banner246

banner176

banner242

banner191

banner249

banner148

banner244

banner179

banner248

banner145

Artık Hollywood’a bir rakip var: Camialtı Tersanesi!

Büyüklerimiz böyle bir ihtiyaç olsaydı bir tersaneyi tarihiyle birlikte bir kalemde silip sinema platosuna dönüştürür müydü?

GÜNCEL 01.04.2009, 16:10
2630
Artık Hollywood’a bir rakip var: Camialtı Tersanesi!

Artık Hollywood’a bir rakip var: Camialtı Tersanesi! (II)

Camialtı tersanelerinde 60’lı yıllarda üretilen ilk yerli şilep Abidin Daver, 6595 Dedveyt tonluk. Bunu 1968 yılında Şükrü Okan şilebi izliyor. Bu gemi 12600 dedveyt tonluk. Gölcük tersanesinde de kardeşi yapıldı: Amiral Sadık Altıncan.

Sonrasında ise gemi üretim sağnağı var. Çaldıran, Niğbolu,Preveze, Mohaç, Antalya, Antakya, Artvin, Çine,Çeşme, Söğüt1 kosterleri, 8 tane K sınıfı şilep (Kaş,Kilis, Konya, Kilitbahir, Kayseri bunlardan aklımızda kalabilmiş bazıları), Bandırma, Tekirdağ, Gökçeada ve İskenderun feribotları, Bostancı, Sedefadası ,İnciburnu vapurları ve 2500 tonluk punton…

Haliç tersaneleri 10 Ağustos tarihli özelleştirme kapsamına alınma kararına kadar ayakta kaldı. En son Galatasaray ve Ord.Prof DR Ata Nutku arabalılarının Haliçte yapıldığını anımsıyorum…
Sonrasında oraya-buraya tahsisler, tahsisten vazgeçmeler derken kapatmalar…

Bu kararı alanların tümüne kocaman bir aferin demek gerekiyor. Kendi ticarethaneleri olsaydı bunlar, devrederler miydi acaba?

Bazen yemekler pek bir bereketli olur. Oralarda yeni şirketler kurulur, ortaklıklar oluşturulur, işbirlikleri pekiştirilir. Bunlar iş yemekleridir… Sonuna “bitirme” sözcüğünü takarsanız “iş bitirme” yemeği oluverir.

Türk sinemacılığı açısından bir iş bitirme yemeği de Ankara’da Çankaya’da yenmiş; 6 yüzyıllık tersane kompleksinin bir güzide ünitesi sinema platosu haline getirilme kararı alınmıştır.

Türkiye’de zaping TV kanallarının pıtrak gibi artmasıyla başladı. O kanaldan bu kanala geçmeler hep zaping ürünü oldu.

Yakın bir gelecekte büyük olasılıkla Hollywood’un İstanbul versiyonu Hollyslipway (Camialtı) platosunda yapılmış filmleri herhal izleyeceğiz.

Gemi Mühendisleri Odası’nın e-postama düşen etraflı mesajını okuyunca kendi kendime sordum:

“Marmara Deniziyle birlikte 3.5 yanı denizle kuşatılmış bir coğrafyada toplumumuza adını kazımış gemileri, Haliç tersanelerindeki tezgahları, gemi planlarını, armadorluk malzemelerini barındıran bir denizcilik müzesine ihtiyaç yok mu? İhtiyaç olduğu kesin de, Haliç tersaneleri bu iş için uygun olmaz mı?”

Sonra düşündüm ve kendi kendime hayal kurduğumu anladım. Büyüklerimiz böyle bir ihtiyaç olsaydı bir tersaneyi tarihiyle birlikte bir kalemde silip sinema platosuna dönüştürür müydü?

Demek ki sinema platosuna duyulan ihtiyaç müzeye duyulandan fazlaymış…

Ayrıca deniz kültürü Kültür Bakanlığı indinde sinema kültürü kadar itibarlı değilmiş ki bir tersane Hollywood’a rakip çıkartılıyor. Takipçisi de Kültür ve Turizm Bakanlığı…

Evet şimdi artık merak ediyorum: İlk Camialtı ürünü film ne zaman piyasaya çıkacak ve bu filmin galasını kimler onurlandıracak?

Siz deniz severler Camialtı ürünü filmin galasına katılır mıydınız?

