banner191

banner148

banner179

banner176

Anıların Gemisi, Yüzer Deprem Hastanesi Olsun

55 yaşındaki Akdeniz gemisi, 1997’de hurdaya çıkarıldı; İTÜ’ye bağışlandı.Kaptan adayı öğrencilere laboratuvar ve yurt olarak hizmet veriyor.

GÜNCEL 11.01.2010, 08:42
Anıların Gemisi, Yüzer Deprem Hastanesi Olsun

Anıların gemisi, yüzer deprem hastanesi olsun

55 yaşındaki Akdeniz gemisi, 1997’de hurdaya çıkarıldı; İTÜ’ye bağışlandı. Emeklilik günlerini eğitime adayan ve kaptan adayı öğrencilere laboratuvar ve yurt olarak hizmet veren Akdeniz’in umudu, İstanbul’un yüzer deprem hastanesi olabilmek...

Şener Şen’in ‘Namuslu’ adlı filminin çarpıcı final sahnesinde, ‘Gırgıriye’de Şenlik Var’ın birçok bölümünde, hatta günümüz dizilerinde hep o var. 1955’te inşa edilen ve 1997’ye kadar Türkiye’nin en prestijli kruvaziyerlerinden (büyük gezinti gemisi) biri olarak İspanya, İtalya, İskandinav limanlarına demir atan Akdeniz gemisi, şimdi parlak günlerinden uzak. Akdeniz, Tuzla’daki Denizcilik Fakültesi’nin limanında 14 yıldır demirli; kaptan adayı öğrencilere laboratuvar olarak hizmet veriyor.

Dönemin başbakanları Süleyman Demirel ve Turgut Özal’ın konakladığı oda ve salonlarda şimdi öğrenciler kalıyor, ders yapıyor. 3-4 milyon doları bulan yenileme çalışmaları nedeniyle hareket edemeyen geminin umudu, İstanbul’un yüzer deprem hastanesi olabilmek.

1997’de demir attı

Yıllarca turist taşıyan 55 yaşındaki Akdeniz, emeklilik dönemini, eğitime adamış durumda... 1997’de hurdaya çıkarılarak İTÜ’ye (İstanbul Teknik Üniversitesi) bağışlanan gemi o günden bu yana hareket etmiyor. Üniversitenin sınırlı sayıdaki personeli ve öğrencileri, motoru hâlâ çalışan ama eksiklikleri nedeniyle seyahat edemeyen gemiyi yok olmadan muhafaza etmek için büyük çaba sarf ediyor. Geminin kaptanı ve fakültenin öğretim görevlilerinden Mustafa Can, Akdeniz’in yeniden sefere çıkabilmesi için 3-4 milyon dolara ihtiyacı bulunduğunu belirterek, üniversitenin gücünü aşan bu maliyet için şu öneriyi dile getiriyor:

“200 kamarası olan Akdeniz’i İstanbul’un deprem gemisi yapabiliriz. Büyükşehir Belediyesi veya Valilik tarafından gerçekleştirilebilecek bir proje. Gerekli plan hazırlandıktan sonra doktorlar Sahil Güvenlik botlarıyla kısa sürede yüzer hastanede toplanır ve Marmara’daki en uzak noktaya 8 saat içinde ulaşabiliriz. Bu bölge için çok iyi bir süre. Bunun için 3-4 milyon dolarlık bir bütçe lazım. Geminin havuzlanması, bakımları ve hastane haline getirilmesi şart. Yeni bir gemi almaya kalkışsanız maliyeti 150 milyon dolar. Hem gemi yeniden hareket eder hem İstanbul için önemli bir imkân yaratılır.”

Müze gibi okul

Türkiye’nin en iyi denizcilik eğitimi verilen üniversitelerinden biri olan İTÜ Denizcilik Fakültesi için Akdeniz müze niteliğinde bir laboratuvar... Geleceğin kaptanı ve mühendisleri olan yaklaşık 1200 öğrenci, hâlâ görkemini koruyan bir kruvaziyerde eğitim almanın keyfini yaşıyor. Üstelik gemi okul olmakla kalmayıp 150 öğrenciye yurt vazifesi de görüyor. Bazı öğrenciler geminin kamaralarında kalıyor. 1970’lerde dönemin Başbakanı Süleyman Demirel gibi isimlerin ağırlandığı lüks odalar ise gemide ders veren öğretim görevlilerini ağırlıyor. Uzun gezilerde eğlencelerin düzenlendiği salonlar ise dershaneye dönüşmüş durumda.

