banner242

banner176

banner246

banner191

banner249

banner148

banner145

banner179

banner248

banner243

Denizcilikte çığ gibi büyüyen 'ruh sağlığı' sorunu!

Ruh sağlığı sorununun kendini özellikle son zamanlarda ortaya çıkan Covid-19 kısıtlamalarının da eklenmesiyle denizcilik endüstrisinde daha fazla göstermesine ve uzun seferlerin geçmişten bugüne denizcide yarattığı psikolojik yükün bariz etkisine rağmen akıl sağlığı konusu özel bir odak noktası olmuyor.

DÜNYA 18.05.2021, 11:10 18.05.2021, 14:59 Halit Emre İbrahimoğlu
276
Denizcilikte çığ gibi büyüyen 'ruh sağlığı' sorunu!

Yıllardır göz ardı edilen ve tabu olarak kabul edilen ruh sağlığı sorunu kendini özellikle son zamanlarda denizcilik endüstrisinde gösteriyor. Denizdeki uzun seferlerin psikolojik yükü ve bunun denizcinin zihinsel sağlığı üzerindeki bariz etkisine rağmen, akıl sağlığı konusu hiçbir zaman özel bir odak noktası olmadı. Devam eden Covid-19 kısıtlamalarıyla ise, denizcilikte yaşanan psikolojik sorunlar her zamankinden daha fazla aciliyet arz ediyor. 

Tapiit Live CEO'su Richard Turner'ın Splash247 isimli haber sitesinde yayınlanan ''Denizde Refahı Sağlamak için Karşılaştığımız Zorluklar Hakkında'' başlıklı yazısı denizcinin ruh sağlığı sorununa değiniyor.

Görünmez bir kriz

Potansiyel virüs salgını tehditi nedeniyle ülkelerin gemilerin yanaşmasına ve mürettebat değişikliğine kısıtlama getirmesi çok sayıda denizcinin gemilerinde mahsur kalmasıyla sonuçlandı.

Shell, BP, Unilever ve Rio Tinto (ülkemizde de İMEAK DTO, KOSDER ve Türk P&I) dahil 600'den fazla şirket, kurum ve kuruluş tarafından imzalanan Neptün Bildirgesi, mürettebat değişikliği krizinin üstesinden gelmek için gereken bazı eylemlerin ana hatlarını çiziyor ve bunun yanında denizdeki uzun seferlerin fiziksel ve zihinsel sonuçlarına atıfta bulunuyor. Bu nokta, Jamaika Denizcilik Endüstrisi (MAJ) tarafından da yineleniyor. Denizcilerin gemilerinde mahsur kalmasıyla sonuçlanan başka bir sürece girilmesi yerine, yorgun mürettebatın sektörü terk etmeye karar vermesi durumunda krizin denizci kıtlığı yaratma riski taşıdığı konusundaki uyarılar da artarak devam ediyor.

Uzun vadeli sorunlar

Açıkça görülüyor ki, denizlerde acil bir kriz yaşanıyor, ancak denizcilerde görülen ruh sağlığı sorunları, salgının öncesine tarihlenen bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Kısmen araştırma eksikliğinden dolayı sorunun tam kapsamını ölçmek zor olsa da, bununla birlikte, Helen Sampson ve Neil Ellis tarafından 2019'da yapılan araştırmada, denizciler arasında diğer mesleklere kıyasla daha yüksek düzeyde psikiyatrik bozukluklar oluştuğuna işaret eden sonuçlar tespit edildi. Öyle ki 2016'da denizcilerin % 37'sine yakınının ruh sağlığında bir bozulma yaşandığı belirtiliyor.

İntihar oranları hakkında yapılan çalışmalar endişe veriyor

İntihar oranlarını doğru bir şekilde belirlemek zor olsa da, bu amaçla yapılan birkaç çalışma endişe verici sonuçlar sağlıyor. Robert T.B. Iversen'in tespit ettiği, 1986-2009 Birleşik Krallık filosunda % 3,8'lik bir intihar oranına karşın, Roberts ve ekibi 2011 Birleşik Krallık filosunda %1,2'lik bir intihar oranı ortaya koyarken, 1986-2011 Danimarka filosunda Borsch ve ekibinin yaptığı analiz sonucu karşımıza %11'lik intihar oranı olarak çıkıyor. Araştırmacılar denizciler arasında intiharın ciddi bir endişe olduğunun 'tartışılmaz' olduğunu savunuyorlar.

Çalışmalar açıkça var olan bir sorunu işaret ediyor. Ancak denizdeki yaşamın anlaşılması belki de empati kurarak kolaylaşacaktır. Denizciller yabancılarla dolu küçük bir mekanda ailelerinden ve arkadaşlarından uzakta aylar geçirirler. Genellikle de yüksek sesler nedeniyle uyku yoksunluğu yaşarlar. Bu, sözleşmeli çalışmayla gelen iş güvensizliği ile birleştiğinde, yukarıdaki bulguların yalnızlığın, kaygının ve depresyonun denizcilerin arasında toplumun geri kalanından daha yaygın olduğunu ortaya koyması şaşırtıcı bir sonuç olmayacaktır.

Çağın sorunlarına geleneksel çözümler

Her ne kadar eğitimler konusunda sekötürde adımlar atılsa da, şu anda mahsur kalan 400.000 ve her yıl sefere çıkan milyonlarca denizcinin akıl sağlığını desteklemek için verilecek eğitimlerin iyileştirilebileceği yolları keşfetmek gereklidir.

Başlangıç ​​olarak, akıl sağlığı eğitiminin odak noktası kaygı ve depresyon belirtilerinin nasıl tespit edileceği ve nasıl karşılanması gerektiği gibi faktörlere odaklanılmalıdır. Onlara, başa çıkma mekanizmalarını, farkındalığı öğreterek ve açık sohbeti teşvik ederek, problemler ortaya çıktıkça mücadele etmek için çok daha geniş bir cephanelik sağlanabilir, bunun yanında hafifletici ve önleyici tedbirler arasındaki mevcut kopukluk önlenebilir.

Teknolojinin rolü

Yeni teknolojiler ayrıca ruh sağlığı eğitiminde yeni sınırların belirlenmesini sağlıyor. Bu noktada çözüm e-öğrenme olmuştur. Artık modüller dünyanın dört bir yanındaki gemilere canlı olarak aktarılabiliyor ve bu da gemileri limana girmeye zorlamadan yüz yüze öğrenim sağlayan interaktif oturumlara izin veriyor. Teknoloji nedeniyle denizciler, iş arkadaşlarıyla gittikçe daha az etkileşime girerek, ironik bir şekilde, yakın çevrelerindeki dünyadan kopuk kalabiliyor. Yapılabilecek bu canlı online eğitimler sadece ekip arkadaşlarını bir araya getirmek için bir şans olmakla kalmayıp, aynı zamanda açık ve dürüst bir sohbeti teşvik etmek ve mümkün kılmak için de bir fırsat doğuracaktır.

Bu nedenle, belki de çözüm tam da gözümüzün önünde, bu modern dünyayı ayakta tutan ve okyanuslar ile kıtalar arasındaki boşlukları tek bir tuşla dolduran ekranlarda, sistemlerde ve uydulardadır.

Kaynak: DenizHaber.Com Özel Haber
Yorumlar (0)
16
az bulutlu
Günün Karikatürü Tümü