Yanıtlarınızı duyar gibi oluyorum…

Yorumlar (5)
MEMET 12 yıl önce
EMEK ALIN TERİ BU KADAR UCUZMU
muhammet 12 yıl önce
cami altı tersanesi, taşkızak tersanesi ve haliç tersanesi yani tersane i amire turk denizciliğinin bir simgesi ve denizcilik teknolojimizin ne kadar köklü bir yapıya sahip oldugunun bir nişanesidir. Tersanelerin arkeolojik tarihi M.Ö 123 e kadar gitmekte bizansın kurulmasından itibaren orasının dogal ve güvenli bir liman olmasından dolayı tersane bölgesi olarak kullanılmış ve osmanlı döneminde dünyanın en gelişmiş tersanesi olmuş ve hatta tersanedeki her faliyet avrupa ulkelerinin elçilikleri ve o zamanın gizli servisleri tarafından mektuplarla bildirilmiş. sanayi devriminden sonra da teknolojisi ve her ihtiyaca cevap verebilen yapısıyla modern bir gemi üretim tesisidir. Günümüzde bu tür bir tersane yoktur sadece taşkızak camialtı ve haliç tersanesi (tersane i amire ) mevcuttur. Bu tersaneleri , Gemi inşaatı sanaisinin uluslar arası rekabette ne kadar köklü bir geçmişimiz oldugunu gösterilmesi yerine film şirketlerine bırakılması tehamül edilemez bi hareket olur. Bu tersaneler istihdama katılan üretken birer müze halinde faliyetlerine hız vermelidir. Turizim için milyarlarca dolar yatırımı az bulan hatta turist gelmiyecek diye uluslar arası çıkarlarımızı ve ilişkilerimizi çok ince bir çizgide götürenler. 600 yıllık faliyette olan ve zamana yenilmeyen tek tersane nerde denildiğinde onlara ne cevap verecez.



flim platosu olamsını isteyenler önce tersane-i amire ve türk denizciliği ile ilgili flim yapsınlar ondan sonra belki fikirleri degişir.( gerçi türk sinaması bir projede tarih araştıması yapıp dogru kaynaklardan yararlanarak güzel bir sinama flimi yapacagına pek inancım yok)



sinama ya verilen devlet desteginden sonra nasıl flim lerin yapıldıgı göz önünde sırf para almak amacıyla yapılmış gülünç gişe rakamları ile kendinden bahsetiren filimler varken bide böyle bir oluşuma akıl sır erdiremedim.



BUNLARI TARİH AFFETMEZ.
gemi gemi 12 yıl önce
Türk insanının populer tarih anlayışından olsa gerek, böyle durumlarda vatan millet sakarya oluyoruz. Şöyle bir düşünün gemi inşa bir ağır sanayi dalı ve şehrin göbeğinde böyle bir ortamın olması ne kadar doğru? Bence tartışılan şey Camialtı'nın kaldırılması değil ona eş ya da daha modern bir tersanenin nereye yapılması gerektiğidir. Bir gemi mühendisi olarak bence hiç de yanlış bir karar değil. Türk insanı kendine dokunan herseyi doğru ya da yanlış reddetme isteği ile doludur. Bence sinema platosu ile birlikte müzeler alanı oluşturulmalı ve denizcilik müzesi adı altında bu yapının bünyesinde bir kurum olmalıdır. Her şeye duyarlı olmak yerine mantıklı şeylere duyarlı olmak daha iyidir...
rts cptn 12 yıl önce
Camialtı tersanesinin başka yerlerede yapılabilecek yapay şeyler uğruna, orjinalinin bozulması, denizcilik tarihimizin hiçe sayılması demektir ve bence kabul edilemez. en azından yeri dolayısıylada bir müze veya gemi inşaa okulları için cok muazzam bir atölye de olabilir...
Tuluhan Mümtaz 12 yıl önce
Sinemacılar Haliç'te bir ‘sinema serbest platformu' istiyor. Gemi Mühendisleri Odası ise Tersanelere sahip çıkarak imza kampanyası başlatıyor. Sinemacılarla gemi mühendislerinin karşı karşıya geleceği muhakkak. Aslında çözüm, sinemacılar için şehir dışında geniş bir araziye platform kurmak. Asıl sorun ise, niçin bir sinema platformu için, tersanelerin bulunduğu bölge isteniyor...



Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Çankaya Sofrası'nda yaklaşık bir ay önce sinema yönetmenleri, yapımcı, senarist ve oyuncuları ile öğle yemeğinde bir araya gelmişti. Basına kapalı gerçekleşen öğle yemeği, yaklaşık 1 saat 45 dakika sürmüş ve yönetmenler Sinan Çetin, Erden Kıral, Yücel Çakmaklı, yapımcı Türker İnanoğlu, senarist Gani Müjde ve oyuncular, Şener Şen, Lale Mansur ve Zuhal Olcay katılmışlardı. Yemekten sonra yapılan açıklamalarda; Gani Müjde, "Türk sinemasının sorunları üzerinde durduklarını, gündemden uzak, sinemanın sorunlarını konuştuklarını. Ağırlıklı olarak yasalar ve korsanla mücadelenin görüşüldüğünü" belirtmişti. Yönetmen Sinan Çetin ise, "İstanbul'un dünya sinemasının en önemli merkezlerinden biri olabileceğini, Haliç bölgesinde ‘sinema serbest platformu' kurulmasını, buraya gelecek yabancılardan vergi alınmamasını" cumhurbaşkanından istediklerini belirtmişti.