Bremen’de inşa edildi

Akdeniz gemisi Türkiye Denizcilik İşletmeleri tarafından, Bremen’de inşa ettirildi ve 1955’te servise kondu. Çift uskurla, 144 metre boyundaki gemi, her biri 3 bin 620 buhar beygir gücünde iki dizel makineye sahip.

 

Yorumlar (4)
Mustafa CAN 10 yıl önce
Sayın Deniz Bey,



Çatapat tabancadan dolayı bey diye hitap ettim umarım yanılmamışımdır.



İstediğiniz bir zamanda misafirim olarak gemide sizi ağırlamaktan onur duyarız.



Sayın Hocam Aydın Şalcı'ya dekanlığı zamanında bu gemiyi demirde çürümekten kurtardığı , Sayın Nil Güler hocamada gemide talebelerin kalmasına izin verip gemiyi ölüme terketmediği , topu topu 8 personelimede gemiyi hala yaşanılabilir kıldıkları için, gemide kalan öğretmenlerimize ve talebelerimizin gemiye gösterdikleri özen için Mezunlarımızdan Mustafa Öcal'a , Cihat Turgut'a Ümit Sezer'e , Ahmet Haznedar'a , Yaşar Canca'ya , paramız olmadığı zaman aklımıza geldikleri ve bizi hiç kırmadıkları için hepsine teker teker teşekkür ederim.



Bu gemiyle makinasını çalıştırarak manevra yapan son Kaptan olmak istemiyorum, yıllardır hocalarımızla dile getirdiğimiz HASTANE- EĞİTİM gemisi hayalinin gerçekleşmesini istiyorum.



Düşünün bir kere lütfen doktorların ve hemşirelerinin ihtiyaç halinde yerleşeceği kamaralarda takriben 300 öğrenci kalıyor, depolar ambarlar ve salonlar seyyar yataklarla donatılmış. Alarm çaldığında 30 dakikada içinde kamaralar boşaltılıyor. Kamaralara 2 saat içinde denizden kıyı emniyetinin hızlı botları ile personel (Doktorlar Hemşireler ilaç v.s.) getiriliyor bu arada gemi halatlarını teklemiş vaziyette. Alarm dan 3 saat sonra halatlar mola ve Marmara Denizi nin en uzak köşesine 6 saatte (Gelibolu 130 nm)hasta 2000 hasta kabulune hazır. İşte bu olay mucize değil , yaptığı işe göre pahalı da değil.



Umarım birileri ilgilenir benim sesim bu kadar çıkıyor.



Bu sene okuldaki son senem , okuldaki mecburi hizmetim doldu ama ne zaman istenirse, bana kazandırdıkları için kendimi hep borçlu hissettiğim okulumun emrine amade olacağım. Bu geminin tekrar çalışması için de çabam devam edecek.



Kpt. Mustafa CAN



Prof.Dr. Aydın ŞALCI 10 yıl önce
İTÜ Denizcilik Fakültesi Öğretim Görevlisi Kaptan Sn. Mustafa CAN'ı bu konuyu tekrar gündeme getirdiği için kutluyorum. 2005-2008 yılları arasındaki yaklaşık 3,5 yıllık dekanlığım süresinde geminin Fakülte'ye en iyi şekilde hizmet verebilmesi için birçok alternatif proje üzerinde çalıştık. Bunların içinde olabilecek (en fizibıl) proje, Kaptanın da dediği gibi özellikle bir Deprem sırasında (Allah korusun) yaralılara hizmet verebilecek bir hastahane ve lojistik destek gemisi fikridir. Gemi Fakülte açığında denizde 8-9 yıl adeta kaderine terkedildi. İTÜ Denizcilik Fakültesi sahil tesisleri inşaatının tamamlanması ile, 360 metre boyundaki mendirekte bulunan yaklaşık 2 dönümlük bir alanı olan iskeleye romorkör eşliğinde getirilerek bağlandı, 3 yıldır orada ve ilk defa olarak öğrencilere yatakhane (yurt)hizmeti (özellikle SUNY öğrencileri-

ne)vermektedir. Maddi durumu uygun olmayan öğretim görevlileri kamaralarda kalabilmektedirler. Denizcilik şirketlerinin bağış ve yardımları ve Kaptan Mustafa CAN'ın üstün gayretleri ile geminin epey kamarası yenilenmiş ve hizmete açılmıştır.

