilik sayılabilecek durumdur. mevcut yasalarla işveren rahatlatılmak yerine -şimdi burayı gözüyle değil, başka yeriyle okuyanlar çıkacaktır; işveren porsche'a binsin diye demiyorum, istihdamı arttırmakla ilgili konuşuyorum- daha kastırılarak iyice iş göremez hale getiriliyor. örnek vermek gerekirse; kaçak işçi çalıştırmak bilindiği üzere türkiye'de vergilerin yüksekliğinden dolayı gayet geçerli bir uygulama, devletim en son dedi ki "10 kişiden fazla işçi çalıştıran, maaşları bankaya yatırmakla mükelleftir". iyi güzel yatıralım, ama bu durumda kaçak işçi çalıştırmanın maliyetini ücret + asgari ücretten gösterilen vergilerden alıp, ücret + gerçek ücretten gösterilen vergilere çıkartıyorsun.



o zaman bir güzellik yap, bu vergiyi düşür be kardeşim? çalışan ama vergilerden bihaber olanlar için anlatayım; siz 100 lira ücret aldığınızda, bunun üzerine %12.5 ssk, %0.1 damga vergisi, %1.5 işsizlik sigortası, %15 gelir vergisi + (en saçma kısmı burası, işverene işçi çalıştırma cezası) %22.5 işveren payı ödeniyor. bunları alt alta topladığınızda yaklaşık oran %42. şimdi bu %42'nin işverenin bir tarafına girmesi gerekiyor ki insan evladı seviyesinde maaş alınabilsin. ha şimdi "o zaman yine asgari ücretten gösterilsin, farkını elden ödesinler" diyenler çıkabilir. peki, öyle yapılsın, ama işine son verildiğinde ödenecek tazminatı hesaplarken "son maaşın x kaç yıl çalıştığın" hesaplanıyor. tazminatını "asgari ücret x yıl" mı almak istersin, "brüt gerçek ücret x yıl" mı almak istersin? aman patronuma zeval gelmesin diye asgari ücret x yıl karşılığı para alacak kadar salak değilsin herhalde. yani burada da devletim vergiyi kaçırmaman için çok güzel bir otokontrol mekanizması oluşturmuş.



bunun yanında bir de geçmiş hükümetlerin gerçekten anlamsız sigorta yaşını saçma sapan rakamlara indirmelerinden dolayı 40 yaşında emekli olmuş olanlar var. bu demek değildir ki 65 yaşında emekli olmak en doğrusu, bu işin doğrusu makul mantıklı bir ortalama bulmakla alakalı. ben 40 yaşında emekli olmuş, hala çalışan adamın maaşını fonlamak zorunda değilim. ne münasebet ya? adam erken yaşta emekli olduğu için hala çalışıyor, bir de üzerine devletten -yani yine benden- maaş alıyor. ondan sonra televizyonlara çıkıp gençlerin hepsi "üniversite mezunuyuz ama iş bulamıyoruz" diye dert yanıyor, bu gidişle daha da bulamayacaksınız çünkü etrafta bu kadar erken emekli ve işsiz kalmış deneyimli adam var ki, ve özellikle işçiye ödenen para şu anda o kadar kıymetli hale geldi ki, kimsenin yeni mezun birisini alıp eğitmekle harcayacak ne vakti ne parası var.



yapılması gereken şey ise çok basit; vergilerin *acilen* indirilmesi şart. sorma ver parası niyetine vergi koyarsan bu memleketten sanayici de kaçar, sade vatandaşta. madem sayın maliye bakanımın her zaman dediği gibi elimizi taşın altına sokmalıyız, aynı özveriyi devletten de bekliyoruz. bütün bunlar ise bir çarkın parçaları, sen vergiyi arttırırsan işveren yanında çalıştırdığı adam sayısını minimize eder, rahat rahat 40 kişiyle yapacağı işi 25 kişiyle yapmaya başlar, devlet aradaki 15 kişinin vergi gelirinden mahrum olur, bu ssk'lının maaşını ödemene yansır, zaman içerisinde sen ssk'lının maaşını ödeyebilmek için majör yatırımlarını durdurmak zorunda kalırsın, bir süre sonra da sistem çalışmaz hale gelir, gidip imf'den borç alırsın, ama üretim olmayınca işçi de işveren de işsiz kalır, o zaman kimden vergi alırsın işte onu hiç bilmiyorum.
AHMET GENC 13 yıl önce
EROL BEY HADİ BİRBİRİMİZE DESTEK OLALIM DA SORUNLARIMIZI HAFİFLETELİM.

HADİ ŞU VAPUR DONATANLARI DERNEĞİ YONETİCİLERİYLE KONUŞUN DA 2-3000 DWT LİK GEMİLERDEN HER SEFERİNDE ALDIKLARI HAKSIZ KAZANÇLARDAN VAZ GEÇSİNLER.HELE ŞU KARABİGA DAKİ ACENTE YE SOYLEYİN BAKALIM SÖZÜNÜZ GEÇİYORMU?HADİ EROL BEY GÖREYİM SİZİ
24
açık
banner260
banner102
banner93
Namaz Vakti 25 Haziran 2022
İmsak 03:25
Güneş 05:26
Öğle 13:11
İkindi 17:11
Akşam 20:47
Yatsı 22:39
Günün Karikatürü Tümü