Aradan bir ay geçti ve gelişmeler üzerine bu kez TMMOB Gemi Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu adına R. Tansel Timur önceki gün bir basın açıklaması yaptı.

Camialtı Tersanesi'nin sinema platosuna dönüştürülmesi için bir çalışma başlatılmış olduğunu; işlemlerin, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca yürütüldüğünü bildiklerini belirttikten sonra da, şu açıklamayı yaptı:



"Bu girişim, Camialtı Tersanesi ve diğer tersaneler ile ilgili olarak yakın geçmişte alınmış her ‘karar'ın, gerek tarihi gerekse ekonomik ve stratejik açıdan ülkemiz için bu kadar önem taşıyan bir konuda, hâlâ bütünlüklü bir strateji geliştirilememiş olduğunu; dünya endüstriyel arkeolojik mirası olarak kesinlikle korunması gereken bölgenin, basit bir ‘kent arsası' olarak değerlendirilmeye çalışıldığını göstermesi açısından son derece üzücüdür. Camialtı Tersanesi, İstanbul'un fethinin hemen ardından Fatih Sultan Mehmet tarafından kurulmaya başlanan Tersane-i Âmire'nin bir parçasını oluşturmakta olup; kuruluşundan bu yana 6 asırdır gemi yapım faaliyeti yürütülen; bu özelliği ile de dünya üzerinde başka örneği olmayan bir sanayi işletmesidir. Ülkemizde mühendislik eğitiminin başlangıcı kabul edilen ve günümüz İstanbul Teknik Üniversitesi'nin temeli olan Mühendishane-i Bahri-i Hümayun da Tersane-i Âmire'nin içinde yer almaktadır. Tarihi süreç içinde pek çok tahribata uğramasına rağmen, bugün hâlâ bu tersaneden günümüze intikal eden önemli yapılar ve eserler de bulunmakta ve bunların koruma altına alınması, mevcut araç, gereç ve malzemelerin muhafazası, hayatî önem taşımaktadır. Öte yandan, İstanbul'un en önemli sorunlarından olan ulaşım konusunda büyük imkânlar sunan deniz ulaşımının geliştirilmesi için gerekli olan deniz taşıtlarının yapımında uzmanlaşmış olan Camialtı Tersanesi'nden bu alanda yararlanmanın düşünülmemesi de kabul edilebilir bir yaklaşım değildir. Tersane'nin gemi yapım faaliyetinin durdurularak, arazisinin ve üzerindeki varlıkların başka amaçlar için tahsis edilmesi; yalnızca büyük bir ekonomik değerin ve önemli bir istihdam potansiyelinin gözden çıkarılması anlamına gelmeyecek; aynı zamanda ve daha da önemli olarak, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti arifesinde, dünyanın en az 6 asırdır hâlâ üretimini sürdüren tek sanayi tesisinin, gemi yapım işlevini devam ettiren tek endüstriyel arkeolojik SİT'in yok edilmesi; gelecek kuşaklara aktarmamız gereken tarihsel mirasın ve manevi değerin heba edilmesi sonucunu da doğuracaktır.



"Yukarıda açıklanan nedenlerle, sözkonusu girişimin durdurularak; Camialtı Tersanesi'nin Taşkızak ve Haliç Tersaneleri ile birlikte ülkemizin ve İstanbul'un ihtiyacı olan gemilerin yapımını, bakım ve onarımını gerçekleştirmek üzere yeniden yapılandırılması için çalışmalara başlanması talebimizi iletmek üzere Odamızca bir imza kampanyası başlatılmıştır."



Bu açıklama sonrası sinemacılarla gemi mühendislerinin karşı karşıya geleceği muhakkak. Aslında çözüm, sinemacılar için düşünülen sinema platformunun, şehir dışında geniş bir arazide kurulacak dev bir platformla çözülebileceği yönünde. Asıl sorun ise, "Niçin bir sinema platformu için, tersanelerin bulunduğu bölge isteniyor". Sinemacıların bu isteklerini kamuoyuna çok iyi anlatması gerekir. Yoksa Sinan Çetin'in gündeme getirdiği bu öneriyle, sinema endüstrisinin kent dokusunda yer alan en değerli arazilere yerleşme ayrıcalığı mı var, anlamı çıkabilir. İmza için www.gmo.org.tr adresine girebilirsiniz.
18
açık
banner102
Günün Karikatürü Tümü