Öğrenciler özellikle makina derslerinde gemiyi bir laboratuvar olarak kullanabilmektedirler.

Sonuç olarak; bu efsane gemi 3-5 milyon dolar gibi bir rakama pırıl pırıl yepyeni bir hale sokulabilir.

1) Deprem sürecinde lojistik destek ve hastahane gemisi,

2) Normal zamanlarda yurt (yatakhane) gemisi ve uygulamalı ders-

lerde laboratuvar olarak,

3) Ve tüm bunların dışında muhteşem bir Denizcilik Müzesi olarak

değerlendirilebilir. Üstelik sadece İTÜ Denizcilik Fakültesi'

nin bir müze gemisi değil, Türk Denizciliğinin bir müzesi ol-

mak ona çok yakışır.

Bu arada unutulmamalıdır ki; diğer bir efsane gemi, MTA Sismik I

eğitim ve araştırma gemisi yaklaşık (en fazla) 1 milyon dolarlık kendisini kurtaracak bir bütçe için 3 yıldır mendirekte

ki iskelesinde ve personeli ile sabırsızlıkla beklemektedir.

Son Balık Gününde okul gemisi sözü veren Sn. Ulaştırma Bakanı kanımca önce bu alternatif çözümleri göz önüne almalıdır. Bu De-

nizcilik Tarihimize mal olmuş şanlı gemileri layık oldukları şe-

kilde geri kazanmalıyız.

Saygılarımla...
Deniz Erenler 10 yıl önce
Yetmisli yillarda Babam uzun yillar Akdeniz gemisinde 3.kaptanlik yapti.

Yaz tatillerinde Avrupa Seferlerine, Annemi, beni vede 1 yas ufak erkek kardesimide

Alirdi. Istanbul”dan kalkan gemi, once Izmir, Arkasindan Yunanistanin Pire limani,

Sonra Italyanin Napoli, Genova, Fransanin Marsilya vede en son Ispanyanin Barselona

Limanina ugrar, sonra ayni guzergahdan donus yapardi. Geminin ortada olan ana yasam

Mahallinin onunde vede arkasinda ambarlar vardi. Istanbuldan Marsilyaya torbali findik

Tasindigini hatirliyorum cunku tahliye eden isciler bu torbalari patladir, ganimetten suspayi

Bizede ikram ederlerdi.Bazen ambarlarin icinde veya ustune baglanip arabalarinda tasindigini

Hatirliyorum. Yazin Akdeniz ve Karadeniz (esi) gemileri donusumlu olarak bu hatta calisirdi.

Bir keresinde Barselonada birinden inip digeri ile dondugumuzu hatirliyorum. “Pension Garibe” diye bir yerde kalmistik. Sahibi Turkiyede gitme bir vatandas idi.



Gemide herkese yaramazlikdan illallah dedirtirdik. Babamda bizi Habesi bir bas kamarot (purser) vardi, lakabida “Arap ..” birseydi, onunla korkutup sindirmeye calisirdi (yaramazlik yaparsaniz bu adam sizi yer ....gibisinden) ama adamcagiz birakin korkunc olmayi cok seker bir insandi, ustelikde bizi cok severdi. Zaten calisanlar bizi severler, hatta bize hediyeler alirlardi. Bir keresinde, Napolide babamla annem bizi gemide birakip sahile gezmeye gitmislerdi, bizim gemide sikildigimizi goren gemi personelinden biri, bizi iskeledeki “Madamin yerine” goturup orda catapat tabancasi almisti. Gemiye dondugumuzde kapida bekleyen Italyan Jandarmasini gecince acep nasil calisiyor diye iki el silah cekince, kapali ortamdan olsa gerek, ortalik inim inim inlemis, Jandarma korkudan (gercekten) havaya firlamis, sonrada silahini alip bizi geminin koridorlarinda dakikalarca kovalamisti. O kucuk kafamla gercekten bizi oldurecek zannetmistim, son dakkada gene bir gemi personeli bizi kurtarmisti. Italyada bir seyyar satici vardi, gemi girisine bavulu getirir acar, icinde renk renk kravatlar olur, herkes donuste tanidklara hediye olur diye beser onar alirdi. Genova”da pazarda carsicilar Turkce konusur (kapalicarsi gibi) butun personeli isimleri

İle tanir, colukcocugun hatrini sorardi. Burdan don, faniladan tutun, aglayan pilli bebeklere, cocuk bisikletleri, elektronik esyalar, blucinler vesair alinir, parasi odenir, sonra bunlar gemiye teslim edilirdi. Tanidiklari gemi personeline pek degilde, gemideki yolculara kazik atarlardi. Taxfree diye son dakika kamyonetle gemi kalkarken teslim edilen mallarin paketli oldugu bazi kutularin bos ciktigini bilirim. Personel aldigi bu mallari Istanbula geldiginde bir sekilde cikarir, Salipazarinda tanidigi dukkanlara (genelde siparisleri verenler) teslim ederlerdi. Boylece maasin yaninda ucbes kurus daha kazanmis oluyorlardi.



Gemide 5 caylarinin verildigi salonlar olur, burda canli muzik calan (Jazz) orkestralari olurdu,

3-4 kisiden olusan bu orkestralarda gitaristin eli alcida felan tipler vardi. Italya limanlarina gelindiginde, bunlari bir suru elektronik muzik aleti almis gemiye tasirken gorurdun. Ama cayini icerken, ozellikle Messina bogazi gecisinde “Dimtis Dimtis” muzik gercekten cok hostu.



Gemide en guzel sey, yemek saatleri idi. Cagri muzigi “Uskudara gider iken aldida...” ardindan biz birinci mevkide Kaptanin buyuk masasinda yerimizi alirdik. Beyaz ortuler, peceteler, gumus catal bicak takimlari, DenizYollari armasi islenmis guzelim porselen tabaklarda, 3 course menu.. onden corba, sonra ara yemegi, ardindan ana yemekler (buguda

Levrekler vesair) ardindan meyve veya tatli vede en son kahve. Servis yapan beyaz elbiseli,

Beyaz eldivenli garsonlar masa basinda bekler, sigarasini yakacak olana hemen ates (cakmak)

Uzatirdi. Hep bu gemideki ascilar dunyanin en iyi ascilari olmali diye dusunurdum.



Gemide yapacak pekbirsey olmadigindan (hava guzelse arka ambar ust kismi kapatilir vede havuz yapilirdi, orda yuzer eglenirdik, yoksa kopruustune cikar nobettekilerle vakit gecirir,

Yada birader ile saklanbac oynar, geminin korkunc gurultulu makina dairesinin en olmadik

Yerlerine bile saklanirdik. Geceleri ahsap guvertesinin ustunde kosarken cikardigimiz sesden

Yolcular uyanir bize kizarlardi.) yemek saatini iple cekerdik.



Geminin basustunden asagiya egilip gemiye eslik eden yunuslari seyrederken cok

Eglenirdik. Marsilya/Barselona gecislerinde uzaktan su fiskirtan balinalarida gordugumuz

Olurdu, saatlerce onlari seyrederdik.



Yani, Allahi var, babam sayesinde belkide en cok biz bu geminin (daha dogrusu gemilerin cunku gezdigimiz gemiler arasinda hatirladiklarim, Karadeniz/Izmir/Ege/Iskenderun/Samsun –eski- “u , ayrica sonradan Truva ve Istanbul”u hatirliyorum) tadini cikarmisizdir !!



Anilar deyince nerdeyse 40 sene evvelki o guzel gunler aklima geldi.



Saygilar

Deniz Erenler



mustafa erbaş 10 yıl önce
Yukardakı yorumlara katılıyoerum.Evet bu gemı Türkıyenın tarıhı gururu olan son gemı fakat ne yazıkkı bu ulkede ATAMIZIN gemısı SAVORONA bıle hurdaya satılmaktan son anda Sn.Kahraman Sadıkoglu sayesınde kurtuldu.Fenerbahçe vapuru da Sn.Rahmı KOÇ Sayesın de muzede olumsuzlestı.Barı devlet hıc olmaz sa bu gemıyı ayakta tutsun Buyuk TC ıcın 3-5 mılyon usd nedırkı

Italyanların amerıca vespucı gemısı nasıl ayakta sefer yapıyor egıtım yapılıyorsa AKDENIZ de yapmalı .Bunun ıcın benım onerım bakanlıgın bu gemıye tıcarı falıyet te bulunabılır kararı cıkartması ve gemının fakulte tarafından ısletılmesı hem gemı masraflarını cıkarır hem fakulteye gelır getırır.aynı zaman da talebeler de bu esnada egıtım gorurler.

Mustafa ERBAŞ
12°
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?